Views
1 year ago

DERGİ SON SON SON

ULU ÖNDERİMİZDEN

ULU ÖNDERİMİZDEN ANILAR ''Yurdumun Toprağı Temizdir'' Kral Edward İstanbul'a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı'na yanaşır. Atatürk de rıhtımda onu beklemektedir. Deniz dalgalı olduğundan kralın bindiği motor, sürekli inip çıkmaktadır. İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada, eli yere değerek tozlanır. O sırada Atatürk elini uzatmış bulunduğundan kral da ona elini uzatmadan önce mendiline silmek ister. Ama Atatürk hemen devreye girer ve: ''Yurdumun toprağı temizdir, o elinizi kirletmez.'' diyerek kralı elinden tutup rıhtıma çıkarır. Ölümünden Sonra... Sene 1938, 10 Kasım... İstanbul Üniversitesi'nde saat 9'u 5 geçenin meşum haberi duyulmuş... Bir alman profesör var, Hukuk Fakültesinde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi girmesin mi, bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek gelir. Kalkar, yanına gider. Aralarında şu konuşma geçer: ''Efendim, mütereddidim. Acaba ne yapsam ? '' ''Sizde büyük bir adam ölümce ne yaparlarsa, onu yapın.'' İşte o zaman Alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak: ''Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki....''der. Gerçek Asker! Atatürk, I. Dünya Savaşı’na girilmesinde acele edildiği görüşündeydi. Sofya’dan bütün cephelerdeki hareketleri dikkatle izliyor ve daha savaşın başlarındayken sonuçlarını tahmin ediyordu. Atatürk Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa katılmasından sonra vatan savunmasında aktif görev almak için, Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya başvurup görev istemiştir. “Arkadaşlarım savaş cephelerinde ateş hattında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam.” diyen Atatürk’e, Tekirdağ’da kuruluş aşamasında olan 19. Tümen komutanlığı verilmiştir. 9

Zübeyde Hanım’ın Nasihati Annesine, elini öpüp vedalaşırken bir çay ziyafetine gittiğini söylemişti. Zübeyde Hanım onun üniformasına, çizmelerine bir göz attıktan sonra: “Bu çay ziyafeti değil.” demiştir. Mustafa Kemal onu yatıştırarak yanından ayrılmıştı. Annesi daha sonda bölge komutanına telefon ederek nerede olduğunu sormuş ve kendisine çay ziyafetinde olduğu söylenmiştir. Zübeyde Hanım “Hayır, biliyorum savaşa gitti. ” demiş ve oğluna bir mektup yazmıştır. “Oğlum seni bekledim. Gelmedin. Çaya gittiğini söylemiştin bana. Ama cepheye gittiğini biliyorum. Senin için dua ettiğimi bilmeni isterim. Savaşı kazanmadan sakın gelme.” Düşmanı Denize Dökmek! Mustafa Kemal o gece, yakınlarından birkaç kişiyle Ankara dışında bir yerde yemek yemişti. Ayrılırken ellerini omuzlarına atarak: “Saldırıya başlamak için şimdi doğru cepheye gidiyorum.” demiştir. İçlerinden biri şaşkınlıkla “Paşam ya başaramazsanız ?” diye sormuştur. Bunun üzerine Mustafa Kemal “Ne demek istiyorsun? Saldırının başlangıcından on dört gün sonra Yunanlıları denize dökmüş olacağım.” demiştir. Atatürk ve Din Adamları Milli Mücadele'nin en buhranlı günleriydi. İstanbul ile Ankara arasında fetva kavgası tüm şiddetiyle devam ediyordu. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendi bünyesi içindeki din adamlarından seçtiği İrşad (Aydınlatma) Heyetleri'ni vatanın köyüne-kentine göndermek ve gerçekleri vatandaşa anlatmakla görevlendirildi. Milli Eğitim Bakanı Türk Ocakları Genel Başkanı olan rahmetli Hamdullah Suphi Tanrıöver'di. Mustafa Kemal'e geldi. Paşam... Bunlar çoğunlukla Arapça konuşacaklar. Halk ne anlayacak?" Atatürk gülümsedi. "Sen üzülme Hamdullah... Onlar Arapça konuşsalar bile Türkçe düşünürler" dedi. 10

KIŞ OPERASYONLARI