phantaso4-3

atakanplz

Çanakkale Kültür Sanat ve Magazin Dergisi

Sayı:4

Kadınlar ve Spor Hakkında

Doğru Sanılan

10 Yanlış

Çanakkale Eğlence Hayatı

Mercek Altında

Balkonlarınız için

muhteşem öneriler

Şişkinlik ve

Hazımsızlığa Karşı

7 Tüyo

Çocuk Yaşamında

İlk 1000 Gün

Doğa sporlarıyla ilgilenenler için

harika bir röportaj

AKUT Gönüllüsü

Ahmet Çakır anlatıyor

İndian

Burçları

Moda

Dekorasyon

Kültür Sanat

Sağlık

Simge “Yankı” ile

Phantaso’da


Aydemirler Yatırım olarak

‘’ Doğru Yatırım Uzmanlık İster ‘’

sloganı ile çıktığımız yolun aydınlık olması, tüm iş ortaklarımıza

kazanç sağlanması, yatırımcılara ise kurumsal kimliğimizle

güven vermemiz gibi birçok nedenle tek tercih olma

konumumuzu korumaktayız.

Ismetpasa Mah. Inönü Cad. Saadet Apt.

159/6 Çanakkale

0286 212 97 97 - 0286 212 97 87

info@aydemirleryatirim.com.tr

aydemirleryatirim.com.tr


Editörden

İmtiyaz Sahibi

Naci AYDEMİR

Genel Yayın Yönetmeni

Serda Kranda Kapucuoğlu

Dergi Editörleri

Rahmi Aydemir

Hande Akkaya Ceyhun

Yazı İşleri

Sedef Aslan

Görsel Sanat Yönetmeni ve

Grafik Tasarım

Atakan Palaz

Magazin Muhabiri

Samet Cem

Katkıda Bulunanlar

Ahmet Uslu

Aslı Arslanhan

İrfan Özdemir

Kazanova

Orhan Sayın

Savaş Vural

Uzm. Psk. Gani Eser

Nil Şahin Gürhan

Ahmet Çakır

Yayın Türü

Aylık, Yerel, Süreli Yayın

Yıl 1, Sayı 4

Abonelik ve Reklam

Tel: (0286) 212 97 97

Fax: (0286) 212 97 87

phantaso@phantaso.com.tr

www.phantaso.com.tr

Baskı:

Fikir Fabrikası

İletişim

İsmetpaşa Mah. İnönü Cad. Saadet

Apt. No: 159/6 Çanakkale

Tel: 0286 212 97 97

Fax: 0286 212 97 87 Mail:

phantaso@phantaso.com.tr

Değerli Okuyucularımız

Kazanova’ya Sorularınız İçin

kazanova@phantaso.com.tr

Adresinden Bize Katılın!

Phantaso’da yayınlanan bütün

yazıların telif hakkı ve sorumluluğu

yazarlara aittir.

Değerli Okurlarımız,

Hepinize yeniden merhaba…

Phantaso ekibi olarak ilk sayımızdan bu yana dergimizi

hazırlarken, bir yandan Çanakkale’nin tarihi, turistik ve

sosyal değerini dışarıya aktarmaya çalışırken bir yandan da

Çanakkaleliler için heyecan verici olabilecek konu ve konukları

ağırlayarak kentimizin değerini ortaya koymaya çalıştık. Yeni

sayımızda da bu hedefimize odaklanarak dolu dolu bir içerik

hazırladık.

Baharın kendini gösterdiği ve yazın ufak ufak geliyorum dediği

bugünlerde biz de mevsimin güzelliğine yaraşır bir sayı ile sizlerin

karşısındayız.

Yeni sayımız kapağında, Türk pop müziğinin en iyi çıkış

yapan seslerinden biri olan Simge Sağın’ı ağırlıyor. Kendisiyle

gerçekleştirdiğimiz özel röportajımızla siz de Simge’yi yakından

tanıyacaksınız. Sanatın her dalını destekleyen Phantaso’da ayrıca,

Ahmet Karayün ile konuştuk. Yeni yazarların serüvenlerine ışık

tutacak çok önemli bilgileri bizlerle paylaşan Ahmet Karayün’ü siz

de çok seveceksiniz.

Baharın tadını balkonlarınıza taşımak için muhteşem öneriler,

havaların ısınmasıyla birlikte hafta sonu programlarında yerini

almaya başlayan doğa sporlarıyla ilgili hayat kurtaracak bilgilerin

yer aldığı AKUT gönüllüsü Ahmet Çakır röportajı ve Volkan-

Gökhan Kademlioğlu’nun anlattığı, özellikle kadınları yakından

ilgilendirecek spor yaparken dikkat edilmesi gerekenlerin

yazıldığı haberimiz ile yine dopdolu bir içerik hazırladık.

Birbirinden özel sayfaları ve kentimizin, tarihi ve turistik

değerlerini gözler önüne seren yazılarıyla Phantaso’nun bu yeni

sayısıyla umarım sizler de çok mutlu olursunuz!

Sevgilerimle,

Rahmi Aydemir


içindekiler

20 • Balkonda Bahar Enerjisi

24 • Fibromiyalji

26 • Çanakkale Haberler

28 • Çocuklarımızın Bayramı

Kutlu Olsun

42 • Başarılı ve Mutlu Evliliğin Sırrı:

Denge

44 • Çocuk Yaşamında

İlk 1000 Günün Önemi

47 • New Balance Bozcaada da

, Mayıs Ayına Hareket Katacak

48 • Simge Her Yerde Yankılanıyor

38

32 • “Ben bayramımı istiyorum!”

32

34 • Tarihleriyle Çanakkale Savaşları

36 • 10 Paraya Mektup…

38 • Ahmet Karayün ile

Edebiyat ve Roman Üzerine

42

2 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


70 • Doğa Sporlarında Öncelik:

Sağlık ve Güvenlik

76 • Phantaso Mutfak

78 • Kadınlar Ve Spor Hakkında

Doğru Sanılan 10 Yanlış

80 • Gardıroptan sesler geliyor

48 70

54 • Kazanova 82 • Mehmet Efendi’nin

Çilehane’si

56 • Magazin 84 • Çanakkale İçinde

Bir Aynalı Çarşı

64 • İndian Burçlar 86 • Şişkinlik Ve Hazımsızlığa Karşı

7 Tüyo

68 • Mucizevi Yaz Meyveleri 88 • Kosova’da Bir Şehitlik

68

phantaso.com.tr 3


en yeniler

Çilek Bebek Karyolalarında

Bir İlki Gerçekleştiriyor

Bebeğini daha anne karnındayken koruyup kollayan

anneler, onların odaları için de en iyisini ve en güzelini

tercih etmek istiyor. Bebeği için en iyisini isteyen

aileler için tasarımlarını her geçen gün geliştirmeye

devam eden Çilek, miniklerin güvenliği ve rahatı

için tüm detayları düşünüyor.

Çilek patentli “teleskopik yöntemli asansör sistemi”

Kullanıcıdan gelen talepler doğrultusunda ürünlerini

geliştirmeye önem veren Çilek, uzun yıllardır,

“klasik asansör” korkuluklu karyola arayan müşterilerine

AB standartlarına uymaması ve tehlike teşkil

etmesi sebebiyle olumsuz yanıt vermek zorunda kalıyordu.

Çilek tasarım ekibi, gelen talepler üzerine,

yaptığı araştırmalar ve çalışmalar sonucunda ‘teleskopik

yöntemle asansör’ sistemini geliştirerek, bu

projenin patentini aldı. Böylelikle, Çilek bebek karyolalarında,

AB standartlarına uygun, tehlike teşkil

etmeyen asansörlü korkuluk sistemi devri başladı.

Yeni Organik Portakal

ve Organik Nar Sirkesi

Olive Farm Bahçelerinden toplanan organik meyvelerden,

doğal fermantasyon yöntemi ile üretilen, organik sertifikalı

sirkeler sofralarınızın vazgeçilmezi olacak.

Organik Portakal Sirkesi ve Organik Nar Sirkesinin en önemli

özelliği, %100 portakal suyu ve %100 nar suyundan üretiliyor

olmasıdır. Sert ve ekşi olması ortak özelliğidir. Organik Portakal

Sirkesi; üretimi tamamlandıktan sonra, portakal kabukları

ile demlendirilir. Bu işlem, kabuklardaki aromanın sirkeye

geçmesini ve daha çok lezzet katmasını sağlar. Organik Nar

Sirkesi; nar meyvelerine özgü, mayhoşluğa sahiptir. Organik

Sirkelerin tadı, dinlenme sırasında, olgunlaşır ve yumuşar.

Olive Farm’ın yaşayan sirkelerini; sade olarak kullanılabileceğiniz

gibi, salata soslarında küçük miktarda bal ya da pekmez

ile yumuşatıp (tatlandırıp) kullanabilir, marine soslarınıza

farklı bir lezzet katabilirsiniz.

4 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Michelin Yıldızlı Şeflerin Tercihi

Fontignac Ürünleri Arçelik Mağazalarında

Arçelik, sağlıklı ve lezzetli yemekler

için kaliteli ürünler üreten Fontignac

markalı ürünleri mağazalarında tüketicilerle

buluşturacak. Türkiye’de Arçelik

tarafından satışa sunulacak olan

Fontignac’ın ürün gamında döküm

demir, dövme alüminyum ve paslanmaz

çelik pişirme kaplarının yanı sıra

çeşitli mutfak aksesuarları ve bıçakları

yer alıyor.

Lezzetli ve sağlıklı yemekler pişirmek isteyenlerin

tercihi olan Fontignac, Türkiye

pazarına Arçelik mağazalarıyla giriyor.

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi

Türkiye’de de profesyonel mutfak şeflerinin

yanı sıra evlerde kullanım için de

şık ve kullanışlı bir seçenek olan Fontignac’ın

ürün portföyünde döküm demir,

dövme alüminyum ve paslanmaz çelik

pişirme kaplarının yanı sıra çeşitli mutfak

aksesuarları ve bıçakları bulunuyor.

Mutfaklarda Vestel ile

Ankastre Şıklığı!

Vestel ankastre fırınlarla mutfağınızda lezzet ve kolaylık bir arada.

Vestel’in animasyonlu tft ekrana sahip ankastre fırınları, hem dokunmatik

hem de düğmeden kontrollü ara yüzü ile en lezzetli yemekleri

hazırlamanız için saati ve zamanı sizin için ayarlıyor. Mutfaklarında

teknolojiyi daha nostaljik bir görünümle tercih edenler

ise “Rustik” seri ankastre fırınlarla sofralarına lezzet katıyor.

Vestel ankastre fırınlarla mutfağınızda lezzet ve kolaylık bir arada. Vestel’in

animasyonlu tft ekrana sahip ankastre fırınları, hem dokunmatik

hem de düğmeden kontrollü ara yüzü ile en lezzetli yemekleri hazırlamanız

için saati ve zamanı sizin için ayarlıyor. Mutfaklarında teknolojiyi

daha nostaljik bir görünümle tercih edenler ise “Rustik” seri ankastre fırınlarla

sofralarına lezzet katıyo

phantaso.com.tr 5


moda

Celebration Erkek Koleksiyonu:

Kutlanmaya Değer Bir Stil…

Smokinlerin tamamlayıcısı rugan kösele ve oxfordlar, yaz seremonilerinde vazgeçilmezler

arasındaki yerini alacak.

Celebration’ın hit parçası ise yaza damga vuracak

trend olan slipper’lar. Kadife ve deri slipperlar

kapitone desenli mostralar

ile ön plana çıkıyor.

Gündüzden Geceye Değil

Geceden Gündüze: Glam Chıc

Pırıltılı parçalar, günlük giyimin altın çağını yaşadığı bu sezonda; Couture

hassasiyetinde tasarlanmış hazır giyim parçaları olarak gardroplarda

yerini alıyor.

Gündüzden geceye değil, geceden gündüze uyarlanabilen parçaların hükümdar

olduğu stil GLAM CHIC, T.A.G.G. İlkbahar Yaz 2016 Koleksiyonunda

hayat buluyor. Eskiden beri gelen, parlak renklerin sadece gece giyilmesi

klişesine göndermede bulunan tasarımlar, cesur kadınların hikayesini

yazıyor. Bu maksimalist yaklaşım sıradan bir günü özelleştirmekle kalmayıp,

iddialı bir görünümle T.A.G.G. kadının adımlarını daha da güçlendiriyor. Pırıltılı

parçalar, günlük giyimin altın çağını yaşadığı bu sezonda gardroplarda

couture ciddiyetinde hazır giyim parçaları olarak yerini alıyor.

Vazgeçilmez Partner: Smokin

Moda akımlarına karşı stil sahibi duruşuyla farklılaşan ve rafine

şıklık anlayışı ile özel günleri daha da özel kılan Cacharel; stil sahibi

erkeğin vazgeçilmez partneri smokinler ile de sezona damgasını

vuruyor.

Cacharel’in bu sezon smokine bakış anlayışı da çok daha rahat, çok

daha alternatif. Kusursuz görüntüyü takıntı haline getirmeden, erkeği

kendi kişiliği ile özgün kılıyor. Saten garnürlü klasik sivri yaka, tek

düğmeli ceket, dar paça smokin centilmen bir kavalye için parlak-mat

kontrastından güç alan modern bir yorum. Önü pliseli smokin gömleğinin

mineli düğmeleri inceliği detaylara taşıyor. Cacharel’in bu

sezona özel tasarladığı bir form olan ayakkabılar ise mokasen ve ev

ayakkabısı olarak anılan slipper’lar arasında. Açma deri, kenarları saten

biyeli bu tasarım, bir smokin için en klas eküri.

6 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Aldo Erkek Koleksiyonunda

Form Ön Planda

Modern çizgilerin atletik detaylarla bir araya gelerek form bulduğu

ALDO Form koleksiyonu, net, minimalist ve modern bir duruş sergiliyor.

İnovatif tasarımın geleneksel spor ayakkabıya abartısız yaklaşımını

yansıtan bu koleksiyon, içinde yaşadığımız hareketli dünyayı

biraz olsun sadeleştirmeyi hedefliyor. Net çizgilerin arılığı, lastik

tabanların enerji verimliliği ve abartısız kontürler, sadece stil değil

aynı zamanda heykelsi şıklığı da sunuyor.

Hazinesi Carıta’dan Yaşlanma Karşıtı Bakım

CARITA kozmetikteki son gelişmelerden esinlenerek, PROGRESSIF ANTI

AGE GLOBAL 3 ORS serisini yarattı.

Serinin içeriğinde bulunan aktif içerikler, bir yaşlanma karşıtı bakım

hazinesi sunuyor. 3 altın kompleksi(Mineral Altın, Biyolojik

Altın, Bitkisel Altın) içeren formülü ile kırışıklıkların görünümünü

azaltmaya ve cildin yeniden gençlik ışıltısını

açığa çıkarmaya yardımcı olur.

Kırışıklık görünümü azalır, cilt tonu eşitlenir,

cilt anında bir “lifting” etkisi ile daha sıkı görünür.

Cilde rahatlık ve konfor kazandıran ürün,

cildin yeniden gençlik ışıltısını açığa çıkarmasına

yardımcı olur.

Desa’dan

Tarz Sahibi Beylere Şık Adımlar

DESA,2016 Erkek İlkbahar Yaz Koleksiyonu’nda klasik ayakkabılardan, günlük ve

spor modellere geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. DESA’nın bu sezon erkek koleksiyonunda

yer alan günlük ayakkabılar, tarz sahibi beylere modern ve rahat bir görünümün

yanında fark yaratan bir tarz sunuyor.

DESA, bu sezon erkek günlük ayakkabı koleksiyonunda detayların gücünü

vurguluyor.

phantaso.com.tr 7


moda

Celebration Kadın Koleksiyonu:

Tılsımlı Bir Kutlama

Feminen dokunuşlarla gümüş çağı başlatan Celebration Koleksiyonu;

sahip olduğu sade ve tılsımlı havasını, eşsiz bir şıklığa

dönüştürmek isteyen kadınların vazgeçilmezi olacak.

Gümüş, antrasit ve bakır renklerinin hâkim olduğu Celebration

modelleri renkli ve basic tonlardaki tüm kıyafetlerle

rahatlıkla kombinlenebiliyor.

Celebration çanta koleksiyonunda yer alan metalik

mini clutch’lar ise Celebration ayakkabılarıyla uyum

içinde kullanılacak şekilde tasarlandı.

Colin’s Erkekleri Bu Yaz

Hem Tarz Hem Rahat!

Colin’s İlkbahar – Yaz 2016 Basic erkek koleksiyonuyla bu sezon

erkekler şıklıkla rahatlığı bir arada bulacak. Yazın temsilcisi olan

sarılar, neon tonları, turuncular ve mint yeşilinin bol çalışıldığı yeni

koleksiyon, yazın rahatlığını yansıtırken, enerjik ve şehirli stilinden

de ödün vermiyor.

%100 pamuklu ve keten kumaşlar kullanılarak yaratılan yeni gömlek

koleksiyonu geniş renk yelpazesiyle serin yaz akşamlarının kurtarıcısı

oluyor. Şehir yaşamının şık ve stil sahibi erkeğini giydirmeyi amaçlayan

Colin’s bu sezonda ceketleriyle dikkat çekiyor

Gardırobunuz Bahara Hazır mı?

Baharın ışıltısını ve yeni sezon trendlerini yansıtan elbiseler, etekler, çantalar, ayakkabılar

ve aksesuarlarınızı seçmeden önce Amerika’daki alternatiflere mutlaka bakmalısınız.

Amerikadaniste.com aracılığıyla satın alacağınız dünyaca ünlü markalarının

ilkbahar-yaz koleksiyonlarından ürünlerle farkınızı ortaya koyacaksınız.

Dünyaca ünlü markaların baharın sımsıcak renklerini yansıtan yepyeni

koleksiyonları düşündüğünüz kadar uzağınızda değil. Sezonun en

trend parçalarına sahip olmak, herkesten önce siz giymek istiyorsanız

ABD’deki alternatiflere mutlaka göz atmalısınız. Amerika’nın

dünyaca ünlü markalarının ilkbahar koleksiyonlarını internet

sitelerindenAmerikadaniste.com aracılığıyla kolayca satın

alabilirsiniz. Gardırobunuza ekleyeceğiniz bu yepyeni

ve trendy parçalar Amerikadaniste.com aracılığıyla

birkaç günde kapınıza kadar ulaşacak.

8 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Aldo’da Renkler Çiçek Açtı

İlkbaharın mutluluk habercisi renkli ve neşeli

çiçeklerden ilham alan ALDO koleksiyonu,cesur

ve renkli lazer kesim süetler ve dijital desenleriyle baharı

karşılamak için bir çok neden sunuyor. Klasiklerin

yeniden yorumlandığı feminen düz, topuklu veya

spor ayakkabılar, sezonun iddialı silüetlerini oluşturuyor.

Koleksiyonda yer alan çiçekler, çizgili

ve farklı desenlerle kombinlenerek

kullanıldığında süs çiçeğinden

çok daha fazlası olduklarını hemen

hissettiriyorlar!

4Fellas’tan

Yaza Özel Renkli ve Zamansız Parçalar!

4Fellas, yepyeni ve renkli ürünleri ile yaza merhaba diyor

Her sezon olduğu gibi yeni sezonda da şık, eğlenceli ve sofistike

ürünleriyle dikkat çeken 4Fellas, yeni koleksiyonunda erkeklerin

favori renkleri olan bordo, siyah, mavi ve yeşili kullanıyor.

Makrome bilekliklerin ağırlıklı olarak yer aldığı koleksiyonda ‘4 serisi’ ön

plana çıkıyor. Markanın sembolü haline gelen 4 rakamı ürünlerde yerini

alıyor, makrome ve doğal taşlı bilekliklerin zarif görüntüsüne oyuncu bir hava

katıyor.

Forever New’den

Baharda İndirim Sürprizi

Avustralyalı giyim markası Forever New, ilkbahar-yaz koleksiyonunda net yüzde 50 indirim

avantajıyla moda tutkunlarını bekliyor.

Dünyada modaya yön veren Paris, Londra, Milano ve New York’tan ilham alarak, tasarımlarını

feminen güzellikle birleştiren Avustralyalı giyim markası Forever New, şıklık ve

rahatlığı ön planda tuttuğu ilkbahar-yaz koleksiyonunu net yüzde 50 indirim avantajıyla

modaseverlerle buluşturuyor.

Tarzı ile fark yaratmak isteyen kadınların bir numaralı tercihi Forever New’in ilkbahar-yaz

koleksiyonunda ince trikolardan kalem eteklere, straplez midi elbiselerden floral

desenli tulumlara, yüksek yaka kazaklardan kürklü kabanlara ve pelerinlere kadar pek çok

seçenek bulunuyor. Porselen, siyah, lacivert, gri renklerinin hüküm sürdüğü koleksiyonda

birbirinden güzel parçalar, net yüzde 50 indirim fırsatıyla stil sahibi kadınları bekliyor.

phantaso.com.tr 9


dekorasyon

Baharı Müjdeleyen

Rengârenk Tasarımlar Sırça’da

Bu bahar “Arte” mi alırsınız yoksa “Coral” mı?

Bahar geliyor, tomurcuklar çiçeklenmeye, mekânlar yenilenmeye

başladı… Siz de rengârenk içinizi açacak objelerle

mekânınıza baharı getirmek istiyorsanız Sırça’nın “Arte” ve

“Coral” koleksiyonları tam size göre… Sırça’nın tüm koleksiyonları

için www.sirca.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Sandur koleksiyonu ile

rakipsiz zarafet

L’unica, distribütör olarak bu yıl ilk kez Türkiye’ye getirdiği dünyaca

ünlü Belçikalı bahçe mobilyası markası Oasiq’in ödüllü Sandur

Koleksiyonu ile konforu en sade ve en zarif haliyle sunuyor. İnce

paslanmaz çelik gövde, el örgüsü ip dokuma ve rahat minderleriyle

tüm dikkatleri üzerine toplayan Sandur Koleksiyonu, dış mekânlara

zarafet katıyor.

L’unica çatısı altındaki Belçikalı bahçe mobilyaları markası Oasiq,

her bir detayı özenle tasarlanan ve doğadan ilham alınan renklerle

harmanlanan Sandur Koleksiyonu ile bahçe mobilyalarına sade

bir bakış açısı getiriyor. Her parçasına kaliteli işçiliğin damga vurduğu

Sandur Koleksiyonu, el örgüsü ipli dokuması, ince paslanmaz

çelik gövdesi ve yumuşak minderleri ile özel bir oturma konforu

vadediyor

10 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Alaçatı’dan Mardin’e

Renklerin Yolculuğu Filli Boya’da

Köklerimizden hayat bulan Anadolu renklerini keşfetmeye

hazır mısınız? Alaçatı’dan Mardin’e, Bozcaada’dan Kapadokya’ya,

Filli Boya topraklarımızın hazinelerini renk yolculuğuna

dönüştürüyor. Farklı kültürlerden ilham alan yepyeni Stil

Sahibi Evler koleksiyonu ile Filli Boya, geleneklerin sıcaklığını

renkle buluşturarak evlere taşıyor.

Yaşanmışlıkları, tarihi yolculuğu ve taşa renk veren nüansları

Stil Sahibi Evler koleksiyonu ile harmanlayan Filli Boya, her

biri kendi hikâyesini yaratan renkleri evlere taşıyor. Rum ezgileri

ile maviye ve beyaza bürünen Alaçatı, kırmızının kahve

tonlarının renk cümbüşüne döndüğü Bozcaada, her köşesinde

binlerce yıla dayalı medeniyetin kokusunu gizleyen Kapadokya,

mavinin ve beyazın buluştuğu, cennet tasviri Bodrum,

ahşabın beyazla hayat bulduğu Safranbolu ve taşın soğukluğunu

baharat kokusu ile canlandıran Mardin renkleri taş örgüsünden

koparak evlerimizde hayat buluyor.

Koçtaş ile bahçe ve balkonlarınıza

bahar geliyor

Bahçe ve balkonlarınız için aradığınız tüm ürünler en avantajlı

fiyatlarla Koçtaş’ta sizleri bekliyor. Koçtaş’ta bulunan her zevke

uygun bahçe mobilyaları, rengârenk çiçekler, çeşit çeşit saksılar

ve onlarca seçenekteki bahçe aletleri baharı bahçe ve balkonlarınıza

getiriyor.

Havaların ısınmasıyla birlikte bahçe ve balkonlarını güzelleştirmek

isteyenler, Koçtaş’ta bulunan bol çeşitli ürünlerle bahar

aylarının tadını çıkaracak. Bahçe oturma setlerinden, yemek

masalarına, kömürlü mangallardan çim biçme makinelerine,

bahçe aletlerinden rengârenk saksılara kadar çeşit çeşit bahçe

ürünleri Koçtaş’ta cazip fiyat avantajıyla satışa sunuluyor.

phantaso.com.tr 11


dekorasyon

Duravit ile

mükemmel banyolar

Banyo tasarımında en çok ihtiyaç duyulan

eksikleri karşılamak amacıyla, Duravit

mükemmel bir bütün oluşturmak üzere

seramik etajerli lavaboyu, lavabo altı dolap

ünitesinin yüzeyi ile birleştirerek tam

anlamıyla çığır açan yenilikçi bir yöntem

geliştirdi. Tamamıyla yeni olan bu görünümle

yıkama alanı bir tasarım harikasına

dönüşüyor.

Sofralarda göz alıcı bir renk:

kobalt mavisi

Crate and Barrel’ın el yapımı görünümü verilmiş kobalt mavisi

Baltic serisi ürünleri ile yaz sofralarınız canlanıyor. El

yapımı görünümü verilmiş Baltic serisi ürünler, derin deniz

mavisi dalgalarıyla şık bir çömlek ürünü. Tek başına bir sofra

dekoruna imza atabileceği gibi, başka yemek takımlarıyla

da birlikte kullanılabilen Baltic serisi ile masalarınıza canlılık

katabilirsiniz.

12 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Venedik Esintileri

Taşıyan Bir Kanepe: Altana

Eve ait özgün sesleri 2016 ev serisinde tasarımlarına

yansıtan Koleksiyon, geleneksel Venedik evlerinden

ilham alarak tasarlanan Altana kanepe ile yaşam alanlarına

özgün bir Akdeniz havası getiriyor.

Koleksiyon’un geniş renk skalasının vücut bulduğu

Altana kanepeler…

2016 yeni ev serisi için geliştirilen ve İtalyan tasarım

ofisi Studio Kairos imzasını taşıyan Altana, adını geleneksel

Venedik evlerinin teraslarından alıyor. Altana

Kanepe; üçlü, ikili, tekli veya uzun formlarda uyum sağlayarak

kullanım rahatlığını da beraberinde getiriyor.

Zengin modüler parçaları sayesinde farklı ihtiyaçları

karşılayabilecek kombinasyonlara da imkân sağlıyor.

Dünya Mobilya Devi

‘’Natuzzi’’ Türkiye’de

Lüks mobilya markaları arasından dünyanın en ünlü

mobilya markası olma özelliğiyle ayrılan ‘’Natuzzi’’

Fatih Kıral Mobilya ev sahipliğinde Türkiye’de.

Mobilyada kendini kanıtlamış önemli tasarımcıların

hazırladığı ‘’Natuzzi İtalia’’ koleksiyonu Fatih Kıral

öncülüğünde görücüye çıkıyor. Farklı modelleri ile

dikkatleri üzerine çeken koleksiyonda, yaşama ve dekorasyona

dair tüm detaylar yer alıyor.

Natuzzi’de Uyum

Mobilya ile insan arasındaki uyumdan esinlenerek hazırlanan

yeni koleksiyon, önemli tasarımcıların imzasını

taşıyor. Maurizio Manzoni & Roberto Tapinassi

by stüdyo Memo, Victor Vasiley, Claudio Bellini, Mauro

Lipparini, Bernhardt & Vella gibi isimlerden oluşan

tasarım ekibi doğal deri kumaşın yanısıra, konforda

şaşırtıcı sonuçlar sunan yenilikçi malzemeleri, en

yeni kaplamalarla geliştiriyor

phantaso.com.tr 13


haberler

Yandex.Haritalar’a

Son Dönemin En Kapsamlı Güncellemesi

Güncellenen Yandex.Haritalar mobil internet kotasından tasarruf

etmek isteyenlere yeni imkanlar sunuyor. İndirilebilir

haritaların cihazlarda kapladığı alanı azaltan Yandex, internet

bağlantısı olmadan da adres veya mekan aramasını mümkün

kıldı. Yandex.Haritalar yeni güncelleme ile ayrıca kullanıcılara

BiTaksi üzerinden taksi çağırdıklarında taksinin ne kadar

süre içinde geleceğini ve ücretin yaklaşık ne kadar olabileceğini

gösteriyor.

İndirilebilir Haritaların Kapladığı Alan Azaltıldı

Yandex, kullanıcıların mobil internet kotalarını korumak için

getirdiği indirilebilir haritalar özelliğinde çok faydalı yenilikler

yaptı. Yeni güncelleme sonrasında haritaların cihazlarda

kapladığı alan önemli ölçüde azaltıldı. Örneğin 1,9 GB boyutunda

olan İstanbul haritası, yeni güncelleme sonrasında 182

MB’a indirildi. Bu sayede kullanıcılar taşınabilir cihazlarında

internet kotalarının yanı sıra kapasiteden de tasarruf edebilecekler.

Açı Eğitim Kurumları

Franchise Verecek

Kurumsallaşma sürecinde Ankara Sıhhiye – Strazburg caddesindeki altı derslikten oluşan ilk şubesiyle 1993 yılında

eğitim vermeye başlayan Açı Eğitim Kurumları, şu an 70’e yakın ilde 100’ün üzerinde şubesiyle binlerce öğrenciyi sınavlara

hazırlıyor. 2016 yılında tüm şehirlere yayılmak isteyen Açı Eğitim Kurumları sektörün içinden geçtiği zor şartlar

göz önüne alınarak eğitim girişimcilerini destekleyici franchising avantajları sunuyor. Bu doğrultuda Açı, potansiyel iş

ortaklarından Franchise giriş bedeli almayacak, açılacak kurumun il, ilçe, okul ve kurs merkezi özelliklerini göz önünde

bulundurarak sadece teminat senetleri ve reklam katkı payı talep edecek.

Açı Eğitim Kurumları, 23 yıllık profesyonel eğitim anlayışı ile 2016’da ortaokul, lise, kolej, etüt merkezleri ve özel eğitim

kursları için ülke genelinde franchise verecek. Dershanelerin özel eğitim kursları ve etüt eğitim merkezlerine dönüşmeleri

ile birlikte bu yılın ilk 3 ayında da 30 kurum, Açı Eğitim Kurumları’nın çatısı altında faaliyete başladı. Kuruma gelen

talepler bu sayının daha da artacağını gösteriyor.

Alanında uzman öğretmenler ile öğrencileri YGS, LYS, TEOG’a hazırlayan aynı zamanda ortaokul, lise ve kolejlerinde

eğitim veren Açı Eğitim Kurumları, bu yıl da tüm Türkiye’de büyümeye devam edecek. Eğitim ihtiyacının sürekli var

olacağı düşünüldüğünde yapılan yatırımın 3-5 yıl içinde maliyetini çıkarması, eğitim alanını yatırımcılar için cazip kılıyor.

14 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Çanakkale Kipa AVM’de

haftasonu dolu dolu

Kipa Çanakkale Alışveriş Merkezi’nde yaza kadar

tüm haftasonları atölyeler, etkinlikler ve şenliklerle

dolu dolu geçecek. Müşterilerini baharı eğlence

dolu geçirmeye çağıran Kipa, her haftasonu farklı

bir etkinlikle 7’den 70’e kadar tüm müşterilere eğlence

vadediyor.

Kipa Çanakkale AVM, Haziran ayına kadar her haftasonu

birbirinden renkli etkinliklerle ziyaretçilerini

karşılıyor.

Haziran’a kadar Çanakkale Kipa Alışveriş Merkezi’nde

her haftasonu eğlenceli etkinlikler gerçekleştirilecek.

Çocuklar Kipa Çocuk Şenliği’nde

eğlencenin tadını çıkarırken aileleri de kabartma

resim atölyesinden, kutu süsleme atölyesine, yumurta

boyama atölyesine kadar pek çok farklı hobiyi

deneyimleme şansına sahip olacak.

Çocuklar, İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nde

Da Vinci Learning ve Lego ile Matematik Öğrendiler!

‘Uyandırma Servisi: Günaydın’ konseptiyle düzenlenen 4. İstanbul

Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nde çocuklara görsel, stratejik ve

kinetik bir şekilde matematiksel düşüncelerini ortaya çıkarmaya ve

oluşturmaya yönelik Lego ile eğitsel bir matematik etkinliği gerçekleştirildi.

Herkesin ilk çocukluk oyuncaklarından biri olan Lego, matematik,

fen ve teknoloji derslerine yönelik robotik setleri ve programlanabilen

oyuncakları ile artık çocukların eğitiminde de yer alıyor. İstanbul

Çocuk Bienali’nde okulların yoğun bir katılımı ile gerçekleştirilen

Da Vinci Learning ve Lego ile Matematik Atölyesi’nde çocuklar, temel

fen ve teknoloji kavramlarını öğrenerek mühendislik gibi branşların

temelini erken yaşlarda atma ve anlama fırsatı yakaladılar.

6-12 yaş arası çocuklara yönelik Da Vinci Learning ve Lego ile Matematik

Atölyesi, matematikte problem çözme, akıcılık, anlama ve

akıl yürütme becerilerinin gelişimine odaklanıyor. Öğrencilerin ilgisini

çekecek şekilde; yılanlar, kelebek, tavuklar, aslan kral gibi konu

başlıkları ile tasarlanan aktivitelerin her biri; 2 temaya bölünerek,

her tema içerisinde toplama, çarpma, bölme ve simetri gibi 4 matematik

becerisi ile ilgili çeşitli kazanımlara yönelik sorular içeriyor.

phantaso.com.tr 15


ajanda

Akalın Biga’ya Geliyor!

Biga Belediyesi kapsamında gerçekleştirilen Gençlik

Festivali bu yıl Demet Akalın’ı ağırlıyor.

Demet Akalın 29 Mayıs 2016’da Çanakkale Biga Belediyesi

gençlik festivali kapsamında sahnede!

Simge Çanakkale

Lydia Park’ta

Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden

Simge, canlı performansıyla

27 Mayıs’ta Çanakkalelilerle

buluşuyor. Konserin olduğu gece

eğlencede ayrıca Final Parti, konser

öncesi alt gruplar ve DJ performans

da yer alıyor. Etkinlikte kapı açılışının

18.00’de gerçekleşecek.

Hüsnü Arkan Hayal Kahvesi Çanakkale’de

Konuk: Birsen Tezer

Modern zamanların ozanı Hüsnü Arkan sevilen

şarkılarıyla 25 Mayıs’ta Çanakkale’de. Edebiyata

dayanan güçlü şarkı sözleri ve yorumculuğuyla

öne çıkan Hüsnü Arkan’ın sahnesine Birsen Tezer

de konuk oluyor. İkili dillere dolanan “Hoş

Geldin” ve “Öyle Bir Rüya” düetlerinin yanı sıra

başka sürprizler de hazırlıyor.

16 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Aydilge,

Troypark Bahar Koserleri ile Çanakkale’de

Kendine has sesi, sevilen şarkılarıyla tanınan Aydilge

21 Mayıs Cumartesi saat 18.00’de Troypark’ta

dinleyicileriyle buluşuyor.

Troypark Bahar Konserleri 22 Mayıs Sarpedon, 5

Haziran Atlantis Acoustic Band ve 29 Mayıs Can

Gök performanslarıyla sürecek.

BIFED 2016’ya

başvuru süresi uzatıldı

12-16 Ekim 2016 tarihleri arasında 3. kez adalılar ve belgesel meraklılarıyla buluşacak Bozcaada Uluslararası

Ekolojik Belgesel Festivali BIFED, geride bıraktığı iki yılın başvuru sayısını şimdiden aşmış durumda. Başvuruların

gelmeye devam etmesi, Asya ve Güney Amerika ülkelerinden gelen talep üzerine festival yönetimi,

başvuruları iki hafta daha uzatma kararı aldı ve 31 Mayıs’a kadar gelecek başvuruları değerlendirmeye devam

edecek.

Tüm dünyadan ekolojiyi (doğa, toplum, iş ve işçi sağlığı, göç, soylulaştırma, kültür, tarım, yerel haklar, tohum…)

konu alan seçkin filmlere yer veren ve şu ana kadar 200 filmin başvuru yaptığı festival için zorlu ön

seçim Midilli’de yapılacak. Bozcaada üzerindeki inşaat baskısı, Midilli üzerindeki mülteci baskısı, insani ve

ekolojik sorunların süreklilik kazanması gibi alışık olmadığımızı tahayyül ettiğimiz bir durumu çağrıştırıyor.

Hâlbuki durum hiç böyle değil, insanlığın “oh” dediği anlar tarih boyunca hep güzel, serin bir meltem gibi kısa

ömürlü olmuş ve yerini hep sorunlu süreçlere bırakmıştır. Bugün de öyle, dayanışmanın önemi çok daha büyük,

bütün ideolojilerden arındırılmış, içinde çok fazla sevgi ve çok fazla empati barındıran bir dayanışmadan

söz ediyoruz. BIFED’de 3. yılında bunu anlatıyor ve ulaştırmaya çalışıyor, başvuruları bu dayanışma ruhuyla

beklemeye devam ediyor.

Festivalin ayrıntılarına www.bifed.org adresinden ulaşılabiliyor.

phantaso.com.tr 17


#çanakkale

/@tezcann

/@tezcann

/kralitsa

18 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


@tezcann

/rotasızkuzkun

/@tezcann

/byz3426

İnstagramda paylaştığınız fotoğraflarınızın gelecek sayımızda yer almasını

istiyorsanız, fotoğraflarınıza #phantaso hastagi eklemeniz yeterli...

phantaso.com.tr 19


permakültür

Balkonda baharın enerjisiyle

kendinizi tazelemeye

ne dersiniz?

Bahar çoktan geldi, balkonunuzu

bu mevsim için hazırladınız mı?

Henüz hazırlamadıysanız, bu haberi

okumalısınız...

Anadolu’da ‘şifalı’ kabul edilen bahar yağmurlarının

toprağa düşmesiyle birlikte patlamayan

tomurcuk, açılmayan çiçek neredeyse

kalmadı. Soğuk kış günleri boyunca kapalı

duran balkon kapılarınızı ardına kadar açma

vakti geldi.

Balkonunuz bahara hazır değil mi? Mimar

Funda Varlık ile İç Mimar Oya Çavdar, bahçeli

olmayan evlerde de baharın en güzel şekilde

yaşanabileceğini hazırladıkları çeşitli bahar

balkonu dekorasyon fikirleri ile kanıtlıyorlar.

Balkon dizaynının herhangi başka bir odanın

dizaynı kadar önemli olduğunu belirten Varlık

ve Çavdar; çiçekler, bitkiler ve diğer tamamlayıcı

malzemelerle bezenen bir balkonun stresli

günlerde rahatlamanıza ve ruh halinizin iyileşmesine

yardımcı olacağını hatırlatıyor.

İşte balkonunuzu güzel havalarda keyif içinde

kullanmanızı sağlayacak ipuçları :

Duvarlardan Başlayın

Balkonunuzu dekore ederken ilk odak noktanız

duvarlar olmalı. Balkon duvarlarınızı boş

ve sıkıcı bırakmayın.

Daha yumuşak tonların insanı iseniz duvarları pastel tonlarla renklendirebilirsiniz.

Açık toprak tonlarla boyalı veya tuğla dokulu bir duvar, daha

koyu ve keskin renkli mobilyalarınızla uygun bir kontrast yaratır.

Yeşilin her tonunu barındıran bitkileri turkuaz, yeşilimsi mavi (teal) ve

denizin suyu anlamına gelen aquamarin ile tamamlarsanız ahşap mobilyalarınızla

birlikte doğanın tüm unsurlarını balkonunuza taşıyacaktır.

Modern bir apartmanda yaşıyorsanız duvardaki griler ve beyazı limon

küfü yeşili ile ahenk içinde eşleştirebilirsiniz.

Mimar Funda Varlık

Duvarlarınızda bir tercih cesur renkler olabilir.

Birbirini tamamlayan renkler kullanın.

Mavi ile turuncuyu ya da yeşil ile kırmızıyı

kullanmaktan korkmayın.

20 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Dilerseniz balkonunuzu tamamen beyaza boyayıp sadeliğe ve tazeliğe

vurgu yapabilirsiniz.

Mobilyalarınızın rengini de yeni boyadığınız duvar rengine uygun

olarak değiştirebilirsiniz.

Sprey Boya Ve Duvar Resimleri

Duvarlarınıza sprey boya ile bazı denemeler uygulayabilirsiniz. Basit

bir kat sprey boya balkonunuzun bütün havasını değiştirebilir.

Renkler alanınızı daha geniş ve atmosferi daha temiz gösterebilir.

Hobi marketlerden alabileceğiniz stencil şablonlarla veya internette

duvar resimleri konusunda uzmanlaşmış web sayfalarından yararlanarak

duvarlarınızda resim ve desen denemeleri yapabilirsiniz.

Gerçek Bir Bahar Bahçesi Yaratabilirsiniz

Bitkiler bütün dizaynın en önemli unsurlarıdır. Yeşili olmayan balkon

olmaz. Her balkonda olması gereken ilk şey bitkilerdir.

tarda oksijen de sağlar.

Bahar Müjdecileri: Nergis,

Lale, Sümbül...

En kolay bahar dekoru, saksı ve vazo içinde

çiçeklerdir. Dekor için renkli saksılar, kaktüsler

ve favori çiçeklerinizi kullanın. Nergis,

lale, sümbül gibi soğanlı bahar müjdecilerini

atlamayın. Eğer çok alanınız yoksa bunları

asabilir veya balkon parmaklıklarına takabilirsiniz.

Asılı bitkiler, küçük bir masa ve birkaç

sandalye önünde güzel bir kombinasyon

oluşturur. Duvarlarınızı ayna, çerçeve gibi

çeşitli aksesuarlar asmak için kullanırken çiçekleriniz

için saksı alanı olarak da kullanabilirsiniz.

Duvarlarınıza ve çerçevelerinize uygun özel

raflar yaparken kaktüsleriniz için de bu raflarda

alan yaratmayı unutmayın.

Dairenizin balkonundaki bitkiler kadar rahatlatıcı

bir şey yoktur. Eğer gerçekten istiyorsanız

balkonunuzda ağaç bile yetiştirebilirsiniz.

Balkonunuzu küçük bir bahçeye dönüştürün. Hatta kendi botanik

bahçenizi oluşturun. Bir dizi saksı bitkisi, ahşap sandalyeler

ve bambu duvarlarla bunu yapabilirsiniz. Görüntüyü tamamlamak

için değişik tropikal bitkiler, çiçekler ve kaktüsler kullanabilirsiniz.

Eğer farklı bir görüntü yaratmak istiyorsanız değişik saksı bitkileri

koymanız buna yardımcı olacaktır. Bu tür yeşil bitkiler büyük mikphantaso.com.tr

21


Minder, Halı, Kilim, Çim ve ,

Renkli Çakıl Taşları

Balkon dekorunuzu basit ve ferah tutun. Sadelik güzelliktir.

Mobilyalarınızla, saksılarınızla uyumlu yaygılar,

renkli battaniyeler, sandıklar ve hatta perdeler seçin.

Antika objeler veya uzun süredir kullanmadığınız

ama severek sakladığınız bazı eski eşyalarınız da balkonunuzda

hayat bulabilir.

Ahşap Daima Güzeldir

Tamamen doğal ahşap temalar daima güzel gözükür.

Bir sedir ve ahşap sandalyeler balkonunuzun atmosferini

değiştirir. Duvarları ve yerleri tamamen ahşap ile kaplayarak da

rustik bir etki yaratabilirsiniz.

Balkonunuzu en iyi şekilde kullanmak için basit fakat çok

amaçlı mobilyalar kullanın. Örneğin hem sehpa hem masa olarak

kullanılabilen iki amaçlı mobilya seçmek yer kazanmanıza

yarar. Balkonunuz sadece daha geniş olmaz aynı zamanda daha

yaratıcı bir görünüme sahip olur. Bir çok açılır kapanır mobilya,

divan veya masa seçeneği bulabilirsiniz.

Balkonda Rustik Bir Hava

Balkonunuza işlenmemiş malzemelerle daha doğal bir görüntü

de verebilirsiniz. Bunu otantik ahşap çitler ve şirin saksılar

koyarak yapabilirsiniz. Dekorunuzu rahat bir kollu sandalye ve

ortada bir kilimle tamamlayabilirsiniz.

Balkonunuza sıcaklık katmak, evinizin içindeki havayı

dışarı taşımak için hasır kilimler, renkli minderler

ve yastıklar, armut koltuklar iyi bir seçim olacaktır.

Rahatça uzanmak için etrafa saçılmış büyük yastıklar,

mum ışığının sıcaklığında davetkar bir ortam

yaratacaktır.

Çakıl taşlarından bir yığın yapın veya renkli taşlarla

çeşitli desenler oluşturarak yaratıcılığınızı ortaya

çıkarın.

Balkonunuzda çime bile yer verebilirsiniz. Etrafı

ahşap ya da çakıl taşları ile çevrili bir miktar çimen

yumuşacık bir görüntü yaratacak çılgın bir fikir olabilir.

22 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Lambalar, Kokulu Mumlar, Romantik Akşam Yemeği

Balkonda doğru aydınlatma da göz ardı edilmemeli. Duvarlarda asılı

fenerler, yerde gömülü ışık kaynakları veya ayaklı köşe aydınlatmaları

kullanabilirsiniz.

Sadece aydınlatma amaçlı değil yaratılmak istenen ambiyansın birer çekici

parçası olarak küçük bir rafın üzerine dekoratif mumlar koyabilirsiniz.

Loş, dinlendirici bir ortam için alevi hava akımından koruyacak

kavanozlara koyacağınız bir kaç kokulu mum hemen romantik bir ortam

yaratacaktır.

Bambu ve Su

Bambu doku sadece estetik görünüşü için

değil, etrafı serin tuttuğu için de tercih sebebidir.

Diplerine yassı beyaz çakıl taşları ve

başka bitkiler ekleyerek balkonunuzda hafif

bir rüzgar esintisi hissine sahip olabilirsiniz.

Taş, ahşap, bambu gibi öğelerle süslenen

bronz, demir gibi malzemelerle yapılan mini

şelaleli veya fıskiyeli bir çeşme dekorunuza

serinlik katacak, oluşan küçük su sesi çok

dinlendirici olacaktır.

Balkonda Hamak Keyfi

Bahçe hamakları balkonlarda da kullanılabilir.

Balkonunuza sahil havası vermek isterseniz

mobilyalarınıza uygun renkli bir hamak

veya küçük boyutlarda bir şezlong koyabilirsiniz.

Tavandan sarkan yeşillikler altında güzel bir

siestaya ne dersiniz?

Balkonda Sanat

Sanat eserleri bitkilerin arasında çok güzel

durur. Örneğin Buda heykeli, yoga sevenler

için favori bir seçimdir. İç Mimar Çavdar’ın

pleksi üstüne kuşlar çalışması şık bir balkon

aksesuarına örnek oluşturabilir.

İç Mimar Oya Çavdar

Balkonda Kitap Vakti

Kitapseverler için balkon mükemmel bir yerdir.

Duvarınıza kalın kitap rafları yerleştirip

temanıza uygun renklerde boyatabilirsiniz.

Kitaplar sürekli olarak balkonda yer alamayacağından

diğer kullanacağınız aksesuarların

arasında ara ara yerini alabilir.

Rüzgar Çanı

Hoş aksesuarlarla balkonunuzu bitirin. Rüzgar

çanları balkonunuz için vazgeçilmez aksesuarlardır.

Tercihinize göre cam, seramik,

ahşap veya metalden yapılmış bir kaç rüzgar

çanı asabilirsiniz. Dekorunuza uyacak değişik

tarzlarda çok çeşitli el yapımı çanlar bulabilirsiniz.

Özenli ve detaylara dikkat edilerek yapılmış

bir balkon dekorasyonu size bir bahçede olduğunuz

hissini verecektir. Artık balkonunuzun

ambiyansının ve bitkilerden gelen temiz

taze havanın tadını çıkarabilirsiniz.

phantaso.com.tr 23


sağlık

Fibromiyalji

Dr. Savaş VURAL

drsavasvural@yahoo.com

Merhaba;

Bu ay, dünyada yaygın olarak görülen ve yaşam kalitesini

oldukça olumsuz etkileyen, çoğu zaman başka hastalıklarla

karıştırılan Fibromiyalji hastalığı hakkında

toplumda farkındalık oluşturmak adına, bu hastaların

çaresiz olmadığını, devamlı ağrı ile yaşamak zorunda

olmadıklarını, aktif bir hayat sürdürebileceklerini

hatırlatmak için, Türkiye genelinde çeşitli toplantılar

yapılmaktadır. 12 Mayıs’ın Fibromiyalji günü olması

nedeniyle ben de bu ay bu hastalıktan bahsetmek istedim.

Fibromiyalji Sendromu Nedir?

Fibromiyalji sendromu (FMS); kasları, ligamanları,

kirişleri etkileyen, “miyalji” diye de tanımlanabilen,

yaygın kas ağrıları ve vücudun birçok bölgesinde aşırı

hassasiyetle seyreden kronik bir ağrı sendromudur. İsmi,

“fibro-fibröz doku, bağ dokusu”, “myo-kas” ve “algia-ağrı” kelimelerinin

birleşmesinden meydana gelmiştir.

Hastalar neden yakınır?

Kronik yaygın ağrı yakınmaları, sabah yorgun kalkmak, gün

içinde bir işe konsantre olmada zorluk, ellerde ayaklarda karıncalanma,

yanma, üşüme, ağrılı adet görme, bazen huzursuz

bacak sendromu, kuru göz sendromu gibi birçok yakınma, hastaların

sıkça anlattıkları yakınmalardır.

Şikayetleri kısaca özetleyecek olursak;

Ağrı:

Vücudun her tarafındadır. Sıklıkla boyun ve omuzlardan başlar,

sırta, kollara göğüs duvarına bacaklara yayılır. Ağrı dolaşan bir

24 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


ağrı olabilir. Bazen kaslarda tutukluk, yanma veya sıkışma hissi gibi

farklı şekillerde de hissedilebilir. Bir kısım ağrı devamlı olabilir ve

anksiyete, stres, uykusuzluk, yorgunluk, soğuk veya rutubet ağrıları

arttırır. Ağrı ile beraber gün içinde giderek azalan, bazen gün boyu

devam eden sabah tutukluğu görülür. Hasta eklemlerini şiş olarak

hissedebilir ancak ağrılı tarafta eklemlerde şişme veya kızarma görülmez.

Ağrı nedeniyle o eklemin hareketi kısıtlanabilir. Dinlenme

ile ağrı azalabilir.

Yorgunluk, dinlendirmeyen uyku:

Gece uykusundan, uyku süresinden bağımsız olarak yorgun kalkılır.

Sabah hastalar uyandıklarında kendilerini “dövülmüş” veya “savaşmış”

gibi hissettiklerini söylerler. Bu yakınma fibromiyalji sendromu

olan hastaların %90’ından fazlasında vardır. Ayrıca, uykuya dalmakta

zorluk, gece boyunca sık sık uyanma görülebilir. Fibromiyalji Sendromu

olan hastalarda, uyku apnesi ve huzursuz bacak görülme sıklığı

da artmıştır. Bu hastalarda “kronik yorgunluk sendromu” olarak tanımlanan,

iş yapmayı engelleyecek kadar şiddetli yorgunlukla seyreden

bir diğer sendromda daha sıktır.

Bilişsel dalgalanmalar:

Dikkati toplamada, işe konsantre olmakta zorlanılır. “Fibro-fog” olarak

da tanımlanan bu durum, siste yürümeye benzetilir. Olayları, bir

sis perdesi arkasından görmek gibidir.

Psikolojik yakınmalar:

Depresyon ve anksiyete sıklıgĭ yaklaşık %30-50

oranında artmısţır.

Ayrıca;

-Kollarda bacaklarda karıncalanma, uyuşukluk,

yanma hissi tanımlanır. Bu his devamlı veya ara ara

olabilir, dolaşıcı karakter gösterebilir.

-Migren ve gerilim tipi baş ağrısı esļik edebilir.

-Yukarıdaki yakınmaların yanı sıra bagĭrsak fonksiyonlarında

degĭşim, çarpıntı, idrar yaparken yanma

ve huzursuz bacak sendromu gibi birçok farklı yakınmalarda

hastalar tarafından tanımlanmaktadır.

Şimdi böyle anlatınca tabi hemen herkes “evet bende

Fibromiyalji var” diyebilir. Özellikle internetten

ve google’dan sonra böyle kendimizin doktoru olduk

biraz ve online tanı koyma çok moda.

Madem meraklıyız işte aşağıdaki testi değerlendirin

ve sonuç şüpheli çıkarsa bir Fizik Tedavi Uzmanına

başvurun…

Herkesin 12 Mayıs Fibromiyalji günü kutlu olsun.

A. Ağrı yerleşim envanteri: Aşağıdaki her 28

bölge için, son yedi gün içinde devamlı ağrı

hissettiğiniz bölgeleri işaretleyiniz. (Toplamda

kaç bölgeyi işaretlediğinizi sayın.)

B. On maddelik Semptom Etki Anketi: Aşağıdaki her 10 soru için, son yedi

gün boyunca her şikayetinizin şiddetini en iyi gösteren kutucuğu işaretleyiniz.

Boyun

Çene sağ yanı

Çene sol yanı

Sırt orta hat

Göğsün ön kısmı

Bel orta hat

Sırt sağ yanı

Sağ el bileği

Sol el Bileği

Sağ el

Sol e

Sağ kalça

Sol kalça

Sağ üst bacak

Sırt sol yanı

Bel sağ yanı

Bel sol yanı

Sağ omuz

Sol omuz

Sağ kol

Sol kol

Sol üst bacak

Sağ diz

Sol diz

Sağ ayak bileği

Sol ayak bileği

Sağ ayak

Sol ayak

1.Ağrı

2. Enerji

3.Tutukluk

4.Uyku

5.Depresyon

6.Hafıza sorunları

7.Endişe

8.Dokunmaya duyarlılık

9. Denge Probleri

10.Yüksek seslere, parlak

ışıklara ve soğuğa duyarlılık

1- Ağrı yok

10- Dayanılmaz ağrı

1- Bol enerji

10- Hiç enerji yok

1- Tutukluk yok 10- Şiddetli tutukluk

1- Dinlenmiş uyanma 10- Çok yorgun uyanma

1- Depresyon yok 10- Çok depresif

1- Hafıza iyi

10- Hafıza çok kötü

1- Endişe yok

10- Çok endişeli

1- Duyarlılık yok 10- Çok duyarlı

1- Denge problemi yok 10- Denge çok bozuk

1- Duyarlılık yok 10- Aşırı duyarlılık

(Semptom etki anketinin hesaplanması: Tüm sorulara verdiğiniz puanı

toplayın ve ikiye bölün.)

Aşağıdaki kriterlerden herhangibirini karşılayan hastaların Fibromiyalji sendromu olma olasılığı yüksektir.

1. Yakınmalar ve ağrı yerleşimleri en az 3 (üç) aydır devam etmektedir.

2. Ağrı yerleşim skorundan 17 veya daha yüksek puan alanlar.

3. Semptom etki anketi toplam puanı 21 veya daha yüksek olanlar.

phantaso.com.tr 25


haberler

Kaz dağlarına

sahip çıkmaya gidiyoruz!

Denizde mavi bayrak

güvenilirliği

Nitelikli plajlara verilen ve 2015 yılında Barış

Kordonunun almaya hak kazandığı Mavi Bayrak

Ödülünün sürdürülebilir olması için hazırlıklar ve

çalışmalar devam ediyor.

Uluslararası Çevre Ödülü Mavi Bayrak için, her yıl

yenilenmesi gereken başvuru 2016 yılı için de yapılırken,

Barış Kordonunda da Mavi Bayrak kriterlerine

yönelik sezon hazırlıkları devam ediyor.

Mavi Bayrağın asılı kaldığı 15 Haziran-31 Ağustos

tarihleri öncesinde yüzme suyu kalitesi, çevre yönetimi,

çevre eğitimi ve bilgilendirme, can güvenliği ve

hizmetler gibi kriterlerin bu yıl da sağlanması adına

yürütülen çalışmalar kapsamında son olarak engelli

kentlilerimizin Barış Kordonundan denize girebilmesini

sağlayan rampanın yenilenmesi sağlanırken, alana

soyunma kabinleri de yerleştirildi.

Çanakkale Belediyesinin beş yıldır “Kaz Dağlarına Sahip Çıkmaya

Gidiyoruz” sloganıyla düzenlediği ve kentlilerin hem Kaz Dağlarının

eşsiz güzelliklerini hem de bölgedeki altın arama faaliyetlerinin

sonuçlarını birebir gözlemleyebildikleri Kaz Dağları Gezilerinin

altıncısı 7 Mayıs 2016 tarihinde başlıyor.

Dünyadaki sayılı oksijen kaynaklarından biri olan Kaz Dağları, barındırdığı

endemik bitki örtüsü ve su kaynaklarıyla yeryüzü cenneti

olarak adlandırılıyor. Çanakkale ili sınırlarında bulunan bu eşsiz

bölgeyi tüm kentlilerin görebilmesi için beş yıldır devam eden Kaz

Dağları gezileri, bu yıl da Mayıs ayı itibariyle başlayacak.

7 Mayıs 2016 Cumartesi günü başlayacak geziler, Cumartesi ve Pazar

olmak üzere haftanın iki günü düzenlenecek. 7 Mayıs-29 Mayıs

2016 tarihleri arasında ilk etabı gerçekleşecek olan geziler, Ramazan

Ayından sonra 16 Temmuz tarihi itibariyle yeniden başlayarak, 28

Ağustos 2016 Pazar günü sona erecek.

Kentliler, Kaz Dağları Gezilerine Çanakkale Belediyesi Ana Hizmet

Binası önünden araçlarla başlayarak, ilk molalarını Bayramiç Evciler

Köyünde verecek. Profesyonel rehber eşliğinde düzenlenen gezi boyunca

doğa yürüyüşleri gerçekleştirilecek ve kentliler böylelikle Kaz

Dağlarının eşsiz güzelliklerini birebir görme fırsatı bulacak.

26 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


5. Uluslararası

Çanakkale Bienali

“Anavatan - Homeland, Heimat, االألأمم,‏ االلووططنن , Patria...” başlığıyla 24 Eylül - 6 Kasım 2016 tarihleri arasında

düzenleniyor.

Yerelde örgütlenen sivil bir inisiyatif olan CABININ tarafından hayata geçirilen Uluslararası Çanakkale Bienali, dünya

gerçekliğinin ve gündeminin, Çanakkale kentinin özgün bağlamıyla kesişim alanlarına yoğunlaşan bir perspektifle yapılandırılıyor.

24 Eylül - 6 Kasım 2016’da gerçekleştirilecek 5. Çanakkale Bienali, “göç” olgusunu “Anavatan” kavramı

üzerinden çağdaş sanat bağlamında ele almayı; bu gündem etrafında yerel ve küresel ortamlarda sürmekte olan düşünsel

ve yaratıcı süreçlere katkı sunmayı amaçlıyor.

5. Uluslararası Çanakkale Bienali, ilhamını Çekoslovakya asıllı felsefeci, yazar ve gazeteci Vilem Flusser’in (1920-1991)

göçmenlik ve mültecilik üzerine düşüncelerinden alıyor.

5. Uluslararası Çanakkale Bienali, “Anavatan ebedi bir değer değil, daha çok özgül bir teknolojinin işlevidir; yine de onu

yitiren acı çeker. Çünkü o anavatana, çoğu gizli olan ve bilinç düzeyine çıkamayan birçok bağ ile bağlıyızdır. Bu bağlar

koptuğunda ya da koparıldığında, birey bunu büyük bir acıyla, adeta en derindeki varlığının cerrahi bir müdahaleye

uğraması gibi deneyimler” diyen ve kendisi de bir 2.Dünya Savaşı mültecisi olan Çekoslovakya asıllı felsefeci, yazar ve

gazeteci Vilem Flusser’in (1920-1991) göçmenlik ve mültecilik üzerine düşüncelerinden ilham alıyor.

Modernist paradigmanın “anavatan” tahayyülünün günümüzdeki etkilerinin, Post-modern yersiz-yurtsuzlaşma olgusu,

güncel siyasal-ekonomik sorunların yarattığı küresel göçler, mültecilik ve sürgünler ile bizzat zorlanan ulus-devlet

sınırları gibi çeşitli yönleriyle ele alınacağı bienalin 5. edisyonunda, Türkiye, Orta Doğu ve Avrupa’dan 30’un üzerinde

sanatçının yeni yapıtlarına yer veriliyor ve Çanakkale şehir merkezi, Korfmann Kütüphanesi, Ermeni Kilisesi, Mahal

Sanat Merkezi, Güzel Sanatlar Kent Galerisi, Seramik Müzesi ve Arkeoloji Müzesi dâhil olmak üzere, kentin önde gelen

mekânları kullanılıyor.

5. Uluslararası Çanakkale Bienali, “göç” olgusunu “Anavatan” kavramı üzerinden, uluslararası sanatçıların öngörü, sezgi

ve yaratıcılıklarını yansıtan üretimlerinden hareketle, göçmen/mültecinin içine girdiği toplum tarafından değiştirildiği,

ama aynı zamanda kendisini konuk eden bu yeni topluma da farklı bir öngörü ve yaratıcılık aşıladığı önermesini tartışmaya

açarak, görsel sanatın evrensel dili aracılığıyla günümüzdeki küresel göçler ve ilticalar ile yüzleşmemiz, sürmekte

olan bu sorunsal karşısında sivil duruş ve sorumluluğumuzu değerlendirmemiz için yetkin bir görsel bilgi, düşünce ve

deneyim sunmayı amaçlıyor.

phantaso.com.tr 27


yerel

Çocuklarımızın Bayramı Kutlu Olsun

Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bu millete en büyük

armağanıdır bu önemli tarih. Türkiye Büyük Millet

Meclisinin açılış günü olan bu gün Türkiye başta olmak

üzere pek çok başka ülkede “23 Nisan Ulusal Egemenlik

ve Çocuk Bayramı” olarak kutlanır.

Çanakkale Belediyesinin kentli çocuklar için hazırladığı

23 Nisan etkinlikleri Halk Bahçesi ve kordonda gerçekleştirildi.

Etkinlikten en güzel fotoğraflar sizlerle…

28 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


phantaso.com.tr 29


30 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


“Küçük Hanımlar Küçük Beyler”

Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız.

Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.

Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek,

Ona göre çalışınız.

Sizlerden çok şeyler bekliyoruz!

M. Kemal ATATÜRK

phantaso.com.tr 31


köşe

“Ben bayramımı istiyorum!”

Orhan Sayın

orhansayin@hotmail.com

32 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Yaşlı adam, bir konfeksiyon mağazasına ait vitrine uzun uzun baktıktan

sonra, ilerideki yeşillikte oynayan çocukların en zayıfına dönerek; “Küçük!”

diye seslendi. “Bana biraz yardımcı olur musun?”

Çocuk, hafta sonlarında yaptıkları misket oyununu ilk defa kazanmış olmasına

rağmen arkadaşlarını bırakıp geldi. Yedi sekiz yaşlarındaydı ve üzerindeki

elbiseler, tek kelimeyle dökülüyordu.

Yaşlı adam, çocuğun saçlarını okşadıktan sonra; “Vitrindeki elbiseyi giymeni

istemiştim.” dedi. “Bakalım üzerine uyacak mı?”

Çocuk, bu teklifi ilk önce şaka sandı. Ama adam son derece ciddiydi.

Onunla birlikte mağazaya girerken, ilk önce rüyada olup olmadığını,

daha sonra da şimdiye kadar yeni bir elbise giyip giymediğini düşündü.

Genellikle ailedeki büyük çocuğa alınan veya komşular tarafından verilen

giyecekler, elbiselerin ona dar gelmesiyle birlikte ortanca kardeşe

kalır, birkaç sene sonra da dizleri aşınmış veya delinmiş vaziyette kendisine

yamanırdı. Ama her zaman hasta dedikleri babasının ne kadar zor

para kazandığını bildiğinden bu işe bir kere bile itiraz etmemişti. Şimdi

ise, ilk defa yeni bir elbisesi olacaktı. Üstelik de bayrama üç gün kala...

Çocuk, yaşlı adamın gösterdiği elbiseleri giydiğinde, büyümüş olduğunu

ilk defa fark etti. Çizgili kadifeden yapılmış pantolon, bacaklarının ne

kadar uzun olduğunu ortaya koyarken, yeni ceketi de omuzlarını iyice

geniş göstermişti. Fakat hepsinin üzerine giydiği kaban bir başkaydı ve

artık üşümeyecekti. Çocuk, biraz önce kazandığı misketleri onun cebine

bıraktığında, iyice keyiflendi. İrili ufaklı misketler, gayet derin olan

ceplerin bir köşesinde kalmıştı. Demek ki her bir cep, en az elli misket

alabilirdi. Yaşlı adam, çocuğu sağa sola döndürdükten sonra, elbiselerin

paketlenmesini istedi ve iş tamamlandığında, tezgâhtara dönerek;

“Elbiseleri torunuma alıyorum.” dedi. “Kendisine sürpriz yapacağım

için onları bu çocuğun üzerinde denedim. İkisinin de boyu aynı...”

Çocuk, bir anda beyninden vurulmuşa döndü ve ne diyeceğini bilemedi.

Ama artık büyüdüğüne göre, bir şey belli etmemeliydi. Aynaya son

bir defa baktıktan sonra, üzerindekileri yavaşça çıkartarak bir kenara

fırlattığı eskileri giydi. Adam, elbiselerin torununa uyacağından emindi.

Yaptığı hizmet için çocuğa bir çiklet parası vermek istediğinde, onu

yanında göremedi. Haylaz velet, belli ki bu işten sıkılmıştı. Çocuk, arkadaşlarının

yanına döndüğünde, bir kenara çekilerek onları seyretmeye

koyuldu. Bütün ısrarlara rağmen oyuna katılmıyordu. Arkadaşları; “Niçin

oynamıyorsun?” diye sordular. “En güzel misketleri sen kazanmıştın.”

Çocuk, inci gibi yaşlar süzülen gözlerini arkadaşlarından kaçırmaya çalışırken;

“Misketlerim, bu elbiselere yakışmayacak kadar güzeldi.” dedi. “Bu

yüzden onları, bayramlık kabanımın cebine sakladım.”

Hepiniz ne kadar kızdınız değil mi o yaşlı adama… İçinizden kalpsiz adam

nasıl kullanmış çocuğu, nasıl oynamış duygularıyla dediniz değil mi? İşte

ufacık bir hikâyeyle bile ne kadar masum olduğunu anladık bir çocuğun.

Bu hassasiyeti bir ülke kurmaya çalışırken gösteren biri daha vardı. Bu masumiyeti

dünyanın bütün pisliklerinden uzakta tutmaya çalışan biri… Bir

cumhuriyet kurarken, egemenlik sembolü meclisi açarken, o günü bir çocuğa

hediye edecek kalpte ve düşüncede biri kim olabilirdi ki?

Nisan ayının en güzel günüdür 23 Nisan. Yaşınız

kaç olursa olsun o gün bütün Dünya çocukları bahar

mevsimi gibi eğlenirken bir anda siz de unutursunuz

yaşınızı yaşadıklarınızı. Birkaç saatliğine de

olsa sıyrılırsınız hayatın hengâmesinden, koşuşturmasından.

Bir anda kendinizi bir çocuğun gülümsemesine

kondurursunuz. İşte o zaman anlarsınız

bayramın ne demek olduğunu. Ben kendi adıma

Atatürk’e bu yüzden teşekkür ediyorum. Bu kadar

ince düşünebildiği için. 93 yıl önce düşünüp bana

bugünkü gülümsemelerimi hediye ettiği için. Bütün

küçük kardeşlerime egemenliğin kutlanması

gereken bir şey olduğunu hatırlattığı için. Bir bayram

ilan edip onu sadece kendi ülkesinin çocuklarına

değil, bütün dünya çocuklarına armağan edecek

kadar büyük kalpli olduğu için. Ne denilebilir

ki daha fazla dudaklarımızdan sadece bir teşekkür

çıkıyor ezilircesine, çocuklara masumiyet timsali

çocuklara bir bayram değil de karmaşık bir dünya

emanet ettiğimiz için ezilircesine…

Yakın zamanda çıkan 23 Nisan kutlamaları iptal

edildi haberlerinden sonra internette küçük bir

kardeşimizin yazısına denk geldim. Serzenişinde

o kadar haklı ki, göremediklerimizi o kadar güzel

göstermiş ki bize yazısının küçük bir bölümünü sizinle

paylaşmak isterim.

“Sizlere sesleniyorum büyüklerim: Atamın armağan

ettiği bu bayramı böyle mi kutlamalıyız?

-Hayır, ben bunu kabul etmiyorum! Bize hediye

edilen bir bayram ve ben bayramımı istiyorum!

Onu doya doya yaşamak istiyorum Ben egemenlik

istiyorum… Siz veremiyorsanız işte size küçük bir

kalpten sesleniş; biz çocuklara yaşayamadığımız

çocukluğumuzu yaşatın! Bizlere konuşma, tartışma

imkânı sağlayın! Siz büyüklerimiz bu sorunları

aştığınız zaman emin olun biz çocuklar Ulu Önder

Atatürk’ün emaneti ve en büyük gurur olan

bu bayramı en güzel şekli ile yaşayıp, yaşatacağız...

Yaşamın tüm imkânsızlıklarına rağmen, zorluklara

rağmen Atam sana minnet borçluyuz!” (Alıntı)

Bu küçük kalbin sözlerinin üzerine söylenecek

başka söz kaldı mı? Her şeyi vicdanımıza bırakıyorum…

Bu bayramın tüm dünya çocuklarını mutlu etmesi

ve ilk pamuk şekerini alan çocuğun gülümsemesini

tüm dünya çocuklarının yüzünde görmek

dileğiyle…

phantaso.com.tr 33


tarih

Tarihleriyle Çanakkale Savaşları

25 Nisan 1915- 18 Mayıs 1915 Arası

Boğazı sadece donanmayla geçemeyeceklerini anladıktan sonra donanma destekli

bir amfi çıkarması planlanır. ‘Yenilmez Armada’ adını verdikleri Çelikten Kale

geçememenin hıncını taşıyordur damarlarında.

Ana çıkarma noktası olarak Seddülbahir seçilir ve 29. İngiliz Tümeni

bu bölgenin çıkarmasına ayrılır. İkinci derece de Anzak Koyu seçilir ve

Anzak Kolordusu çıkarma için ayrılır. Ana çıkarma noktasını kolaylaştırmak

ve Türk askerlerini bu bölgelerden uzak tutmak için Anadolu

yakasındaki Kumkale ve Orhaniye ile Rumeli yakasındaki Bolayır bölgesine

de gösteri çıkarması düzenlenir.

Seddülbahir kıyı bölgesinden 26. Alay 3. Tabur sorumludur. Tarihler

25 Nisan’ı göstermektedir. River Clyde ve Albiom gemileriyle yaklaşık

3.000 asker çıkarma yapacaktır. 06.30 kadar 4650 civarında top mermisi

atılır ve çıkarma başlar. Ertuğrul tabyasında bulunan Yahya Çavuş

ve takımı çıkarma esnasında yoğun bir şekilde atışa başlar. Kanlı

geçen çarpışma sonucunda düşman askerleri mevcudunun yarısından

34 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


sine harekete geçirir. İşte bu savaşın gidişatını

baştan değiştirecek olan bir olaydır. Mustafa

Kemal askerlerine Kocaçimen’e gelmeden önce

dinlenmeleri için zaman verir, kendisi ise subayları

ile Conkbayırı’na hareket eder. Bu arada 261

rakımlı tepenin yakınlarında cephane eksikliğinden

dolayı geriye çekilen eratla karşılaşır ve

onlarla o tarihi konuşmasını yapar.

fazlasını kaybeder. Tekke Koyu’na yapılan çıkarma esnasında düşman

askerlerinin Ertuğrul’a yönelmesi sonucu, Yahya Çavuş ve askerleri

iki tarafın arasında kalma tehlikesinden dolayı Harap Kale’ye çekilir.

Ertuğrul Koyu’na çıkarma tamamlanır. Fakat bu onlara pahalıya mal

olur. Diğer çıkarma koyları ise Morto Koyu, Tekke Koyu, İkiz Koyu

ve Pınariçi dir.

Akabinde dinlenen 57. Alay askerlerini çağırtıp

hemen bir taarruzla düşmanı geriye püskürtür.

Bu olayla Mustafa Kemal Çanakkale cephesinde

tarihe ilk imzasını atar.

Aynı tarihte Anzak Koyu’na ise Anzak Kolordusu çıkacaktır. Bu bölgede

27. Alay’ın 4. Bölüğü bulunmaktadır. Çıkarma saat 06.30’da başlar.

İlk hamlede 1.500 Anzak askeri karaya ayak basar ve Hain Tepe’de

bulunan bir takım askerimizle karşılaşır. Burada gerçekleşen şiddetli

çarpışmanın ardından 1 saat kadar sonra takımımız ağır zayiat vererek

geriye çekilir.

Diğer bir çıkarma noktası olarak Anadolu yakası

seçilmiştir. Bu çıkarma Anadolu yakasında

bulunan Türk askerlerini asıl çıkarma noktalarından

uzak tutmak içindir. Sabah 10.30 civarlarında

Orhaniye ve Kumkale çevresine Fransız

birlikleri çıkarma yapacaktır. Burada geçen kanlı

muharebeler 27 Nisan gece saat 02.00 de geri

çekilmeyle son bulur.

Yarımadaya yapılan çıkarmanın hedefi olan Alçıtepe’yi

ele geçirmek için 28 Nisan’da düşman

askeri taarruza geçer. Fazla bir başarı elde edilemez.

Bu taarruz tarihe I. Kitre Muharebesi olarak

geçecektir. Yine hedefe ulaşmak için ikinci

bir taarruz düşünülür. Gün olarak 6 Mayıs seçilir.

3 gün süren muharebeler sonucunda yine

hedefe ulaşılamaz ve II. Kitre muharebeleri de 8

Mayıs’ta sona erer.

13 Mayıs gecesi Yüzbaşı Ahmet Saffet komutasındaki

Muaveneti Milliye torpidobotu gece

saat 01.15’te Morto Koyu çevresinde dolaşan ve

Kirte Bölgesindeki siperlerimize yoğun top atışı

yapan 13.000 tonluk Goliat zırhlısını üç torpido

atışı ile batırır.

Bu arada 27. Alay’ın 1. ve 3. Taburları da Eceabat’tan yola çıkmıştır.

07.30’dan sonra bu taburlar da yetişir ve muharebeye katılır.

Çıkarma başladıktan sonra olayın ciddiyeti fark edilerek ve Bigalı Köyü’nde

ihtiyatta olan Yarbay Mustafa Kemal’den bir tabur asker istenecektir.

Mustafa Kemal bir tabur askerin bu düşman gücüne yetmeyeceğini

düşünerek, ordu komutanından da kesin bir haber gelmeyince

kendi inisiyatifini kullanarak 57. Alay’ın tamamını Kocaçimen bölgephantaso.com.tr

35


tarih

57. Alayın çay saati

10 Paraya Mektup…

Yusuf oğlu, Uşak 1892 doğumlu, Banaz- Şaban köyünden

Molla- Eğitmen Halil İyidilli’nin anlattıklarını aktarıyorum.

Tarihçi-Yazar Ahmet USLU

ahmetuslu17@gmail.com

Yıl 1915...

Gelibolu yarımadasındaki savaş hatlarında siperler

içindeyiz. Birliğimiz 800 mevcutlu bir piyade

alayıdır. Erat içinde okur- yazar olanı binde bir

olduğu söyleniyor. İsteyen erler için zarfı kâğıdı

benden sılaya 10 para karşılığında mektuplar yazarak

harçlığımı çıkarıyorum.

Saatler sonra akşam olmuş, gökyüzü tamamen

kara bulutlarla kaplanmış, yeni başlayan

hafif bir çisenti ile ortalığı zifiri bir karanlık

basmıştı. Göz gözü görmüyordu. Gece yarısı bir

emir duyuldu. “Asker! Süngü tak. Hücum, ileri!” istihkâmlarda balık istifi

sıkışmış askerle hepimiz birden dağlarda yankılanan “Allah! Allah!”

nidalarıyla hücuma geçtik. Karşı atışlardaki silahların namlularından

çıkan ışık ve alevlere bakılırsa düşman hatları ile aramızdaki mesafe 100-

150 arşın kadar olmalıydı. Daha 8-10 adım ancak ilerlemiştim ki tekrar

bir emir duydum. “Asker! Geriye dön! Siperlerinize!” diyordu. Ne oldu

ise işte o andan itibaren oldu. Geriye dönemezdim. Zira geriye dönüş

benim için, kendi bedenimi, zifiri karanlıkta siperlerdeki askerlerimizin

benden yana dönük çığ gibi duran fakat göremediğim süngülerinin

üzerine atarak, bile bile intihar ve mutlak bir ölüm demekti. İleriye de

gidemezdim. Çünkü zaten geriye dön emri verilmiş aynı anda düşman

ateşi de şiddetini tarif edilemez derecede attırmıştı. Hemen kendimi ol-

36 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


duğum yere atıp toprağa sarılarak gelen kurşunlardan korumaya çalıştım.

Düşman silahlarının çıkardığı ses, taraka, ateş ve alevler biraz önce

fasılalı ve teker teker ayırt edilebildiği halde şimdi sayılamaz, sonu gelmez

bir gök gürültüsüne dönüşmüş; ateşler, kıvılcımlar bir orman yangınındaki

alevler gibi her taraftan minareler boyu göklere yükseliyor, yer

yerinden oynuyor, kıyametler kopuyordu. Dur durak bilmeden biteviye

devam eden sayısız ve sonsuz şimşekler, gök gürültüleri gibi patlayan silah

sesleri kulakları yırtarken, mermiler, şarapneller, bombalar vızlıyor;

keskin ıslıklar çalarak havada uçuşuyor; barut, duman, is kokusu insanı

boğuyor; taş, toz, toprak, çalı, çırpı, canlı cansız ne varsa her şey yerde

ve havada şiddetle birbirine karışarak gökyüzüne fırlayıp geriye yağıyor,

göz açtırmıyordu.

Artık dimağım durmuş, duyu organlarım dumura uğramış, aklım çalışmaz

olmuştu. Bu cehennemi çatışmanın ne kadar devam ettiğini anlayabilecek

durumda değildim. Mutlak bir ölüm kapanına düşmenin sıkıntı

ve ıstırabını yaşıyordum. Olduğum yerde cansız gibi yatarak kıpırdamadan

iki tarafın da ateş kestiği zamana kadar bekledim. Şafak söküp ortalık

hafif aydınlandıkça çevremdeki varlıkları seçmeye başladım. Çatışma

durmuş; silah sesleri kesilmiş, yaprak dahi kıpırdamaz olmuş, ortalığı

tam bir ölüm sessizliği sarmıştı. Başımı yavaşça kaldırıp etrafa bakındım.

Her yer yan yana, üst üste yığılan şehitlerin toza toprağa karışmış

mübarek vücutları ile kaplıydı. Şehitlerin vücutlarından toprak yüzeyi

görünmez olmuştu. Öylesine ki, bu vücutlar kendiliğinden doğal bir siper

oluşturmuş, birçok yerimden yaralanmama rağmen beni ölümden

kurtarıp hayatta kalmamı sağlamıştı. Bu sırada şehitler arasında elinde

bastonla dolaşan gölge gibi bir sıhhiye erini hayal meyal fark edebildim.

Elimi azıcık kaldırarak zorlukla seslenip onu çağırdım. Sıhhiye sesimi

duyunca yanıma geldi. Beni omzuna aldı. Siperlerin gerisindeki tepenin

üstüne kadar çıkardı. Geride, tepenin yamacında bekleyen bir at arabası

ile diğer sıhhiye erlerini gösterdi. Elime verdiği bastona dayanarak oraya

kadar gidip gidemeyeceğimi sordu. Gidebileceğimi söyleyince vedalaşıp

ayrıldık. O, başka yaralılara yardım etmek için şehitlerle kaplı savaş

alanına, ben de gerideki arabaya doğru yürüdük. Arabaya hayli yaklaştığım

halde yanına kadar varamadım. Ağrılar, acılar, kanlar içinde halsiz,

dermansız ve bitkindim. Arabanın yanındaki sıhhiye erleri fark etmiş

olacaklar ki hemen yanıma kadar gelerek sedye ile beni arabaya kadar

taşıdılar. Orada kendimi kaybetmişim.

Gözlerimi tekrar açtığımda şaşkınlık ve merakla çevreme bakındım.

Nereye, nasıl ve ne zaman geldiğimi bilmiyorum ama burası bir cennet

olsa gerekti. Çok lüks bir yer. Modern bir otel sanki. Etrafımdaki karyolalarda

yatanlar, kıpırdayanlar, inleyenler vardı. Her yer bembeyaz ve

tertemiz. Aydınlık. Rahat. Ferah. Sanki yeni gelinlikler giyinmiş, beyazlar

içindeki huriler kadar güzel, genç, sarışın kızlar yatanlarla ilgileniyor,

bizlere hizmet ediyor ve etrafta dolaşıyorlar. Bu dil buranın değil dercesine

birbirleriyle bir şeyler konuşuyorlar. Dikkatle dinliyorum ama hiçbir

şey anlayamıyorum. O kibarlık o incelik, o bembeyaz ciltlerindeki

narinliklerine bakılırsa şüphesiz bu kızlar hayatta hiç çalışmamış, hiç

tarlaya, bağa, bahçeye çıkmamış; tenleri hiç güneş görmemişti. Çalışsalardı,

tarlaya, bahçeye, güneşe çıksalardı, renkleri elbette bizim köydeki

kızlarınki gibi birazcık olsun koyulaşır, esmerleşir, kararırdı diye

düşündüm.

Ne bileyim ben onların, İstanbul Alman Hastanesi’nde yaralı Türk

askerlerini tedaviye çalışan Alman hemşireler olduğunu. Ama öğrendim.

Sonra öğrendim. Sonra çok şey öğrendim. 12 yerimden yaralan-

Hilal-İ Ahmer Kartıdır

dığımı da öğrendim. Aklım başıma gelince bir

şey daha öğrendim öğrendiğim en acı gerçek...

O gece orada, Çanakkale Savaşları ateş hatlarında

beraber savaşa gittiğimiz 800 kişilik alayımızdan

ben ve diğer yaralılar da dâhil olmak

üzere yalnız sekiz Türk askerinin hayatta kalabilmiş

olmasıydı…

Molla Halil

phantaso.com.tr 37


öportaj

Edebiyatı,

yazmayı,

hikâye anlatmayı

seviyorum...

“Dünyayı savaş

meydanına çeviren

yaratıklar biziz. Hepimize

yetecek kadar toprak,

yiyecek, giyecek ve oksijen

varken; doymak bilmeyen,

hep daha fazlasını isteyen

bir yapımız var. Ben

de kitaplarımda insanı

felakete sürükleyenin insan

olduğunu anlatmaya

çalışıyorum.”

38 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Gizli Miras, Dokuz ve Çakal Kayası adlı romanların yazarı ve aynı

zamanda Hür Bakış Gazetesi ve Büyük Türkiye Dergisi’nin yöneticisi

olan Ahmet Karayün, özellikle genç yazarlara ve yazmaya yeni

başlayanlara yepyeni bir bakış açısı yaratacak olan yazma serüvenini

Phantaso’ya anlattı.

Karayün “Refah seviyemiz yükseldikçe okuma seviyemizin de artacağına

inanıyorum” diyor, belki de haksız sayılmaz…

Ahmet Karayün’ü tanıyabilir miyiz?

Ordu’nun Aybastı ilçesinde, dünyaya gelmişim... Annem öyle söylüyor.

(Gülüyor.) İlkokul birinci sınıfı hayal meyal hatırladığıma göre

memleketimde okuduktan hemen sonra Tekirdağ Çerkezköy’e,

orada üçüncü sınıfı bitirdikten hemen sonraysa İstanbul Büyükçekmece’ye

geldik ve hala burada yaşıyorum. 15 yaşında başlayan çalışma

hayatım gün geçtikçe temposu artarak devam ediyor... Resmi

çalışma süresine bakılırsa beş yıl sonra emekliyim ama yaşam şartları

pek öyle demiyor. Velhasıl kelam gazete dağıtımı ile başlayan iş

hayatım montaj, dizgi, fotoğraf çekimi, habercilik, köşe yazarlığı,

grafik tasarım olmak üzere gazetecilik mesleğinin birçok alanında

çalışmakla geçti. Bir dönem tiyatro oyunculuğu yaptım. Şimdilerde

ise Büyükçekmece’de Fikir Fabrikası adlı dijital baskı merkezimizin

yöneticiliğini yürütüyorum. Fabrikamızı babam ve dört kardeşimle

birlikte her geçen gün büyütüyoruz. Aynı zamanda 1998 yılından

bu yana Yerel Gazetemiz Hürbakış haftalık olarak yayın hayatını

sürdürüyor. 2016 yılında yayın hayatına başlayan Büyük Türkiye

Dergisi’nin Yazı İşleri Müdürlüğünü yapıyorum. Gizli Miras, Dokuz

ve Çakal Kayası adlı üç romanım var. Evliyim. Bir kız ve iki erkek

evlada sahibim.

Roman yazmaya nasıl başladınız? Bu sizin için bir tutku muydu?

Yazma yeteneğiniz olduğunu nasıl fark ettiniz?

Kafamda dönüp duran hikâyeler vardı. Beni yazmaya iten şeyi tam

olarak anımsamıyorum. Bu biraz da dünyaya bakış açısı ve kendini

ifade etme biçimiyle ilgili olsa gerek. Her insan haberleri seyreder

mesela fakat ben o olayların öncesini, sonrasını düşünürüm. Yaşadığım

hemen her olay bende bir hikâye uyandırır. Neden yazıyorum?

Neden roman? Sanırım hayata karşı kendimi ifade biçimim bu.

Yazmadığım vakitlerde birikiyorum. İçim doluyor. Ne zamanki bir

eserim meydana çıkıyor işte o zaman biraz iyi hissediyorum, biraz

da zihnim boşalıyor; tabii bu boşluğu bir başka hikâye işgale hazır

oluyor. Edebiyatı, yazmayı, hikâye anlatmayı seviyorum kısacası bu.

Kitaplarınızda vurguladığınız ana tema nedir? Okuyucularınızın

hangi duyguyu hissedip birebir yaşamasını istersiniz?

Kitaplarımda vurguladığım ana tema insan psikolojisi. Ademoğlunun

doğası, dünyası, zihninin karmaşık sokakları dolanmakla

bitmiyor. Çözmek zor. Elimden geldiği kadar olayları, karakterleri

derinlemesine anlayıp, okuyucularıma anlatmaya

gayret ediyorum. Çünkü insanı anlamadan

hiçbir şeyi anlayamazsınız. En büyük

korku insanın kendisidir mesela. Dünyayı

savaş meydanına çeviren yaratıklar biziz. Hepimize

yetecek kadar toprak, yiyecek, giyecek

ve oksijen varken; doymak bilmeyen, hep

daha fazlasını isteyen bir yapımız var. Ben de

kitaplarımda insanı felakete sürükleyenin insan

olduğunu anlatmaya çalışıyorum. İnsanı,

insanlığın gerekleri konusunda ne kadar aydınlatabilirsek;

dünya da savaşlardan o kadar

uzaklaşacaktır.

Okuyucularımın hangi duyguları hissetmesi

hususunda yazdıklarıma bakarak şunu söyleyebilirim;

sanırım kaybetme duygusunu

yaşamalarını istiyorum. Çünkü insan kaybetmeden

hiçbir şeyin kadrini bilmiyor. Acı tecrübeler

yaşamadan yola gelmiyor insan. Ben de

romanlarımda bu duyguyu yaşatmaya çalışıyorum

okurlarıma. Kendilerini karakterin yerine

koyarlarsa empati kurabileceklerini düşünüyorum.

Nitekim Dokuz romanımda, kitabı okuyan

evli çiftler arasında eşine mesaj atma, onu

sevdiğini söyleme ve eve gidip karısını ya da

kocasını kucaklama isteği uyandırmayı başardığımı

düşünüyorum. Geri dönüşler bu yönde

oldu. Ne mutlu bana değil mi?

Romanlarınızda yaşantınızdan veya tanık

olduğunuz yaşamlardan örnek var mı yoksa

tamamen hayal gücüne mi dayanıyor?

Elbette tanık olduğum yaşamlardan izler taşıyor

fakat bu izler duygu manasında. Yaşadığım,

gördüğüm olaylar bende duygusal etkiler

yaratıyor ve bunlar yazdıklarıma yansıyor.

Olaylar bakımından ise yazdıklarımın tamamı

kurmaca oluyor. Mesela Çakal Kayası romanımı

gerçek yaşanmış bir hikâyeden esinlenerek

kaleme aldım. Tabii yine kurmaca bir kitap.

İçinde her ne kadar gerçek yerler, gerçek karakterler

ve gerçekten yaşanmış olaylar olsa da

büyük oranda kurgudan oluşuyor. Gazetecilik

mesleğinden olsa gerek, gerçek olayları olduğu

gibi yazmak hoşuma gitmiyor. Haber vermek

gibi geliyor bana. O nedenle biyografi yazmayı

düşünmüyorum. Her kitabımda yeni bir dünya

yeni bir karakter oluşturmazsam benim için

yazmanın büyüsü kalmıyor.

phantaso.com.tr 39


Türkiye’yi dünya ülkelerine göre sıralamaya

alırsak okuma oranı en düşük ülkelerden biri…

Okuma oranını iyileştirmek adına neler yapılabilir?

Neden okumayı seven bir millet değiliz?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2015 verilerine

göre bir yılda elli bin kitap yayınlanmış. Bu saatte

altı kitaba denk geliyor. Buradan şöyle bir çıkarım

yapabiliriz; ya çok okuyoruz, ya da çok yazıyoruz.

Ya da Türkçesi şu; seyirci değil, yönetmen olmayı

seven bir milletiz. Tez canlılığımızdan olsa gerek kitap

okuma oranımızın azlığı. Video seyretmek daha

kolay geliyor birçoğuna. Tabii bir sorunu tek bir

nedene dayandıramayız. Kitap okumak bize sevdirilmedi

mesela; ne ailemiz ne de öğretmenlerimiz

tarafından. Tabii savaştan çıkan genç cumhuriyet

yıllarının getirdiği sefalet uzun zaman sürdü. İnsanlar

bir lokma ekmek peşinde gece gündüz çalışırken,

kitap okumak akıllarına bile gelmedi. Refah

seviyemiz yükseldikçe okuma seviyemizin de artacağına

inanıyorum.

Kitaplarınızı ne kadar sürede yazıyorsunuz? Yazarken

belli başlı kurallarınız var mı? Varsa bunlar

neler?

Kitaplarımın ortalama yazım süresi iki yılı buluyor.

Yazarken illa kahvem olacak ya da karşımda deniz

manzarası bulunacak gibi şartlarım yok. Benim için

asıl mesele yazmak üzere bilgisayarımın başına oturabilmek

oluyor. Yoğun bir çalışma hayatım var ve

akşamları vakit bulabildikçe yazıyorum. Malumunuz

yazarak yaşanmıyor memleketimizde. Kapalı,

puslu havalar içimdeki yazma istediğini gün yüzüne

çıkarıyor... Aynı şekilde yağmur beni bu noktada

çok etkiliyor. Doğayı seviyorum. Yazdığım odanın

camından gökyüzünü ve ağaçları görmek beni motive

ediyor. Yazarken müzik de dinlerim. Son kitabımı

yazarken Farid Farjad’ı sık dinlediğimi fark ettim

fakat bu dönem dönem değişebiliyor.

Hangi tarz kitapları okuyorsunuz? İdolünüz, kendinize

yakın hissettiğiniz yazarlar kimler?

Roman olmak kaydıyla hemen her türü okuyorum. Yazar

yelpazemi geniş tutmayı seviyorum. En ünlü, en bilindik

yazarları da okuyorum ama hiç duymadığımız isimlere de

şans veriyorum. Yazarlar içinde idol olarak gördüğüm, düşündüğüm

bir isim yok. Fakat beğendiğim yazarlar derseniz

birkaç isimden bahsedeyim. Sabahattin Ali, Peyami

Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cengiz Aytmatov, Knut

Hamsun, Robert Walser, Sir Arthur Conan Doyle gibi

isimleri sıralayabilirim.

Şuan sektöre baktığımız zaman genç yazarların atağa

geçtiğini görüyoruz. Yazmaya çalışıyorlar, kitaplarını

yayınlatıyorlar. Yayınevlerinin yazar seçme konusunda

titiz davrandıklarını düşünüyor musunuz?

Gençlerimizin yazması harika bir durum. Ben de genç

yaşta yazmaya başladım. Bütün büyük yazarlar da bir zamanlar

gençti. İnsan anne karnından usta yazar, duayen

yazar olarak doğmuyor. Yazdıkça yazar olunuyor. Bu noktada

genç kalemleri çok önemsiyorum. Yayınevleri seçici

40 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


davranıyor evet. Piyasanın büyükleri diye tabir ettiğimiz yayınevleri

gelen dosyalar konusunda seçici davranıyorlar. Yüzlerce

dosya gidiyor ve tabii arada haksızlık edilen eserler de çıkabiliyor.

Bir yayınevinde kitabını yayınlatmak gerçekten zor. Fakat

yüz, iki yüz sene evveli gibi kötü değil yazarların durumu.

Teknolojinin getirmiş olduğu bir kolaylık söz konusu. Bloglar,

e-kitaplar, sosyal medya mecraları genç yazarların isminin duyulabilmesine

olanak sağlıyor. Zaten çok sevilenler, takipçisi hatırı

sayılır seviyelere gelenler için de yayınevleri kapılarını aralıyor.

Bir de basım maliyetini yazarın kendisi karşılamak koşuluyla kitap

yayınlayan yayınevleri var. Gördüğüm kadarıyla da insanların büyük

çoğunluğu bu yöntemi kullanıyor. Bu yazarlar açısından çok

iyi bir durum olabiliyorken, okurlar açısından kötü olabiliyor çünkü

edebi değeri olsa da olmasa da her şeyi yayınlayabiliyorsunuz.

durum benim kendimi geliştirmeme de

vesile oluyor. Romanlarımı bir gün kendim

sinema filmine uyarlamayı düşünüyorum.

Tabii yazarken de bu doğrultuda

sahneler kurduğum oluyor. Filmleri çok

seviyorum ve kendim bir film yönetmeden

ölmek istemiyorum. Romanlarımı

okuyan çoğu insanın “Keşke filmi çekilse,

harika olur!” demeleri tesadüf olmasa

gerek. En son Çakal Kayası romanım için

yine film hatta dizi olabileceği yönünde

yorumlar aldım. Bakalım zaman ne gösterecek?

Sizce bir romanın başarılı olabilmesi için çok fazla okunması

gerekiyor mu? Genel olarak baktığımızda dünya klasiklerine

giren bazı romanlar yayınladıkları ilk zamanlar önemsenmiyor

ve ya yazarları öldükten sonra değerleniyor. Bu duruma

olan bakış açınız nasıl?

Elbette bir romanın başarısını, edebi değerini çok satırlığıyla ölçemeyiz.

Mesela furya dönemleri var. Bazı dönemler tasavvuf, Mevlana,

bazı dönemler aşk, aforizma gibi konular öne çıkıyor ve bir

kapakla çok satanlara girebiliyor bazı kitaplar.

Bir yazarın öldükten sonra çok satması ne tuhaf değil mi? Ya yaşadığı

dönemin çok ilerisinde olduğu için insanlar onu anlamıyor

ya da çağın edebiyat, sanat anlayışı ile kan uyuşmazlığı yaşanıyor.

Ben de kitaplarımın geniş kitlelerce okunmasını arzu ederim elbette

lakin daha çok okuyan insanların etkilenmesi ve duygularını

depreştirmesi beni mutlu eder.

Phantaso’ya vermiş olduğunu röportaj

için teşekkür ederiz. Son olarak dergimiz

adına neler söylemek istersiniz?

Asıl ben bu güzel söyleşi için teşekkür

ederim. Derginizi ilk sayısından itibaren

takip ediyorum. Gerçekten takip ediyorum

tabii, iltifat olsun diye söylemiyorum.

Gerek ekibinizdeki güzel insanlar,

gerek içerik ve baskınızdaki kalite çok iyi.

Aynı zamanda bir dergi yayınladığım için

bu yönleri değerlendirmekte bir beis görmüyorum.

Yayın hayatınızdaki başarılarınızın

katlanarak devam etmesini diliyorum.

Tüm Phantaso okurlarına sevgiler.

Genç yazarlara tavsiyeleriniz neler?

Çok okusun, çok yazsın, çok düşünsün ve çok gezsinler. Yazdıkça

yazar olmaya başlıyor insan. Bir de farklı bir bakış açısı kazanmaya

çalışsınlar. Örnek verecek olursak; “Ben bu duyguyu daha

iyi nasıl dökerim kelimelere?” diye düşünsünler. Sizin aklınıza ilk

gelen, başka onlarca insanın da aklına gelmiştir çünkü. Kelimeler

sevmek, onlarla hemhal olmak ve hep ‘daha iyi nasıl yazarım’ın peşinde

olmak gerek. Üslup çok önemli ve iyi bir üslubu yakalamak

için belki de mezara kadar koşmak lazım.

Gelecekte gerçekleştireceğiniz projeleriniz neler? Yeni bir

roman yazıyor musunuz ve ya yazacak mısınız? İleri ki dönemlerde

romanınızı dizi, film gibi projelerde görmek ister

misiniz?

Dördüncü romanımı yazıyorum şu sıralar ve farklı bir anlatım dili

kullanıyorum. Her romanımda bir fark yaratmayı seviyorum. Bu

phantaso.com.tr 41


köşe

başarılı ve

mutlu evliliğin sırrı:

denge

Yazar: Uzm. Psk. Gani Eser

Günümüzde yürütülmesi son derece zorlaşan

ve toplumumuzun temel taşı olan aile

kavramı ve evlilik kişinin hayatındaki en

önemli olgudur.

Evliliği ayakta tutan ve geliştiren şey dengedir. Evlilikler

zamanla dengeyi bulan, uyum sağlayan organizmalardır.

Nasıl ki bir birey kendi içinde uyumu sağlayamadığı,

sözleri, eylemleri ve inançları farklı frekanslarda

olduğu zaman sosyal kabul görmüyorsa, evliliklerde de

uyumsuzluk kötü sonun habercisidir.

Denge sağlanamıyor, uyum gerçekleşemiyorsa da evlilik

devam edebilir ama nedeni artık sevgi değil, zorunluluklardır.

Çocuklar, bir tarafın ekonomik özgürlüğünün

olmaması, düzenin değişmesinden korkmak gibi

nedenlerle sürdürülen çok sayıda evlilik var toplumumuzda

maalesef.

Denge derken; zamanla eşlerin farklı rolleri üstlenerek

bütünleşmelerini, biri duygularıyla hareket ederken

diğerinin mantığını kullanmasını, iş bölümü yapmalarını,

karşılıklı sorumluluk almalarını ve eşit olmalarını

kast ediyorum.

Evlilikte En Kritik Eşik: 1.Yıl

Evliliğin birinci yılı zor bir dönemdir. Bu süreçte denge

sağlamak çok kolay değildir ama kritik eşik aşıldığında

taşlar yerine oturmaya başlar. Uyum sağlandıktan

sonra yaşam kolaylaşır, evli olmanın, birlikte daha

42 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


güçlü ve sevgi dolu olmanın tadına varılır. Sorumluluklar paylaşıldıkça

ve empati kuruldukça birlikte daha güçlü olduklarını

fark eden eşler tek başlarınayken yapamadıklarını birlikte başarmanın

hazzını tadar ve yaşam kalitelerini yükseltmek için daha

kolay motive olurlar.

İlişkilerde En Çok Hangi Hataları Yapıyoruz?

Öncelikle iletişim kurmayı bilmiyoruz. Ben merkezli yaklaşıyoruz

olaylara. İlişki öncesi bireysel yaşamımızdaki alışkanlıklarımızı

değiştirmek istemiyoruz. Esnek değiliz. Biz

olmayı bu yüzden başaramıyoruz. Olduğumuz gibi davranmakta

ya da partnerimizi olduğu gibi kabul etmekte zorlanıyoruz.

Başkalarıyla kıyaslıyoruz veya kıyaslanıyoruz. Kırıldığımız

zaman derdimizi anlatmak yerine sessiz kalmayı tercih ediyoruz.

Önceki ilişkilerimizin izlerini silmekte ihmalkâr davranıyoruz.

Birbirimizin çevresine saygı göstermeyi beceremiyoruz.

Duygusal şantaja başvuruyoruz.

Empati kurabilsek; partnerimizin de ilişki için fedakarlık yaptığını,

eski alışkanlıklarını terk ettiğini görebilsek hatamızı fark

edebiliriz belki. Hep kendi penceremizden bakmaya alıştığımız

için “biz” olmakta zorlanıyoruz.

Hata yapan partnerimizin özür dilemesini bekliyoruz boşuna.

Uzun sessizlikler, kaprisler gittikçe birbirimizden uzaklaşmamıza

neden oluyor. Oysa onu affettiğimizi hissettirecek bir sözle

yaklaşmayı denesek belki o anda sona erecek kırgınlığımız. İncir

çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden bitiveren evliliklerin

sayısı hiç az değil.

Bir Evliliğin Olumsuz Yöne Doğru Gittiğini Gösteren

Sinyaller Nelerdir?

Eşinizin gözünün içine bakmadığınızı ya da onun gözlerini sizden

kaçırdığını fark ediyorsanız alarm çalmaya başlamıştır. Bu

yazıyı okuyan evli bireyler bir an durup düşünsünler; en son ne

zaman eşlerinin gözünün içine sevgiyle baktıklarını hatırlamaya

çalışıp dürüstçe yanıtlasınlar. Sonuç pek iç açıcı olmayabilir.

Modern yaşamın hızına ayak uydurabilmek için koşturmaktan,

trafikte zaman kaybetmekten, çocukların sorumluluklarını yerine

getirmekten yorulup birbirimize sadece alışkanlıklarımız

nedeniyle mekanik ilişkiler çerçevesinde yaklaşıyor olabiliriz.

Eşinin saçını kestirdiğini fark etmeyen, günlerce birbirinin yüzüne

bakmayan evli çiftler var. Kötüye gidişin sinyalleri her yerde

var ama görmek isterseniz görebilirsiniz.

Çocuk Faktörü Evliliği Nasıl Etkiler?

Ebeveynin bakış açısına, tutumuna göre olumlu

ya da olumsuz yönde etkiler. Bir tarafın istemediği

çocuk daha anne karnındayken bunu duyar

ve hisseder. Sorumluluk eşlerden birine yüklenirse

hayat kalitesi düşeceğinden çocuğuna da

eşine yeterli ilgiyi gösteremeyecektir. Kendisini

istemeyen anne ya da baba ile büyüyen çocuk

hayat boyu güven sorunu yaşayacaktır.

Kötü giden bir evliliği toparlayabilmek için son

çare olarak dünyaya getirilen çocuklar bazen

boşanmayı engellese de içinde sevgi olmayan,

şiddetin, huzursuzluğun baskın olduğu ailelerde

büyümenin travmasını yaşarlar.

Eşlerin kritik eşik olan ilk yılı tamamlamadan

çocuk sahibi olmayı düşünmemelerini tavsiye

ediyorum. Anne baba olmak çok büyük bir

sorumluluk. Çevreden gelen baskılara boyun

eğmemeli, çocuğun sorumluluğunu üstlenebileceklerinden

emin olduklarında, her ikisi de

bunu istediğinde karar vermeleri en doğrusu.

Bir Evliliğin Olumsuz Yöne Doğru

Gittiğini Fark Eden Eşler Ne Yapmalı?

Tekdüzelik, sadakatsizlik, sorumlulukların adil

dağılmaması ve sair evliliğin yanlış bir yöne gittiğinin

belirtisi olabilir. Çiftler iletişim kurarak

olumsuzluğun nedenlerini ve neler yapabileceklerini

konuşabilecekleri bir ortam yaratmalı.

Sorunu karşısındakinden önce kendisinde arama

olgunluğuna sahip olunabilirse, ilişkiye objektif

bakılabilirse ve çözüm odaklı yaklaşım tutumu

benimsenirse kriz atlatılabilir. Konuşmak,

yargılamamak, empati kurmak, sevgi ile yaklaşmak

evliliğin devamını sağlayabilir.

Bir taraf sürekli ayrılmaktan, gitmekten bahsediyorsa

muhtemelen diğerini kaybetme korkusu

yaşamıyordur. Az da olsa kaybetme korkusu ilişkilerin

can simidi olabilir. Neyi kaybedeceğini

net olarak görebilen, fark edebilen durumu

dolayısıyla evliliği kurtarabilmek için gerekli

motivasyonu bulabilecektir.

phantaso.com.tr 43


öportaj

çocuk yaşamında

ilk 1000 günün

önemi

Hamileliğin ilk gününden bebeğin

2 yaşına kadar olan dönemine

ilk 1000 gün denildiğini belirten

Kadıköy Şifa Ataşehir Hastanesi

Çocuk Hastalıkları ve

Neonatoloji Uzmanı

Prof. Dr. İlknur

Kılıç; bu dönemde

çocuğun hatta

erişkinin sağlığını

etkileyen bazı

durumları engellemek

ve azaltmak için

sorularımızı

cevaplıyor.

44 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Çoğu zaman planlı olsa da eve gelen küçük misafir anne ve

babanın hayatını değiştiriyor. Bu süreçte aile neler yaşıyor?

Bebek eve geldikten sonra anne babanın alışkın olduğu yaşama

şekli tamamen değişiyor. Artık bebek odaklı bir yaşama şekli

var. Bir yandan bebeğin bakımını sağlamak, diğer yandan bebekte

gördükleri bulguların normal olup olmadığını anlamak

gerekiyor. Ayrıca bu dönemde anneye ve babaya karışan çok kişi

oluyor. Anne baba okuduklarına mı, internete mi, yoksa büyüklerine

mi inansın, şaşırıp kalıyor. Bebeğin arka arkaya hapşırması

bile ailede paniğe neden olup “bebeğim hasta mı oldu ?”diye

doktora gelmelerine neden olabiliyor. Bu dönemde annenlerin

ve babaların bebekleri için neyin doğru olduğu konusunda bilgilendirilmeleri

bu süreci kolay, huzurlu ve mutlu geçirmelerini

sağlıyor. Bu amaçla 6 Nisan’da gerçekleştirdiğimiz “Bebek Konferansı”nda

bu dönemde annelerin bizlere sıklıkla sordukları

soruları ve cevapları paylaştık. Amacımız anne adaylarını karşılaşacakları

sorunlar konusunda bilgilendirmek ve bebeklerini

kucaklarına aldıklarında daha az gergin bir süreç geçirmelerini

sağlamak.

Anne ve babanın bebeğe alışma süreci de farklı. Ebeveynler

nasıl hissediyorlar?

Anneler, gebelik sürecinde bebeği hissettikleri için bağlanma

gebelikte başlıyor. Babanın bağlanması için doğumdan sonra bebeği

görmesi, kucağına alması gerekiyor. Anne, bebek bakımını

baba ile paylaştığında baba için bağlanma kolaylaşıyor.

Eğer anne bebeğin bakımını tek başına üstlenir, babayı olayın

dışında bırakırsa babada bebeğe bağlanma gecikebilir hatta baba

kendisini dışlanmış hissedebilir. Bebek sahibi olmak ciddi bir

sorumluluk. Sorumluluk duyguları yüksek, idealist anne babalarda

bazen bu durum çok strese neden olabiliyor. Gerginlikten

o dönemin keyfini yaşayamıyorlar. Bu dönemde onlara her şeyin

yolunda olduğunu, bebeklerine iyi baktıklarını söyleyen bir doktora

gereksinim duyulabiliyor.

Genelde aile büyükleri anneye baskı yapar, en çok da ‘sütün

yetmiyor’ denir. Bir anne bu eleştiriye nasıl yanıt vermeli?

nenin desteklenmesi, sütünün yeteceğine

inandırılması ve stresten uzaklaştırılması

sütün artması için çok önemlidir.

Anneler bazen kendilerini yetersiz hissedebilir,

bu durumda onlara nasıl destek

olunmalı?

Annelerin bu dönemdeki en büyük endişesi

“bebeğime iyi bakabiliyor muyum”

dur. Evet, bu dönemde muayeneye götürdükleri

doktorun bebeğin kilo alımının iyi,

anne sütünün yeterli, bebeğin fizik incelemesinin

normal olduğunu söylemesi anneyi

rahatlatacaktır. Annenin çok yorgun

olduğu bu süreçte, annenin rahatlatılması

ve dinlendirilmesi de çok önemlidir. Özellikle

kolik ağrıları olan bebeklerin anneleri

kendini çok mutsuz hissedebilir. Bebeğin

sürekli ağlaması annede yetersizlik ve çaresizlik

duygusu oluşturabilir. Bu ağlamadan

annenin sorumlu olmadığı, bebek 3-4 aylık

olunca ağlamanın azalacağı, bebeğin sağlığının

normal olduğu anneye anlatılmalı ve

anneye kısa süreyle bile olsa bebeğin sesini

duymayacağı bir ortamda dinlenmesi, yürüyüş

yapması veya arkadaşları ile birlikte

olma şansı verilmelidir. Annenin gerginliğinin

azalmasının bebeğin huzursuzluğunu

azalttığı gösterilmiştir.

Özellikle ilk üç ayda bebek hızla büyüyor,

değişiyor. Bu süreçte bebeklerde

yaşanan değişiklikler neler?

Bebek 1 aylıkken yüzümüze bakmaya başlar,

2 aylıkken karşısındaki konuşunca yüzünü

fark eder ve güler, yatarken gözleri

veya başı ile nesneleri izler, 2-3 aylıkken

başını sağa ve sola eşit olarak çevirir, agulama

sesleri çıkarır, seslere tepki verir, kol ve

bacaklarını sağ-sol farkı olmadan eşit hareket

ettirir, yüzüstü yatarken başını yerden

kaldırır.

Bu süreçte anne babalara önerilerim; bebeğinizle

konuşun, mimikler yapın, bebeğinizi

dışarıda gezdirirken yüzü dışarıya dönük

olsun, bebeğinizi uzun süre ağlatmayın,

güven ve sevgi ortamını hissettirin.

Bebekler ilk 5 günde doğum ağırlıklarının %5-10’unu kaybedebilirler

ama sonrasında kilo alarak en geç 10. Günde doğum kilolarını

yakalamaları gerekir. Bebeklerin beklenen kilo alımı bu

dönemde günde 25-30g dır. Bebeğin ağlaması aç olması anlamına

gelmez. Ağlamasının bir çok nedeni olabilir; bezinin kirlenmesi,

ortamın sıcak veya soğuk olması, çok giydirilmesi, gaz

ağrısı, kucak istemesi gibi.. Bebek iyi kilo alıyorsa aç değildir ve

mama arayışına girilmemelidir. Çok nadir durumlar dışında annelerin

sütü bebeklerinin beslenmesine yeter. Bu dönemde anphantaso.com.tr

45


Çalışan anneler bebeklerini evde bırakmak zorunda

kalıyor ve çoğu bunun için kendini suçlu

hissediyor. Annelere neler tavsiye edersiniz?

Öncelikle iyi bir bakıcının bulunması aileyi rahatlatacaktır.

Bakıcının önemle aranan özelliği bebeği

sevmesi, sevecen olmasıdır. Bebeğin mutlu olması,

gülmesi bize işlerin yolunda gittiğine dair ipucudur.

Bebeğin bakımını sağlayan kimse, bu anne

de olabilir, bebeği sürekli televizyon karşısına koyup

bebekle ilgilenmezse bebekte bir süre sonra

iletişim sorunu oluşabilir. Çalışan annelerin eve

döndüklerinde bebekleri ile “kaliteli zaman” geçirmeleri

çok önemlidir. Anne çalışma hayatında

üretken ve mutlu ise, bu durum bebeğe de yansıyacak

o da mutlu olacaktır.

Anne, bakıcı ya da bir aile büyüğüyle büyüyen

bebekler arasında fark var mı?

Bu tamamen bakan kişiye bağlıdır diyebiliriz.

Anne ile zaman geçirme bebekleri çok mutlu

eden bir süreç ancak zamanın nasıl geçirildiği de

çok önemli. Çalışan bir annenin bebeği, anne eve

geldiğinde bebekle kaliteli zaman geçiriyorsa çok

mutlu olabiliyor.

Aile büyüklerinin bebeğe bakması aile ve bebek

için çok büyük bir şans. Ancak verilen sevgi disiplinize

etme döneminde sınırı aşıp her şeye izin

vermeye dönüşebiliyor. Büyükler ile anne babanın

sınırları farklı olursa çocukların davranışlarında

karmaşa yaşanıyor. İyi bir bakıcının da avantajları

var; anne bakıcıya isteklerini, bebek için yapması

gerekenleri daha rahat söyleyebiliyor. Günlük

hayatta “bebeğim bakıcıdan daha iyi yiyor” diyen

birçok anne ile karşılaşıyorum. Çünkü bebekleri

daha iyi disiplinize ediyorlar..

Ek gıdalara geçme bebek için keyifli bir süreç olmalı. Bebeğin

ağzına zorla yiyecek verilmeye çalışılmamalı. Zorla ek gıda

verilmesi bebeğin kaşığa tepki göstermesine neden oluyor ve

bebeği beslemek çok zorlaşıyor.

Bebekle kaliteli zaman nasıl geçirilir?

“Kaliteli zaman” kavramı anne ve çocuğun arasındaki ilişkiyi

besleyen, birlikte olmaktan keyif aldıkları zaman dilimidir.

Süreden çok içerik önemlidir. Anne isterse sabahtan akşama

kadar bebekle aynı ortamda bulunsun, eğer bebekle duygusal

bir paylaşım yapmıyorsa sağlıklı bir ilişkiden bahsetmek

mümkün değildir. Çalışan anneler hem çalışıp hem de eve

gelince çocukla ilgilenip kaliteli zaman geçirebilirler. Bazı anneler

de çalışmaz, evde çocuğuyla birliktedir ama ilişkilerine

duygusal bir yatırımı yoktur. Burada önemli olan o ilişkide

var olması gereken anlayış, annenin rehberliği ve koşulsuz

sevgisinin olup olmadığıdır. Bebekle kaliteli zaman geçirmek

bebeğin özgüvenini artırır, hayattan keyif almasını sağlar.

Çocuk sevildiğini hissettikçe kendini değerli hisseder.

Çocuk yaşamında ilk 1000 günün önemi nedir?

Hamileliğin ilk gününden bebeğin 2 yaşına kadar olan dönemine

ilk 1000 gün diyoruz. İlk 1000 günde bebekler hiçbir

dönemde olmadığı kadar hızlı büyür ve zihinsel kapasitelerinin

önemli bir kısmına ulaşır. Hayatın ilk 1000 gününde,

uzun dönemde çocuğun hatta erişkinin sağlığını etkileyen

bazı durumları engellemek veya azaltmak mümkündür.Bu

dönemde gebelik ve doğum sonrası bebeğin beslenmesi, bebeğin

fiziksel, ruhsal, zihinsel ve motor gelişimi çok önemli.

Çocuk Hastalıkları ve Neonatoloji

Uzmanı Prof. Dr. İlknur Kılıç

Hazır gıdaya geçiş sürecinde nelere dikkat

edilmeli?

Ek gıdalara başlanırken gıdaların günlük hazırlanması,

bebeğe bekletilmeden verilmesi çok önemli.

Bebeğe ek gıdalar sunulurken bebek zorlanmamalı,

istediği kadar yedirilmeli. Ek gıda verilirken bebek

aç olmalı, ek gıdayı denemeye heveslenmeli.

Yeni bir ek gıda denenecekse o gün başka yeni bir

gıda denenmemeli. Bebeklerin bazen bir gıdaya

alışmaları için 20-25 kez denenmesi gerekebiliyor.

46 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


güncel

new balance

Bozcaada da mayıs ayına

hareket katacak

New Balance, Bozcaada Yarı Maratonu

ve 10K Koşusu için, bu yıl 14

Mayıs’ta yine binlerce sporseverle

buluşacak. Hareketten ilham alan

New Balance, festival havasında

yaşanan Bozcaada Koşusu ile baharın

gelişini kutlayacak.

‘Game Changer!’ mottosuyla 2016 yazına giren,

hareket katalizatörü New Balance; Türkiye’de 6

yıl önce başladığı koşu organizasyonlarına hızla

devam ediyor. 6 yılda dev bir festival havasına

dönüşen ve baharın gelişinin müjdeleyicisi olan

New Balance Bozcaada Yarı Maratonu ve 10K

Koşusu, bu yıl 14 Mayıs’ta düzenlenecek. Sayıları

binleri bulan profesyonel ve amatör sporcu,

New Balance’dan aldığı ilhamla Bozcaada’nın

doğayla bütünleşen atmosferinde koşacak.

New Balance Bozcaada Koşusu, yarı maraton ve

10 kilometre olmak üzere 2 kategoride gerçekleştirilecek.

Bahara gülümseyen Bozcaada, turizm

sezonunu da New Balance Koşusu ile açacak.

Aileleri ve arkadaşları ile koşuya katılmak

için gelen binlerce kişi, kilometreleri aşıp, zorlu parkuru tamamlarken,

meydanda kurulan New Balance logolu çardaklar altındaki dinlenme

alanlarında aileler ve seyirciler, devam eden müzik aktivitesi ile eğlenceli

bir gün geçirecek. Yaz sezonundan bile daha hareketli bir hafta sonu

yaşayacak olan Bozcaada’da, 14 Mayıs Cumartesi günü koşuyu tamamlayıp,

sonrasında adanın lezzetlerinin tadına bakmak da mümkün olabilecek.

Bozcaada Koşusu için kayıtlar www.newbalancerun.com sitesinden

yapılabiliyor. Kayıtlar, 10 Mayıs tarihine kadar devam edecek. New

Balance mağazalarından performans ayakkabısı alan tüm sporseverler

ise koşuya ücretsiz kayıt yaptırabilecek.

Adım Adım İşbirliğiyle Bozcaada Koşusu Daha Da Anlamlı!

New Balance, bu yıl ilk kez, ana sponsoru olduğu Adım Adım platformu

ile Bozcaada’da işbirliği yapacak. Türkiye’yi 2007 yılında “yardımseverlik

koşusu” kavramıyla tanıştıran Adım Adım platformuyla yapılan

işbirliği kapsamında; dijital kaynak yaratma platformu olan ipk.adimadim.org,

ilk kez İstanbul Maratonu ve Runatolia dışındaki bir yarış

için kullanıma açılacak. Bozcaada’da koşacak sporseverler platformu

kullanarak; sivil toplum kuruluşlarının projeleri arasından, kendilerini

heyecanlandıran ve destek vermek için adına koşmak istedikleri projeyi

seçebilecek, amaçlarını açıklayan bir kampanya yaratabilecek. Platformda;

gönüllüler, kampanyaları adına seçtikleri dernek veya vakıflara yapılan

bağışların miktarını ve sayısını anlık olarak takip edebilecek. Adım

Adım platformu sayesinde, Bozcaada’dan STK’lara büyük bir destek

toplanması planlanıyor.

phantaso.com.tr 47


öportaj

48 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Simge yepyeni şarkısı ile

her yerde “yankı’’lanıyor

Geçtiğimiz Haziran ayında

çıkardığı Miş Miş şarkısı ile

büyük ses getiren ve klibi 100

milyona yakın izlenen Simge,

‘’Yankı’’ isimli yepyeni çalışması

ile yeniden sevenleriyle buluştu.

Tüm yaz boyunca listelerde

1 numarada yer alan, Altın

Kelebek ve daha bir çok prestijli

ödüle layık görülen başarılı

sanatçı, uzun zamandır Ozan

Bayraşa ile üzerinde birlikte

çalıştıkları ‘Yankı’ ile yine çok

iddialı bir çıkış yaptı.

phantaso.com.tr 49


Sezen Aksu, Deniz Erten ve Ersay Üner gibi

birbirinden önemli müzisyenler ile birlikte

güzel bir ekip çalışması sonucunda ortaya

çıkan Yankı’nın klibinde kullanılan Vertigo

efekti ve düşme sahneleri de izleyicileri oldukça

ilgi çekici karelere tanık ediyor. Yönetmenliğini

Ergin Turunç’un ve sanat yönetmenliğini

Bora Batur’un üstlendiği klip,

sürrealizm akımının etkilerinden yararlanılarak,

Türkiye’de alışılagelmişin dışında

Önümüzdeki günlerde Çanakkale’de de bir

konser verecek olan Simge’yle müzikal yolculuğunu

konuştuk.

Yurt içi ve yurt dışı

konser turuna hız

kesmeden devam

eden Simge, yaz

dönemine yine

bomba gibi bir şarkı

ile giriş yapacak!

Serdar Ortaç ve Gülşen gibi önemli müzisyenlerin

vokalistliğini yapmışsınız.

Başarılı solistlerin genellikle böyle bir

geçmiş kariyeri oluyor. Size neler kattı bu

dönem?

Pek çok isime vokalistlik yaptım, doğru fakat

albüm çalışmalarımda kendi kanatlarım ile

uçmayı tercih ettim. Kimseden bir şey istemedim.

Her şeyi kendi gücümle, kendi ekibimle

yapıp, kendi başarımı kendim yaşamak

istedim. Şu an da yaptığım şeyin çok doğru

olduğunu görüyorum. Destek ile de bir yerlere

gelinebilirdi ama ben bunu tercih etmedim.

Baktığımız zaman müzikal geçmişinizde

karşılaşmanız gereken herkesle bir şekilde

yollarınız kesişmiş. Sezen Aksu şarkısı

olan Miş Miş Miş ile tabiri caizse dillere

düştünüz. Böyle bir destek herkese nasip

olmaz. Bütün bunlar bir kariyer planı içinde

mi gerçekleşti ya da ne kadarı şanstı?

Çok şanslıyım ki, ilk albümümden itibaren

işinde en iyiler diyebileceğimiz isimlerle

çalışma şansı buldum. Daha sonraki single›larımda

ise Ozan Bayraşa aranjörlüğünde

Alper Narman ve Onurr›un Bip Bip adlı şarkısını

söyledim ve ardından Riff Cohen›in

Dans Mon Quartier isimli cover›ını yaptım..

Bu cover›ın sözleri ise Sibel Algan’a ait. Yankı

şarkımızın bestesi bana ve Ozan Bayraşa’ya,

köprüsü Alper Narman’a sözleri de Deniz

Erten ve Sezen Aksu’ya ait. Hepsi için söyleyebileceğim

tek şey işlerinde birer yıldız ol-

50 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


maları. Bütün bu isimler ile çalıştığım için ne

kadar gurur duysam az.

Yankı muhteşem bir şarkı. Kısa sürede 14

milyon kişi tarafından izlendi. Bize biraz

hikâyesini anlatır mısınız?

Şarkıyı, Ozan Bayraşa ile beraber besteledik.

İlerleyen süreçte Ersay Üner gitarıyla bize dahil

oldu. Devamındaysa Sezen Aksu ve Deniz

Erten birlikte sözlerini yazdı. Şarkı kolektif

bir çalışmanın ürünü. Yankı benim için çok

daha doğru bir hareket oldu.

Sektöre yeni giren, genç bir müzisyen olmak

nasıldı? Zorlandınız mı?

İlk başlarda tabi ki bende herkes gibi zorlandım.

Fakat sabırlı olmak bu işin en önemli

noktası. Diğer önemli bir konu ise doğru

ekip.

Peki, yıllarca arkada durup sonra kendi

dinleyicinizle buluşmak nasıl bir his oldu?

Çok güzel bir histi radyolarda kendi bestelediğim

şarkıyı duymak şahane bir duyguymuş:)

Sizin kendi sözleriniz ve besteleriniz de

var. Kendi şarkılarını söyleyen müzisyenlerin,

özel bir dinleyici kitlesi yarattığını

düşünüyorum. Sadece kendi şarkılarınızdan

oluşan bir albüm yapmayı düşünüyor

musunuz?

Tabii ki benim yapmak istediğim ve kendi

müzikalitemi ortaya koymak istediğim bir

şey ve ilerleyen zamanlarda kendi bestelerimin

de olduğu bir albüm yapmayı düşünüyorum.

Siz kimleri dinliyorsunuz? Bir editör olarak

ben ne yazık ki kitap ya da dergi okurken

bazen çok zorlanıyorum, okumak ile

incelemek birbirine karışıyor. Siz de mesleğinizin

bu tür handikaplarını yaşıyor

musunuz? Yoksa kapılıp gidebiliyor musunuz?

Hayran olduğum sanatçılar genelde bestelephantaso.com.tr

51


ini yapıp, sözlerini yazabilen ve aynı zamanda şarkılarını

kendileri okuyabilen sanatçılar. Herkes gibi

bende Sezen Aksu hayranıyım. Onu beğeniyorum

ve örnek alıyorum kendime. Elbette handikapları

var ama kendimi güncellemek ve hislerime güvenerek

kendimi koordine ediyorum.

Aileniz sizi destekledi mi? Nasıl karşılıyorlar

müzik yaşamınızı?

Rahmetli babamda müzisyendi ve bana ‘’Kızım

kaliteli müzik yapacaksan bu işin okuluna gitmen

gerekli’’ diyerek her zaman benim arkamda oldular.

Bu konuda çok şanslıydım.

Güzel ve başarılı kadınlar söz konusu olduğunda

genellikle güzellikleri başarılarının önüne

geçer, siz de çok güzel bir kadınsınız ve müziğinizi

konuşturmayı başardınız. Bunun için özel

bir tutum benimsediniz mi?

Kararlı olmak ve çok çalışmayla alakalı bu durum.

Sosyal medya bir yandan bütün iletişim kolaylıklarıyla

gerçek bir kamuoyu yoklama platformu

ama diğer yandan da çok acımazsız. Olumsuz

eleştiriler ya da zalimce yargılamalar ile

karşılaştınız mı? Neler hissettiriyor size bütün

bunlar?

Sosyal medyayı takip ediyorum. Gelen tüm yorumları

okumaya çalışıyorum. Yapılan düzeyli eleştiriler

insanı geliştiren şeylerdir.

Müzik yolcuğunuz gençlere, amatörlere hangi

sözlerle ilham vermeli sizce? Onlara ne söylemek

istersiniz?

Bu yolda ilerlemek isteyen arkadaşlara bu işin eğitimini

almaları ve bu iş ile ilgili sürekli üretmeleri

gerektiğini söyleyebilirim. Şarkı yazmaları, bestelemeleri

ve çok çalışmaları gerektiğini düşünüyorum.

Doğru ekibi kurmaları gerekiyor. Son olarak

da sabırlı olmaları gerekli diyorum.

Çanakkale’ye hiç geldiniz mi? Geldiyseniz neler

kaldı aklınızda? Yemeklerimiz, doğamız, tarihi

zenginliğimiz hakkında neler söylersiniz?

Çanakkale’nin temiz havası, içten insanları ve doğasına

hayran kaldım.

52 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Simge Sağın Kimdir?

Simge 08.08.1981 yılında İstanbul Şişli’de

dünyaya geldi. Müzisyen bir babanın kızı

oluşu hayatının her anında müzikle iç içe

büyümesine sebep oldu. 12 yaşında gitar

çalmaya ve besteler yapmaya başladı.

İçindeki müzik sevgisini hiç kaybetmeyen

Simge müzikle ilgili çalışmalarının İstanbul

Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı

Ses Eğitimi Bölümünü kazanarak devam

ettirdi. Okulda Alaattin Yavaşça, Selahaddin

İçli gibi pek çok değerli müzisyenle çalışma

şansı buldu. Öğrencilik sürecinde popüler

müzik camiasında çalışmaya başlayan

Simge, ilk profesyonel deneyimini Zeynep

Dizdar orkestrasında kazandı. Daha

sonrasında Gülşen’e 4, Yaşar’a 2 ve Serdar

Ortaç’a 2 sene sahnede vokalist olarak eşlik

etti. Sahne deneyimleri dışında pek çok

jingle ve dizi müziği çalışmasını seslendirdi.

“Annem” dizisi için Kıraç ile yaptığı düet

ve Süper Fm’in jeneriği bunlardan bazıları.

Geçtiğimiz yıllarda “Yeni Çıktı” adlı albümüyle

müzik piyasasına ilk solo albümü ile

giriş yapan Simge, Şimdi ise prodüktörlüğünü

kendi üstlendiği yeni single çalışması

‘Bip Bip’ ile aramızda!

phantaso.com.tr 53


köşe

Kazanova

Değerli okuyucularımız Kazanova’ya sorularınız için

kazanova@phantaso.com.tr e-mail adresinden bize katılın...

Merhaba Kazanova;

Öncelikle Phantaso’nun, özellikle 2. sayısıyla birlikte, ilgi çekici

kaliteli bir dergi olma yolunda ilerlediğini söylemeden geçemeyeceğim.

Çanakkale’ye de böyle bir dergi yakışır bence. Tebrikler,

başarılarınızın devamını dilerim.

Soruma ve sorunuma gelecek olursak; 9 aylık düzeyli bir birlikteliğim

var. Kız arkadaşımı seviyorum ve değer veriyorum. Onun

da bu şekilde olduğunu hissediyor ve görüyorum. Ancak içinde

bulunduğumuz çağın getirdiği sıkıntılar ve kendi eski kafa diye

tabir ettiğimiz kişiliğim dolayısıyla bir takım güven sorunları ya-

şamaktayız. Ve bunlar öylesine arttı ki anlamsız yere

çok sert tartışmalara girmekteyiz. Bu sebeptendir ki

bu şekilde giderse bu sürdürülebilir bir ilişki olmaktan

çıkacak. En kısa sürede buna bir önlem almak zorundayım.

Şimdi sorunu kısaca detaya girip özetlersek; birçoğumuzun

bildiği üzere maalesef şu an içinde bulunduğumuz

çağ birçok sahteliği ve balon ilişkileri içinde

barındırıyor. Artık birçok insanın sevgiye, aşka, dürüstlüğe

ve ahlaki değerlere saygısı olmadan sadece kendi

zevkini ve tatminini düşünerek bencilce hareket ettiği

hepimizin malumu… Ve ben kendimi, sevdiğim insanı

54 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


ve ilişkimizi bu tip insan ve çevrelerden olabildiğince

uzak tutmak çabasındayım; buna iş, sosyal ve kültürel

çevreler de dâhil. Çünkü birçok insan artık karşıdaki kişinin

durumunu öğrenmeden saygısızca birçok değişik

teklifte bulunabiliyorlar ve asıl niyetlerini anlamak maalesef

mümkün olmuyor. Ancak bunlardan tamamen

kaçmanın da mümkün olmadığını biliyorum. Elimden

geldiğince uzak durmaya çalışırken de sevdiğim insanın

özgürlüğüne, hayatına ve kendisine bazı kısıtlamalar

getirmek zorunda kalıyorum ki hiç hoş bir şey değil.

Ve bu durum da ilişkimize bazı yaralar açmaya başladı.

Geçmişte de bir takım masum yalanlarını(aman tadımız

bozulmasın deyip gizlenen şeyler) yakaladığım

için kendisine karşı “acaba nerde nasıl davranacağını

tam olarak biliyor mu” sorusunu kendime yöneltmemi

sağladı. Anlayacağın Kazanova durumum bir hayli

karışık ve sıkıntılı… Hemen hemen her günüm endişe

tartışma ve sıkıntı içinde geçiyor. Senin bu duruma nasıl

bir yaklaşımın olur? Görüşlerin benim için çok değerli…

Şimdiden çok teşekkürler…

Rumuz: Optimist karınca

Merhaba Optimist;

Öncelikle ilgin ve alakan için çok teşekkür ederim.

Üçüncü sayıyı daha çok beğeneceğinizi düşünüyorum…

Kendini çok güzel ifade etmişsin. Problemin nereden

kaynaklandığını biliyor olman işini kolaylaştıracaktır.

Dış etkenler hayatımızın her alanında yer bulacak.

Maalesef günümüzde ilişkiler de her şeyde olduğu gibi

sahteliği barındırıyor… Fakat başkalarının yaptığı yanlışları

kız arkadaşına mal etmen çok yersiz ve sıkıcı bir

hal alır. İlişkimizde pembe yalanlar da oldu demişsin…

Olması da çok normal… Onu sıkıştırdıkça kızmaman

adına sana yalanlar söyler; bir takım şeyleri senden gizler,

problemin büyümesini istemez. Başkalarının yaptığı

hataları kendi üstüne alınır ve seninle paylaşamaz.

Böylelikle de problemler silsilesi uzar gider… O yüzden

zaten sevginizden de eminsen birbirinize güvenip

sırt sırta vermelisiniz… Maalesef ki günümüzde her

gün kadın cinayeti, taciz ve tecavüz olaylarının arttığı

bir toplum haline geldik. Kız arkadaşının üzerinde baskı

kurarak bu tarz şeylerden korumaya çalışıyorsun. Seni

anlıyorum… Ama lütfen önce saygı, sevgi ve karşılıklı

güveni sağlamlaştırmanız gerekiyor. Güven duygusunu

zayıflatan en önemli etken açık iletişimin olmamasıdır.

Birbirinizle açık açık konuşun dinleyin.

Toplumdaki bu laçkalaşmış durumu hepimiz bireyselleştirerek

çözebiliriz… Bu tarz duygular biz küçükken

ya da ergen iken ailemiz ve toplum tarafından bize yükleniyor.

Acaba beni terk eder mi? O çocukla çok uzun

mu bakıştı! Konuşurken kız arkadaşımın gözlerine

bakıyor! İş arkadaşı tırnak içinde akrabaları ile akşam

yemeği yiyecekler! Benim telefonumu geç açtın ne oluyor?

Gibi durumlar hem bizim hem de karşımızdaki insanın hayatını

çıkmaza sokar… Onu kontrol etmektense önce kendi duygularımızı

ve endişelerimizi kontrol altına alalım. Göreceksiniz ki

hayat daha güzel ve eğlenceli bir hal alacak.

Sevgi ve aşk ile kalın...

Selam Kazanova;

Aşk her şeyi affeder mi?

Beni terk edip gideli tam iki yıl oldu… Şimdi uzun bir mail atmış;

hiç unutmamış, geri dönmek istiyormuş… Affet beni diyor! Aşk

her şeyi affeder mi? Onu affetmeli miyim Kazanova?

Rumuz: Sevdiceğim Yaş: 26

Merhaba Sevdiceğim;

Aşk her şeyi affetmez aslında… Zaman affeder; gözünden yaşlar

dökülür, canınız acır sonra zaman işin içine girer ve aşk her şeyi

affetmiş olur… Fakat yürek burkulur, acısı dinse de izi kalır. Âşık

olan insan bahanelerin arkasına sığınmaz. Âşık iken terk edip

gitmek imkânsızdır… Tüm dünyayı karşına alırsın, Roma’yı bile

yakarsın da onu ne kadar çok sevdiğini iki yıl sonra mı anlarsın?

Bence o bulamamış senin gibisini. Yanlış insanlarla karşılaşmış.

Şimdi de ah sevdiceğim demiş! Sevmiyorum aşkın arkasına saklanmış

korkak ve garantici insanları. Yokluğu bitirir adamı, var

oluşu da yıkar böylelerini… Tabi her şeyden önemlisi senin duyguların

senin ne hissettiğin… Aşk her şeyi affetmez de sen onu

affeder misin bilmem…

Sevgi ile kal…

İyi günler Kazanova;

41 yaşında kendinden emin oldukça da tahsilli ve tanınmış biriyim…

Günümüzde bayanlara güvenim ve inancım kalmadı.

Sanırım hepsi paramın ve şöhretin peşinde… Biri evine tadilat

yapmamı isterken; öbürü telefon faturasını ödettirme derdinde!

Aradığım kişiyi, aşkı nasıl bulabilirim? Saf ve temiz aşkı...

Rumuz: Hard men Yaş:41

Merhaba Hard men;

Günümüzde bayanlara güvenin kalmadığını söylüyorsun ama sor

bakalım kadınların erkeklere güveni var mı? Öncelikle bu gidişatı

erkeklerin ortaya çıkardığını düşünüyorum. Sen üzerine alınma

ama hem parayla hava atıyorsunuz hem parada gözü olmayan

bayan arıyorsunuz! Bir de saf ve temiz aşkı nerde aradığın çok

önemli tabi… İmkânlar doğrultusunda ev tadilatına girme ama

telefon faturası ödene bilir(!) Şaka bir tarafa senin gibi düşünen

ve aynı dertten mustarip olan o kadar çok insan var ki… Ben derim

ki; kendi kültür seviyende, en az senin kadar ya da kendi ayakları

üzerinde durabilecek, işi gücü olan maddi özgürlüğünü eline

almış, kendi yaşına yakın biri ile daha çok mutlu olursun. Eminim

seni sen olduğun için sevecek senden başka gözü maddesel hiçbir

şey görmeyecek milyonlarca insan vardır. Sen de elmanın diğer

yarısını bulursun umarım…

Aşk ile kal…

phantaso.com.tr 55


magazin

Lodos’u bu kez güzeller bastı

Çanakkale gecelerinin vazgeçilmez mekânlarından biri olan Lodos

Bar kentimizin güzel kızlarını ağırladı. Üniversite gençliğinin

yoğun ilgisi ile karşılaşan Lodos gece boyunca gençleri Dj’in canlı

performansı ile eğlendirdi. İşte o renkli geceden objektiflerimize

yansıyan kareler...

Çağlayan Düzgün-Merve Kibar

Damla-Ezgi

Asena Subaşı-Gizem Çeltik

Esra Öztürk-Gamze Yılmaz

Can Demir-Büşra Yavuz-Büşra Özdemir

Ezgi-Beyza-Damla-Çağla

56 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Nilgün Adan,Derya Kaplan ve arkadaşı

Hakan Korhan-Asena Subaşı-Gizem Çeltik

Fisun Ada-Ceyda Köklü

Gözde Bağdatlı

Gizem Çeltik

Fatma Ulutaş-Zehra Özen

phantaso.com.tr 57


magazin

By Joker Bar

Geçtiğimiz günlerde eğlence sektörünün en hızlı yerlerinden

biri olan By Joker Bar’da tanınmış sanatçılardan olan ve

gençlerin sevgilisi haline gelen, sesi duruşu karizması ile sık

sık gündemden düşmeyen Cem Adrian sahne aldı. İşte sanatçının

gecenin ilerleyen saatlerine kadar albümünden ve

dinleyicilerin istek parçalarından oluşan şarkılardan verdiği

konserden, siz değerli okurlarımız için seçtiğimiz kareler…

58 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Alparaslan Çelik,Özgür Karakaş

(1)

Cem Adrian

phantaso.com.tr 59


magazin

Limon Cafe’de

eğlence hiç bitmiyor!

Ceyda, Çetin

Limon Cafe Bar Kayserili Ahmet Paşa Caddesi üzerinde yer alan terası

ve canlı müziği ile gönülleri mest eden mekânlar arasında yer alıyor.

Kentimizin eğlence hayatının yaşandığı mekânlar arasında tercih edilen;

kokteylleri ile birçok damak tadına hitap eden Limon Cafe Bar’dan

en güzel kareler sizlerle…

Mustafa Kutlu-İbrahim Akdağ

Irmak Badem-Hasan Hanköylü

Damla Uyar-Yiğit Öztürk

Esra Kahraman-Turaç Öksüz

Ezgi Boz-Özge Çelik

Fatma,Özlem, Çiğdem Kanber, Gül

60 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


BARCODE Geceleri

Firdevs Duman-Burcu Karpuzoğlu

Nildan Güneşhan

Kordon tarafında bulunan, boğaz manzarası ile insanların

dikkatini çeken bir yer olmasının yanı sıra güler

yüzlü hizmeti ile kalitesinden ödün vermeyen mekân

olan Barcode Cafe Bar’ı siz değerli okurlarımız için ziyaret

ettik...

Gökçe Tufan, Derya Bozkurt

Tufan Bozkurt

Pınar, Bahar, Selin Tursun

Gökhan-Noyan Ergen

İzlem Ergen, Selda Bozkurt,

Tuğçe Ayyıldız

phantaso.com.tr 61


magazin

Çanakkale'nin "Kavala"sında

geceler bir başka güzel

Kavala Restaurant yaz aylarında kordonun hafif esintisi eşliğinde

içkilerinizi yudumlarken bir yandan da güzel fasıl arşivi olan

bir yer. Kentimiz insanlarının arasında popülerliğini koruduğu

kulaklarımıza gelen bilgiler arasında yer alıyor…

Edu, Anna

Jimlen, Paula

Jose-Pilno

Juan-Anna

Olcay Genç

Olcay Genç- Şenay Erdin

62 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Cankurtaran Bir Mekan

Bartu Şeyhületibba-Esma Seyyar

Sevilay Sevil

Barlar sokağında bulunan mekânlar arasında yer alan Filika

Bar’da canlı müzik ile gençler eğlenmeye doyamadı.

Boğaz manzarası ile eğlenceyi bir araya getiren Filika

Bar’dan kareler...

Merve Fidan-Merve Kazancı

Gençler canlı müzik ile geç saatlere

akdar eğlendi.

Burak Karaca-Ebru Nislihan Can

Serbay Yıldırır

Ümmühan Can-İpek Cangür

İzlem Ergen, Selda Bozkurt,

Tuğçe Ayyıldız

phantaso.com.tr 63


indian burçları

Yabankazı • 22 Aralık-20 Ocak

“ Yardımsever!”

Değerli Taşı: Kuvars

Rengi: Beyaz

Sevgili Yabankazları, motivasyonunuzun dağınık olduğu bu ay işinize

odaklanmakta zorluk çekebilirsiniz. Ödemelerinizi planlamalı ve zamanında

yapmalısınız. Geride bıraktığımız aylarda destek ve takdir görmediğinizi

düşünüyordunuz. Nisan ayı içerisinde gösterdiğiniz çabaların

karşılığını hem bu ay hem de gelecek aylarda fazlasıyla alacaksınız. Aşk hayatlarında

sorun olan yabankazları, aşk hayatlarını gözden geçirmeliler. Ani

kararlar ve bitişler yaşanılabilir. Sağlığınızın iyi olduğu bu ay kemikleriniz hassaslaşabilir.

Eklem ağrılarına dikkat. Düzenli beslenme ve sporla kendinizi daha

dinç hissedeceksiniz.

Susamuru • 21 Ocak-22 Şubat

“ Sevimli! “

Değerli Taşı: Turkuaz

Rengi:Turkuaz

Sevgili Susamurları, bu aralar akılcı olmalısınız. Bu dönemde sizi ileriye taşıyacak

gelirinizi yükseltecek fırsatlarla karşılaşacaksınız. Temkinli olursanız

bu fırsatlar sizden yana olacak. Ancak bıkmadan usanmadan çalışmaya devam

etmelisiniz. Hırsınız sayesinde kariyer basamaklarını hızla çıkacaksınız.

Aşk hayatınızda ise dikkatli olmanız gerekiyor. Dost sandığınız birinin

size olan ilgisini öğrenebilirsiniz. Süregelen ilişkinizde ufak tefek sorunların

gündeme gelmesi olası. Alttan almalı ve fevri davranmamalısınız. Gerek aşk

gerek iş hayatınız üzerinizde stres ve negatif enerji oluşturacak. Daha çok açık

havaya çıkarak, toprağa basarak üzerinizdeki enerjiyi atabilirsiniz. Doktorunuzun

önerilerine muhakkak uymalısınız.

Puma •23 şubat-20 mart

“ Kıvrak! “

Değerli Taşı: Firuze

Rengi: Yeşil

Sevgili Pumalar, bu ay sizi mutlu edecek gelişmeler ardı ardına yaşanacak.

Kariyer hayatınız sizin için oldukça önemli bir hal alıyor. Girişken olacaksınız.

Cesur davranışlarınız sizi ileriye taşıyacakken geri de çekebilir. Dikkatli

olmalısınız. Doğru planlama ve hedeflerle hayatınızın çok daha iyiye

gittiğini göreceksiniz. Sosyal hayatınızda aktif olacaksınız. Aşk hayatınıza

biraz fazla yoğunlaşmanız gerekebilir. Karmaşık duygular karmaşık aşk hayatı

demektir her zaman. Devam ettirmek zorunluluğunda hissettiğiniz bir ilişkiniz

varsa mutlaka bitirin. Uyku probleminiz sağlığınızı olumsuz etkileyebilir.

64 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Aladoğan • 21 Mart-20 Nisan

“ Büyüleyici! “

Değerli Taşı: Opalin

Rengi: Sarı

Sevgili Aladoğanlar, fazlasıyla şaşıracağınız bir aya giriyorsunuz. Bu ay

içerisinde yeni anlaşmalar yapabilirsiniz. Performansınızın artacak olması

ön plana çıkmanızı sağlayacak. Planınızı hayata geçirinceye kadar

bundan kimseye söz etmeyin. Aşk hayatınızda eskiye yönelebilirsiniz.

Önceden kapandığını sandığınız aşk hayatınız yeniden gündeme gelebilir.

Duygusal açıdan zarar görebilirsiniz. Dikkatli olmanız da fayda var. Süregelen

birliktelikleri olan çiftlerin aşklarını tazeleyecekleri romantik günler

yakında. Sağlığınızda bir problem gözükmüyor. Sadece iskelet sisteminizi zorlamaktan

kaçınmalısınız.

Kunduz • 21 Nisan-21 Mayıs

“ Dengeli! “

Değerli Taşı: Krisokol

Rengi: Mavi

Sevgili Kunduzlar, iş hayatınız hareketlenecek, hedeflerinize daha hızlı ulaşacaksınız.

Hayatınıza yeni girecek kişiler ile doğru planlamalar sayesinde

yeni projeler içerisine girebilir ve iş yapabilirsiniz. Kazancınızı arttırabileceğiniz

fırsatlar sizi bekliyor. Sosyal hayatınızda uzun zamandır görüşmediğiniz

arkadaşlarınızla ortak aktivitelere katılabilirsiniz. Aşk hayatınızda oldukça

renkli bir döneme giriyorsunuz. Heyecanlı günler ruhsal durumunuza ilaç

gibi gelecek. Geçirdiğiniz her andan büyük keyif duyacaksınız. Değişen hava

şartları sağlığınızı ufak çapta sıkıntıya sokabilir. Önleminizi almalısınız.

Geyik • 22 Mayıs-21 Haziran

“ Çekici! ‘’

Değerli Taşı: Akik

Rengi: Beyaz

Sevgili Geyikler, yapacağınız çalışmalarda daha istekli olacaksınız. Bu

sizin özgür olmanızı sağlayacak. Ayın genelinde olumlu gelişmeler görünüyor.

Artık beklememeli ve harekete geçmelisiniz. Maddi durumlarda

avantaj sizden yana olacak. Bazılarınız gösterdikleri başarılardan dolayı

ikramiye alabilir. Başarıya ulaşmak için çok çaba harcayacak ve sonunda

çabalarınızın karşılığını alacaksınız. Uzun zamandır beklediğiniz aşk karşınıza

çıkabilir. İlişkisi olan geyikler ise dikkat etmeliler. Üçüncü kişiler yüzünden

sorunlar yaşanabilir. Sağlığınız iyiye gidiyor. Uykunuza ve beslenmenize

dikkat ederek kontrolü elinizde tutabilirsiniz.

phantaso.com.tr 65


indian burçları

Ağaçkakan • 22 Haziran-22 Temmuz

“ Sevgi! “

Değerli Taşı: Kırmızı Akik

Rengi: Pembe

Sevgili Ağaçkakanlar, maddi anlamda bir ferahlama dönemine giriyorsunuz.

İş potansiyeliniz artacak. Nisan ayı içerisinde sizi üzen durumlarla

karşılaşabilirsiniz. Sakin olup fevri hareket etmemenizi öneririm. Kendinizi

iyi hissetmediğiniz zaman iş ortamında üstlerinizde tartışmaktan

kaçının. Sürekli aynı şeylerin peşinde olmak sizi yoruyor. Değişimi kabul

etmelisiniz. Bu ay içerisinde yeni heyecanlar yaşayabilirsiniz. Kalbinizi kime

ait olduğunu hala bulamadıysanız bu ay sizinle sıcak temaslarda bulunan insanlara

bir göz atın derim. Devam eden birlikteliği olanları güzel zamanlar bekliyor.

Bu ay spora başlayabilir ve üzerinizdeki tüm yorgunluğunu ve stresi atabilirsiniz.

Mersin Balığı • 23 Temmuz-23 Ağustos

“ Sevilen! “

Değerli Taşı: Gröna Demir

Rengi: Kırmızı

Sevgili Mersin Balıkları, bu ay bütün topluluklarda bir yıldız gibi parlayacaksınız.

Bu ayın en şanslı burcu sizsiniz. Hırsınız ve isteğiniz sizi başarıya

ulaştıracak. Üstlerinizin gözüne girmeniz terfi anlamında da sizi mutlu edecek.

Yatırım yapmak istiyorsanız ayrıntıları biraz daha gözden geçirmenizde

fayda var. Aşk hayatınızda durağan bir döneme giriyorsunuz. Yeni yakınlaşmalar

içerisinde olabilirsiniz. Sosyal hayatınızdan keyif almak için uğraşmalısınız.

Arkadaşlıklarınızın duygusallığa dönüşmesine izin vermezseniz aşk

hayatınızda rahat bir ay geçirebilirsiniz. Karın bölgesinde yaşayacağınız ağrılar

tadınızı bozabilir. Bir doktora görünürseniz iyi olabilir.

Boz Ayı • 24 Ağustos-23 Eylül

‘’Çözümlemeci’’

Değerli Taşı: Ametist

Rengi: Erguvan

Sevgili Bozayılar, sürekli yükselme arzusu içerisinde olacaksınız. Hırsınız

yükselmenize yardımcı olacak lakin üstlerinize duyduğunuz kıskançlık yaşanırsa

üzülen taraf siz olabilirsiniz. İş hayatınızda geleceğinizi düşünerek

daha sağlam adımlar atmalısınız. Her işte sağladığınız başarı yeteneğinizden

kaynaklanıyor. Sorumluluklarınıza odaklanın. Önemli iş fırsatları ile karşılaşacaksınız.

Aldığınız teklifler kafanızın karışmasına neden olabilir. Bu ay ön

planda olacaksınız ve bu da yeni ilişkilere yelken açabileceğinizi gösteriyor. Sonlanan

ilişkiniz sizi üzmüş. İlişki konusunda yüzünüzün güleceği günler yakında.

Doğru giden aşk hayatınızda sorun yaşamak istemiyorsanız daha dikkatli davranmanız

gerekebilir. Tansiyon sıkıntısı yaşayabilirsiniz. Yağlı ve tuzlu yiyeceklerden uzak

durun. Devam eden rahatsızlığınız konusunda yüzünüz gülecek.

66 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Karga • 24 Eylül-23 Ekim

“ Kararlı! “

Değerli Taşı: Jasper

Rengi: Kahverengi

Sevgili Kargalar, iş değişikliği yapmak istiyor olabilirsiniz. Ama bu ay yapacağınız

atılımlar hem sizi hem de şirketinizi üst seviyelere çıkaracak.

Biraz daha sabırlı olmalısınız. Performansınıza bağlı olarak kazancınızın

da artacağı bir döneme giriyorsunuz. Göz önünde olacağınız bir ortama

gireceksiniz. Tüm dikkatler üzerinizde olacak. Yapmanız gereken tek şey

çalışmalarınıza ve geleceğinize odaklanmak. Aşk hayatınız bir hayli ilginç

gibi gözüküyor. İstediğiniz kişiyle yakınlaşabilmeniz çevrenizin kalabalık olmasını

sağlıyor. Ciddi ilişkilerde güven vermediğiniz gibi güven de duymuyorsunuz.

Yeni biri ile tanışabilir ve tüm çekiciliğinizi onun üzerinde kullanabilirsiniz.

Zihinsel olarak rahatlamanızı sağlayacak aktivitelere katılabilirsiniz.

Yılan • 24 Ekim-22 Kasım

“ Duyarlı! “

Değerli Taşı: Bakır

Rengi: Turuncu

Sevgili Yılanlar, önceden başlattığınız işlerinizin sonucu alacağınız bir aya

giriyorsunuz. Hedeflerinize ulaşma konusunda sıkıntı yaşamayacaksınız.

Sürekli kendinizi geliştireceksiniz. Aradığınız maddi desteği bulabilirsiniz.

Karşınıza çıkacak kapıları değerlendirmelisiniz. Harcamalarınızı kısıtlarsanız

maddi açıdan zorluk çekmezsiniz. Kariyer yaşantınızın uzun vadede

olmasını istiyorsanız daha çok çalışmalısınız. Sizi hayal kırıklığına uğratan

olayları atlatmaya başlıyorsunuz. Aşk hayatınız hareketleniyor hazır olmalısınız.

Aşk hayatınızın iyi olmasını istiyorsanız aceleci davranışlar sergilemekten

vazgeçin. Bu ay kilo almaya yatkın olacaksınız. Yediklerinize dikkat etmenizi

öneririz.

Baykuş • 23 Kasım-21 Aralık

“ Güç! “

Mineral: Obsidiyen

Rengi: Siyah

Sevgili Baykuşlar, iş hayatınızda davranışlarınız ile ön plana çıkacaksınız.

Kafanızı boşaltmalı ve sorularınızdan kurtularak iş hayatınıza odaklanmalısınız.

Maddi açıdan rahatlığa kavuşmanız için manevi açıdan

kendinizi rahatlatmanız gerekiyor. Eğer dikkatli olursanız kazancınızı

arttıracak imzalar atabilirsiniz. Yarıda kalan işlerinizi tamamlamalısınız.

Yoksa ileride başınızı fazlasıyla ağrıtabilir. Aşk hayatınızda en şanslı burçlar

arasındasınız. Sizin için kaçamaklar heyecanlı gelebilir. Süregelen ilişkinizi

zedeleyecek ortamlarda bulunmaktan kaçının. Sağlığınız genel olarak iyi gözüküyor.

Ayak sisteminde yaşayacağınız sorunlar için doktora görünmelisiniz.

phantaso.com.tr 67


sağlık

mucizevi yaz

meyveleri

Yazı: Nil Şahin Gürhan

Yaz mevsimine gireceğimiz şu

zamanlarda yaz meyveleri de

tezgâhlardaki yerini almaya

başladı. Mevsiminde tüketilen

meyvelerin vücudumuza ve

ruhsal durumumuza birçok fayda

sağladığı ve bilinçli tüketildiği

takdirde kilo kontrolünü de katkı

sağlandığı biliniyor. Beslenme ve

Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan,

tatlı ihtiyacının asil elemanlarının

meyveler olduğuna dikkat

çekerek, en çok tüketilen yaz

meyvelerinin faydalarını ve

kalorilerini açıkladı.

Dut: 100 gramında 8.1 oranında karbonhidrat, 1.3

gram protein, 1.5 gram lif içeren dutun içerisinde 260

mg oranında potasyum bulunur ve yaklaşık 44 kaloridir.

Protein içeriği diğer meyvelere kıyasla daha fazla olan

dut yaz meyvelerini vazgeçilmezlerindendir. Kırmızı ve

karadutun ağız içerisindeki yaralara fayda sağladığı bilinmektedir.

Lifli bir meyve olması sayesinde sindirim

sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir. Aynı zamanda dutun

yapısında bulunan flavonoidler kalp sağlığının korunmasında

da fayda sağlar.

İncir: 100 gramında 19.8 gram karbonhidrat, 0.75 gram

protein, 2.9 gram lif içeren incirin 100 gramı yaklaşık 75

kaloridir. Enerji yoğunluğu diğer meyveler göre daha

yüksektir. Lifli yapısı sayesinde sindirim sistemi problemi

yaşayan bireyler için oldukça ideal bir meyvedir.

Karbonhidrat içeriğinin yüksek olması sebebiyle özellikle

diyabet hastalarının çok dikkatli tüketmesi gerekir.

Yüksek oranda antioksidan içermesiyle yaşlanmaya karşı

meydan okumakla kalmaz, kalsiyum içeriği sayesinde

çocuklar ve hamileler için oldukça önemli bir meyvedir.

Kayısı: 100 gramının içerisinde 11.12 gram karbonhidrat, 1.4 gram

protein, 2 gram kadar lif bulunan kayısı yaz meyvelerinin vazgeçilmezlerindendir.

100 gramı yaklaşık olarak 48 kalori olan kayısı 3-4

adet tüketildiğinde 1 porsiyon meyve yerine geçer. A ve C vitamini

açısından zengin olmasıyla birlikte potasyum, demir ve magnezyum

açısından da oldukça zengin bir meyvedir. Bileşiminden dolayı

kabızlığa meydan okuyucu bir özelliğe sahip olmasının yanı sıra

akciğer ve mide kanserine karşı koruyucu etkisi olduğu bilimsel

çalışmalarla kanıtlanmıştır. Potasyum içeriği sayesinde tansiyonun

düzenlenmesinde önemlidir. Gelişme çağındaki çocukların zihinsel

gelişimleri için oldukça faydalı bir meyvedir.

Kiraz: 100 gramı 65 kalori, 22.9 gram karbonhidrat, 1 gram kadar

protein içeren kiraz 2.1 gram kadar lif içeriği sayesinde kabızlık

problemi yaşayan bireylerin kurtarıcısı olur. Tansiyonun düzenlenmesinde

oldukça etkilidir üstelik idrar söktürücü işlev görür. Vücuttaki

ödemin atılmasına destek sağlarken kalp ve damar hastalıklarına

karşı koruyucu etkisi vardır. İçeriğindeki melatonin etken maddesi

sayesinde vücudu gevşetip rahat bir uyku düzenine geçiş sağlar. Ürik

asit ve ürat kristallerinin vücuttan atılmasına destek sağlar. İçeriğindeki

betakaroten sayesinde kanserden koruyucu etkisi vardır.

68 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Karpuz: %95 oranında su içeren ve 100 gramı yaklaşık 30 kalori olan

yaz meyvelerinin vazgeçilmezi karpuz 7.5 gram karbonhidrat, 0.6 gram

protein, 0.4 gram lif içeriğine sahiptir. Kalorisinin büyük bir bölümü karbonhidrattan

geldiği için kan şekerinin kontrolünü bozmaması açısından,

tüketirken yanında peynir gibi bir protein kaynağı ile tercih etmeliyiz.

Karpuz serinletici etkisi sayesinde menopoz dönemindeki kadınların ve

hamilelerin kurtarıcısıdır. Su oranı yüksek, lif içeriği az olduğu sindirimi

oldukça kolaydır. Böbreklerin aktif bir şekilde çalışmasına destek sağlar.

İçeriğindeki likopen sayesinde kanserin oluşumunu ve gelişimini önleyici

etkisi vardır.

Kavun: 100 gramı yaklaşık 28 kalori olan kavun da karpuz gibi sulu olan

yaz meyvelerindendir. 6.8 gram kadar karbonhidrat, 1 gram kadar protein

içeriğine sahiptir. Ayrıca C vitamini açısından da zengin bir meyvedir. Su

oranı yüksek bir meyvedir. Folik asit, potasyum içeriği oldukça zengin bir

meyvedir. Böbreklerdeki toksik maddelerin temizlenmesinde aktif rol oynar.

Bunun yanı sıra kalp sağlığının korunmasına yardımcıdır. İçeriğindeki

beta karoten sayesinde antioksidan özellik gösterir. Tadının tatlı olmasıyla

ve serinletici etkisi sayesinde yazın tercih edilen sağlık içeren meyvelerindendir.

Şeftali: Yapısında 9.54 gram karbonhidrat, 0.9 gram kadar protein ve 1.5

gram kadar lif içeriği bulunan şeftalinin 1 porsiyonu yaklaşık orta boy büyüklüğündedir

ve 47 kalori civarındadır. Lif içeriği zengin bir meyve olan

şeftaliyi kabuğu ile birlikte tüketmek çok daha sağlıklıdır. Sıcak yaz günlerinde

tansiyonun dengelenmesi için oldukça ideal bir meyvedir. Aynı

zamanda C vitamini açısından da zengin bir meyve olan şeftali bağışıklık

sistemimizin güçlenmesi için de oldukça faydalı bir meyvedir. Görme duyumuzun

gelişmesinde ve vücudumuzun savunma mekanizmasının gelişiminde

aktif rol oynar.

Üzüm: Yaklaşık 100 gram kadar olan bir salkımındaki karbonhidrat miktarı

18.1 gram olan 0.7 gram kadar protein ve 0.9 gram kadar lif bulunan

Üzüm (100gr): 69 kalori

Şeftali (100gr): 40 kalori

Kiraz (100gr): 63 kalori

Armut (100gr): 52 kalori

Kayısı (100gr): 48 kalori

Çilek (100gr): 40 kalori

Kavun (100gr): 28 kalori

Karpuz (100gr): 30 kalori

üzüm güçlü bir antioksidan kaynağıdır. Karbonhidrat

içeriği zengin olması sebebiyle özellikle diyabetik

bireylerin çok dikkatli tüketmesi gereken

üzümün içeriğindeki resveratrol sayesinde kansere

karşı vücudu koruyucu etki sağlar. Bunun yanı

sıra quarcetin içermesi ile dolaşım ve sindirim sistemine

destek sağlar, bireylerdeki kabızlık problemlerini

önleyici etki gösterir. Kötü kolesterol

dediğimiz LDL’nin vücudumuzda oksidasyona

uğramasını önleyici etkisi vardır.

Çilek: 100 gramında yaklaşık 5.5 gram kadar karbonhidrat,

0.8 gram protein ve 2 gram kadar lif

içermektedir. C vitamini açısından oldukça zengin

bir meyve olan çilek bağışıklık sistemimizin

güçlü olmasına fayda sağlar. Lif içeriği ve sulu bir

meyve olması sayesinde kabızlığı giderici etkisi

mevcuttur. Potasyum içeriğinin yüksek olması

sayesinde tansiyonumuzun dengelenmesine de

fayda sağlar.

Armut: 1 orta boyu 1 porsiyon meyveye eş olan

armut 100 gramında 12.4 gram karbonhidrat, 2.9

gram lif bulundurur. Zengin lif içeriği sayesinde

kabuklarıyla birlikte tüketildiğinde sindirim sistemine

faydası oldukça fazladır ve uzun süre tokluk

sağlar. Kan basıncının dengelenmesinde de

rol oynar. Bireylerde osteoporoz görülme riskini

düşürdüğü araştırmalarla ispatlanmıştır. Folik asit

içeriğinin zengin olması sayesinde hamilelik döneminde

tüketilmesi oldukça faydalıdır.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan

phantaso.com.tr 69


Ahmet Bey, öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

İsmim Ahmet Çakır. 39 yaşındayım, sigortacıyım. 2009 yılından beri

Doğa Sporları ile ilgileniyorum. PADI AOW dalıcıyım. Yine 2009 yılından

beri AKUT Arama Kurtarma Derneği gönüllüsüyüm. AKUT’ta

hem Tasarım Birimi hem de AKUT Spor Kulübü bünyesindeki Dağcılık

Kulübü çalışmalarında aktif olarak görev almaktayım.

AKUT’ta Arama-Kurtarma ve Doğa Sporları ile ilgili ne gibi eğitimler

aldınız?

Arama kurtarma ile ilgili, ağırlıklı olarak doğada arama kurtarmaya yöröportaj

“Doğa sporları için

öncelikli olarak

iyi bir hazırlık yapmalı”

Havaların ısınmasıyla birlikte doğa

sporlarına yönelim ve doğa aktiviteleri

de artmaya başladı. AKUT,

her yıl bu sporlarla ilgilenen ya da

doğaya çıkıp yaralanan, kaybolan

kazazedeleri kurtarmak için önemli

operasyonlara imza atan bir arama-kurtarma

takımı. Aynı zamanda

bünyesindeki AKUT Spor Kulübü

ile çok sayıda sporcu yetiştiren bir

kurum.

Biz de sizler için hem arama-kurtarma gönüllüsü hem de doğa sporları

konusunda birçok tecrübesi olan AKUT Gönüllüsü Ahmet Çakır ile bir

söyleşi gerçekleştirdik.

70 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


“Doğayı seven bir

milletiz. Hayatın

doğal akışı içinde

insanlar doğaya geri

dönme arzusu hissetti.

İyi de oldu… “

suz spor gelmekte… Hem bizlerin spora yönlendirilmesi

hem de sporun desteklenmesi için

2009 yılında kurulmuş olan AKUT Spor Kulübümüz

9 branşta profesyonel sporcu yetiştirmektedir.

Bu branşlar; Dağcılık, Motor Sporları,

Kar Sporları (Kayak ve Snowboard), Geleneksel

Türk Okçuluğu, Atletizm, Bisiklet, Kıtesurf,

Satranç ve Paralimpik Yelken olup tamamı, bünyesinde

ulusal ve uluslararası alanda önemi dereceler

elde etmiş sporcular barındırmaktadır.

Yine AKUT gönüllülerinin büyük çoğunluğu

bireysel olarak çeşitli sporlarla uğraşmaktadır.

Örneğin Yönetim Kurulumuzdaki 7 kişiden 3’ü

millî sporcudur. İçimizde pek çok profesyonel

sporcu olduğu gibi amatör olarak da spor ile ilgilenen

gruplarımız var. Örneğin AKUT İstanbul

ekibindeki gönüllülerimizin her cuma akşamı

futbol, her salı akşamı voleybol maçı olur. Burada

herkes amatördür ve kimse kimseden olağanüstü

bir performans beklemez çünkü amaç

derece elde etmek değil, spor yapmaktır.

nelik olan Sar-tech 3, İlk Yardım, Kentsel (Enkaz) Arama Kurtarma,

Harita ve Pusula Kullanımı, Navigasyon, İp Teknikleri, Kanyon Teknik

Kurtarma; Doğa Sporları ile ilgili ise Kış Kampçılığı, Dağcılık, Kaya Tırmanışı,

Sel Kurtarma ve Rafting eğitimleri aldım. AKUT Dağcılık Kulübü

ile Kaçkar ve Erciyes Dağlarında tırmanış faaliyetlerine katıldım.

AKUT İstanbul, AKUT Eskişehir ve AKUT Bozüyük ekipleriyle beraber

Harmankaya Kanyonu geçişini tamamladım.

AKUT, arama-kurtarma temelinde yapılanan bir kurum. Spor

ile olan direkt ya da dolaylı ilgisi nedir?

Evet, AKUT’un öncelikli misyonu dağ ve doğa kazaları ile afetlerde arama-kurtarma

çalışması yapmaktır. Ancak AKUT, gönüllülerine bu misyon

doğrultusunda eğitimler verirken gönüllülerin fiziki kapasitelerini

artıracak yöntemler de geliştirir. Bu yöntemlerin en başında hiç kuşku-

Ülkemizde doğa sporlarına olan ilgi son

15-20 yılda ciddi bir artış göstermiş durumda.

Bu artışı neye bağlıyorsunuz? Salon,

stadyum sporlarına olan ilgi azaldı

mı?

Doğa sporlarına yönelim 1990’lı yıllarda ivme

kazandı. Tabii bunun pek çok nedeni var. Üniversitelerde

doğa sporları ile ilgili öğrenci kulüplerinin

çoğalması, iletişim kaynaklarının

gelişmesi, internetin hayatımıza girmesi, Genel

Başkanımız Ali Nasuh Mahruki’nin Dağcılık

alanında uluslararası başarılar elde etmesi ve

bu alanda yazdığı kitaplar, gençlerin yurt dışına

çıkma imkânlarının artması, nüfus artışı

ile birlikte şehir hayatından bir iki günlüğüne

de olsa uzaklaşma ihtiyacı ve benzer pek

çok etken bu artışa sebep olarak gösterilebilir.

Zaten bildiğiniz gibi Türkler yüzyıllardır doğa

ile iç içe yaşamış bir toplumdur. Doğayı seven

bir milletiz. Hayatın doğal akışı içinde insanlar

doğaya geri dönme arzusu hissetti. İyi de oldu…

Salon ve stadyum sporlarına değinecek olursak,

bu ilginin azaldığını düşünmüyorum hatta tam

aksi ilgi artıyor denebilir. Hatta ülkemizde her

sene yeni salonlar, spor kompleksleri yapılmasına

karşın “Doğa Sporları” için ideal olan alanlar

yazık ki yok ediliyor. Daha kısıtlı alanlarda, daha

çok sporcu görüyoruz.

phantaso.com.tr 71


Doğa sporlarıyla ilgilenmeye karar veren fakat

bu konuda deneyimi olmayan biri nasıl bir başlangıç

yapmalıdır?

Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki doğa sporlarının tamamı

riskli sporlardır. Her ne kadar gruplarla birlikte

hareket etseniz de açık arazide kendi başınızın çaresine

bakabilecek durumda olmalısınız. Bunun için en azından

temel ilk yardım ve navigasyon bilgisi almış olmanız

ve fiziksel kondisyonunuzun yeterli olması gerekir.

Bu şartları temin ettikten sonra branşta karar kılmak

ve o branşa özgü eğitimler alıp tecrübeler edinmek gerekir.

Doğa sporları dediğimizde karşımıza geniş bir yelpaze

çıkıyor. Yüksek İrtifa Dağcılığı, Doğa Yürüyüşü, Mağaracılık,

Kaya Tırmanışı, Rafting, Scuba Dalışı, Yamaç

Paraşütü, Kampçılık bunlardan sadece birkaçı. Her

spor branşı için kendine özgü tecrübe ve ekipman gerekiyor.

Bu noktada da hem vakit hem para harcamanız

kaçınılmaz oluyor.

İlk defa doğaya çıkacak olanlar genellikle heyecanlı

oluyor ve kendilerine uygun ve gerekli olan-olmayan

birçok malzeme satın alıyorlar. Örnek vermek gerekirse;

dağcılığa başlayıp binlerce liralık ekipman alan bazı

arkadaşlarım, ilk kamplarında -15 derecede, çadırda

bir gece kaldıktan sonra bu sporun kendilerine uygun

olmadığını anladılar. Öncelikli tavsiyem malzeme ve

ekipman almadan evvel, o branş ile ilgili kulüp, dernek

veya gruplara katılıp fikir edinmeleri. Bilhassa bünyesinde

faaliyete uygun rehber bulunduran yapılanmaları

tercih etmelerinde fayda var. Bu sayede minimum

maliyetle kendilerine uygun branşı keşfedebilir ve o

konuya yoğunlaşarak daha az zaman ve para harcamış

olurlar.

Doğa Sporlarında En Önemli

Öncelik: Sağlık ve Güvenlik

Doğa sporlarının genelinde yanınızda bulunması

gereken standart malzeme ve ekipmanlar

nelerdir?

Her branşın malzemesinin birbirinden farklı olduğunu

belirtmekte fayda var. En basitinden, günübirlik bir

doğa yürüyüşünden bahsedecek olursam; yanınızda

olması gereken malzemeler en az 25 litre hacimli ve su

geçirmez bir sırt çantası, trekking ayakkabısı, ilk yardım

çantası, yağmurluk, pusula, kafa lambası, yedek kıyafet,

düdük, baton, su ve yiyecek içecektir. Ortalama

model ve markaları tercih ederseniz böyle bir çantayı

72 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


250 liraya çok rahatlıkla hazırlayabilirsiniz. Bu hazırlığı son güne bırakmamak

çok önemlidir. Faaliyet türüne göre gerekli olacak ihtiyaç

listesini bir yere asıp her seferinde o liste üzerinden çantanızı yeniden

hazırlamanız son derece faydalı olacaktır. Yine imkânınız varsa

olası aksilikler için yanınızda yedek yiyecek, içecek ve yedek kıyafet

bulundurmanızı tavsiye ederim.

Faaliyetin zaman ve kapsamı arttıkça bu malzeme listesi de çoğalır.

Çadır, uyku tulumu, mat, kask, emniyet kemeri, tozluk, krampon,

buz kazması, termos, içlik, teknik ceket, yedek pil, radyo, telsiz, GPS,

ocak, mutfak malzemeleri gibi, liste uzar gider.

Günümüz teknolojisinde harita okuyan akıllı cihazlar,

GPS cihazları vb. ne gibi ekipmanlar var. Bu ekipmanlar

ile ilgili bilgi aktarır mısınız?

Kullanmayı biliyorsak ve doğru haritalar yüklü ise GPS ve harita okuyabilen

akıllı cep telefonları bize doğada büyük kolaylık ve zaman tasarrufu

sağlayacaktır. Harita ve pusula, zaman kaybetmeden hedefimize

ulaşmamıza, gerektiğinde bulunduğumuz koordinatları başkalarına

iletmemize olanak sağlar. Ancak bu cihazların batarya süresi sınırlıdır.

Yine cep telefonları hassas cihazlardır ve soğuk hava ile bölgesel şartlardan

çabuk etkilenir. Bu cihazları taşısak bile harita ve pusula kullanmayı

öğrenmemiz ve yanımızda bulundurmamız son derece önemli.

GPS cihazı uydudan yerinizi belirleyen bir cihazdır. Dolayısıyla bu

cihazın çalışabilmesi için telefonunuzun çekmesine gerek yoktur

çünkü cihaz baz istasyonu şartı aramaz. Bu tür malzemeler doğa

sporları veya avcılık malzemeleri satan firmalardan temin edilebilir.

Birçok şirketin internetten satışı da bulunuyor. GPS cihazının fiyatı

pusulaya göre yüksek fakat işlevi çok daha fazladır. 500 lira ile 3.000

lira arasında değişen fiyatlara satılmaktadır. Doğa yürüyüşleri, tırmanış,

dağcılık, mağaracılık vb. sporlarla çok ilgilenen kişilerin GPS

cihazı edinmeleri çok işlerine yarayacaktır. Bu cihaz sayesinde sadece

nerede olduğunuzu tespit etmek değil aynı zamanda gittiğiniz rotaları

işaretlemek, kaydetmek ve daha sonra aynı rotayı tekrar takip

etmek gibi birçok işlevi de gerçekleştirebilirsiniz.

Pusula ise çok daha cüzi rakamlara satılmakta. 20 liradan başlar,

özelliklerine göre 500 liraya kadar satılan modelleri bulunur. Yine

son derece kullanışlı bir malzemedir. Kullanım esnasında gittiğiniz

yönü kontrol etmenizde ve gerekiyorsa mesafe veya süreyi ölçerek

notlar almanızda, dönüş yolunuzu bulmanızda faydalı olacaktır.

deceğim yerde hava durumu nasıl olacak?

Gideceğim yerin arazi yapısı nasıldır? Faaliyet

boyunca hangi malzeme ve ekipmanlara

ihtiyaç duyacağım? Acil bir durumda ne yapacağım?”

gibi soruların cevabı hazır olmalı.

İklim tipi, faaliyet türü ve arazi yapısına uygun

malzeme ekipman temininden sonra yola

çıkmaya hazır olduğumuzu söyleyebilirim.

Bir faaliyetin ön planlamasındaki en önemli

noktalardan biri de o faaliyet hakkında birilerini

bilgilendirmektir. Yani nereye gideceğimiz,

faaliyet içeriğimizin ne olduğunu ve ne

kadar süre sonra geri döneceğimiz gibi bilgileri

yakınlarımızla paylaşmamız gerekmektedir.

Ancak bu şekilde başımıza bir şey gelmesi durumunda,

yardım talep edemeyecek durumda

olsak dahi bir arama ekibi için gerekli olacak

başlangıç noktasını belirtmiş oluruz.

Doğru Planlama ile

Olumsuzların Önlemini Alın

Doğada başımıza gelen en temel sorun

nedir?

Doğada başımıza gelen en temel sorunlar eksik

ya da yanlış malzeme nedeniyle yaşanabilecek

kaza ya da yaralanmalardır. Bu nedenle

Doğa sporları için nasıl bir hazırlık yapılmalı?

En başta ne kadar tecrübeli olduğumuza ve faaliyetin ne boyutta

olduğuna bakıp her türlü hazırlığımızı en ince detayına kadar hesaplamamız

gerekir. Bir doğa sporu kazası en tecrübesiz bireyden

en profesyonel sporcuya kadar herkesin başına gelebilir. Bu kaza

risklerini minimize ettikten sonra başlangıç yapmalıyız. Bu başlangıcın

ilk etabı ön hazırlık safasıdır. Bu noktada bir plan oluşturulmalı.

Planlamanın ilk aşamasında, faaliyet boyunca ihtiyacımız olacak

bilgileri toplamamız son derece önemli. “Nereye gideceğim? Nasıl

gideceğim? Kimlerle gideceğim? Faaliyetim ne kadar sürecek? Giphantaso.com.tr

73


malzeme seçimi son derece önemli. Yanı sıra en

çok karşılaşılan durum kaybolmak. Bu iki sorunu,

yanımızdaki arkadaşlardan birinin ya da birkaçının

fiziki ya da ruhsal yetersizliği, planlama hataları

nedeniyle karşılaşılan aksilikler vs. izler. Bazı

bölgelerde yaban hayvanları da bulunuyor ancak

hayvanlar ses ve kokumuzu, biz onları görmeden

daha önce alıp bizden uzak durdukları için büyük

sorunlar yaşanmıyor. Böyle durumlarda yani vahşi

bir hayvanla karşılaşacak olursak sakince yönümüzü

değiştirmemiz uygun olacaktır. Gittiğimiz

bölgenin hayvanın doğal yaşam alanı yani evi olduğunu,

orada onun bizden rahatsız olmasının bizim

ondan rahatsız olmamızdan daha normal bir

durum olduğunu doğaya çıkmadan evvel kabullenmiş

olmalıyız. Karşımızda bizim varlığımızdan

hoşlanmayan ya da tedirgin olan bir hayvan varken

kaçmamız, koşmamız, bağırmamız ya da üstüne

gitmemiz hayvanı ürkütüp savunmaya geçmesine

sebep olabilir.

Kaybolmaya gelirsek, insanlar neden kaybolur?

Ülkemizde turistler ve yeni başlayanlar için birçok patika ve rota

işaretlenmiştir. Buna rağmen, rotayı önceden araştırmadan, pusula,

GPS gibi yön belirleyen cihazlar taşımadan ve kulaktan dolma

bilgilerle doğaya gidersek kaybolma riskimizi artırırız. Kötü hava

koşulları, birden bastıran sis, yorgunluk, dalgınlık, stres ve benzer

nedenler de kaybolmaya zemin hazırlayabilir.

Kaybolmamak için neler yapılmalı?

İlk önce doğru planlama yapmalıyız. Gideceğimiz yer ile ilgili her

türlü bilgiyi internetten öğrenebiliriz. Rota üzerindeki belli başlı işaretleri

öğrenip bunları takip ederek ilerlememiz gerekir. Gittiğimiz

rotayı sonra geri döneceksek sık sık geriye bakmalı ve manzarayı

görsel hafızamıza kaydetmeliyiz. Yine gideceğimiz rotayı ve döneceğimiz

tahmini zamanı bir tanıdığımıza önceden bildirmiş olmamız

gerekir.

Belirli bir rotada işaretleri takip ederken kaybolduysak, son geçtiğimiz

işarete geri dönüp tekrar doğru rotaya girebiliriz. Böyle bir ihtimal

yoksa ve şayet yakınımızda bir tepe-yükseklik varsa çıkıp etrafı

74 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


işaret vermelisiniz gibi basit ama hayat kurtaracak

detaylar son derece önemlidir.

Doğada meydana gelecek acil bir durumda,

yaralanmada neler yapmalıyız?

Öncelikle doğaya çıkacak her bireyin ilk yardım

eğitimi almış olması son derece gerekli ve önemli.

Şayet kendimiz ilk yardım müdahalesi bilmiyorsak

veya kendimize müdahale edemeyecek durumdaysak

yanımızdaki ilk yardım bilen birileri

duruma müdahale etmeli; yok ise yine yetkililere

haber verilip yardım istenmelidir. Jandarma için

156, Polis için 155, AFAD için 122, sağlık ekibi

için 112 aranmalı. Telefonla yardım isteyeceğimiz

durumlarda, gruptaki en sakin kişi kısa ve öz konuşarak

durumu ve yerini bildirmelidir. Gruptaki

diğer telefon numaraları konuşma evvelinde listelenerek

yetkililere seri bir biçimde iletilmelidir.

Listenin başındaki telefon açık tutulurken diğer

telefonlar kapalı tutularak daha uzun süre iletişim

olanağı sağlanabilir.

Böyle durumlarda unutmamalıyız ki yaralı kişiyi

hareket ettirmek çok daha büyük ve kalıcı bir hasara

neden olabilir. İlk yardım bilgisine sahip olmadan

yapacağımız bir müdahale, her ne kadar iyi niyetli

olsa dahi bizi adli ve vicdani açıdan çok büyük

bir sıkıntıya sokabilir.

görmeye çalışabiliriz. Doğa ile ilgili el kitapları böyle bir durumda su kaynaklarının

takip edilmesini, mutlaka bir yerleşim yerine ulaşacağını tavsiye

eder. Yalnız bu kaynakları takip edeyim derken, bu durum bizi bazen

ekipmansız geçemeyeceğimiz bir yere, kanyona götürebilir. Burada kendimizi

daha riskli bir duruma sokabiliriz. Yanımızda GPS benzeri cihaz

olmadığını, yönümüzü belirleyemediğimizi, cep telefonumuzun şarjının

bittiğini düşünürsek yapmamız gereken en makul davranış oturup beklemektir.

Orada olduğunuzu bilen kişiler, olması gereken zamanda geri

dönmediğinizi fark edince durumu mutlaka yetkililere bildirecektir. Ülkemizde

gerek kamu kurumları gerekse STK’lar bu alanda çok başarılılar ve

her kaybı büyük bir disiplinle aramaktalar. Emniyet güçleri, JAK, AFAD,

AKUT gibi kurumlardan en az biri mutlaka sizi aramaya gelecektir. Sizin

bu sürede yapmanız gereken şey ise korunaklı bir alanda, fazla enerji harcamadan,

yiyecek ve içeceklerinizi idareli kullanarak beklemek olmalıdır.

Tamamen kaybolmuş durumdayken ilerlemeye devam etmek enerjinizi

ve kısıtlı malzemenizi daha fazla tükettirir. Ayrıca sizi aramaya yola çıkan

ekiplerinin ters yönüne gidiyor ve onların işini zorlaştırıyor da olabilirsiniz.

Ortamda kar varsa kar mağarası yapmalısınız, yanınızda ateş kaynağı varsa

yangına sebebiyet vermeyecek şekilde, kuru çalılardan yakarak ekiplere

AKUT’un yetişkinler için doğa sporlarına

yönlendiren eğitim kampları vb. aktiviteleri

var mı?

AKUT Dağcılık Kulübü Dağcılık, Doğa Yürüşleri

ve Kaya Tırmanışı branşlarında eğitim ve kamp düzenler.

Kulüp, eğitim almak isteyen herkese açıktır.

Eğitim dönemlerinde teorik eğitimlerin yanı sıra

uygulamalı eğitim kampları da yapılmaktadır.

Yine AKUT’un millî sporculardan ve uzman eğitmenlerden

oluşan kadrosu ile 7’den 70’e her yaş

grubundan bireye 15-20 kişilik gruplar dahilinde,

dört mevsime uygun doğa kampları düzenlediğini

hatırlatmak isterim. Bunun için AKUT Doğada Yaşam

sayfasını inceleyebilir, AKUT’un iletişim bilgilerinden

bizlere her zaman ulaşabilirsiniz.

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür

ederiz…

Ben teşekkür ederim, afetsiz ve kazasız günler

dilerim.

phantaso.com.tr 75


mutfağı

Ahtapot Salata

Malzemeler:

• 750 gr ahtapot

• Yarım soğan

• Yarım limon

• 3–4 dal maydanoz

• 4–5 dal maydanoz

• 3–4 yaprak defne

• 3–4 dal dereotu

• 1 adet havuç

• 1 yemek kaşığı şeker

• 3–4 diş sarımsak

• Yarım çay bardağı sirke

• 2 yemek kaşığı zeytinyağı

• 2 lt su

Hazırlanışı:

Ahtapot bütün halde tenceredeki suyun içine konulduktan

sonra, ikiye bölünmüş soğan ve yarım limon ile 3–4 dal

maydanoz, defneyaprakları, sirke, sarımsak ve şeker

ile kısık ateşte 1,5 saat pişirilir. Sürenin bitiminde,

ahtapot süzgeç yardımıyla sudan çıkartılarak

soğuk suyun altına tutulur. Ahtapot soğuduğunda

üst kabuğu ve kafa kısmı çıkartılarak

temizlenir. Kuşbaşı dilimlenen ahtapot, ince

kıyılmış dereotu ile harmanlanarak servis tabağına

alınır. Üzerine zeytinyağı gezdirilir. Yarım

limon, 4–5 dal maydanoz ve dilimlenmiş havuç

ile servis edilir.

76 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


İskorpit Çorbası

MALZEMELER:

• 1 adet iskorpit,

• 1 adet havuç

• 1 adet domates

• 1 çay bardağı un

• 2 diş sarımsak yarım soğan,

yarım limon

• 3–4 dal maydanoz

• 3 defneyaprağı,

• 3–4 dal dereotu

• 1 çay kaşığı karabiber

• 1 çay kaşığı toz biber

• 1 çay kaşığı pul biber

• 2 çay kaşığı tuz

• Yarım çay bardağı zeytinyağı

• 1 lt su

HAZIRLANIŞI:

İskorpit temizlenerek, derisi ve kılçıkları alındıktan sonra

suya konulur. Sarımsaklar bütün halinde, soğan ve

limon ikişer parçaya bölünerek defneyaprağı ve

maydanoz katılarak, 15 dakika süreyle orta

ateşte pişirilir. Sürenin sonunda balık süzgeç

yardımıyla alınarak, soğumaya bırakılır. Haşlama

suyundaki diğer malzemeler süzülerek,

posaları atılır. Zeytinyağı bir tencereye konulur

kızdığında rendelenmiş havuç, toz biber,

karabiber, dereotu, pul biber ve un eklenerek

3–4 dakika süreyle kavrulur. Daha sonra rendelenmiş

domates ile birlikte, 1–2 dakika daha pişirilir.

Haşlamada kullanılan balık suyundan 2 su bardağı

su, malzemelere eklenir. Kaynama başladığında, içine balık

parçaları ve tuz eklenip, birkaç dakika sonra ateşten alınarak

servis edilir.

phantaso.com.tr 77


sağlık

kadınlar ve spor hakkında doğru sanılan

10 yanlış

Beslenme ve egzersizin önemini göz

ardı ederek, eksik ve hatalı bilgiler ışığında

fit kalmak isteyen kadınlar sağlıklı

yaşamdan uzaklaşmaya başlıyor. Şehir

efsanesine dönüşmüş bilgileri uygulamaya

taşıyanlar, arzu ettikleri forma

veya kiloya ulaşamıyorlar.

İş ve eğitim amacıyla Amerika’ya yerleşen Volkan ve

Gökhan Kademlioğlu kardeşler, fast food yiyeceklerin

dayanılmaz çekiciliği ile hızlıca kilo almaya başladılar.

Bu gidişe bir dur deyip önce kendilerini bambaşka kişilere

dönüştürdüler ardından Amerika’nın alanındaki

en saygın kurumları ACE ve NESTA’dan personal training

ve sağlıklı beslenme alanlarında eğitim alıp binlerce

kişinin hayatlarını değiştirmesine yardımcı oldular.

Türkiye’de gıda seçimleri ve fitness hareketleri ile ilgili

sağlıklı bilgilere ulaşmanın zorluğunu fark eden Kademlioğlu

kardeşler, kurdukları Genç ve Fit kanalında

hem kadın hem de erkekler için evde veya yaşamın içerisinde

rahatlıkla uygulanabilecek spor hareketlerini ve

beslenme bilgilerini paylaşıyorlar.

MACFit bloğunda egzersiz, beslenme ve motivasyon

konuları hakkında yazılar yazan, YouNow Canlı Yayın

Platformu’nda her Pazar 21:00 saatinde soruları

cevaplayan Genç ve Fit, kadınlar için diyet, egzersiz ile

ilgili bilgileri paylaşıyor. Sağlıklı yaşamı hedefleyen kadınların

karşılaştığı gerçek sanılan 10 efsanenin doğrularını

aktarıyor.

1- Kadınlar fazla ağırlık kaldırıp kendini zorlarsa

erkek gibi görünürler.

Kadınlarda, kasların büyümesine neden olan testoste-

78 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


on hormonu erkeklerin ancak 20’de 1’i kadar salgılanır, bu nedenle irileşmeleri

oldukça güçtür. Belirgin hatlara sahip olmak isteyen kadınlar

ağırlık çalışarak kemik yoğunluğunu arttırıp, fiziksel olarak güçlenebilirken

aynı zamanda sıkı bir görüntüye de ulaşmış olurlar.

2- Sıkılaşmak için pilates ve yoga yapmak yeterlidir.

Sıkılaşmak ve vücudu şekillendirmek için pilates ve yoga ağırlık çalışmaya

alternatif değildir. Vücuda şekil vermek, kasların güçlendirilmesi,

dolayısıyla ağırlık çalışmaları ile mümkündür. Pilates ve yoga esnekliği

artırma ve core bölgesini güçlendirmenin yanında mental rahatlama

sağlar, sakatlanmaları önlemeye yardımcı olur.

3-Yağlı yiyecekler yağlanmaya yol açar.

Alınan kalorilerin yakılan kalorilerden fazla olması kilo almanın ana nedenidir.

Sadece yağlı yiyecekleri keserek yağlanma durdurulamaz. Kalori,

karbonhidrat, protein ve yağlardan gelir. Birçok kişide yağlanmanın

sebebi sanılanın aksine yağlardan değil alınan karbonhidrat miktarının

fazlalığından kaynaklanır.

4- Doğal şekerler, yapay olanlara göre daha sağlıklıdır.

Doğal ya da yapay şekerin kilo vermeye çalışan insanlar üzerinde bir farkı

yoktur. Sağlık probleminden kaçınmak ve kilo problemi yaşamamak

için çok şeker tüketiminden uzak durmaya dikkat edilmelidir. Buna her

türlü hamur işi de dahildir.

5- Bölgesel zayıflama için hedeflenen bölgenin çalıştırılması yeterlidir.

Sadece fazlalık görülen bölgeye yönelik yapılan egzersiz ile istenildiği

gibi yağ yakılamaz. Hangi bölgede en çok yağ toplandığı ve en kolay nereden

verildiği genetiktir. Yağ yakımı için en doğru yöntem, belirli bir

miktar kalori açığı oluşturarak, düzenli egzersiz ile tüm vücuttaki yağ

depolarını azaltmak gerekir.

6- Pasif egzersiz ile daha etkili, kolay ve kısa sürede çok daha iyi sonuç

alınıyor.

İnsan vücudu ortama ve duruma adapte olabilen bir mekanizmadır. Vücudun

alışkanlıkların vazgeçmesi ve şekillenmesi için ağırlık ve kardiyo

gibi yüksek uyarıcılara ihtiyacı vardır. Egzersiz ne kadar kolay olursa fay-

dası da o kadar az olacak demektir. Terlemeden

forma girilemez.

7- Ağırlık çalışmadan kemik ve kas kütlesi korunabilir.

Günlük aktivite sabit tutulsa bile her 10 yılda

kas kütlesinin %5’i kaybedilir. Yaş ilerledikçe

kas liflerinin yerini kolajen doku doldurmaya

başladığında, hareket kabiliyeti azalacaktır. Geri

dönülmeyen bir yola girmeden önce amaç korumak

olsa bile ağırlık çalışması yaparak kas lifleri

canlı tutulmalıdır.

8- Kilo vermek için aç kalmak gerekir.

Diyet yaparken aç kalmak, sağlıksız bir şekilde

verilen kiloların kısa sürede geri alınacağı anlamına

gelmektedir. Amaç, sürdürülebilir sağlıklı

beslenme alışkanlıkları oluşturmak olmalıdır.

Bu sağlandığında kilo kontrolü kolaylıkla gerçekleşecektir.

9- Egzersiz yapmak için ideal saat var mıdır?

Egzersiz yapmak için ideal saat, düzenli olarak

yapabildiğin saattir. Enerji ve motivasyonun

yüksek olduğu saatlerde yapılan egzersiz, kişinin

kendini daha fazla zorlayabilmesini ve en fazla

fayda sağlamasını sağlayacaktır. Günlük hayata

hangi saat uygunsa o saatte egzersiz yapılabilir.

Önemli olan egzersizin enerjinin yüksek olduğu

saatte düzenli olarak yapılabilmesidir.

10- Egzersiz yapılarak yağ kasa dönüştürülebilir.

Yağlar ve kaslar vücutta farklı dokulardır ve birbirlerine

dönüşemezler. Egzersize başlandığında

yağlar yakılmaya başlanır ve kaslar inşa edilir. Eş

zamanlı olması nedeniyle hep bu yanılgıya düşülmüştür.

Volkan ve Gökhan Kademlioğlu

phantaso.com.tr 79


magazin

Gardıroptan

sesler geliyor

Birce Bircan

Sonunda güneş bizlere yüzünü gösteriyor diye sevinirken

bulutlar kısa süreliğine güneşi gölgeye çekse de yaz;

“Ben geliyorum, hazır olun!” diye bağırıyor bu günlerde.

Biliyorum siz de gardıroptan sesler duymaya başladınız.

İçinizi «Bugün şort giysem mi acaba?» sorusu gıdıklamaya

başladıysa o sese hemen kapılmayın ama arayı da

çok açmamakta faydası var. Çanakkale havasına da pek

güven olmaz diyenlerdenseniz yanınıza ince bir şeyler almayı

ihmal etmeyin. Sıcaklar gelir geçer havalar serinler

önemli olan her şeye rağmen anı yaşamak. Yaza güzel bir

merhaba demek için daha ne bekliyorsunuz?

Burak Yetimoğlu

Buse Konya

Samet Bilir

80 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Elif Özdemir

Gamze Ülger

Saliha Beceren

Şafak Yazıcı

phantaso.com.tr 81


yerel

Mehmet Efendi’nin

Çilehane’si

Gelibolu’da Feneraltı mevkiisinde

bulunan Çilehane, kaya içinde oluşturulmuş

bir oyuktur.

Küçük bir odadan ibaret olan oyuk,

Yazıcıoğlu Mehmet Efendi’nin makamı

olarak sayılır. Oyuğun kimler

tarafından yapıldığı bilinmemekle

birlikte hangi yıla ait olduğuna da

kesin bilgilerce yazılı değildir. Odanın

içinde abdest almak için bir ibrik

ve seccade bulunuyor. Yazıcızade

Mehmet Efendi’nin zaman zaman inzivaya

çekildiği ve ibadet ettiği için

çilehane adını alıyor. Mehmet Efendi

ünlü eseri Muhammediyeyi 7 yıl

(1442-1449) süre içinde bu çilehane

de yazdığı söyleniyor.

“Meğer günlerde bir gün emr-i takdir

Oturmuştum Gelibolu’da sırra

Elimi çekmiş idim cümle haktan

Dilimde zikr idi kalbimde zikra”

dizleri ile Çilehane de inzivaya çekildiğini

kaydediyor.

82 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


phantaso.com.tr 83


yerel

Çanakkale içinde

bir aynalı çarşı

Çanakkale Sultanisi öğrencisi olan Seyfullah,

İstanbul’da yaşayan annesine

yazdığı bir mektupta (29 Eylül 1914)

Çanakkale sokaklarından toplu askerlerin

geçtiğini ve “Çanakkale içinde aynalı

çarşı, ana ben gidiyom düşmana karşı,”

şarkısını hep bir ağızdan söylediklerini

kaleme almıştır.

Çanakkale Savaşının öncesinde doğan bu

türkü; Arnavut, Makedonya, Bosna-Hersek,

Kerkük ve Gagavuz Türklerine kadar

her milletin ağzından dinleniliyor.

Aynalı Çarşı Çanakkale’ye gelen herkesin

ilk ziyaret etmek istedikleri mekânların

başında yer alıyor. Günümüze kadar

ulaşan orijinal kapısı ve kitabesiyle tarihi

yaşatıyor. Kırmızı taştan yapılan kemerli

kapısı, üstünde yer alan kitabe ile çarşı

hakkında bilgi veren en önemli kanıttır.

Osmanlıca, İbranice ve Fransızca olmak

üzere üç dilde yazılmıştır.

Osmanlıca yazılan kitabede günümüz

Türkçesi ile şunlar yazılıdır:

«Adaletliliği ile tanınan Sultan Gazi İkinci

Abdülhamid efendimiz hazretlerinin

lütuf ve sahip çıkmalarıyla kendine bağlı

Musevi uyruğundan İlyo Halyo kullarının

çabalarıyla yaptırılmış ve gönülde yer tutan

çarşıdır. Yıl Hicri Muharrem 1307 (Kasım

Aralık 1889)”.

2007 yılında restore edilen çarşı, Çanakkale’ye

özgü hediyelik eşyalar bulunan

dükkânlarla çevrilidir. Turistlerin uğrak

yeri olan Aynalı Çarşı turizm açısından

zenginliği ile kente ayrı bir değer katar.

84 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


‘’Çanakkale içinde aynalı çarşı

Ana ben gidiyom düşmana karşı, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde bir uzun selvi

Kimimiz nişanlı, kimimiz evli, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde bir kırık testi

Analar babalar ümidi kesti, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale üstünü duman bürüdü

On üçüncü fırka harbe yürüdü, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale elinde toplar kuruldu

Vay bizim uşaklar orda vuruldu, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale köprüsü dardır geçilmez

Al kan olmuş suları bir tas içilmez, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale›den çıktım yan basa basa

Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale›den çıktım başım selamet

Anafarta’ya varmadan koptu kıyamet, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde vurdular beni

Ölmeden mezara koydular beni, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale içinde sıra söğütler

Altında yatıyor aslan yiğitler, off, gençliğim eyvah!”

Aynalı Çarşı adını Aynalı Çarşı türküsünden alır.

phantaso.com.tr 85


ekonomi

Katılım Bankacılığı

Kuveyt Türk Çanakkale Şube Müdürü İrfan Özdemir irfan.ozdemir@kuveytturk.com.tr

Türkiye’nin faizsiz bankacılıkla tanışması

1980’lerde olmuştur. Dünyadaki

ilk uygulamaları ise 1960’lı yıllara

kadar uzanıyor. Bu süreçte katılım

bankacılığı konvansiyonel bankalar

karşısında uzun süre fazla bir gelişme

imkânı bulamamıştı. Ancak son birkaç

yıldır faizsiz bankacılık ciddi bir

sıçrama sağlamış gözüküyor. Artan

bir ivme ile büyüyen bu tür bankacılık

dünyanın dört köşesinde de ciddi bir

ilgi görüyor.

Bu hızlı büyümenin en önemli etkisi, dünya çapında yeni istihdam

oluşturuyor olması. Hem genç, hem de deneyimli bankacıların

sektöre yöneldiği görülmektedir. Geleneksel bankalar ve

bankacılık kesimini denetleyen kurumlar arasında da faizsiz bankacılığa

ilgi büyük, zira HSBC, Citibank ve BNP gibi geleneksel

bankacılığın devleri dahi faizsiz bankacılığa özel bir önem veriyor.

Bunların bir kısmı ya faizsiz bankacılık işlemlerine yönelik

özel birimler kuruyor ya da faizsiz bankacılık prensiplerine uygun

çeşitli hizmet ve enstrümanları pazarlıyorlar. Bu tip uygulamaların

genel kabul görmesi için uluslararası düzlemde onanması şart.

Uluslararası onama ise ancak uluslararası standartların oluşması

ile mümkün. Bugün dünyanın önemli bir kısmının kabul ettiği

prensipler var. Faizsiz bankacılığın uygulamalarının nasıl muhasebeleşmesi,

risklerin, kârların nasıl dağıtılması gerektiği ve şeffaflık

gibi ilkeler büyük ölçüde kitaplaştırılmış durumda. Genel

86 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


kabul gören bu standartlar sayesinde faizsiz bankacılık artık genel

bankacılığın görmezden gelemeyeceği, bu sebeple dikkate almak

durumunda kaldığı bir noktaya ulaşmış durumda.

İşte son yıllarda faizsiz bankacılığın gelişmesine önayak olan en

önemli adım da bu standartların tesis edilmeye başlanması olmuştur.

Bugün Katolik dünyasının ruhani lideri Papa bile Avrupa’daki

ekonomik bunalımın giderilmesi için katılım bankacılığını işaret

ediyor.

Türkiye’de katılım bankacılığına duyulan ilgi günden güne artmaktadır.

Devlet de katılım bankacılığı alanında ciddi adımlar atmış

ve Mayıs 2015‘te Ziraat Katılım Bankası, Şubat 2016 da Vakıf

Katılım Bankası’nı kurmuştur. Türkiye’de

katılım bankacılığının diğer bankalara oran

ile pastadaki payı %5-6’larda olup, devlet

tarafından kurulan katılım bankalarıyla da

bu payın büyüyeceği düşüncesindeyim.

Faizsiz bankacılığın son yıllardaki yükselişinin

birkaç sebebi var. Yaşanan veya yaşanmış

ekonomik krizlerde katılım bankacılığının

önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Katılım bankacılığı ekonomiyi, reel sektörü

bir başka deyiş ile ticareti finanse ettiği için

kullandırılan finansman desteğinin hep bir

karşılığı bulunmaktadır.

phantaso.com.tr 87


güncel

Kosova’da

Bir Şehitlik

Çanakkale Şehitler Anıtı Türkiye Cumhuriyeti

dışında dünyada ilk defa Kosova’da açıldı. Türkiye

Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Politikalar

Bakanlığı’nın desteğiyle Kosova’nın tek Türk

belediyesi olan ve Türk soydaşların yaşadığı

Mamuşa’da “Çanakkale Şehitler Anıtı’nın”

açılışı gerçekleşti…

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 101’inci yıldönümü nedeniyle

açılışı gerçekleştirilen anıtın Türkiye Cumhuriyeti

dışında dünyada ilk defa Kosova’da Çanakkale Şehitler

Anıtı’nın olduğu ifade edildi. 9 metre uzunluğunda olan

anıt Mamuşa’nın merkezinde yer alıyor… Resmi kayıtlara

göre, Çanakkale Savaşı’nda çok sayıda Kosovalı Türk,

Arnavut ve Boşnak askerin savaşa katılarak şehit düştüğü

biliniyor. Açılış törenine AKP Tokat Milletvekili ve

Kosova Dostluk Grubu Başkanı Zeyid Aslan, Keçiören

Belediye Başkanı Mustafa Ak, Türkiye Belediyeler Birliği

Genel Sekreteri Hayrettin Güngör, Türkiye Cumhuriyeti

Kosova Büyükelçisi Kıvılcım Kılıç, Kosova Türk Temsil

Heyeti Başkanı Kurmay Albay Saim Bağcı, Çanakkale’yi

temsilen Tarihçi Ahmet Uslu ve çok sayıda milletvekili

ile sivil toplum kuruluş temsilcisi katıldı. Tören, Çanakkale

Şehitleri için saygı duruşunun ardından iki ülke milli

marşlarının okunmasıyla başladı ve şehitler için dualarla

devam etti.

“Çanakkale Şehitleri Anıtı” ve “Kardeş Keçiören Parkı”

açılışı töreninde hazır bulunan davetlileri selamlayan

Mamuşa Belediye Başkanı Arif Bütüç, “101 sene sonra

da biz varız ve var olmaya devam edeceğiz. Biz o görkemli

çınarın çocukları, torunları olarak var olduk ve var olmaya devam

edeceğiz.” dedi. Anıt çerçevesinde açılan parka dökmek üzere Çanakkale’den

getirilen toprağın verilmesiyle duygulanan Mamuşa Belediye

Başkanı Arif Bütüç, “Bu toprakta güller bitecek” diyerek konuşmasını

şehitlere adanmış bir şiirin dörtlüğüyle tamamladı.

Araştırmacı-tarihçi Ahmet Uslu, Çanakkale Savaşı’nın öneminden ve

tarihinden önemli bilgiler verdi.

Törene katılan Türkiye-Kosova Parlamentolar Dostluk Grubu Başkanı

AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, Mamuşa’yı Tokat ile kıyaslayarak

kendini evinde gibi hissettiğini ifade etti. Anadolu toprakları

dışında ilk Çanakkale Şehitleri Anıtı’nın açıldığına dikkati çeken Aslan,

bu anıtın sadece betondan ve kumdan ibaret olmadığını içinde bir

ruhun, tarihin ve çok büyük mesajların yattığını vurguladı.

Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Kıvılcım Kılıç da Çanakkale Şehitleri

Anıtı’nın Kosova ile Türkiye arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı

sağlaması temennisinde bulundu. Törende öğrenciler tarafından hazırlanan

“Kınalı Hasan” tiyatro oyunu ve şiirler, katılımcıların gözyaşlarına

neden oldu. Programın son bölümünde halk dansları gösterisi

ise coşkuyla karşılandı.

88 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


güncel

denizden gelen güzellik:

sardalya balığı

Çanakkale’nin Hamsisi Sardalya

Çanakkale’nin zengin sularında yetişen sardalya

balığı, sardalya veya sardalya (Sardina pilchardus),

tadı ve besleyici özelliği ile bilinen bir balık

türü. Çanakkale’de çokça bulunan ve tüketilen balık,

omega 3 bakımından bir hayli zengin. Bölgede

en fazla bulunan balıklardan olan sardalya, yöresel

yemeklerin de parçası olmuş halde. Sardalya ızgara,

sardalya kroket, sardalya tuzlama, sardalya

pilaki, sardalya salatası, sardalya dolması ve asma

yaprağında sardalya bunların arasında sayılabilir.

İç piyasada hayli rağbet gören bu nadide balık çeşidini

Çanakkaleli balıkçılardan dinledik;

Sedat Bakçaoğlu: “Denizlerde balıklarımız fazla

yakalandığı için yeterince büyütmemiz zor oluyor.

Zamanında tutulması balıkların büyümeleri için çok önemli bir husus.

Ağa takılan balıklar küçük ve çevre kirliliğinden dolayı kendisini besleyemiyor.

Sardalyaler zaten çok ince ve zayıf bir balık türü olduğu için çabuk

kırılabiliyorlar. Sardalya balığının doğru koşullarda yakalanmasını istiyoruz.

Çanakkale ile anılan sardalya balığını Yunanistan’a gönderiyoruz.”

Refik Varol: “Balık avı için yasaklar yetersiz geliyor. Gün geçtikçe yanlış

avlanmalar yüzünden sardalya balığını tüketiyorlar. Çok yanlış zamanlarda

avcılık yapıyorlar. Buradan Yunanistan’a gönderiyoruz balıklarımızı.

Haziran ve Ekim arası tüketilmesi daha doğru olur.”

Numan Mutay: “Sardalya balığının sezonu Haziran ayında başlayarak

Eylül’ün sonuna kadar devam ediyor. Izgarası ve tavası çok güzel oluyor.

Günlük tutulabilen bir balık olduğu için çok fazla ihracatı olmuyor ne yazık

ki.”

phantaso.com.tr 89


sağlık

şişkinlik ve

hazımsızlığa karşı

7 tüyo

90 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri’nin yaşam

kalitesini yükselten tavsiyeleri paylaşmak için

oluşturduğu “İyi Yaşa” platformunda sağlıklı yaşam

konusunda önerilerde bulunan Diyetisyen ve Yaşam

Koçu Gizem Şeber, 7 kolay tüyo ile düz bir karına sahip

olmanın yollarını anlatıyor. Bunun için kısa süreli bir

çabadan fazlası, zaman ve emek harcamak gerektiğini

belirten Şeber, “mükemmel bir karına sahip olmanın

yolu sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizden geçse de

kimi zaman bunlar için gerekli vakit kalmayabiliyor. O

ne zamandır beklediğiniz arkadaş düğününde istediğiniz

elbiseye sığmak istiyorsanız veya sunumunuzun

olduğu o iş toplantısında pantolonunuzun kat kat durmasını

istemiyorsanız ufak birkaç tüyo ile günü kurtarabilirsiniz”

dedi.

İşte düz bir karına sahip olmak için uygulayabileceğiniz 7 kolay

tüyo:

1-Duruşunuzu değiştirin

Gün içerisinde genelde boyun ve sırt kaslarımıza yüklenerek

duruyoruz. Karın kaslarımız nerede ise hiç çalışmıyor. Dengeli

ve dik bir duruş karın kaslarınızı kullanmanızı sağlayacağı için

karnınızı daha düz gösterecektir. Gün içerisinde karın kaslarınızı

hafif gergin tutmayı alışkanlık haline getirdiğinizde sadece boyun

fıtığı riskiniz azalmaz, düzgün bir beden posturü yakalayarak,

daha düz görünen bir karına sahip olursunuz.

5-Yemekte konuşmaktan ve asitli içecek

tüketmekten vazgeçin

Konuşarak yemek ve yemekte asitli içecek

tüketmek daha fazla hava yutmanıza sebep

olacağından ötürü kendinizi daha sis hissetmenize

ve karnınızın şişmesine neden olur.

Sohbeti yemek sonrasına kaydırın ve asitli

içeceklerden vazgeçin.

6-Sakız çiğnemeyin

American College of Gastroenterology’nin

açıklamasına göre sakız daha fazla hava yutmanıza

sebep olarak karın sisliği yaratıyor.

Nefesinizi tazelemek istediğinizde nane ve

karanfili deneyin.

7-Rahatlayın

Stres vücutta bazı hormonların sentezini değiştirerek

daha sık kabız olmanıza yol açar.

Aynı zamanda stresle birlikte artan kortizol

ile vücudunuz alarm durumuna geçer. Şişkinlik

hissinden kurtulmak için her gün en

az 20 dakika gerçekten rahatladığınız bir

aktivite ile uğraşmanız gerektiği uzmanların

ortak görüsü.

2-Su için

Düzenli su tüketimi sindirimin tam olarak yapılmasını ve vücutta

kan dolaşımının düzenli olmasını sağlar. Bu da şiş karnınızın

ve ödemli bir vücudunuzun olmasını engeller. Günde 1,5-2 litre

düzenli su tüketmeye özen gösterin.

3-Kabızlıkla mücadele edin

Tuvalete yeteri kadar vakit ayırmamak, düzensiz su tüketimi, hareketsizlik

kabızlığın en büyük nedenleridir. Yapılan araştırmalarda

stresin kadınlarda daha fazla kabızlığa yol açtığını göstermiştir.

Mümkün olduğu kadar sakin kalmaya çalışın ve tuvalette

zaman geçirin. Kabızlık probleminiz hâlâ çözülmüyorsa probiyotik

yoğurt ve kefirden destek alın.

4-Lokmanızın farkında olun

Yavaş yemek hem sindirimi kolaylaştırarak midenizin şişmesine

ve kan şekerinizin hızlı yükselmesine mâni olur hem de daha kolay

bir şekilde ve daha az bir besin ile doymanızı sağlar. Bir lokmayı

en az 10 kez çiğneyerek tüketirseniz yılda 3-4 kiloyu fark

etmeden verebilirsiniz.

Diyetisyen ve Yaşam Koçu

Gizem Şeber

phantaso.com.tr 91


vizyon

Heidi

Yönetmen: Alain Gsponer

Oyuncular: Anuk Steffen, Bruno Ganz,

Isabelle Ottmann

Tür: Aile, Macera

8 yaşında İsviçreli yetim bir kız çocuğu olan Heidi’yi teyzesi,

dağ evinde yaşayan dedesine bırakır. Daha sonra teyzesi Heidi’yi

Almanya, Frankfurt’ta varlıklı Sesemann ailesinin evlerinde yaşaması

için dedesinden ayırır. Heidi, Sesemann ailesinin yanında

korunaklı bir şekilde ve tekerlekli sandalyeye bağlı olarak yaşayan

Clara’ya refakatçilik yapar. Her zaman için dedesini ve dağ evindeki

yaşantısını özleyen Heidi mutsuzluğuna rağmen her durumun

olabileceğin en iyisi olmasını sağlar. Clara ve Heidi’nin farklı hayatlar

yaşamalarına rağmen biliyoruz ki, arkadaşlıklar dünyada birçok şeyi değiştirebilir.

Bekâr Yaşam Kılavuzu

Yönetmen: Christian Ditter

Oyuncular: Dakota Johnson, Rebel Wilson,

Leslie Mann

Tür: Komedi

New York şehri Alice, Robin, Lucy, Meg, Tom ve David gibi binlerce

yalnız ve kalbi kırık bekâr insan ile dolu. Herkes kendisine

doğru eşi ya da aşk dolu bir ilişkiyi arıyor; pek çoğu ise orta karar

bir birlikteliğe bile razı! Baştan çıkartıcı mesajlaşmalar ve tek gecelik

ilişkilerin ortasında tüm bu bekâr insanların, bekârlığı ve yalnızlığı

yönetmesini öğrenmeleri gerekiyor!

Ölüm Treni

Yönetmen: Michael Petroni

Oyuncular: Adrien Brody, Sam Neill,

Robin McLeavy

Tür: Gerilim

Psikolog Peter (Adrien Brody), trajik bir kazada küçük kızını

kaybetmiştir. Acı ve suçluluk duygusu ile baş etmeye çalışan Peter,

hastalarında karanlık duygular ve tuhaflıklar fark etmeye başlar.

Parçaları birleştirince hastalarının 20 sene önce aynı gün ölmüş olan

insanların hayaletleri olduğunu fark eder. Bu korkunç gerçek, Peter’i

geçmişte saklı kalmış sırları çözmek üzere sürprizlerle dolu bir yolculuğa

sürükleyecektir.

92 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Kurdun Uyanışı

Yönetmen: Jean-Jacques Annaud

Oyuncular: Feng Shaofeng, Shawn Dou,

Ankhnyam Ragchaa

Tür: Macera, Dram

1967 yılında Beijing’ten gelen Chen isimli genç bir öğrenci, Moğolistan’da

yaşayan bir grup sürü çobanıyla yaşaması ve onları

eğitmesi için gönderilir. Bu yolculuk, şehir yaşamından sıyrılıp

doğayla baş başa kalacağı ve hayatı ilk kez doğanın kurallarına

birebir şahit olarak yaşayacağı benzersiz bir deneyim olur. Özgürlük,

sorumluluk, korku gibi kavramların gerçek anlamlarıyla tanışır

ve bu geleneksel kabile yaşamında vahşi kurtlar ile insanlar arasında

gelişmekte olan şaşırtıcı ilişkiye tanık olur. Ancak tam da bu dönemde

bir sorun patlak verir: Bir hükümet görevlisi bölgedeki kurtları yok etmek

amacıyla bölgeye gelmiştir...

Başımın Belası

Yönetmen: Sean Mewshaw

Oyuncular: Rebecca Hall, Jason Sudeikis,

Dianna Agron

Tür: Komedi, Romantik

Hannah, ünlü ve sevilen bir müzisyen olan eşini kaybetmiştir.

Aynı zamanda onun biyografik kitabını yazmakta olan Hannah

bir şekilde hayatına devam etmek ister. New York’lu bir yazar olan

Andrew ile tanışınca Hannah’ın hem kaleme aldığı biyografi hem de

hayatı değişecektir...

Suçlu

Yönetmen: Ariel Vromen

Oyuncular: Kevin Costner,

Gary Oldman, Tommy Lee Jones

Tür: Bilimkurgu, Gerilim

Görevden alınmış bir CIA ajanının hatıraları ve yetenekleri, neler

yapabileceği kestirilemeyen ve tehlikeli bir adamın zihnine aktarılır...

Yönetmenliğini Ariel Vromen’in üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda

Ryan Reynolds, Gal Gadot ve Alice Eve yer alıyor.

phantaso.com.tr 93


kitap

Suç ve Ceza • Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Bir yanda budala, anlamsız, önemsiz, hastalıklı, herkese yarardan çok zararı

dokunan, niçin yaşadığını kendi de bilmeyen, yarın nasıl olsa ölecek bir kocakarı;

öte yanda yardım görmedikleri için boş yere sıkıntı çeken körpe güçler.

Kocakarıyı öldür, parasını al, sonra bu parayı tüm insanlığın yararına harca.

Bir hayırlı ölüme karşı binlerce yaşam. Kocakarıyı öldürdükten sonra paraya

el sürmeden ruhundaki iç çelişkilerle savaş. Ben kocakarıyı değil kendimi

öldürdüm, noktasına geliş. Sonunda iyi yürekli, uysal Sonyanın etkisiyle iç

rahatı ve gönül ferahlığına kavuşma. Suç ve Ceza, Raskolnikovun kişiliğinde

hasta insan ruhunu tüm ayrıntılarıyla gözlerimizin önüne seren, iç çatışmalarıyla

bizi derinden etkileyecek bir yapıt. Dostoyevski’nin başyapıtlarından

biri, belki de birincisi.

Ana • Maksim Gorki

İşçi mahallesinde sıradan bir gün daha başlıyordu. Fabrikanın düdüğü her

sabah olduğu gibi yine mahallenin dumanlı havasını keskin bir çığlıkla yaladı.

Kasları ritmini bulamamış, gözlerinden uyku akan yüzler, küçük karanlık

evlerden sokağa yayılmaya başladılar... İşçi ve köylülerin Çarlık rejimine karşı

yürüttükleri mücadelenin öyküsü. Maksim Gorki’nin en önemli eseri olan

Ana’da Çarlık Rusya’sında uyanmaya başlayan sosyal hareketliliğin ilk tohumları

anlatılır.

Katre-i Matem • İskender Pala

İskender Pala, Katre-i Matem’de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul’da

kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini

de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde

kaybeden Şahin’in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı

çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına

kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı

maceralarla karşılaştırıyor. Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal

alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal

çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.

94 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


Yabancı • Albert Camus

Albert Camus’nün en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş

ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan “Yabancı” aynı zamanda yazarın en

gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir varlığın en anlamsız olgularını saçma

bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi “Meursault” bir simge kahraman

değildir, adı olmayan bir “Yabancı”dır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı

şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya

çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte

bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi

duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç

ile toplumsal dünya arasındaki çatışma... Camus’yle buluşanların hiçbiri, onunla

karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. “Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir

şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir,” der Camus. Giderek daha çok

sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.

Pandora • Anne Rice

Karakter Augustus Romasında doğmuş soylu bir kadındır, sonraları Pandora

Mitini kendisiyle adlandıracak ve sürprizlerle dolu kutusunu açacaktır.

Yeni bir kan emme ihtiyacından sonra oturduğu modern Paris kafelerinden

birinde, kendi tarihini baştan yazmaya karar verir ve deri

kapaklı antika bir defterin boş beyaz sayfalarını hemen doldurmaya başlar...

Öyküsel zekânın zenginliği ve zamanın detaylarını anlatan muhteşem bir eser.

Acımak • Reşat Nuri Güntekin

“…Niçin daha önce gelmediğini, babasının ‘Zehra, Zehra’ diye öldüğünü

söyler. Eve vardıklarında babasının başında birkaç kadın vardır. Babasını

görmek istemez. Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın

anahtarı verilir. Aslında bunu hiç istemez fakat sandığı açar, içinde bir günlük

vardır. Günlüğü okumaya başlar. Babasının ilk memuriyet yıllarını, annesiyle

evlenmesini, anneannesinin davranışlarını okur. Zehra daha önce

bildiği şeylerin hepsini tam tersi olduğunu öğrenir. Aslında bu olaylarda

bütün suçlunun annesi ve anneannesi olduğunu anlar. Bundan sonra içinde

bir acıma duygusu oluşur. Hemen gidip babasının ayağını öper. Birkaç gün

sonra okuluna tekrar döner ve artık Zehra’nın hiçbir eksiği kalmamıştır. Acımayı

öğrenmiştir…”

phantaso.com.tr 95


güncel

Hayko Cepkin’in

müzikal yolculuğundaki mücadelesi

‘Ben insan değil miyim?’

bu klipte!

Türk müzik sektöründe farklılığını ortaya

koyan, ezberlenmiş yolları takip etmeyen,

kendi duruşu ile yoluna devam eden Hayko

Cepkin, ‘Beni Büyüten Şarkılar Vol.1’ albümünün

ikinci video klibini tamamladı.

İddiamızdır!

“Hayko Cepkin Türkiye müzik piyasasında

rock tabanlı Türkçe müzik yapan ve kendi

ayakları üzerinde dimdik durup geniş kitlelere

yayılan tek rock projesidir.”

96 Çanakkale Kültür Sanat Magazin Dergisi • Sayı: 4


“Dinamik ve özel ekip anlayışımızla

geleceği şekillendiriyor, sürdürülebilir bir

dünya için çalışıyoruz...”

Endüstriyel müteahhitlikte kaynak ve hizmet çeşitliliğinin

yanısıra, alt işveren modelindeki uygulamaları değiştirerek

yenilikçi ve gelişime açık, değer yaratan yönetim

politikasıyla; çimento sektörü başta olmak üzere diğer

sanayi kuruluşlarının geleceğe güvenle bakmasını

sağlıyoruz

Aydemirler A.Ş. yılların birikimi ve tecrübesiyle çimento

fabrikalarının kurulumu ve müteahhitligi, fabrikaların

ihtiyacı olan entegre sistemlerinin oluşturulması,

makina/ekipman tedariki ve aksamlarının bakımı,

revizyon, imalat ve montaj işleri faaliyetlerini; “Çevre, İş

Sağlığı ve Güvenliği” yasa ve yönetmelikleri doğrultusunda

büyük bir titizlikle devam ettirmektedir.

E-5 Karayolu Üzeri Fatih Mah. Asos Sit. No: 4/19 Büyükçekmece / İstanbul

Tel: 0 212 883 38 89 - Fax: 0 212 882 11 26 - info@aydemirlermakina.com.tr

www.aydemirlermakina.com.tr

Similar magazines