12.04.2026 Görüntülemeler

sektörmaden 2026 Mart Sayısı

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler, Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18 Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42 Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52 Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı, yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler,
Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir
değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı
Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18
Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon
madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42
Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek
temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52
Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı,
yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları
Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

MAKALE

MAKALE

Madencilik ve cevher

zenginleştirme tesislerinde

su kullanımı, yönetimi ve

sürdürülebilirlik yaklaşımları

Gülşah Güven

Araştırma Görevlisi

İTÜ Maden Fakültesi Cevher

Hazırlama Mühendisliği Bölümü

Madencilik sektörü, modern ekonominin temel taşlarından

olan metal ve minerallerin elde edilmesinde kritik

bir rol oynamaktadır. Ancak bu üretim süreci, su kaynaklarıyla

ayrılmaz ve karmaşık bir bağ içerisindedir.

Özellikle cevher zenginleştirme (konsantrasyon) tesisleri,

tuvenan cevherin ekonomik değeri olan son ürüne

dönüştürüldüğü aşama, suyun en yoğun ve en stratejik

biçimde kullanıldığı operasyonel kısımlardır.

Geçmişte su, madencilik faaliyetlerinde yalnızca operasyonel

bir girdi veya bertaraf edilmesi gereken bir atık

durumundayken günümüzde küresel risk algısında ilk

sıralara yerleşmiştir. Dünya Ekonomik Forumu (WEF),

su kıtlığını küresel ölçekte en yüksek endişe kaynağı

olan sistemik risklerden biri olarak tanımlamaktadır

(Hoekstra, 2014). Bu bağlamda su, maden işletmeleri

için sadece çevresel bir sorumluluk değil, operasyonel

sürekliliği belirleyen stratejik bir varlıktır. Su kaynakları

üzerindeki baskı yeraltı su seviyelerinin düşmesi, nehir

akışlarının azalması ve kirlilik gibi fiziksel etkilerin yanı

sıra, artan arıtma maliyetleri ve yerel topluluklarla yaşanan

çatışmalarla kendini göstermektedir (Northey ve

diğ., 2016).

Prof. Dr. Gülay Bulut

İTÜ Maden Fakültesi

Cevher Hazırlama Mühendisliği

Bölümü

Madencilik sektöründe su tüketimi küresel ölçekte toplam

kullanımın nispeten küçük bir bölümünü oluştursa

da (~%1–4), özellikle su stresi altındaki kesimlerde yerel

su kaynakları üzerinde ciddi tüketim baskısı oluşturmaktadır.

Proses bazında değerlendirildiğinde, flotasyon

ve hidrometalurjik işlemler için su tüketimi cevher türüne

bağlı olarak yaklaşık 0,34–6,27 m³/ton aralığında değişmekte

olup, tipik flotasyon tesislerinde bu değer genellikle

0,34–2,07 m³/ton civarında gerçekleşmektedir.

Bir tesiste suyun yeniden kullanımı ve geri dönüşümü

uygulanmıyorsa, işlenen her bir ton cevher için yaklaşık

1,9-3,0 m 3 su gerekmektedir (Gunson ve diğ., 2012). Ayrıca

madencilik sektöründe su tüketimi, cevherin mineralojik

yapısına, proses tipine ve işletmenin bulunduğu

bölgenin iklimsel koşullarına bağlı olarak büyük değişkenlik

göstermektedir (Northey ve diğ., 2019). Özellikle

düşük tenörlü cevherlerin işlenmesi daha fazla su tüketimine

neden olmaktadır (Mudd, 2008).

Literatürde cevher zenginleştirme tesisleri için sabit bir

su kullanım yüzdesi bulunmasa da mevcut çalışmalar

madencilikte su tüketiminin büyük kısmının (%65–80)

öğütme ve flotasyon içeren konsantrasyon devresinde

gerçekleştiğini göstermektedir. Şekil 1’de, literatürde

bildirilen dağılıma dayanarak madencilik faaliyetlerinde

su kullanımının proses bazında yaklaşık yüzdesel dağılımı

şematik olarak sunulmuştur.

Buna karşılık, modern madencilik operasyonlarında

uygulanan su geri kazanım ve arıtma teknolojileri saye-

Şekil 1. Madencilik faaliyetlerinde su kullanımının

proses bazında yaklaşık dağılımı

sinde suyun büyük bir kısmı yeniden kullanılabilmekte

olup, gelişmiş sistemlerde %95’e varan su geri kazanım

oranları rapor edilmiştir (Gunson ve diğ., 2012; Matebese

ve diğ., 2024).

Cevher zenginleştirme süreçlerinde su boyut küçültme-öğütme

devrelerinde pülp taşıyıcı, flotasyonda fizikokimyasal

bir ortam, hidrometalürjide çözücü ve artıkların

taşınma sürecinde ise iletken bir faz olarak görev

yapar. Bu denli geniş bir kullanım yelpazesi, suyun hem

miktar hem de kimyasal kompozisyon açısından titizlikle

yönetilmesini zorunlu kılmaktadır. Suyun yetersiz yönetimi

sadece çevresel riskler doğurmakla kalmaz, aynı

zamanda tesisin durmasına yol açabilecek operasyonel

riskleri ve toplum nezdindeki “sosyal onay” kaybını da

beraberinde getirir.

Literatürdeki kaynaklar, su yönetiminin maden ömrünün

her aşamasında (planlama, toz baskılama süreçlerinde,

enerji üretim etrafındaki soğutma sistemlerinde,

ekipman yıkama işlemlerinde, fiziksel ve kimyasal

zenginleştirme işlemleri sırasında, işletme ve kapatma)

hidroloji ve su kalitesi üzerinde potansiyel riskler barındırdığını

vurgulamaktadır (Northey ve diğ., 2019). Bu

nedenle, döngüsel ekonomi prensipleri çerçevesinde

“sıfır deşarj” hedefleri ve suyun tesis içinde maksimum

oranda yeniden kullanımı, modern tesislerin temel tasarım

parametresi haline gelmiştir (Vargas ve diğ., 2025).

Pülp içindeki katı oranı (yoğunluk), öğütme verimliliğini

ve enerji tüketimini doğrudan etkiler. Suyun yetersiz

olması değirmen içi aşınmaları artırırken, aşırı su kullanımı

pülpün viskozitesini bozarak boyuta göre sınıflandırma

(siklon vb.) verimini düşürür. Flotasyon ise suyun

en hassas kullanıldığı zenginleştirme işlemidir. Burada

su, mineral yüzeylerinin hidrofobik (suyu sevmeyen)

veya hidrofilik (suyu seven) özellik kazanmasını sağlayan

kimyasal reaktiflerin (toplayıcı, bastırıcı, canlandırıcı,

köpürtücü vb.) taşınmasını ve etkileşime girmesini

sağlar. Bu nedenle flotasyon işlemleri sırasında su kritik

bir öneme sahiptir. Literatürdeki kaynaklar, suyun sertliği

(Ca²+ ve Mg²+ iyonları) ile pH değerinin flotasyon verimi

üzerindeki baskın etkisini vurgulamaktadır (Northey

ve diğ., 2019). Örneğin, devridaim edilen sudaki

biriken artık reaktifler veya çözünmüş iyonlar, mineral

yüzeylerine adsorblanarak değerli mineralin yüzmesini

engelleyebilir ve bu durum da ciddi ekonomik kayıplara

yol açar. Tamamen veya kısmen kapalı devre çalışan

tesislerde ise suyun sürekli devridaim etmesi sodyum

(Na+), kalsiyum (Ca²+), magnezyum (Mg²+) ve sülfat

(SO₄²−) gibi iyonların konsantrasyonunu artırmaktadır.

Elektrolitlerin varlığı, kabarcık birleşmesini engelleyerek

daha stabil ve küçük kabarcıklı bir köpük fazı

oluşturur. Bu durum bazı durumlarda verimi artırsa da

aşırı stabilite selektiviteyi (seçiciliği) bozabilir (Rao ve

diğ., 2017). Ayrıca yeniden kullanılan sudaki karbonat

ve sülfat iyonları, pülpün pH değerini stabilize ederek

reaktiflerin optimum çalışması için gereken pH aralığına

ulaşılmasını zorlaştırabilir.

Su kıtlığı veya kalitesiz su kullanımı, tesislerin tam kapasiteyle

çalışmasını engelleyen “darboğazlar” yaratır.

Kaynaklar, su yönetimi stratejilerinin maden ömrü boyunca

değişen cevher türlerine ve iklim şartlarına uyum

sağlayacak kadar esnek olması gerektiğini göstermektedir

(Vargas ve diğ., 2025). Su stresi altındaki bölgelerde

(örneğin Şili’deki bakır madenleri), maden işletmeleri

yeraltı sularına alternatif su kaynakları aramaktadır. Bu

amaçla, deniz suyunun arıtılarak (desalinizasyon) tesise

pompalanması yaygınlaşan bir uygulama haline gelmiştir.

Ancak bu durum, yüksek enerji tüketimi ve artan

maliyetler gibi yeni zorlukları beraberinde getirmektedir

(Lima ve diğ., 2025; Donoso, 2018).

Ayrıca deniz suyu ile bakır-molibden flotasyonu yapılırken,

molibdenit verimini korumak için çok spesifik pH

ayarlamaları ve iyonik baskılama yöntemleri gerekmektedir

(Rao ve diğ., 2017). Bununla beraber, devridaim edilen

sulardaki artan tuzluluk oranı, ekipmanlarda korozyona

ve tıkanıklıklara neden olarak duruş sürelerini artırır.

66 | SEKTÖRMADEN 2026 OCAK, ŞUBAT, MART

SEKTÖRMADEN 2026 OCAK, ŞUBAT, MART | 67

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!