ANNAH

adapoliclinic

XOXO67

Sanatsal yaklaşımını

6 benimsemediğiniz bir

projede çalışır mısınız?

Geneli itibarıyla aceleyle iş yapmaya,

aceleyle film çekmeye pek inanmıyorum.

Karşımıza çıkan, bu tür filmlerin,

insanda bir bitmemişlik hissi yarattığını

düşünüyorum. Örneğin doğru

oynanmamış, oyunculuğu problemli

sahneler izliyoruz, montajı bitmemiş,

görsel çalışması daha tamamen

bitmemiş filmler görüyoruz. Oysa ki

Ansızın’ı izlediğim zaman her şeyin yerli

yerinde ve tam olduğunu görüyorum.

Jilet gibi film derler ya, tam öyle.

Filmleri mümkün mertebe stilize etmek

lazım, ama bu stilize etme şekli rejinin

ve filmin de önüne geçmemeli. Bir uyum

olmalı.

Bugünden baktığınızda, İki

7 Genç Kız’daki deneyiminizi

nasıl anlatırsınız? Dijital

kamerayla çekilip gösterime giren ilk

filmlerdendi...

İki Genç Kız’da o kamerayla çalışmaya

ben karar vermiştim. Filmin neredeyse

bütçesi yok gibiydi. New York’tan

bir kamera alalım, küçük bir kamera

olsun ve filmi onunla çekelim diye

düşünmüştük. O zamanlar bunun

çok örnekleri vardı ama onlar ABD’de

yapılan filmlerdi. Ve bu durumun

şöyle bir handikapı vardı, ekip

bulmak zordu. Işık şefim vardı ama

kamera asistanı bulamadım. DV bir

kamerayla çalışacağımızı duyunca kimse

yanaşmamıştı. Ben de Almanya’dan

kendi asistanımı getirdim, filmin bir

yarısında da üniversiteden bir arkadaşım

asistanlık yaptı. Çünkü filmin dinamiği

böyle bir kamerayı gerektiriyordu.

Köprüdekiler’de olduğu gibi... Daha

kirli de olsa duyguyu geçirirken

bana önümde engel oluşturmayacak

kameraları beğeniyorum.

Zeki Demirkubuz’un belki

8 de kariyerinde en ayrıksı

duran filmi Kıskanmak’ın da

görüntü yönetmeniydiniz. Bir dönem

filmiydi. Onun bu farklı projesinde

çalışmak nasıl bir deneyimdi?

Zeki, o güne kadar çoğunlukla görüntü

yönetmenliğini kendi kendine yaptığı

ve çoğu şeye de kendisi karar verdiği

için onunla çalışmak daha farklıydı.

Onunlayken, oturalım beraber dekupaj

yapalım, üstüne birlikte çalışalım

gibi bir şey söz konusu değil. Çalışma

prensibi daha farklı bir yönetmen.

Setteyken birçok şeye bir gün öncesinde

karar veriyor, hayal etmeyi, çekimler

boyunca bambaşka bir ruh haline

bürünmeyi, transa geçmeyi seven

takıntıları olan bir yönetmen. Ama

bir yanıyla da kameranın durduğu

yer, ışık gibi konularda da sizi özgür

bırakabiliyor. Fikir dinlemiyor değil,

dinlemiyor gibi yapıp dinliyor.

Mizansene ve oyuncu yönetimine çok

hakim. Ama dediğim gibi, bazen de bir

şeyleri sana bırakıveriyor, örneğin bir

gün, Beşiktaş’ın maçı olduğu için, bir

sahnenin çekimini bana bırakmıştı.

Ansızın, 2016

Film festivallerinde (bilhassa

9 ülkemizde) görüntü

yönetmeni ödülleri de

veriliyor, belli bir süredir. Bu ödüller

yeterli teknik değerlendirme yapılarak

dağıtılıyor mu?

Bu gibi ödüllerde en az hata yapmak

için, jüriye mutlaka bir sinemacının, bir

yönetmenin başkanlık etmesi gerektiğini

düşünüyorum. Ki bence bu her ödül

için geçerli bir konu. İyi görüntü

yönetmenliğiyle iyi manzara ve mekan

seçimi bazen karıştırılıyor. Elbette iyi

görüntü yönetmenliği kusursuz fotoğraf

çekmek de değil. Bir sürü unsurun

belli bir harmoni içinde ilerlemesini

sağlayabilmiş olmak gerekiyor.

Halihazırda var olan güzelliği bir şeye

çevirebiliyor musun? Gittiğin çirkin bir

mekanda ilginç ve stilize bir görüntü

çıkarabiliyor musun? Bu önemli. Bir

bakış, bir anlayış, bir duruş ortaya

koyabilmelisin.

064

Similar magazines