sektörmaden 2026 Mart Sayısı
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler, Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18 Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42 Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52 Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı, yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler,
Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir
değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı
Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18
Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon
madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42
Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek
temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52
Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı,
yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları
Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
TÜRKİYE’DEN HABERLER
Onun katkısının en özgün taraflarından
biri ise doğal taşı tasarım, sanat
ve kültürle kurduğu ilişkidir. Taşı
yalnızca bir yapı malzemesi olarak
değil, bir ifade aracı olarak ele aldı.
Uluslararası sergiler, bienaller ve tasarım
etkinlikleri aracılığıyla Türk
doğal taşının görünürlüğünü artırdı.
Bu girişimler, sektörün “ham madde”
algısından uzaklaşarak katma
değerli üretim ve tasarım ekseninde
konumlanmasına katkı sağladı.
Bu yaklaşımın doğal bir uzantısı
olarak, 2019 yılında üniversitelerde
gerçekleştirilen mozaik atölye çalışmaları
da dikkat çekici bir örnek
oluşturdu. Eğitimle üretim arasında
köprü kurmak, onun zihninde stratejik
bir konuydu. Çünkü kalıcı dönüşüm,
yalnız şirketlerin değil, ekosistemin
dönüşümüdür. Gençlerin
taşla erken temas etmesi, zanaatın,
teknolojinin ve tasarımın aynı masada
nasıl konuştuğunu görmesi sektöre
yeni bir dil kazandırır. Erdoğan
Akbulak, taş sektörünün geleceğini
yalnız bugünün siparişleriyle değil,
yarının kültürüyle kurma fikrine yakındı.
Bu nedenle bilgi paylaşımını
ve öğreticiliği, kişisel bir erdem olduğu
kadar sektörel bir sorumluluk
olarak da taşırdı.
Milano Tasarım Haftası gibi platformlarda
yer almak, bu vizyonun
önemli bir parçasıydı. Bu tür alanlar
yalnızca bir tanıtım zemini değil,
aynı zamanda sektörün kendini
geliştirdiği ve yeniden tanımladığı
bir etkileşim alanı oldu. Tasarım ile
üretim arasındaki bağın güçlenmesi,
sektörde yeni bir düşünme biçiminin
oluşmasına katkı sağladı ve doğal
taşın mimarlık ve tasarım dünyasındaki
yerini güçlendirdi.
Sürdürülebilirlik konusu da onun
yaklaşımında önemli bir yer tutuyordu.
Doğal taşın doğallığı tek başına
yeterli değildi. Üretimden uygulamaya
kadar tüm süreçlerin birlikte
değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyordu.
Özellikle kaynak verimliliği
ve âtıl malzemenin değerlendirilmesine
yönelik yaklaşımı, sektörde
giderek daha fazla önem kazanan bir
perspektifi işaret ediyordu ve doğal
taş üretiminde daha sorumlu bir anlayışın
gelişmesine katkı sağladı.
Erdoğan Akbulak’ın ardından geriye,
Türk doğal taş sektöründe üretimden
tasarıma, kaliteden markalaşmaya
uzanan daha bütünlüklü bir
yaklaşımın izleri kalmıştır. Bu yaklaşım,
yalnızca bir dönemi tanımlamakla
kalmamış; sektörün bugününü
ve yarınını şekillendiren temel
referanslardan biri haline gelmiştir.
32 | SEKTÖRMADEN 2026 OCAK, ŞUBAT, MART