sektörmaden 2026 Mart Sayısı
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler, Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18 Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42 Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52 Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı, yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler,
Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir
değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı
Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18
Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon
madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42
Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek
temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52
Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı,
yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları
Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
MAKALE
MAKALE
4. Atık barajı projelendirme aşamaları
Atık barajlarının projelendirilmesine ilişkin temel ilkeler,
US EPA (1994), ANCOLD (2019) ve benzeri uluslararası
teknik rehberlerde ayrıntılı biçimde açıklanmaktadır.
Ülkemizde ise maden atık barajları 15 Temmuz 2015 tarih
ve 29417 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maden
Atıkları Yönetmeliği ile 25 Kasım 2014 tarih ve 29186
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi
(ÇED) Yönetmeliği kapsamında ele alınmaktadır.
Bu bölümde sunulan proje aşamaları, risk temelli
ve yaşam döngüsü odaklı bir yaklaşımla özetlenmiştir.
4.1. Yer seçimi
Atık barajı yer seçimi, baraj güvenliğini belirleyen en
kritik aşamalardan biridir. Bu aşamada, barajın uzun
vadeli performansını etkileyebilecek jeolojik, hidrojeolojik,
hidrolojik ve topoğrafik koşullar bütüncül bir
yaklaşımla değerlendirilmelidir. Yer seçimi sürecinde
bölgesel jeoloji ve tektonik yapı, zemin ve kaya birimlerinin
mühendislik özellikleri, yeraltı suyu akım yönleri,
yüzeysel drenaj özellikleri, taşkın potansiyeli ve heyelan
tehlikesi dikkate alınmalıdır. Ayrıca mansap bölgesinde
yer alan yerleşimler, altyapı unsurları, su kaynakları
ve ekosistemler değerlendirilerek olası yıkılma senaryolarının
çevresel ve toplumsal etkileri önceden analiz
edilmelidir. Bu aşamada yapılacak risk temelli değerlendirmeler,
alternatif alanların karşılaştırılmasına ve en
uygun yerin seçilmesine olanak sağlar.
4.2. Atık barajı aks yerinin jeoteknik ve
hidrojeolojik araştırmaları
Baraj gövdesi ve temelinin jeoteknik ve hidrojeolojik
özellikleri, yapısal bütünlük, işletme güvenliği ve
çevresel risklerin kontrolü açısından belirleyicidir. Bu
nedenle saha araştırmaları, deneysel çalışmalar ve mühendislik
analizleri ile desteklenmelidir. Temel zemin ve
kaya birimlerinin taşıma gücü, deformasyon özellikleri
ve süreksizlik yapıları ayrıntılı olarak belirlenmeli; oturma,
farklı oturma ve kesme dayanımı parametreleri uzun
vadeli duraylılığı etkileyecek şekilde analiz edilmelidir.
Zayıf zonlar, ayrışmış kayaçlar ve dolgu birimleri uygun
iyileştirme yöntemleri ile ele alınmalıdır.
Sızma mekanizmaları; geçirgenlik dağılımı, tabaka sürekliliği
ve çatlak sistemleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Sızmanın kontrolü için kil çekirdek, membran
kaplama, drenaj zonları, filtreler, saplama hendekleri ve
enjeksiyon perdeleri gibi yapısal önlemler tasarlanmalıdır.
Baraj şevleri, inşaat, işletme ve kapatma aşamalarında
statik ve dinamik (deprem) koşullar altında analiz
edilmelidir. Baraj gövdesi ve temeli ile çevredeki yeraltı
suyu arasındaki etkileşim ortaya konulmalı, yeraltı suyu
seviyelerindeki değişimlerin stabilite ve sızma üzerindeki
etkileri değerlendirilmelidir.
Piezometreler, inklinometreler, yüzey deformasyon ölçüm
sistemleri ve sızma gözlem yapıları kurulmalıdır.
İzleme sonuçları, tasarım varsayımlarının doğrulanması
ve gerektiğinde işletme ve tasarım önlemlerinin güncellenmesi
amacıyla kullanılmalıdır.
4.3. Göl alanında jeoteknik ve hidrojeolojik
araştırmalar
Baraj göl alanı, işletme güvenliği ve çevresel etkiler
açısından kritik bir bileşendir. Göl tabanının geçirgenliği,
yamaçların duraylılığı (stabilitesi) ve mevcut arazi
kullanımı ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir. Yamaç
stabilitesi büyük ölçüde bölgenin litolojik ve yapısal
özelliklerine bağlıdır.
Sanat yapıları (giriş yapısı, geri dönüş hattı ve dolusavak
sistemi), tasarım kriterleri ve işletme koşulları dikkate
alınarak projelendirilmelidir. Baraj gövdesi için gerekli
dolgu malzemesinin uygun olması hâlinde doğrudan göl
alanından temin edilmesi mümkündür. Bu yaklaşım depolama
kapasitesini artırmakta, taşıma mesafesini azaltmakta
ve ekonomik açıdan avantaj sağlamaktadır.
Vadi tipi atık barajlarında drenaj havzasından kaynaklanacak
yüzeysel akış hacmi, taşkın debileri ve sediment
yükünün baraj performansı üzerindeki etkisi kritik öneme
sahiptir. Ayrıca öngörülemeyen taşkın debilerinin
gövde üzerinden aşarak risk oluşturmaması için yeterli
güvenli depolama hacmi (emniyet payı/freeboard) bırakılmalıdır.
4.4. Atık barajı mansabı ve olası etki alanları
Mansap tarafında gelişebilecek sızma, iç erozyon, oturma,
şev duraysızlığı ve olası yıkılma senaryolarının
etkilerini azaltacak önlemler yer seçimi ve ön tasarım
aşamasında ele alınmalıdır. Mansap risklerinin erken tanımlanması
ve yönetilmesi, baraj güvenliği için temel
unsurdur. Olası yıkılmalarda etkilenecek arazi kullanım
türleri detaylı biçimde belirlenmelidir. Yerleşim alanları,
sanayi tesisleri, ulaşım ve iletim hatları, kritik altyapı
5. Veri yönetimi ve adaptif risk yönetimi
Periyodik veri toplama, değerlendirme ve yorumlama
süreçleri barajın inşaat ve işletme süresi boyunca ve kapatma
sonrası kritik öneme sahiptir. İzleme sonuçları,
risk analizlerinin güncellenmesi, işletme, bakım ve acil
durum planlarının yenilenmesinde kullanılmaktadır. Bu
yaklaşım, kriz durumlarında zamanında müdahale kapasitesini
artırır.
Baraj gölüne atık malzemenin sürekli aynı noktadan verilmesi
dengeyi bozabilir. Bunu önlemek amacıyla atık
malzeme borusunun yeri atıktaki katı malzeme ile atık
6. Sonuç ve gelecek perspektifleri
unsurları, su kaynakları, tarım alanları ve doğal alanlar
tehlike ve risk çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Hidrolik modellemeler ile etki alanları nicel olarak tanımlanmalı
ve mansapta çok bileşenli bir izleme ağı kurulmalıdır.
Bu ağ; sızma ölçümleri, yeraltı suyu seviyeleri,
yüzey deformasyonları ve su kalite parametrelerini
kapsamalıdır. Eşik değerler tanımlanarak erken uyarı
sistemleri oluşturulmalıdır.
suyun depolanması gözlenerek değiştirilmelidir. Her
türlü olasılığa karşı, baraj gölü yüzeyinde bir sal ve üzerinde
seyyar pompa bulundurulmalıdır.
Mansap önünde, sedde dışında sızıntı kontrol havuzu
açılması önemlidir. Buradan alınacak su örneklerinde
dönemsel kimyasal analiz yapılması yararlı olur.
Baraj gövdesinin bütünlüğünün bozulmasını kontrol
amacıyla sedde ve yan duvarlar üzerine ölçüm istasyonları
kurularak günlük deformasyon ve yer değiştirmeler
on-line izlenmelidir.
Madencilik faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan atıkların güvenli biçimde depolanması, çevrenin korunması ve
insan yaşamının güvenliği açısından kritik bir sorumluluktur. 1960–2025 dönemine ait veriler, atık barajı kazalarının
büyük bölümünün tasarım, planlama ve işletme aşamalarındaki eksikliklerle ilişkili olduğunu ortaya
koymaktadır. Bu durum, söz konusu risklerin önemli ölçüde önlenebilir olduğunu göstermektedir.
Deprem, aşırı yağış ve heyelan gibi doğal etkenler yıkılma süreçlerini tetikleyebilse de, hasarın boyutu çoğunlukla
yetersiz zemin etütleri, eksik drenaj sistemleri, hatalı su yönetimi ve zayıf denetim mekanizmalarıyla
bağlantılıdır. Güvenli bir atık barajı; uygun yer seçimi, sağlam mühendislik tasarımı, etkin su yönetimi, sürekli
izleme ve bağımsız teknik denetim süreçlerinin bir bütün olarak uygulanmasıyla mümkündür.
Susuzlaştırma ve kuru istifleme gibi alternatif depolama yöntemleri, özellikle yüksek yağış ve deprem riski
taşıyan bölgelerde daha güvenli seçenekler sunmaktadır. Ancak hangi yöntem tercih edilirse edilsin, risk odaklı
tasarım yaklaşımı ve şeffaf yönetim anlayışı temel gerekliliklerdir.
Türkiye’de atık barajları, Maden Atıkları Yönetmeliği (2015) kapsamında düzenlenmektedir. Ancak güvenliğin
yalnızca mevzuata uyumla değil, sürekli sorgulama, izleme ve bağımsız denetim kültürüyle sağlanabileceği unutulmamalıdır.
Bu bağlamda, International Council on Mining and Metals tarafından yayımlanan Küresel Atık
Depolama Tesisleri Yönetimi Endüstri Standardı (GISTM, 2020) ile uyumlu raporlama ve bağımsız gözden geçirme
uygulamalarının yaygınlaştırılması, atık barajlarını potansiyel bir çevresel risk olmaktan çıkarıp kontrol
edilebilir, izlenebilir ve hesap verebilir mühendislik yapıları hâline getirecek en güçlü araçlardan biridir.
22 | SEKTÖRMADEN 2026 OCAK, ŞUBAT, MART
SEKTÖRMADEN 2026 OCAK, ŞUBAT, MART | 23