Views
1 year ago

e-bülten

e-bultensubat20172

Wayne Eyalet

Wayne Eyalet Üniversitesi’ni bir sığınma kampüsü yapmayı” talep eden imzalar toplandığını duyurdu. Ancak, eylemi örgütleyenler, göçmen haklarını savunmak için, protesto etmekten ve siyaset kurumuna, özellikle de Demokratik Parti’ye başvurmaktan başka hiçbir siyasi perspektif sunmadılar. Bu, Trump’ın seçilmesini sözde “beyaz üstünlüğü”nün egemenliğinin ve ABD’de “neofaşist, göçmen karşıtı bir hareketin büyümesi”nin sonucu olarak sunmuş olan sahte sol örgüt BAMN tarafından teşvik edilmişti. BAMN önderi ve örgütleyicisi David Douglass, konuşmasında, Obama yönetiminin ve Demokratik Parti’nin, bitmek bilmez savaşlar, toplu sınır dışılar ve işçi sınıfına yönelik amansız saldırılar yoluyla Trump’ın önünü nasıl açmış olduğuna ilişkin tek bir kelime söylemedi. O, bunun yerine, seçiciler kurulunun kaldırılmasını ve sınırdışıların durdurulmasını içeren, açıkça Demokratik Parti’ye yönelen bir dizi talep sundu. Douglass, “çoğunluğu beyaz olmayan yeni bir nesil”e dayanan “yeni bir göçmen ve yurttaş hakları hareketi” oluşturma çağrısı yaptı. Eylemi örgütleyenlerin bir dizi slogan attırmasının ardından, mikrofon diğer konuşmacılara verildi. Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP) üyesi Jerry White, kendisinin SEP ve Wayne Eyalet Üniversitesi’ndeki Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler (IYSSE) adına konuştuğunu belirttiğinde, dinleyiciler tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Wayne’de bulunan toplama kamplarına atıldılar ve ABD’den sınır dışı edildiler.” White, kalabalığın alkışları arasında, şunları söyledi: Zenginler, her zaman, işçi sınıfını etnik, dilsel ve dinsel temellerde bölmeye çalışmış, işçi sınıfını bölmek için ırkçılığı kullanmıştır. Buna, yalnızca, işçi sınıfının bugüne kadarki toplumsal mücadelelerde tüm kazanımlarını mümkün kılmış olan her ırktan ve milliyetten bütün işçilerin birliği son vermiştir. Bay Trump ve onun faşist danışmanı Stephen Bannon, ABD işçilerine, işsizlik, bütçe kesintileri, okulların kapatılması gibi sorunlarımızın nedeninin Trump, Betsy DeVos ve Wall Street baronları gibi milyarderler olmadığını söylemeye uğraşıyor. Onlar, işçilere, diğer ülkelerdeki işçilerin bizim işlerimizi ve okullarımızı ortadan kaldırarak zenginleştiklerini anlatıyorlar. Amerikan toplumunda servetin bir yeniden bölüşümü söz konusu ama bu göçmenlere, yurtdışına değil; Wall Street’e, her iki büyük şirket partisini de kontrol eden şirket aristokrasisine gidiyor. Buradaki öğrenciler, bir mücadeleye girişmek için, yüzlerini, Mart ayında 1.300 işçinin işini kaybedeceği GM’nin Detroit-Hamtramck fabrikasındaki işçiler dahil, Detroit kenti genelindeki işçilere dönmeliler. (Yaklaşan işten çıkarmalara ilişkin haber, yuhalamalarla karşılandı.) Bizler, savaşa karşı, polis cinayetlerine karşı, işsizliğe karşı, eğitime yönelik saldırılara karşı tüm mücadeleleri birleştirmek zorundayız. Ama bir şeyin kavranması gerekiyor. Demokratik Parti Trump ile mücadele etmeyecek. Trump ile işçi sınıfının mücadele etmesi gerekiyor. Jerry White kalabalığa hitap ediyor White, “Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu göçmen yasağı, siyah, beyaz, göçmen, yerli, tüm emekçilere yönelik bir saldırıdır.” dedi ve ekledi: “Bugün göçmen işçilere yapılan şey, Trump’ın eğitime, sağlık hizmetlerine ve sosyal güvenliğe yönelik saldırılarına ve savaşa karşı çıkmak isteyen herkesin demokratik haklarını çiğnemek üzere de yapılacaktır.” White, Rus Devrimi’nin ardından binlerce göçmen işçinin ve işçi sınıfı önderinin yakalanıp sınır dışı edildiği 1919-1920 Palmer Baskınları’na ve ABD’deki militan grev dalgasına değindi: “Onlar sosyalizme sempati duydukları ve savaşa karşı çıktıkları için, Detroit gibi kentlerde yakalandılar, Jefferson Caddesi’ndeki Fort White, Başkan Obama’nın “baş sınırdışıcı” olduğunu ve 2,5 milyon göçmeni sınır dışı ettiğini belirtti: O [Obama], tam da Trump’ın insanlarına yasak getirdiği ülkeleri, Ortadoğu halklarını bombaladı. Gençler, savaşa, ırkçı saldırılara, yabancı düşmanlığına ve göçmenlere yönelik saldırılara karşı bir muhalefet inşa etmek için, yüzlerini işçi sınıfına dönmeli ve savaşa, eşitsizliğe ve demokratik haklara yönelik saldırılara sonsuza dek son verecek güçlü bir sosyalist hareket inşa etmeliler. Yürüyüşe katılan yüksek lisans öğrencisi Nicholas, WSWS’ye şunları söyledi:

Trump’ın göç politikasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Yaptığı şey yasadışı. Ülkeye girişleri dinsel temelde reddedemezsiniz. Yüksek lisansta İranlı bir arkadaşım var. Eğer ülkesine giderse, buraya geri dönmesine izin verilmeyecek. Belirsizlik çok büyük. İnsanlar ne yapacaklarını bilmiyor. Ailemde Musevi Soykırımı’nı yaşamış insanlar var. Bence, aynı tehlike şu anda geri geliyor. Korku büyüyor ve korku, kimi durumlarda, insan olmamızın önüne geçiyor. 01 Şubat 2017 Romanya’da yolsuzluğa karşı protestolar devam ediyor Peter Schwarz / 7.2.2017 Romanya’da her gün on binlerce insan, yolsuzluk karşıtı yasaların yumuşatılmasına karşı sokaklara dökülüyor. Hükümet, 31 Ocak Salı akşamı, yolsuz politikacıları kovuşturmadan koruyan yasal değişiklikler yapan bir kararname çıkardı; ayrıca, beş yıldan az hapis cezasına çarptırılmış suçlulara af çıkaran bir yasayı meclise sundu. Sonuç olarak, bundan, yolsuzluktan hapiste bulunan çeşitli politikacılar yararlanacak. Çarşamba günü başkent Bükreş’te ve başka 55 kentte öfkeli protestolar gerçekleşti. Polise göre, gösterilere 250.000 dolayında insan katılırken, diğer kaynaklar 300.000 rakamını verdiler. Protestolar Perşembe ve Cuma günleri de devam etti. Katılımcılara göre, protestolar 10 gün sürecek. Eğer hükümet geri adım atmazsa, yeni düzenlemeler yürürlüğe girecek. Yolsuzluk, Romanya politikasında yaygındır. Önde gelen birçok politikacı, ya soruşturuluyor, ya suç siciline sahip ya da gözaltında. Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Müdürlüğü’ne (DNA) göre, şu anda 2.150 kişi hakkında görevi kötüye kullanma suçlaması var. Söz konusu suçlamalar yalnızca iktidardaki Sosyal Demokrat Parti’den (PSD) değil, tüm burjuva partilerden kişileri içeriyor. Protestolar, sadece görünüşte, özellikle orta sınıfın genç temsilcileri tarafından kendi sosyal ilerlemelerinin önünde bir engel olarak görülen yolsuzlukla ilgilidir. Protestoların arkasında, egemen seçkinler içinde, dış politika yönelimi ve arpalığın paylaşımı üzerine yıllardır şiddetle devam eden bir iktidar mücadelesi bulunuyor. NATO üyesi Romanya, Rusya’ya yakınlığı ve Ukrayna ve Karadeniz ile sınıra sahip olması nedeniyle, ABD’nin Rusya’yı askeri olarak kuşatma çabalarında kilit bir rol oynuyor. Romanya, ABD füze savunma kalkanının bulunduğu yer ve Bulgaristan ve Türkiye ile birlikte, Rus Donanması’nın en önemli üssü olan Karadeniz’de kalıcı bir NATO filosu kurmaya uğraşıyor. ABD ile Avrupa arasındaki gerilimler, Romanya iç politikasında her zaman doğrudan bir yankı bulmaktadır. Yeni Donald Trump yönetiminin bir sonucu olarak gerilimlerin yoğunlaşmasıyla birlikte, Romanya’daki mevzi savaşı daha saldırgan biçimler alıyor. Protestoların aniden alevlenmesinin ana nedeni budur. Avrupa Birliği’nin gösterilerin açıkça arkasında duruyor olması önemlidir. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean- Claude Juncker ile yardımcısı Frans Timmermans’ın ortak açıklamasında, “Romanya’daki son gelişmelere ilişkin derin kaygılar” dile getirildi. İkili, “Yolsuzluğa karşı mücadele yarım bırakılmamalı, ileriye taşınmalı.” talebinde bulundu. Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Martin Schaefer de, Romanya hükümetinin kararnamesi, “iyi ve uygun bir işaret değil” açıklamasında bulundu. Romanya Devlet Başkanı Klaus Johannis, açıkça, hükümetin planlarına karşı safta yer aldı. Johannis, hükümetin yasa değişikliğini kabul ettiği gece, Facebook hesabında, bu, “hukukun üstünlüğü için bir matem günü” ve “adaletin, eşitliğin ve yolsuzlukla mücadelenin karşıtları tarafından” indirilmiş “güçlü bir darbe” diye yazdı. Johannis, kendi görevini, hukukun üstünlüğünü yeniden kurmak olarak tanımladı. Yasa değişikliğine dair ilk planların sızdığı 22 Ocak’ta, devlet başkanı, buna karşı sokaklardaki protestolara katılmıştı. Sonuçta, PSD Genel Başkanı Liviu Dragnea, onu bir darbede yer almayı istemekle suçladı. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in bir izleyicisi olarak kabul edilen Johannis, 2014 sonunda devlet başkanı seçilmişti. En önemli muhalefet adayı, dönemin PSD’li başbakanı Victor Ponta idi. Bir yıl sonra, Ponta, bugünkü protestolarla büyük benzerlik taşıyan bir protesto dalgasının ardından istifa etmişti. WSWS, o dönemde, protestoları şöyle nitelemişti: “Medyada bir ‘halk devrimi’ olarak adlandırılan gösteriler, emperyalist güçlerin ve yerel seçkinlerin, üst orta sınıfın bir tabakasını kendi savaş ve kemer sıkma politikalarına kazanma çabalarını temsil etmektedir.”

JETLER NEDEN AYNI RENKTE?
Politika e-City Nentor-Dhjetor 2012.pdf - CRCA
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten
e-bülten