12.04.2026 Görüntülemeler

sektörmaden 2026 Mart Sayısı

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler, Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18 Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42 Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52 Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı, yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler,
Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir
değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı
Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18
Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon
madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42
Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek
temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52
Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı,
yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları
Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

DÜNYADAN HABERLER

DÜNYADAN HABERLER

Kritik minerallerde küresel tedarik

zinciri yeniden şekilleniyor

Ümit Dertli

Sektörmaden Dergisi Editörü

Enerji dönüşümü ve dijital teknolojilerdeki büyüme,

kritik minerallere olan talebi hızla artırıyor. Uluslararası

Enerji Ajansı’nın (IEA) 2025 tarihli Critical Minerals

Outlook raporuna göre, elektrikli araçlar ve enerji depolama

sistemleri nedeniyle lityum talebinin 2030’a kadar

yaklaşık 8 kat, nikel talebinin 2–3 kat, nadir toprak

elementleri talebinin ise 3 kat artması bekleniyor. Aynı

raporda, temiz enerji teknolojilerinin toplam mineral talebindeki

payının 2040’a kadar %40’a yaklaşacağı belirtiliyor.

Bu artış, üretimden işleme kapasitesine, stoklamadan

uluslararası iş birliklerine kadar tedarik zincirinin

tüm aşamalarında yeni politika ve yatırım kararlarını

tetikliyor.

Uluslararası iş birlikleri ve tedarik

girişimleri

G7 ülkeleri öncülüğünde derinleşen Mineral Güvenlik

Ortaklığı (MSP), kritik mineraller pazarında tekelleşmeye

karşı stratejik bir “alıcılar kulübü” modelini hayata

geçiriyor. Üretimin belirli coğrafyalarda yoğunlaşmasından

kaynaklanan riskleri yönetmeyi hedefleyen bu

girişim, şeffaf ve dirençli alternatif arz koridorları inşa

etmeye odaklanıyor. MSP, sadece hammadde teminiyle

sınırlı kalmayıp, üye ülkeler arasında ortak finansman

ve yüksek çevresel standartları teşvik ederek küresel

enerji dönüşümünü “güvenilir tedarik ağları” üzerinden

güvence altına almayı amaçlıyor.

Öte yandan, ikili iş birlikleri de hem artıyor, hem derinleşiyor.

Reuters’in aktardığına göre, ABD ile Japonya

arasında imzalanan yeni anlaşma, batarya metallerinde

sadece tedarik değil, ortak proje finansmanı ve teknoloji

paylaşımını da kapsıyor.

Avrupa Komisyonu’nun verilerine göre AB, 2030 yılına

kadar kritik hammaddelerde yıllık tüketiminin en az

%10’unu yerli üretimden, %40’ını ise Avrupa içinde işleme

kapasitesinden karşılamayı hedefliyor. Bu kapsamda

Avustralya ile yapılan anlaşmalar, özellikle lityum

tedarikinde çeşitlendirme amacı taşıyor.

2026’nın ilk çeyreğinde kritik mineraller alanında farklı

coğrafyalarda yeni iş birliği anlaşmaları da yapıldı. Tacikistan

ile Birleşik Krallık arasında, kritik minerallerin çıkarılması

ve işlenmesini kapsayan mutabakat zaptı taslağı

Tacikistan tarafından onaylandı. Söz konusu girişimin,

üretimin sınırlı sayıda ülkede yoğunlaşmasından kaynaklanan

tedarik risklerini azaltmayı hedeflediği belirtiliyor.

Kanada ile Avustralya arasında ise kritik mineraller alanındaki

iş birliği yeni anlaşmalarla genişletildi. İki ülke

birlikte küresel lityum ve uranyum üretiminin yaklaşık

üçte birini, demir cevheri üretiminin ise %40’tan fazlasını

karşılıyor. Reuters’a göre Avustralya’nın 1,2 milyar

Avustralya doları tutarında kritik mineral stok programı

da devreye alındı.

Asya ve Latin Amerika hattında Hindistan ile Brezilya

arasında imzalanan anlaşma, demir cevheri tedarikini

güvence altına almayı hedefliyor. Brezilya’nın rezervleri,

Hindistan’ın artan çelik talebi açısından kritik önemde.

Brezilya aynı dönemde Güney Kore ile de kritik

mineraller ve teknoloji alanlarını kapsayan iş birliğini

genişletme kararı aldı; nadir toprak elementleri ve nikel

yatırımları bu kapsamda öne çıkıyor.

Avrupa Birliği’nin Vietnam ile imzaladığı Kapsamlı

Stratejik Ortaklık Anlaşması ise kritik hammaddeler ve

yarı iletkenler başta olmak üzere tedarik zincirlerinde ticaret

ve yatırımın artırılmasını hedefliyor (S&P Global).

Stoklama politikaları ve kamu

müdahalesi

Kritik minerallerde arz güvenliği endişeleri, devletlerin

doğrudan müdahalesini artırdı. ABD, 2026 yılı başında

Savunma Üretim Yasası kapsamında kritik mineraller

için milyarlarca dolarlık finansman programı başlattı.

Program, özellikle lityum, kobalt ve grafit projelerine

yatırım ve stok oluşturmayı içeriyor.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) verilerine

göre, küresel kobalt üretiminin yaklaşık %70’inin

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde, nadir toprak

elementleri üretiminin ise %60’tan fazlasının Çin’de

gerçekleşmesi, Batılı ekonomileri “ortak stoklama mekanizmaları”

geliştirmeye itiyor. Avrupa’da Almanya

ve Fransa’nın öncülüğünde geliştirilen ortak stoklama

mekanizmalarının, özellikle otomotiv ve enerji sektörlerinde

üretim sürekliliğini sağlamayı hedeflediği Reuters

tarafından aktarılıyor.

IEA verileri, lityum, nikel ve nadir toprak elementlerinin

enerji dönüşümünde kritik rolü nedeniyle stoklama politikalarında

öncelikli konumda olduğunu ortaya koyuyor.

İşleme kapasitesi, güvenlik ve yeni

kaynak arayışları

Batı’da rafinasyon atağı

Çin’in işleme kapasitesindeki %60-90 arasındaki dominansını

kırmak için ABD ve AB, 2026 yılı itibarıyla milyarlarca

dolarlık hibe ve teşvik paketlerini devreye aldı.

İşte öne çıkan bazı kritik projeler:

ABD (Nevada & North Carolina): Lithium Americas ve

Albemarle, sadece maden çıkarma değil, çıkarılan cevheri

batarya kalitesinde lityum karbonata dönüştürecek

entegre rafinasyon tesislerini 2026 sonunda tam kapasiteye

ulaştırmayı hedefliyor.

Avrupa (Fransa & Almanya): Eramet ve Suez ortaklığı,

Avrupa’nın en büyük “batarya geri dönüşüm ve siyah

kütle (black mass) işleme” merkezini devreye alarak,

Kritik minerallerde değer zincirinin en kritik halkalarından

biri işleme ve rafinasyon aşaması olmaya devam ediyor.

Engineering & Mining Journal’da yayınlanan verilere

göre, nadir toprak elementlerinde küresel rafinasyon

kapasitesinin %80’den fazlası Çin’de bulunuyor. Lityum

kimyasal işleme kapasitesinde bu oran %60’ın üzerinde.

Bu tabloya karşılık, ABD ve Avrupa’da yeni işleme yatırımları

hız kazandı. Avrupa Birliği Kritik Hammaddeler

Yasası (Critical Raw Materials Act) kapsamında,

2030’a kadar kritik minerallerde işleme kapasitesinin en

az %40’ının AB içinde gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

Reuters’in aktardığına göre ABD Savunma Bakanlığı, 13

kritik mineral için yerli üretim kapasitesinin artırılmasını

talep etti. Özellikle Çin’in 2023 ve 2024 yıllarında gallium,

germanium, antimon ve grafit ihracatına getirdiği

kısıtlamalar, bu minerallerin “stratejik silah” olarak kullanımını

ve Batı’daki arz güvenliği arayışını tetikledi.

Öte yandan yeni kaynak arayışları da hız kazandı. Reuters’e

göre ABD yönetimi, Pasifik Okyanusu’nda nikel,

kobalt ve bakır içeren polimetalik nodüller için derin deniz

madenciliği izin süreçlerini hızlandırmaya yönelik

adımlar atıyor. Ancak Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi

(ISA), çevresel kaygılar ve ticari üretimi düzenleyecek

“Madencilik Yasası” (Mining Code) üzerindeki nihai çerçeveyi

henüz tamamlayabilmiş değil.

Dünya Bankası verileri, enerji dönüşümü hedeflerine

ulaşılabilmesi için yalnızca lityum üretiminin 2050’ye

kadar yaklaşık %500 artması gerektiğini ortaya koyuyor.

Bu durum, yeni kaynak arayışlarının ve yatırım ihtiyacının

büyüklüğünü somut biçimde gösteriyor.

rafinasyon ihtiyacının %15’ini döngüsel ekonomiden

karşılamayı planlıyor.

Avustralya (Kwinana): Dünyanın en büyük lityum hidroksit

tesislerinden biri olan Kwinana rafinerisi, kapasite

artırımıyla birlikte Asya dışındaki en büyük işleme

merkezi olma yolunda ilerliyor.

Stratejik Hedef: 2030 yılına gelindiğinde, küresel lityum

ve nadir toprak elementleri işleme kapasitesinde

Batı’nın payının %10’dan %35 seviyelerine çıkarılması

öngörülüyor.

Kaynaklar: Reuters, Bloomberg, mining.com, miningweekly, Engineering

& Mining Journal, AlCircle

58 | SEKTÖRMADEN 2026 OCAK, ŞUBAT, MART

SEKTÖRMADEN 2026 OCAK, ŞUBAT, MART | 59

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!