Moonlife Mart 2017

alp193

Röportaj

◊ M. D: Bir romanı bitirmek nasıl bir duygu?

- E. T: Büyük bir boşluğa düşmek gibi. Kaygı ve

korkuların başlangıcı. Bir daha yazabilecek miyim?

Bundan daha iyisini yazabilir miyim? Kurgu

yapabilir miyim? Konu bulabilecek miyim? Yani

bende bu... Beni büyük bir boşluğa atıyor ve hep

stres veriyor. Sonra bir bakmışsın yenisi eskisinden

daha güzel bir hikâye. Üstelik yazabiliyorum.

Yeteneğimi kaybetmemişim!

◊ M. D: Yazma hikâyen nasıl başladı?

- E. T: Daha önce söylemiştim, çocukken

yazmaya başladım. Şiirle başladım, sonra ortaokul

dönemi denemeler yazdım. Uzun

seneler deneme ve şiir yazdım.

Üniversite dönemi öykülere

başladım. Romanı yirmi sekiz

yaşıma kadar tamamlayamadım,

hep başladıklarımı yarım

bıraktım. Mihr’den önce

Sandık adında bir roman

yazdım ve bitirdim, tam 29

yaşındaydım. Mihr’i yazdığımda

otuz yaşımdaydım ve ikisi arasında

tercih olarak Mihr’le çıkış yaptım.

Sonra Allah’ın piyonları geldi.

Ve İngilizce hazırladığım çocuk

masalları, çocuk romanı ve öykü kitabı.

56

HERKES SENİ ANLAMAYABİLİR

◊ M. D: Kadın kokan kitapları sevmiyorum

demiştin…

- E:T: Evet, dedim. Hep bir erkek gibi

davrandım, kadınlığımı katmadım, hissettirmedim

kitaplarımda. Kitaplarımı okuyan bunu bir

kadın mı yazmış diyebilir. Cesur ve gereken dili

kullandım. Kadınların kitaplarını okurken kadın

kokusu alıyorum ve bu beni rahatsız ediyor. O

yüzden söyledim.

◊ M:D: Son yıllarda kadın yazarlar bir hayli

fazlalaştı, bunu neye bağlıyorsun?

- E:T: Bu iyi bir şey. Biraz da kadınlar öncü

olsunlar. Bu özgürlük bunun için verilmedi mi?

Hakkını vermeli kadınlar.

◊ M:D: Yazarken nelere dikkat ettin daha

çok?

- E:T: Herkesin yaşına ve eğitimine göre

davranıp diyalog kurmasına. Bu çok önemli bir

noktadır. On yaşında çocuğun ağzından yirmi

yaşındaki birinin sözü çıkmaz.

Bütün karakterlerini yirmi beş

yaşında bir dille yönetemezsin.

İsim verememek çok acı ama

verirsem polemik olur, o yüzden

isim vermeden okuyup şahit

olduklarımdan konuşuyorum.

Yetmiş yaşında biri yetmiş yaşı

yaşatmalı bana, on yaşında

biri on yaşını. Eğitim ve

hayatta yaşadıkları göz önünde

tutulmalı. Bunlara dikkat

edince elbette biraz gerçekliği

hissettirebilirsiniz. Bunun

dışında kurgu çok önemli, baş ve

son, ama ana tema ne? Evet bir

hikâyen var ama o hikâyenin

hikâyesi ne? Kitap bittiğinde

ne alacağız, bize yararı ne

olacak? Aykırı olacağım diye

ezberlediğin cümlelerle kafamı

karıştırma benim. Kitabını anlat,

sade bir dille anlayacağım dilden. Herkes seni

anlamayabilir. Herkesin eğitimi aynı değil. İlkokul

mezununun da kitap okuma hakkı var. Onu da

kendine çek ve alıştır.

◊ M:D: Kendinle tanışma ve

yazma hikâyen nasıl başladı?

- E:T: Zor bir çocukluk geçirdim. Belki Allah’ın

bana hediyesi bu zorluktu ki yazma yeteneğini çocuk

yaşta verdi ve beni bugün bir yazar yaptı. Eskiden

yazar olmak kolay değildi o yüzden böyle söylüyorum.

Yirmi yaşında düşünemezdim yazar olabileceğimi.

Babam ben küçükken gitti. Bir yanım eksikti. Sonra

şiirler yazdım, saçmaydı ama başlamıştım. Zamanla

güzelleşti ve zaman ilerledikçe politikleşti, asileşti,

argolaştı. Ama kendimi bulduğumda hepsi edebileşti

ve bu tattan vazgeçmedim. Yeryüzünde her insanın

bir amacı vardır ve haberleri dahi olmadan görevlerini

yerine getirir ama bunu asla bilmezler. Böyle başladı

ve gidiyor işte.

ÖLÜMSÜZ OLMAK İSTEMİYORUM

◊ M. D: Kalemle

kurduğun ilk ilişkiden ne

doğmuştu?

- E.T: Öfke dolu bir

şiirdi sanırım. İnanın tam

hatırlamıyorum. Sonra onu

şarkı gibi okumuştum ve

sinirden ağlamıştım.

◊ M. D: Yazar kendi için

mi okuyucu için mi yazar?

- E: T: Ben kendim için

yazıyorum açıkçası. Zaten

artık kendi yazdıklarımı

okuyorum. Ben beğenirsem

okuyucuyla paylaşıyorum bunu.

En azından utanmıyorum

ve yayınlatmışsam o kitaba

güveniyorum. Zaten herkes

kendini ölümsüzleştirmek

istemez mi? Ben örneğin

ölümsüz olmak istiyorum.

Benden sonra adım anılsın, kitaplarım okunsun,

unutulmayayım. Yazmak benim için yemek içmek

gibi. Yaşıyorsam bunu yapmam gerek.

◊ M. D: Yeni romanın ne zaman geliyor?

- E. T: Dediğim gibi geçtiğimiz ay İngiliz

yayıncım İngiltere ve Kanada’da kitapçı raflarına

‘The Giant and the ThreeDwarves’ adlı

çocuk kitabımı soktu. Tabii bununla ilgili de

çalışıyorum yeni bir kitap sonuçta. Ama romanım

yakında Türkiye’de yayınlanacak. Henüz bir

yayıncıyla anlaşmadım. Bu roman benim için

çok önemli. Çünkü romancılık var olduğundan

beri dünyada daha önce hiç denenmemiş bir

kurguyla geliyorum. Bu gelecek nesillerin kim

bilir benimseyip devam ettireceği bir tür olabilir.

Okur çok zorlanacak ilkin ama alıştığında bu

türü benimseyip kabullenecektir. Bu benim

için ince bir çizgi ve bakalım bu sınavdan nasıl

geçeceğim. Bu roman kısa senaryosunu yazıp

yönettiğim filmle aynı adı taşıyor. Zaten romanın

içinde geçen senaryoydu, roman için yazmıştım

bunu. Tahminimce üç ay içinde bir kitap gelecek

ama öncesinde bir çocuk romanı düşündüm.

Bakalım sonuç ne olacak.

◊ M. D: Dünyaca ünlü model Pixee Fox ile

çok sık bir araya geldiğin duyuldu. Bir projeniz

mi var?

- E. T: Evet, bir proje için bir araya gelip

görüşüyorduk. Kendisini bir hikâyemin kahramanı

yaptım. Bir anlamda onun hayallerini

gerçekleştirdim. Biliyorsunuz herkes yaptırdığı

estetiklerden ötürü kendisini çok fazla eleştiriyordu.

Fakat o olmak istediğini olma yolunda giden bir

hayalperestti bana göre ve ben onun çok farklı

yönlerini gördüm, bana bunu gösterdi. Kalkanları

yoktu bana karşı, olduğu gibi gerçekti. Her şeyini

paylaştı ve ben, çocuk ve gençler için güzel bir

serinin ilk kitabını yazdım, şimdi düzenleme

aşamasındayım. Kitabın ismi tabii ki kahramana

dayalı olduğundan Pixee Fox olacak. Bu proje onun

ayaklarını yerden kesti, heyecanla bekliyor ve bu,

beni çok mutlu ediyor.

◊ M. D: Son olarak söylemek istediğin bir şey

var mı?

- E: T: İnsan, kusurlarıyla yaşamasını bilmeli

ama onları sevmemeli; sevdiği takdirde mümkün

değildir kendini görebilmesi. Bu özel sayınızda

edebiyatçı olarak beni düşünüp, derginize beni

konuk ettiğiniz için size ve tüm ekibinize teşekkür

ediyorum.

More magazines by this user
Similar magazines