Sealife 43 K

burakkaracan3

Ücretsizdir Sayı 43 Ekim 2017





BURSA

SEALIFE / TEMMUZ 2017 / 1


AJANDA

Değerli Misafirlerimiz;

Havaların giderek daha da serinleyeceği, yaprakların

sararacağı, buna karşılık ılık sonbahar güneşinin

tadını doyasıya çıkarabileceğimiz Ekim ayı geldi.

İDO olarak bayramları da kapsayan yoğun bir yaz

dönemini geride bıraktık.

Eylül ayının ilk günlerinde sona eren Bayram

tarifemiz boyunca toplam 266 bin araç ve

622 bin misafirimizi taşıyarak sevdiklerine ve

evlerine ulaştırdık. Toplamda 6 bine yakın sefer

düzenlediğimiz 10 günlük tatil boyunca özellikle

Eskihisar-Topçular, Yenikapı-Yalova ve Pendik-Yalova

hatlarımız neredeyse aralıksız çalıştı.

Kurban Bayramı’nın sona ermesi ve okul zilinin

çalmasıyla birlikte biz de sonbahar tarifemize

geçiş yaptık. İç ve dış hat seferlerimizi sizlerden

gelen talepler doğrultusunda yeniden düzenlerken

Bostancı-Yenikapı/Marmara-Avşa Adası ve Bostancı

– Yenikapı / Çınarcık – Esenköy seferlerimizi

kademeli olarak 29 Ekim 2017 Pazar gününe kadar

sürdüreceğiz. Her zaman olduğu gibi bu dönemde

de sizlere hesaplı seyahat imkanı sunmaya devam

edeceğiz.

Konforlu, keyifli ve avantajlı yolculuğun adresi

olan İDO olarak, sizlerin yalnızca denizde

değil tüm yolculuklarınızda yanınızda olmayı

amaçlıyoruz. Bu doğrultuda ‘trafik güvenliğini’

deniz yolculuğunda anlatmanın çok daha akılda

kalıcı olduğuna inanarak, MAPFRE Vakfı işbirliği

ile bu yıl ikinci kez gemilerimizde ‘Bıdık ile Köpük

Trafikte’ tiyatro oyununu sergiledik. Bu proje ile bir

kez daha küçük misafirlerimizin trafik kurallarını

eğlenerek öğrenmesine olanak tanıdık. İDO olarak

misafirlerimize konforlu ve güvenilir ulaşım imkanı

sunmanın yanı sıra seyahatleri sırasınca keyifli vakit

geçirmeleri adına çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Tüm öğrencilerimize zihin açıklığı ve derslerinde

başarılar dilerken Cumhuriyetimizin kuruluşunun

94’üncü yıldönümünü kutlayacağımız 29 Ekim 2017

tarihi vesilesi ile, şehit ve gazilerimizi minnetle anar,

Cumhuriyet Bayramınızı kutlarım.

Keyifli yolculuklar...

Ufuk Tuğcu

İDO Genel Müdürü

4 / EYLÜL 2017 / SEALIFE


H A Y A T I G I Y I N

ONLINE SHOP | hemington.com.tr

SEALIFE / TEMMUZ 2017 / 5

*Woolmark sembolü pek çok ülkede geçerli bir kalite onay işaretidir.


KÜNYE


4

9 AJANDA

Ekim ayı etkinlikleri

26

Mabel Matiz

Şebnem Hassanisoughi

34

Ortaköy - Bebek

Bursa

26

56

50

Dünyanın

En Uzun Köprüleri

56

Bir Kültüre Dönüşen Su

62

Osmanlı’nın Cam Sanatına

Armağanı: Çeşm-i Bülbül

34

6 // SEALIFE


62

YÖNETİM

İmtiyaz Sahibi İDO İstanbul Deniz Otobüsleri

San. ve Tic. A.Ş. adına

Kurumsal İletişim Müdürü

Hande Ergünlü

Yönetim Yeri

İDO (İstanbul Deniz Otobüsleri) Kennedy Cad. Hızlı Feribot

İskelesi 34480 Yenikapı Fatih/İstanbul Tel: 0212 455 69 00

www.ido.com.tr

Yayın Kurulu

Av. İrşadi Akbaş / Hukuk Danışmanı

Yayın Koordinasyon

Burcu Çakar / Yayın Koordinatörü

66

Esnaf Lokantaları

72


TOFD Genel Başkan

Yardımcısı

Semra Çetinkaya

“Esas Engel, Fiziksel

Değil Çevresel”

76

Doğru Egzersiz

Nasıl Yapılır?

80

En Hızlı Hayvanlar

72

EDİTORYAL

Group Medya ve Bilgi Teknolojileri A.Ş.

Halaskargazi Cad. No: 145 Kat: 4, 34381 Şişli - İstanbul

Tel: +90 212 224 93 30 (pbx)

www.group-medya.com

Yayın Koordinatörü

Nevzat Çalışkan / nevzatc@groupmedya.com

Yazı İşleri Müdürü

Kerem Kurul / keremk@ groupmedya.com

Kreatif Direktör

Halil Özbayrak / halilo@groupmedya.com

Görsel Yönetmen

Şener Uluer / seneru@groupmedya.com

Editörler

Kübra Çol Lambaoğlu / kubral@groupmedya.com

Eda Bayraktar / edab@groupmedya.com

Katkıda Bulunanlar

Zeynep Merve Kaya, Zekiye Yaşar Meriç,

Buğra Levent, İlknur Eşsiz

REKLAM

Group Medya ve Bilgi Teknolojileri A.Ş.

Reklam Grup Başkanı

Gürhan Gezer / gurhang@groupmedya.com

Reklam Grup Başkan Yardımcıları

Selim Erem / selime@groupmedya.com

Işıl Baysal Turan / isilb@groupmedya.com

Reklam Satış

Funda Yıldız / funday@groupmedya.com

Göktuğ Bedri Evren / goktuge@groupmedya.com

Reklam Rezervasyon Müdürü

Ender Parlar / enderp@groupmedya.com

82

84

94



76

BASKI

PROMAT BASIM YAYIN SAN. ve TiC. A.Ş.

Orhangazi Mah. 1673. Sok. No:34 Esenyurt İstanbul

Tel: 0212 622 63 63

www.promat.com.tr

YEREL SÜRELİ YAYIN

Yazı ve fotoğrafların tüm hakları İDO SeaLife dergisine aittir.

Yazılı izin olmaksızın hiçbir şekilde yazı ve fotoğraflardan alıntı

yapılamaz. Yayınlanan ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine

aittir. Türkiye basın meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder.

SEALIFE // 7


8 // SEALIFE


KONSER

DÜNYA

11

EKİM

Can

Bonomo

Alternatif müzik sanatçısı Can Bonomo, 11 Ekim’de IF Performance

Hall sahnesinde hayranları ile buluşacak. İlk albümü ‘Meczup’ ve

ikinci albümü ‘Aşktan ve Gariplikten’ ile geniş bir hayran kitlesine

ulaşan Bonomo, bu konserde, alaturka nağmelerin yanı sıra indie

melodileri kendi tarzında yorumlayacak.

SEALIFE // 9


AJANDA KONSER

2EKİM

Kürşat Başar

Kürşat Başar ve orkestrası,

2 Ekim’de Kozyatağı Kültür

Merkezi’nde müzikseverlerle

buluşacak. 2011 yılında kurulan

Kürşat Başar Orkestrası; saksafonda

Kürşat Başar, piyanoda Burçin

Büke, basta Elcil Gürel ve davulda

İzzet Hiçkalmaz’dan oluşuyor.

Repertuvarında birçok müzik türü

ve şarkıya yer veren topluluk,

Türkiye’nin önemli sanatçılarıyla

ortak projeler de gerçekleştiriyor.

2012 yılında yayınladığı ‘Keşke

Burada Olsaydın’ adlı albümde

Sezen Aksu, İlhan Şeşen, Yeşim

Salkım, Yaşar, Levent Yüksel, Erol

Evgin gibi sanatçılarla çalışan

Kürşat Başar’ın ‘Kaldığımız Yerden’

adlı ikinci albümü ise Ferhat Göçer,

Nükhet Duru, Candan Erçetin, Soner

Olgun, Nezih Ünen ve Ragıp Savaş

gibi müzisyenlerin seslendirdikleri

şarkılardan oluşuyor.

Zeki Müren

Şarkılarına

Oskestra Yorumu

Limak Vakfı’nın kurduğu,

tenor Murat Karahan’ın sanat

yönetmenliğini yaptığı Limak

Filarmoni Orkestrası, 24 Eylül

1996’da kaybettiğimiz Zeki

Müren’in en sevilen şarkılarını,

4 Ekim’de Ankara Congresium’da,

11 Ekim’de ise Zorlu PSM’de

müzik severlerle buluşturuyor. İlkini

Rengim Gökmen’in yöneteceği

Limak Filarmoni Orkestrası’nın

konserinde Zeki Müren’in şarkılarını

Murat Karahan seslendiriyor.

4

11

EKİM - ANKARA EKİM - İSTANBUL

10 // SEALIFE


5EKİM

Sonbahara Müzikli Karşılama

İstanbul, sonbaharı ZUBİZU Harbiye Açıkhava

konserleri ile karşılıyor. Atlantis Yapım

organizasyonuyla gerçekleşen açık hava konserleri,

6 Ekim’de Danny Brillant ile başlayıp Ferhat Göçer

& Enbe Orkestrası, Bülent Ortaçgil & Birsen Tezer,

Haluk Levent, Kenan Doğulu ve Athena konserleriyle

14 Ekim’e kadar devam ediyor.

6EKİM

Bülent Ortaçgil

Bülent Ortaçgil, 5 Ekim akşamı IF Performance Hall

sahnesinde sevilen şarkılarını seslendiriyor. Türkiye’de

şehir müziğinin önemli isimlerinden Bülent Ortaçgil,

‘Sen’ isimli yeni albümünü Ada Müzik’ten çıkarttı.

Her zamanki gibi tüm söz ve bestelerde sanatçının

imzasını taşıyan Sen ile Ortaçgil, yedi yıldır ara verdiği

albüm çalışmalarına kaldığı yerden devam ediyor.

Gökhan Tepe

Gökhan Tepe 7 Ekim’de

Jolly Joker Ankara

sahnesinde olacak.

Konserde kendi şarkılarının

yanı sıra ‘Türkan’, ‘Teşekkür

Ederim’, ‘Araftayım’ gibi

besteleri de seslendirecek

olan Tepe, ‘Dem’li Şarkılar’

adını verdiği 70 ve 80’li

yıllara damgasını vuran

pop, arabesk ve sanat

müziği eserlerine de kendi

yorumunu katacak.

7EKİM

SEALIFE11

//


AJANDA

Hayal Makinesi

Nişantaşı’ndaki Bozlu Art Project,

sezonu 22 Ekim’e kadar ziyaret

edebileceğiniz Server Demirtaş’ın

‘Hayal Makinesi’ isimli sergisiyle

açıyor. Demirtaş’ın iki yıldır üzerinde

çalıştığı ‘At’ isimli ‘hiperrealist’

heykelinin de yer aldığı sergide;

sanatçının, otomobil cam

sileceğinden, bisiklet frenine kadar

uzanan hazır malzemeleri kullanarak

oluşturduğu kinetik heykelleri

sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.

Südor’un Eserleri

Galeri Diani’de

Polifonik Komşuluklar

Nişantaşı’ndaki F Sanat Galeri, 13 Ekim- 3 Kasım

arasında ‘Polifonik Komşuluklar’ isimli grup sergisine

ev sahipliği yapıyor. Sergide; Ahmet Yeşil, Asil Efe

Işın, Atiye Güner, Beşir Bayar, Buse Kızılırmak, Hasan

Basri İnan, Maide Bulak, Mehmet Aydın Avcı, Muazzez

Bengisu Kurtuluş, Reşat Ceylan ve Tuğba Sönmez’in

resimleri yer alıyor.

Beyoğlu’ndaki Galeri Diani, 7-28

Ekim arasında Gülseren Südor’un

‘Geçmiş ve Şimdi; Ama hepsi

Aynı’ adlı kişisel resim sergisine ev

sahipliği yapıyor. Bugüne kadar yurt

dışında dokuz, yurt içinde ise 61

kişisel sergi açan Südor, eserlerinde

kadın ve doğa temasını sıklıkla

kullanıyor.

12 // SEALIFE


TEMMUZ’A

30 KADAR

SEALIFE // 13


AJANDA

6EKİM

Babam

Nihat Durak tarafından yönetilen Babam,

karısının ölmesi üzerine zihinsel engelli oğlu Arif

ile baş başa kalan Yusuf Tunalı’nın hikayesini

anlatıyor. Çetin Tekindor, Melisa Şenolsun,

Berker Güven, Erkan Kolçak Köstendil, Cezmi

Baskın, Seray Gözler, Ali İhsan Varol ve Ali

Düşenkalkar’ın rol aldığı dram türündeki bu

film, insanların sorunlarla mücadele ederken

geçirdiği değişimi gözler önüne sermesi

açısından önem taşıyor.

Blade

Runner

2049:

Bıçak

Sırtı

1982’de vizyona giren,

‘Blade Runner’ın devamı

niteliğindeki ‘Blade

Runner 2049: Bıçak Sırtı’,

filminde ‘Blade Runner’

adı verilen polislerden biri

olan ‘K’, toplumu kaosa

sürükleyecek potansiyel

bir tehdidin varlığını

keşfeder. Araştırmaları,

onu 30 yıldır kayıp olan

Blade Runner Rick

Deckard’a yönlendirir

ve macera başlar. Denis

Villeneuve’ün yönettiği,

Rick Deckard rolünü

ise Harrison Ford'un

canlandırdığı film 6

Ekim’den itibaren üç

boyutlu olarak vizyona

giriyor.

6EKİM

14 // SEALIFE


Uzaydan

Gelen

Fırtına

Gerard Butler’ın başrolünde yer aldığı

‘Uzaydan Gelen Fırtına’, yaşanan doğal

afetlerin ardından iklimi kontrol etmek

için yaratılan uydu ağının dünyaya

saldırmaya başlaması ve bunun üzerine

de insanların kendilerini savunmalarını

anlatıyor. 20 Ekim’de üç boyutlu olarak

vizyona girecek filmin yönetmen

koltuğunda Dean Devlin oturuyor.

20

EKİM

Thor

Ragnarok

27 Ekim’de vizyona

girecek, yönetmenliğini

Taika Waititi’nin üstlendiği

‘Thor: Ragnarok’da,

çekici olmadan evrenin

bir ucunda mahsur kalan

Thor, Hela’nın yol açacağı

kıyameti ve Asgard

medeniyetinin yıkılmasını

önlemek için zamana

karşı yarışıyor. Filmde

Thor’u Chris Hemsworth,

Hela’yı ise Cate Blanchett

canlandırıyor.

27

EKİM

SEALIFE // 15


AJANDA

III. Richard

Altıdan Sonra’nın Kumbaracı 50’de

sahneleyeceği yeni oyunu ‘III.

Richard’ı. Yiğit Sertdemir yönetiyor.

Burakhan Yılmaz, Cemre Gümeli,

Ceren Sevinç, Deniz Gürzumar,

Eren Demirbaş, Erkan Baylav,

Feride Çetin, Tolga Bayraklı, Yeşim

Sarı ve Yiğit Sertdemir’in rol aldığı

oyunda, Kral III. Richard’ın hikayesi

anlatılıyor.

Kaan Sekban Saçmalar

‘Kaan Sekban Saçmalar’ adlı stand-up gösterisiyle 17 Ekim’de UNIQ

Hall’e konuk olan Kaan Sekban, gösterisinde; beyaz yakalı hayatı,

yaşam koçlarını, günümüz ebeveynlerini ve günlük hayatta farkında

olmadan karşılaştığımız pek çok karakteri sahneye taşıyor.

Hansel ve Gretel’in Öteki Hikâyesi

Hansel ve Gretel kardeşlerin trajik hikâyesinin, modern bir masal

olarak sahnelendiği oyunda, iki kardeşi Ayça Bingöl ve Salih Bademci

canlandırıyor. Neil LaBute’nin yazıp Ali Altuğ’un yönettiği oyun; 20, 21 ve

22 Ekim’de Kadıköy’deki Oyun Atölyesi’nde sahneleniyor.

16 // SEALIFE

* Sealife - Eylül 2017, Sayı 42, Sayfa 18’de, tiyatro konu başlığı altında zikredilen Murat İpek’in soyadı, sehven “İpekçi” olarak yayımlanmıştır.


SEALIFE // 17


AJANDA

Yanlış

Tercihler

Mahallesi

Mario Levi

Yazar Mario Levi, 'Yanlış

Tercihler Mahallesi'ni

herkesin mutlaka

hayatının tüm akışını

değiştirecek yanlış bir

tercih yaptığı, sonra

da ömrünü bu tercihle

hesaplaşmaktan

kaçarak tükettiği

hüzünlü bir yer olarak

tanımlıyor. Sıradışı bir

mahallede yaşayan

sıradışı karakterlerin iç

içe geçmiş öykülerini

son derece çarpıcı bir

biçimsel üslupla anlatan

Levi'nin kitabının en

önemli kahramanları ise

Süslü Niko, Anet, Şişko

Nuri, Garip Lolo, Deli

Burhanettin.

Iza'nın Şarkısı

Magda Szabo

Iza, babası ölünce yalnız

kalan annesini yanına

almak ister. Doktor

kızıyla gurur duyan

yaşlı kadın, sürdürdüğü

taşra hayatını, anılarını,

alışkanlıklarını, bir

anlamda kimliğini

bırakıp başkente taşınır.

Ne yazık ki, 20. yüzyılın

ikinci yarısında, savaş

sonrasında büyük bir

hızla değişen Macar

toplumunda, yalnızlık

ve kuşak çatışması

anlamına gelmektedir

bu. Magda Szabo,

romanında, insani

değerlere en bağlı,

en idealist kişilerin

bile yakınlarını

anlamakta nasıl yetersiz

kalabileceğini, insan

ilişkilerine sızan empati

yoksunluğunu anlatıyor.

Genetik

Şifrenizi Kırın

Dr. Sharon Moalem

Doktor Sharon

Moalem, Genetik

Şifrenizi Kırın adlı

kitabında sağlığımızda

ve beslenmemizde

en önemli şeyin

genlerimiz olduğunu

kanıtlayan araştırma

sonuçları ve bilgiler

sunuyor. Okurlarına

genlerimizden

yola çıkarak nasıl

beslenecekleri ve

hayatlarını nasıl düzene

sokabileceklerini

de anlatan kitaptaki

bilgiler, Doktor Sharon

Moalem’in 20 yıldan

uzun süren genetik

araştırmalarına

dayanıyor.

Başlangıç

Dan Brown

Bilbao’daki Guggenheim

Müzesi’nde başlayan

Dan Brown'un Başlangıç

adlı romanında Harvard

Simgebilim Profesörü

Robert Langdon, en

parlak öğrencilerinden

biri olan Kirsch’ün

özel bir davetine

katılır. Kirsch, herkesi

şaşırtacak bir buluşun

dönüm noktasında

olduğunu, o güne dek

kabul görmüş her

şeyin seyrini sonsuza

dek değiştirecek

bir keşif yaptığını

açıklar. Kirsch’ün

devrim yaratacak

buluşunun ebediyen yok

olabileceği tehdidiyle

yüzleşen Langdon

ise modern sanat ve

şaşırtıcı sembolleri

izleyerek zamanla

amansız bir yarışa girişir.

Büyük Dans Aysima Özge Korkusuz

Genç yazar Aysima Özge Korkusuz'un

ilk romanı, "Büyük Dans", okurlarını 20.

yüzyılın başlarına, Venedik'e götürüyor.

Burada bizi soylular, maskeli balolar ve

gizlenen aşkların yaşandığı bir şehirde

hayallerinin peşinden gitmek isteyen bir

genç kızın dünyasıyla buluşturan Korkusuz,

romandaki kahramanlarının karakterlerini

"Susarak var olmaya ant içmiş gibiydi

ikisi de. Kimse görmüyordu sanki onları,

kimse duymuyordu. Görünmez olmuşlardı.

Keşfedilmemiş son gezegende Adem’le

Havva olmuş, kendi kaderlerini yazıyorlardı"

cümleleriyle özetliyor.

18 // SEALIFE


SEALIFE // 19


AJANDA

My Little Pony

Yönetmenliğini Jayson

Thiessen’in yaptığı My Little

Pony’de karanlık bir güç

tarafından tehdit edilen

Ponyville ve arkadaşlarının

Equestria dışında yaşadıkları

maceralar anlatılıyor. Bu

maceralar sırasında yeni

zorluklarlarla da karşılaşan

kahramanlarımız arkadaşlık

sihrini kullanarak

düşmanlarını alt ediyor.

İstanbul Kukla Festivali

İstanbul Kukla Festivali, bu yıl 20. yaşını kutluyor.

13-29 Ekim tarihleri arasında, şehrin farklı

mekânlarında gerçekleştirilecek festival

Arjantin, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Çin,

Fransa, Hong Kong, İngiltere, İspanya, İsrail,

İtalya, Kamboçya, Rusya, Tayvan ve Türkiye’den

sanatçıların gösterilerine ev sahipliği yapacak.

Festivalde ayrıca, Türk Gölge Tiyatrosu’na

özel bir yer verilecek.

Küçük Vampir

Angela Sommer-Bodenburg'un roman serisinden

uyarlanan Küçük Vampir, 13 yaşındaki vampir

Rudolph'un maceralarını anlatıyor. Rudolph'un

bağlı olduğu vampir birliği, avcılar tarafından tehdit

edilmektedir. Endişeli Rudoplh, bir gün kendisiyle aynı

yaşta olan Tony ile tanışır. Tony'nin yardımıyla Rudolph

ailesini avcılardan korur ve ikili arkadaş olur. Fantastik

çocuk filminin yönetmenliğini Richard Claus ve Karsten

Kiilerich beraber üstlenirken, orijinal seslendirme

kadrosunda Jim Carter, Rasmus Hardiker, Alice Krige,

Tim Pigott-Smith, Miriam Margolyes, Matthew Marsh,

Joseph Kloska, Phoebe Givron-Taylor, Amy Saville ve

Diane Wilson gibi isimler yer alıyor.

Marge İşbaşında

Button ailesi,

çocukları

Jemima ve

Jake’a bakıcılık

yapması için

Marge’ı işe

alır. Ancak

son derece

sıkıcı, yaşlı

ve ufak tefek

görünen Marge,

çocukların anne

ve babaları

evden gidince

şapkasını çıkartır

ve gökkuşağı

renklerindeki

saçlarını savurur.

Çocuklarla

birlikte çikolata

çorbası içip

banyoyu birbirine

katar.

20 // SEALIFE


SEALIFE // 21


AJANDA

19

EKİM

Tasarım Sokakla Buluştu

Bu yıl 19-22 Ekim tarihleri arasında

gerçekleştirilecek ‘Tasarım Tomtom Sokakta’,

tasarımcıları sokağa indiriyor. “Kendini İzle”

temasıyla Beyoğlu’na farklı bir soluk getiren

etkinlik kapsamında sanatçıların sergi ve

enstalasyonlarının yanı sıra atölyeler, sohbet

toplantıları ve canlı performanslar düzenleniyor.

İzmir Kahve Festivali

13-14-15 Ekim tarihlerinde

gerçekleştirilecek İzmir Kahve

Festivali, önce kahve ve bilgi,

sonra da keyif ve eğlence

sunacak. Tüm gün süren

canlı performansların ( DJ

performans, müzik grupları,

dans gösterileri vb) yanı sıra

konserlerin de yer aldığı festival

alanında bulunan açık hava

sinemasında film de izlemek

mümkün. Resim, heykel,

fotoğraf sergilerini ziyaret

edebileceğiniz İzmir Kahve

Festivali’nde yetişkinler ve

çocuklar için bir de oyun ve

eğlence alanı bulunuyor.

13

EKİM

22 // SEALIFE


SEALIFE // 23


AJANDA

13

EKİM

Farklı Kültürler,

Müzikte Buluşuyor

Marsilya’da, Docks des Suds’te düzenlenen ‘Fiesta

Des Suds’ da, dünyanın dört bir yanından gelen

sanatçıların yaptığı rap, reggae, funk, soul, Afrika, Orta

Doğu ve Latin müziklerinin en iyi örnekleri dört gün

boyunca sunulacak. Bu yıl, 18-21 Ekim tarihleri arasında

gerçekleşen Fiesta Des Suds’te; Suriyeli pop’çu Omar

Souleyman, Fransız Afro-trap öncüsü MHD, Malili

müzisyenler Amadou & Mariam ve Lübnanlı trip-hop’çu

Yasmine Hamdan gibi isimler de sahne alacak.

Tom Hanks,

Kitabını Tanıtıyor

Londra Edebiyat Festivali, 13 Ekim-1 Kasım

tarihleri arasında Southbank Centre’da edebiyat

tutkunlarını bir araya getiriyor. Yazarlar, şairler,

araştırmacılar ve edebiyat severlerin 20 gün

boyunca çeşitli etkinliklere katılacağı festivalin bu

yılki konuğu Tom Hanks’in kısa hikâyelerden oluşan

kitabı “Uncommon Type”ı (Nadir Tip), tanıttığı

organizasyon ise 1 Kasım’da düzenleniyor.

24 // SEALIFE


NE VAR NE YOK?

RÖPORTAJ

SAĞLIK

GEZİ

SPOR

YEMEK

KÜLTÜR

ALTERNATİF TATİL

ROTALARI VE İSTANBUL’A AİT

BİLGİLENDİRİCİ YAZILARI

DERGİMİZİN SAYFALARINDA

BULABİLİRSİNİZ.

SEALIFE // 25


PORTRE

“Bilinmeyeni

Kurcalamayı

Seviyorum”





Röportaj:


i

stanbul Üniversitesi

Diş Hekimliği Fakültesi

mezunu olan Mabel

Matiz, ‘Yaşım Çocuk’, ‘Gök Nerede’

albümlerinin ardından, ‘Ya Bu İşler

Ne’ isimli şarkısını kısa bir süre önce

yayımladı. Birçok şarkısının hem

sözlerini yazan hem de bestesini yapan

sanatçı, eski ve popüler parçalara

getirdiği farklı yorumlarla da ilgi

çekiyor.

Yeni şarkınız ‘Ya Bu İşler Ne’nin

hikâyesini anlatır mısınız?

‘Ya Bu İşler Ne’ oldukça kişisel bir

şarkı. Hikâyemle ilgili anladığım

ve anlayamadığım birtakım

şeyleri sıralıyorum sözlerde.

Kendi yüküme sorular soruyorum

gibi biraz. Bana kalırsa bu bir

türkü. Ancak, dans müziğine ve

elektroniğe kafayı taktığım son

yıllarda, şarkının sound’unu da yine

o yönde şekillendirmek ve yeni bir

şeyler denemek istedim. İnsanlar

benden ikinci bir ‘Gel’ bekliyorlardı

muhtemelen ama ben bilinmeyeni

kurcalamayı daha çok seviyorum kendi

adıma. Bu yüzden yeni bir başlangıç

olarak da görüyorum şarkımı.

Yeni şarkınıza gelen tepkilerden memnun

musunuz?

Tepkiler harika. Şarkıya da klibe de bayıldı

insanlar. Sanırım çok da şaşırdılar. Çok

mutluyum, şükrediyorum. Yeniliklere o kadar

da açık bir dünyada yaşamıyoruz. O yüzden

yaptığım şeyin bir şekilde yer bulması ve

anlaşılması benim için çok anlamlı. Müzik,

bir toplumun tarihinde yer bulabiliyorsa,

sosyal olabiliyorsa anlamlı oluyor. Umarım

yeni şarkılarım da bunu başarabilir.

Şan eğitiminiz devam ediyor mu?

Ediyorsa sesinizi keşif yolculuğunuz nasıl

gidiyor?

Bir dönem ara vermiştim. Ancak, yakın

zamanda tekrar ağırlık vereceğim. İlk

albümden bu yana sesimde önemli ölçüde

bir değişiklik oldu. Fatma Karaca ile dört

yıldır çalışıyoruz ve kendisinin bana katkısı

inanılmaz. Ağır bir kekemelik ve ifade

güçlüğü ile geçmiş olan çocukluğumun

ardından, sesim yanlış bir yere yerleşmişti

ve ben çok uzun yıllar kendimi o şekilde

ifade ettim. Ya da oradan şarkı söyledim. Şan

eğitimiyle beraber sesimi yukarıdan göğüs

kafesine indirmiş olduk ve daha sağlıklı bir

performans aralığı elde ettik. Devam ettikçe

daha da oturacağını düşünüyorum. Bu

yolculuk beni mutlu ediyor.

26 // SEALIFE


SEALIFE // 27


PORTRE

Hayatınız farklı bir yöne

giderken müziğe doğru bir yol

açmak sizce cesur bir karar

mıydı?

Cesur denebilir, evet. Biraz da

düşüncesizce bir karar ama.

Hiçbir şeyi, özellikle de ailemi

düşünmeksizin aldığım bu karar,

beni ilk yıllarda epey zorladı.

Çok süründüm. Neyse ki yeteri

kadar inat ederseniz hayat size

istediklerinizi er ya da geç veriyor.









Etamin işliyorsunuz, bunları da

Instagram’da paylaşıyorsunuz.

Etamine ilginiz nasıl başladı?

Geçen yıl bahar aylarında gazetede

gördüğüm bir örnek üzerine

heveslenmiştim ve o zaman

başladım. Evet, benim yaptığım tür

‘etamin’ diye geçiyor. Kanaviçede

olduğu gibi düz kumaşlar değil,

delikli kumaş üzerine işliyorum.

Zihnimi yavaşlatan ve beni

dinlendiren bir şey etamin, üstelik

kanaviçe kadar da zor değil. O

yüzden ara ara devam ediyorum ve

yaptıklarımı da genellikle eşe dosta

armağan ediyorum.

Sosyal Medyaya Dair









28 // SEALIFE


Kitaplarla ve filmlerle aranız

nasıl? Şarkılarınızda ve özellikle

çok beğenilen kliplerinizde

onlardan izler var mı?

Eskisi kadar iyi bir kitap okuyucusu

değilim maalesef ve buna çok

üzülüyorum. Kitaplara eskisi kadar

vakit ayıramaz oldum. Daha çok

şiir kitapları taşıyorum yanımda.

Okuduğum, izlediğim her şey,

yazdığım, çektiğim şeylere de

yansıyordur muhakkak. Özellikle

90’ların görsel dünyası, bence

çektiğim kliplere yansıyor.

Sezen Aksu ve Nazan Öncel

gibi sanatçıların şarkılarını

seslendirirken neler

hissediyorsunuz?

Her ikisi de muhteşem sanatçılar.

Çok kıymetli ve ilham vericiler.

Kendimi var ettiğim yıllarda

onların eserlerine dokunabildiğim

için şanslıyım. Daha da güzeli,

bu yeniden yorumlar sevildi ve

toplumda yer buldu.

Sık seyahat eder misiniz? En son

nerelere gittiniz?

Yolculuğu çok seviyorum. Ruhum

bu şekilde dinleniyor, çözülüyor. Bu

yaz Kabak, Bodrum ve Kaş’a gittim.

Temmuz başında da kısa bir Madrid

yolculuğum oldu, o da çok güzel

geçti. Yolculuk için sık sık vakit

yaratma taraftarıyım.











SEALIFE // 29


PORTRE

“Tanınmak için

İşini İyi Yapmak Yeterli”




Röportaj:


B

iraz zor telaffuz edilen

bir soyadınız var. Bu

durum işinizde sorun

yaratmıyor mu?

Tanınmak; işini nasıl yaptığınla,

nasıl projelerde yer almayı

seçtiğinle çok alâkalı. Hangi işi

yaparsan yap işini iyi yapmak için

isminin, cisminin hiçbir önemi yok.

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

İş nedeniyle çeşitli şehirlerin küçük

ilçelerinde yaşadık. Çocukluğum,

hakikaten çocuk gibi bahçelerde,

sokaklarda, kalabalık arkadaş

gruplarıyla oyunlar oynayarak geçti.

30 // SEALIFE

Yönetmen Zeki Demirkubuz’un

‘Bulantı’ filminde rol aldınız.

Kendisiyle nasıl bir çekim

deneyimi yaşadınız?

Zeki Demirkubuz, Türk sinemasının

en önemli yönetmenlerinden biri.

Onunla çalışmış olmak, benim için

çok kıymetli. Hangi yönetmenle

çalışırsanız çalışın, onun yaklaşımını,

yolunu yordamını, ilişkilerini süreç

içinde öğreniyorsunuz. Çoğunlukla

onun hikâyesine, yoluna dâhil

oluyorsunuz. Bu zenginlik, çalışma

yönteminin sürekli değişmek

zorunda olması, oyuncu olmanın

dinamiklerinden biri.


SEALIFE // 31


PORTRE









Sizi zorlayan, unutamadığınız

bir sahneniz oldu mu?

Beni zorlayan sahneleri düşününce,

aklıma sadece çalışma şartlarının

zorluğu geliyor. Soğuk, sıcak,

beklemek, aç kalmak, geç saatlere

dek çalışmak... Ancak bir rolün

getirdiği zorluk, bu işin doğal bir

parçası, ayrıca beni besleyen,

heyecanlandıran, sevdiğim bir

durum.

Bugüne kadar canlandırdığınız

karakterlerden hangisini

sevdiniz veya kendinize yakın

hissettiniz?

Çocukken “Anneni mi daha

çok seversin, babanı mı?” diye

sorarlardı. O soruya cevap vermek

ne kadar zorsa bu da öyle. Her

karakter benim için değerli ve özel.

O yüzden ayrım yapamayacağım.





32 // SEALIFE


Oyunculuktaki hedefleriniz

neler? Peki ya oyuncu

olmasaydınız hangi mesleği

seçerdiniz?

Dünyada işlerini takip ettiğim,

çok sevdiğim yönetmenler

var. Onların işlerinde, çalışma

süreçlerini paylaşmak için bile

olsa yer almak isterim. Umarım

yıllarım; iyi yazılmış senaryolarda,

üzerine çalışılası rollerde ve

ekip çalışmasının kıymetini

bilen, oyunculuğa emek vermiş

yönetmenlerin iyi tasarlanmış

projelerinde oynayarak geçer.

Oyuncu olmasaydım sanırım

ressam olurdum. Ama müzisyen de

olmak isteyebilirdim.

Sizi en çok etkileyen şehir, ülke

veya yer neresi oldu?

Chiang Mai (Tayland); ışığı, rengi,

insanları, yapıları ve zamanıyla

çok etkileyici. Yaşadıklarınız,

paylaştıklarınız, anılarınız bir

şehri özel kıldığından, her daim

Selânik. Ne kadar popüler

olursa olsun Berlin. Bildiğim

her kodun dışında oluşuyla, epik

tapınaklarıyla, yenilerde askeri

yönetimden çıkıp dünyaya açılışının

tazeliğiyle, çocuklarıyla, tozuyla

Myanmar. İnsanları, yağmuru, sisi,

doğası ve tadı damağımda kalan

tereyağı ile Maçahel.

Görmek istediğiniz yerlerin

başında nereler geliyor?

Aurora Borealis (Kuzey Işıkları)

altında gezme hayalim nedeniyle,

hâlâ göremediğim İskandinav

ülkelerinin mümkünse küçük

kasabaları, hatta kasaba bile

olmayan büyük boşlukları ve

Nemrut.

SEALIFE // 33


ROTA

Boğaz’ın İncileri

Ortaköy, Bebek





Kerem Kurul /

34SEALIFE


SEALIFE35


ROTA

Y

üzyıllardır farklı

dinlere ve kültürlere

ev sahipliği yapan

Ortaköy, haftasonunu keyifli bir

şekilde geçirmek isteyenlere farklı

alternatifler sunuyor.

BOĞAZ’IN SİMGESİ

Büyük Mecidiye Camii ya da bilinen

adıyla Ortaköy Camii, Sultan

Abdülmecid tarafından Mimar

Nigoğos Balyan’a yaptırılıyor.

Neo Barok tarzının tüm zarafetini

taşıyan cami, harim ve hünkar

bölümü olmak üzere iki kısımdan

oluşuyor. Boğaz’ın sularından

yansıyan ışığın içeridekileri

rahatsız etmemesi için pencereleri

yüksekte konumlandırılan Ortaköy

Camii’nin tek şerefeli iki minaresi

bulunuyor. Duvarlarında beyaz

kesme taş, mihrabında mozaik ve

mermer, minberinde ise somaki

kaplı mermer kullanılan cami,

çökme tehlikesi yaşadığı için 1960

yılında güçlendiriliyor. Bugünkü

görüntüsüne 2011 ile 2014 yılları

arasında gerçekleştirilen kapsamlı

bir restorasyonun ardından

kavuşan Ortaköy Camii, yanında

bulunan Esma Sultan Yalısı ile

İstanbul Boğazı’ndan geçen gemileri

selamlıyor.

AŞİYAN MÜZESİ

BÜYÜK MECİDİYE CAMİİ

ESMA SULTAN YALISI

BOĞAZ’DA HAFTASONU KAÇAMAĞI













36 // SEALIFE


SEALIFE // 37


ROTA

YENİYLE ESKİNİN BULUŞMASI

Adını Sultan Abdülaziz’in kızından alan Esma

Sultan Yalısı, Sarkis Balyan tarafından Neo

Klasik tarzda inşa ediliyor. 1975 yılında geçirdiği

yangının ardından uzun süre harap durumda kalan

yalının içine 2001 yılında cam ve çelikten bir yapı

yerleştiriliyor. Bu haliyle Neo Klasik ve modern

mimariyi buluşturan Esma Sultan Yalısı’nın giriş

katında şu anda bar ve restoran, çelik kavisli

merdiven ile çıkılan ikinci katında konferans

salonu veya etkinlik alanı olarak kullanılabilen

mekanlar bulunuyor.

KUMPİR, WAFFLE, GÖZLEME





38 // SEALIFE


ÇIRAĞAN SARAYI

Bizi, Beşiktaş’tan Ortaköy’e

yapılacak keyifli bir yürüyüşün

henüz başında karşılayan Çırağan

Sarayı, görkemli giriş kapıları ve

Boğaz’a nazır konumuyla Lale

Devri’nin tüm ihtişamını yansıtıyor.

Bir dönem Meclis-i Mebusan

binası ve Fransız kışlası olarak da

kullanılan yapı, eklektik mimariden

izler taşıyor. 1910 yılında çıkan bir

yangında içindeki değerli antikalar,

II. Abdülhamid’in özel koleksiyonu

ve V. Murad’ın kütüphanesi ile

birlikte yanan Çırağan Sarayı’nın

yeniden ziyarete açılması ise 1990

yılını buluyor.

SEALIFE // 39


ROTA

FERİYE SARAYLARI

Dolmabahçe ve Çırağan’ın

Osmanlı hanedan üyelerine yeterli

gelmemesi üzerine Boğaz’ın

Beşiktaş ile Ortaköy arasında

kalan bölümüne yaptırılan

Feriye Sarayları, Kabataş Lisesi,

Galatasaray Üniversitesi gibi

kurumlar tarafından eğitim

amacıyla kullanılıyor. Birisi

restoran olarak işletilen Feriye

Sarayları, hilafetin kaldırıldığı

yıla kadar hanedan üyelerine ev

sahipliği yapmaya devam ediyor.

FERİYE SARAYLARI,

KABATAŞ LİSESİ

FERİYE SARAYLARI, GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

HÜSREV KETHUDA

HAMAMI

Geçmişi 16. yüzyıla kadar

dayanan Hüsrev Kethuda

Hamamı, Muallim

Naci Caddesi’nin

Ortaköy Dereboyu

Caddesi’yle kesiştiği

yerde bulunuyor. Klasik

Osmanlı mimarisinin

önemli örneklerinden

birisi olarak kabul edilen

yapı, iki bölüm ve iki

kubbeden oluşuyor.

İçerisinde soğukluk,

sıcaklık ve ılıklık gibi

bölümlerin de yer aldığı

bu tarihi hamam, zaman

içinde gerçekleştirilen

restorasyonlar sayesinde

günümüze kadar

ulaşmayı başarıyor.

40 // SEALIFE


SEALIFE // 41


ROTA BURSA

Tarih & Kültürle

İç İçe

Bursa





Kerem Kurul /

42SEALIFE

//


SEALIFE43

//


ROTA BURSA

B

ölgedeki diğer kentler gibi tarih

sahnesine Bitinya ile çıkan

Bursa, Roma İmparatorluğu

döneminde valiler tarafından eyalet

olarak yönetiliyor. Yaklaşık 1000 yıl

Bizans egemenliğinde kalan daha sonra

da Selçuklular tarafından yönetilen

Bursa, Osmanlı’ya başkentlik yaptığı

için eteklerinde kurulduğu Uludağ’in

güzelliklerinin yanı sıra birçok tarihi

yapıyı da bünyesinde barındırıyor.

İDO’nun Kadıköy - Yenikapı - Bursa

deniz otobüsü seferleri ve Yenikapı -

Bursa feribot seferleriyle rahatlıkla

ulaşabileceğiniz Bursa’da yapacağınız bir

geziye Ulu Camii’den başlayabilirsiniz.

ULU CAMİİ

I. Bayezid tarafından yaptırılan Ulu

Camii’de 20 adet kubbe bulunuyor.

Osmanlı’nın yanı sıra Selçuklu’dan da izler

taşıyan camide, tek bir çivi kullanılmadan

tamamen ahşap oyularak yapılan minber

ziyaretçilerin ilk dikkatini çeken şey

oluyor. Minberin üzerine işlenmiş

Samanyolu Galaksisi ise, bazı söylentilerin

44 // SEALIFE


kaynağında yer aldığı için yapıyı

daha ilginç hale getiriyor. 18 köşeli

şadırvanıyla döneminin en görkemli

eserlerinden birisi olan Ulu Camii,

büyüklüğü, mimarisi ve merkezi

konumuyla Bursa’nın simgeleri

arasında yer alıyor.

YEŞİL CAMİİ VE TÜRBE

Osmanlı’nın eski dönem mimari

eserlerinden biri olan Yeşil Camii;

iki kubbeli ve iki katlı olarak

1419 yılında inşa ediliyor. Ana

kapısındaki süslemelerle insanı ilk

görüşte kendisine hayran bırakan

caminin merdivenlerle çıkılan

ikinci katında hünkar mahfili ve

saray daireleri yer alıyor. Yeşil

Camii’nin hemen arkasında yer

alan Yeşil Türbe ise adını tüm

duvarlarını kaplayan yeşil renkli

çinilerden alıyor. Hacı İvaz Paşa

tarafından yapılan bu türbe

neredeyse Bursa’nın her yerinden

görülebiliyor.

MURADİYE KÜLLİYESİ

Kendisiyle aynı adı taşıyan semtte

yer alan Muradiye, Osmanlı

sultanları tarafından kentte

yaptırılan son külliye olma

özelliğini taşıyor. Cami, medrese,

hamam, darüşşifa ve türbeden

oluşan ve kente gelenlerin mutlaka

ziyaret ettikleri bu komplekse,

Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid

ve Kanuni Sultan Süleyman

dönemlerinde de bazı eklemeler

yapılıyor.

OSMAN GAZİ VE

ORHAN GAZİ TÜRBELERİ

Osman Gazi’nin Söğüt’teki naaşı

fetihten sonra Bursa’ya getirilerek,

babası Ertuğrul Gazi’nin mezarının

bulunduğu türbeye gömülür. Ancak

türbenin bir depremde yıkılması

üzerine Sultan Abdülaziz 1863’de

Tophane Parkı girişi yakınında,

karşılıklı bu iki türbeyi yaptırarak

Osman ve Orhan Gazi’nin

sandukalarını buraya naklettirir.

IRGANDI KÖPRÜSÜ

Floransa’nın Ponte Vecchio,

Venedik’in Ponte Rialto ve

Bulgaristan’daki Osam köprüleriyle

birlikte Irgandı Köprüsü; dünya

üzerinde yer alan dört arastalı

köprüden birisi konumunda

bulunuyor. Üzerinde 31 dükkan, bir

mescit ve iki ahır yer alan köprü,

1855 yılındaki depremde büyük

zarar görüyor. Zaman içinde birçok

restorasyondan geçen bugünkü

görünümüne ise 2004 yılında

kavuşan köprüdeki dükkanlar,

Bursa ve yöresine ait el sanatlarının

en nadide örneklerini barındırıyor.








SEALIFE // 45


ROTA BURSA

ANADOLU

ARABALARI MÜZESİ

17 bin metrekare alan üzerine

kurulu eski bir fabrikanın Tofaş

tarafından restore ettirilmesiyle

oluşturulan Tofaş Bursa Anadolu

Arabaları Müzesi, Türkiye’nin

otomobil serüvenini anlatıyor.

300 yıllık devasa bir çınar, 200

yıllık karadut, onlarca ağaç, bitki

ve çiçekle çevrili olan bu müzede

belli dönemlerde sergiler de

düzenleniyor.

KARAGÖZ MÜZESİ

Bursa Çekirge caddesi üzerinde

yer alan ve yıllarca atıl duran eski

trafo binası, 14 Haziran 1997’de

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve

Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı

tarafından yeniden yapılandırılarak

sanat evi olarak hizmete sunuluyor.

Bir süre sonra Bursa’nın simgesi

olan Karagöz’den esinlenerek

müzeye dönüştürülen yapıda bir

gösteri salonu, Karagöz–Hacivat

galerisi, kukla galerisi, ihtisas

kütüphanesi ve tasvir yapım

atölyesi yer alıyor.

TOPHANE SAAT KULESİ

İlk olarak Sultan Abdülaziz

döneminde yaptırılan Tophane

Saat Kulesi, bir süre sonra

bilinmeyen bir nedenle yıkılıyor.

1904’te yeniden inşa edilen ve

II. Abdülhamit’in tahta çıktığı

1906’da hizmete sokulan saat kulesi,

altı kattan oluşuyor. 65 metre

yüksekliğinde ve dört buçuk metre

eninde olan kulenin üzerinde ise

dört adet saat bulunuyor.

BURSA KALESİ

Bitinya Krallığı tarafından inşa

edilen Bursa Kalesi, kuşatmalarda

hasara uğruyor. Bu nedenle Roma,

Bizans ve Osmanlı dönemlerinde

çeşitli onarımlardan geçirilen

kaleye, Orhan Gazi döneminde

46 // SEALIFE


SEALIFE // 47


ROTA BURSA

burçlar ekleniyor. Ünlü seyyah

Evliya Çelebi ise kaleyi 67 kulesi ve

beş kapısı olan bir yapı olarak tarif

ediliyor.

KENT MÜZESİ

Bursa Kent Müzesi, birinci kat,

zemin kat ve bodrum olmak

üzere üç kattan oluşuyor. Birinci

katta geçmişten günümüze

eğlence ve yemek kültürü;

perdeye yansıyan Karagöz ve

Hacivat’ın öyküsü; Bursa’nın

hayat verdiği ünlüler; bazıları

giderek yok olan, bazıları hala

tüm canlılığıyla yaşanan gelenek

ve görenekler; giyim-kuşam,

eğitim, spor, komşuluk ilişkileri,

kısacası yaşam kültürüyle ilgili

birçok eser yer alıyor. Müzenin

bodrum katında bulunan tematik

galeri ise el sanatları çarşısı adını

taşıyor. 18. yüzyılda Bursa’ya

gelen Avrupalı seyyahların

çektiği fotoğraflar referans

alınarak tasarlanan bu alanda yer

alan yemenici, bıçakçı, şekerci,

marangoz, semerci, bakırcı,

çinici vb gibi zanaatkarlara ait

dükkanlar, müzeyi gezenleri

geçmişe götürüyor. Daha çok

Bursa’nın Cumhuriyet sonrası

yıllarını anlatan zemin kat ise

kronolojik bir Bursa gelişimi

sunuyor. ‘Uygarlıklar Kenti Bursa’

bölümünde, Bursa’daki ilk ayak

izlerini takip edebilen ziyaretçiler,

Osmanlı’nın başkenti Bursa’nın

yaşadığı tarihsel olaylara tanıklık

edebiliyor. Aynı katta yer alan

‘Çağdaş Bursa’ bölümü ise,

Cumhuriyet dönemi boyunca

Bursa’nın yaşadığı dönüşümü

ayrıntılarıyla aktarıyor. Atatürk

ve Bursa, Bursa’yı Bursa yapanlar,

mimari yapı gibi konuları içeren

bu bölüm, ziyaretçilere kenti

daha yakından tanıyabilecekleri

kaynaklarda sunuyor.

48 // SEALIFE


BURSA MUTFAĞI

Kestane şekeri ve iskenderi

ile anılan Bursa’nın verimli

topraklarında yetişen çilek, şeftali,

kestane, zeytin, kentle özdeşleşen

lezzetler arasında yer alıyor.

Bursa’da iklim ve coğrafyanın tarıma

elverişli olması, mutfakta zenginlik

olarak kendisini gösteriyor.

Bursa’nın ünü sınırlarını aşmış beş

yemeği vardır. Bunları İskender

Kebap, İnegöl Köfte, Kemalpaşa

Tatlısı, Mihaliç Peyniri, Cantık ve

Kestane Şekeri olarak sıralamak

mümkündür. Çorbalardan; tarhana

çorbası, sütlü oğmaç çorbası, yeşil

mercimekli oğmaç çorbası, düğün

çorbası, balık çorbası, ekşili baş

çorbası, yabani otlardan; kaygana,

yaban pırasası, melki, balıkotu vb.

Sebze yemeklerinden; kurutulmuş

yeşil fasulye yemeği, kestaneli etli

lahana dolması, keşkek, yumurta

dolması, patates köftesi, zeytinyağlı

yaprak sarması. Tatlılardan; cennet

köşkü, dilber dudağı, cevizli baklava,

peynir tatlısı, incir dolması, zerde

de Bursa mutfağının zenginlikleri

arasında yer almaktadır. Rumeli

göçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı

Bursa’da, Rumeli mutfağının etkisi

de hayli fazladır. Göçmenlerin

geldiği yörelere göre farklılaşan bu

lezzetlerle Bursa sofrası daha da

zenginleşmiştir. Örneğin,Bulgaristan

göçmenleri daha çok köfte,

mercimek, kumpir, momelega yapar.

Arnavut ve Boşnaklar ise daha çok

hamur işi yemekler ve börekleri ile

ünlüdür. Filiye, mişoriz gibi özel

yemekleri de vardır.


İDO’nun karsılıklı seferlerıyle haftanın 7 günü Kadıkoy - Yenikapı - Bursa deniz otobüsü hattında aracsız olarak ve Yenıkapı - Bursa hattında araclı ve aracsız olarak seyahat edebilirsiniz.

Biletlerinizi ido.com.tr üzerinden veya 0850 222 44 36’yı arayarak kolaylıkla alabileceğinizi unutmayın.

SEALIFE // 49


Dünyanın En Uzun

Köprüleri







50 // SEALIFE


165 Kilometreyle Dünyanın En Uzunu

Bin 317 kilometre uzunluğundaki

Pekin-Şangay hızlı tren yolunun

bir parçası olan Danyang Kunshan

Köprüsü, 164.8 kilometrelik

boyuyla dünyanın en uzun köprüsü

unvanını elinde bulunduruyor.

2011 yılında açılan ve yapımında

450 bin ton çelik kullanılan bu

devasa köprü, 8.5 milyar dolarlık

fiyatıyla da bugüne kadar inşa

edilmiş en pahalı yapıların

BURAPHA WITHI EXPRESSWAY

arasında yer alıyor. Çin’in daha

geri kalmış batı kesimine ulaşımı

kolaylaştırma amacını taşıyan

Danyang Kunshan’ın diğer bir

ilginç özelliği ise 113.7 kilometrelik

uzunluğuyla dünyanın en uzun

2. köprüsü Tianjin Viyadüğü

ve 79.7 kilometre uzunluğuyla

dünyanın en uzun 3. köprüsü olan

Weinan Weihe ile aynı güzergahta

bulunması.

DANYANG KUNSHAN KÖPRÜSÜ

1 Milyon 800 Bin

Metreküp Beton

Tayland’daki Bang Na Expressway,

aslında 2000 yılında hizmete

açılan bir viyadük ve uzunluğu da

54 kilometre. Resmi adı Burapha

Withi Expressway olan köprü, hali

hazırda dünyanın en uzun karayolu

köprüsü. Altı şeritli kutu kirişli

köprünün genişliği ise 27 metre. 42

metre arayla dikilen ayaklar üzerine

inşa edilen köprüde bir milyon 800

bin metreküp beton kullanılmış.

Mühendisliğini ABD’li Louis

Berger Group’un üstlendiği Bang

Na Expressway’i Alman Bilfinger +

Berger ve Ch. Karnchang inşa etmiş.

Toplam 60 bin kolonun üzerinde

duran Bang Na Expressway’in

ayakları, yer yer 62 metre derinliğe

kadar indirilmiş ve her biri bin

ton taşıma kapasitesine sahip olan

bu ayakların sağlamlığı ultrason

ölçümleriyle test edilmiş.

BURAPHA WITHI EXPRESSWAY

SEALIFE // 51


PONTCHARTRAIN GÖLÜ KÖPRÜSÜ

Köprüler Arası Rekabet

ABD’nin Louisiana eyaletinin

doğusunda kalan Pontchartrain Gölü

Köprüsü, su üzerinde kalan kısmı

itibarıyla dünyanın en uzun köprüsü.

Her ne kadar ulaşıma açılması

1956 yılını bulmuşsa da çok daha

öncesinden planlandığı, istendiği ve

ihtiyaç olarak görüldüğü de biliniyor.

Hatta 19. yüzyılda Mandeville’in

kurucusu olarak bilinen Bernard de

Marigny, gölün iki yakası arasında

feribot seferleri düzenleyen şirketin

sahibi olarak böyle bir köprünün

gerekliliğine dair epey propaganda

yapmış. Köprünün inşası ile ilgili ilk

çalışmalara 1948 yılında başlanmış.

Birbirine paralel iki ön gerilimli

beton köprüden oluşan yapının

ilk parçası, 1956 yılında ulaşıma

açılmış. 38.4 km uzunluğundaki

bu ilk köprünün inşası 30.7 milyon

dolara mal olmuş. Orijinalinden 15

metre daha uzun planlanan diğer

köprü ise 10 Mayıs 1969’da hizmete

girmiş. Pontchartrain Gölü Köprüsü

aslında bir köprünün gidiş diğerinin

dönüş yolu olarak kullanıldığı

bir paralı yol. New Orleans’a

ulaşımı 50 dakika kısalttığı için de

bölgenin gözbebeği. 2005 yılındaki

Katrina Kasırgası’nda bağlantı

noktalarından zarar gören ve sadece

acil durumlar için kullanılmasına

izin verilen Pontchartrain Gölü

Köprüsü, son derece titiz bir

tadilat sürecinin ardından 2013

yılı ortalarında eskisinden daha

sağlam halde yeniden ulaşıma

açılmış. Pontchartrain Gölü

Köprüsü ile Çin’deki Jiaozhou

Körfezi Köprüsü’nün ‘su üzerinde

yol alan en uzun köprü’ unvanı için

yarıştığı da biliniyor. Dünyanın su

üzerinde kurulan en uzun köprüsü

unvanını uzun yıllar elinde tutan

Pontchartrain, Jiaozhou Körfezi

Köprüsü’nün ulaşıma açılmasının

ardından ikinci sıraya düşüyor.

Pontchartrain Gölü Köprüsü

taraftarları hemen itiraz ediyor:

“Bir köprünün su üzerinde kalan

kısmı mı ölçülmeli yoksa buna

karadaki kısmı da dahil edilmeli

mi? Pontchartrain Köprüsü’nün

su üzerinde kalan kısmı 38.28

kilometreyken Jiaozhou’nun

su üzerinde kalan kısmı 25.9

kilometre.” Bunun üzerine

Pontchartrain Gölü Köprüsü

‘dünyanın yekpare halde su üzerine

kurulan en uzun köprüsü’ olarak

tescillenirken, Jiaozhou Körfezi

Köprüsü, ‘karadaki ve sudaki

kısımlarıyla birlikte dünyanın su

üzerine kurulan en uzun köprüsü’

olarak kabul ediliyor.

52 // SEALIFE


İki Ülkeyi Bağlıyor

Şimdi aradaki pek çok Çin ve ABD

köprüsünü geçip, Arap dünyasının

simge köprülerinden birine göz

atalım. Kral Fahd Köprüsü ya da

Arapça adıyla Jisr al-Malik Fahd.

Bu köprünün en önemli özelliği

iki ülkeyi birbirine bağlaması.

Öyle ki bir ucu Suudi Arabistan’da

diğeri de Bahreyn’de. Geçmişi

de epey eskiye dayanıyor. Suudi

Kralı Saud 1954 yılında Bahreyn’i

ziyaretinin ardından, iki krallık

arasındaki kardeşliğin ve dostluğun

güçlendirilmesi amacıyla ülkeleri

birbirine bağlayacak bir köprü

kurulmasını gündeme getiriyor.

Bu isteğin hayata geçirilmesi için

ilk somut adımların atılması 1981

yılını buluyor. 11 Kasım 1982 ile

11 Nisan 1985 yılları arasında inşa

edilen Kral Fahd Köprüsü’nün

yapımı 800 milyon dolara mal

oluyor. Dört şeritli bu karayolu

köprüsünün inşaatında kaç işçinin

çalıştığı bilinmiyor ancak proje

Hollandalı Ballast Nedam’a ait. 25

kilometre uzunluğunda ve 23 metre

genişliğindeki köprünün yapımında

KRAL FAHD KÖPRÜSÜ

350 bin metreküp beton ve 47 bin

metreküp güçlendirilmiş çelik

kullanılıyor. Kral Fahd Köprüsü,

iki ülke arasında sınır teşkil eden

dolgu alanıyla da tanınıyor çünkü

bu alan, 660 bin metrekarelik

genişliğiyle dünyanın en büyük

dolgu seti. Üzerinde her iki ülkeyi

temsilen iki gümrük, iki cami ve iki

kule restoran da yer alıyor. Köprü

yolunun tam ortadan geçtiği bu

alanın batısını Suudi Arabistan,

doğusunu da Bahreyn’in inşa ettiği

de biliniyor.

Avrupa’nın Şampiyonu

Uzun köprüler arasında yer alan

ve Avrupa’yı temsil eden Vasco

de Gama Köprüsü, Portekiz’de

ve Avrupa’nın en uzun köprüsü.

İspanya topraklarından doğan ve

Portekiz’in Lizbon kentinden Atlas

Okyanusu’na dökülen Tejo Nehri

üzerinde kurulan Vasco de Gama

Köprüsü, viyadüklerle desteklenen

bir asma köprü ve uzunluğu da 17.2

kilometre. Lizbon’un kuzeyindeki

Sacavem ile Tejo’nun güneyindeki

Monjito arasında uzanıyor. Aslında

köprünün 829 metresi asıl asma

köprü, 11.5 kilometresi viyadükler

ve 4.6 kilometresi de bağlantı

yollarından oluşuyor ama yine

de kesintisiz, upuzun bir köprü

görünümünde. İnşaatına Expo 98’e

hazırlık amacıyla Şubat 1995’te

başlanmış ve 29 Mart 1998’de

tamamlanmış. Köprü, Portekizli

Vasco de Gama’nın Avrupa’dan

Hindistan’a deniz yoluyla

ulaşmasının 500. yıldönümü şerefine

bu ünlü kâşifin adını almış. Vasco

de Gama Köprüsü’nün yapımıyla

ilgili ilginç bilgiler de var. Örneğin

köprünün 47 metre yüksekliğindeki

bölümü Lizbon tarafında ve altından

gemilerin geçebileceği şekilde

inşa edilmiş. Dört parça halinde

tasarlanan köprünün yapımı da 1.1

milyar dolara mal olmuş. Her parçayı

başka bir şirket yapmış ve tüm

inşaatı da bağımsız bir konsorsiyum

denetlemiş. 3 bin 300 işçinin aynı

anda çalıştığı köprü inşaatında ilk

1.5 yıl ön hazırlıkla sonraki 1.5 yıl da

yapımla geçmiş.

VASCO DE GAMA KÖPRÜSÜ

SEALIFE // 53


Latin Amerika’nın Birincisi

Rio-Niteroi Köprüsü ya da resmi

adıyla Başkan Costa e Silva Köprüsü,

Brezilya’nın Rio de Janeiro

kentindeki Guanabara Körfezi

üzerine kurulmuş. Ulaşıma açıldığı

1974 yılından 1985’e kadar da

Pontchartrain’in ardından dünyanın

en uzun ikinci köprüsü unvanına

sahipmiş. Üzerine kurulduğu

Guanabara Körfezi de ilginç bir yer.

Batısında Rio de Janeiro ile Dugue

de Caxias, doğusunda ise Niteroi ve

Sao Gonçalo şehirleri bulunuyor.

412 kilometre karelik alanı bir yana,

körfezi çepeçevre dolaşmak da

143 kilometre yol almak anlamına

geliyor. Gerçekte Rio de Janeiro ile

Niteroi arasına bir köprü kurma

düşüncesi yeni değil ve 1875 yılına

kadar uzanıyor. Körfezin ayırdığı bu

iki komşu kenti birleştirme isteği

bir yana, asıl olarak (o zamanlar)

100 kilometrelik bir yolculuktan

sonra ulaşılan Mage kentine

kestirmeden ulaşma arzusuymuş.

Hatta önce bir köprü, sonrasında

da bir tünel yapmaya niyet edilmiş.

Ancak yaklaşık 100 yıl beklemek

gerekince haliyle köprünün

yapım nedenleri de değişmiş ve

Rio ile Niteroi arasındaki ticari ve

ekonomik ilişkiyi güçlendirmek

olarak şekillenmiş. 1963’te köprüyle

ilgili çalışmalara başlanmış ve

1965’te köprü projesine son şekli

verilmiş. Köprünün inşasına dair

kararnameyi dönemin Brezilya

Başkanı Artur da Costa e Silva 23

Ağustos 1968’de imzalamış. Rio-

Niteroi Köprüsü’nün tasarımı o

zamanın Ulaştırma Bakanı olan

Mario Andreazza’ya ait. Zaten

Başkan Costa e Silva da açıldığı

güne kadar köprünün yapımıyla

ilgili her türlü sorumluluğu Bakan

Andreazza’ya vermiş. Ocak 1969’da

inşaatı başlayan köprünün açılışı ise

4 Mart 1974’te yapılmış.

Rio-Niteroi Köprüsü’nün inşasıyla

ilgili pek çok beklenmedik güçlük

BAŞKAN COSTA E SILVA KÖPRÜSÜ

de yaşanmış. Öncelikle Rio de

Janeiro Havaalanı’na iniş ve kalkışta

pilotların görüş açısını engellediği

anlaşılmış. Ardından güzelim

Guanabara Körfezi’nin manzarasını

bozacağı gündeme gelmiş ki öyle

de olmuş. Aslında köprünün

ilk tasarımında üzerindeki o

kemer de yokmuş ancak yüksek

tonajlı ticari gemilerin körfeze

nasıl gireceği sorusu, bu kemeri

zorunlu hale getirmiş. Demir

zengini bir ülke olan Brezilya’da bu

köprünün neden demirden değil de

betonarme yapıldığı ile ilgili olarak

da İngiliz finansörler suçlanmış

ancak bu iddiaların asılsız olduğu

sonradan kabul edilmiş. 22 milyon

dolara tamamlanan Rio-Niteroi

Köprüsü’nün finansörlüğünü

İngiliz bankaları, yapımını da

pek çok Brezilyalı inşaat firması

gerçekleştirmiş. 8.83 kilometresi

su üzerinde bulunan köprünün

ortasındaki kemerin yüksekliği

ise 72 metre ve bu sayede her ay

yüzlerce gemi Guanabara Körfezi’ne

girebiliyor. BR-101 Karayolu’nun bir

parçası olan ve üçü gidiş üçü dönüş

olmak üzere altı şeridi bulunan

köprüyü günde ortalama 140 bin

motorlu taşıt kullanıyor.

54 // SEALIFE


SEALIFE // 55


SU KÜLTÜRÜ

56SEALIFE

//


Bir Kültüre

Dönüşen Su







SEALIFE57

//


SU KÜLTÜRÜ

S

usuzluk, İstanbullular

için yeni bir kavram değil.

İstanbul, çevresindeki

denizin varlığına rağmen, tarih

boyunca susuz bir şehir olmuş.

Sorunu çözmek için atılan adımların

geçmişi ise Roma İmparatorluğu’na

kadar uzanıyor. O dönemde kente

kanallarla su getirilmiş ve bu

kanallar daha sonraki yüzyıllarda

onarılarak kullanılmaya devam

edilmiş. Kanallar arasında bağlantı

sağlamak içinse sarnıçlar inşa

edilmiş. Günümüzde, Bozdoğan

Kemeri adıyla tanıdığımız

Şehzadebaşı’ndaki su kemeri, kuyu

ve sarnıçların yetersiz kalması

sonucu çevredeki kaynaklardan

su getirilmesi amacıyla İmparator

Valens (364-378) döneminde inşa

edilmiş. Yine aynı dönemde yapılan

Ma’zul Kemeri sayesinde de kentin

artan nüfusunun su ihtiyacı büyük

bir oranda karşılanmış. Böylece

Halkalı civarından Beyazıt’a

su gelmesi sağlanmış. Bizans

döneminde ise var olan su yollarına

eklemeler yapmak yerine eskilerin

tamir edilmesi tercih edilmiş.

Sultan Mehmet, bu tesisleri tamir

ettirmenin yanı sıra yenilerini de

hayata geçirmiş. Kentin büyümesi

ve nüfus artışına bağlı olarak sürekli

gündeme gelen su sorununu çözmek

için ise suyollarına ekler yapılmış.

Osmanlı İmparatorluğu’nda

İstanbul’daki su sorununun köklü

bir şekilde çözülmesi Kanuni Sultan

Süleyman döneminde gerçekleşmiş.

16. yüzyılda Kanuni Sultan

Süleyman, susuzluğu çözmesi için

Mimar Sinan’ı görevlendirmiş.

Mimar Sinan, Roma-Bizans

dönemleri ve İstanbul’un fethinden

sonra yapılmış olan suyollarını

inceleyerek yeni kaynaklar

araştırmış. İstanbul’da yapılmış

KIRKÇEŞME, MAĞLOVA KEMERİ

Büyüyen Kent ve Çözümler

10. yüzyıldan Osmanlı’nın İstanbul’u

fethine kadar geçen sürede yaşanan

kuşatmalar ve depremler, su

şebekelerinin zarar görmesine sebep

olmuş. Romalılar’ın yaptırdıkları

su tesislerinin kullanılamaz

durumda olduğunu fark eden Fatih

MA’ZUL KEMERİ

58 // SEALIFE


BOZDOĞAN KEMERİ

tarihi su tesislerinin en büyük

ve en kapsamlısı olan Kırkçeşme

Tesisleri’nin inşaatına ise 1554

yılında başlanmış. Kırkçeşme,

o dönemde tüm dünyadaki en

karmaşık tesisler arasında yer

almış. Su toplama sistemleri, altısı

büyük ölçekli 33 tane su kemerine,

su terazilerine ve kilometrelerce

uzunluktaki şehir şebeke sistemine

sahipti. 19. yüzyıla gelindiğinde

artan nüfusun su ihtiyaçlarını

karşılamak gittikçe zorlaşmış. Bu

yüzden de şehir çevresindeki su

havzaları kullanılmaya başlanmış.

1874 yılında Compagnie des eaux

de Constantinople (İstanbul Suları

Şirketi) kurulmuş. Şehir dışına inşa

edilen havuzlardan hali hazırda

var olan su yollarıyla taşınan su,

şehir içindeki çeşme ve binalara

aktarılmış.

Su Mimarisi ve Estetik

İstanbul’da ki su yapılarında

kullanılan mimari unsurlarda estetik

kaygılar, her dönemde ön planda

tutulmuş. Yüzyıllar içinde küçük

cephe çeşmeleri, anıtsal meydan

çeşmelerine, basit köşe başı sebilleri

zengin süslemelerle bezenmiş

sebillere dönüşmüş. Hemen hemen

tüm sultanlar, sadrazamlar, valide

sultanlar ve sarayın önde gelenleri

sosyo-ekonomik güçlerinin

göstergesi olarak sebil ve şadırvanlar

yaptırmış. Kullanımı giderek

yaygınlaşan musluklarsa gerek

kullanıldığı yerler, gerekse malzeme

ve yapımında kullanılan teknikler

açısından farklılık göstermiş. Musluk

başlarında kullanılan yılan, ejder,

koçbaşı gibi formlar dikkat çekerken

geometrik ve çiçek motifleri de farklı

dönem zevklerini yansıtmış.

SEALIFE // 59


SU KÜLTÜRÜ

Su Kültürünün Kilometre Taşları

KIRKÇEŞME TESİSLERİ YEREBATAN SARNICI ÇEMBERLİTAŞ HAMAMI

İstanbul’da yapılanlardan en

büyüğü olan ‘Kırk Çeşme Su

Tesisleri’ dönemin padişahı Kanuni

Sultan Süleyman tarafından

1554-1563 yılları arasında Mimar

Sinan’a yaptırılıyor. 55374 metre

uzunluğunki isale hattı üzerinde

Mağlova Kemeri, Güzelce Kemer,

Paşa Kemeri gibi 33 adet su

kemerini birbirine ekleyerek

Belgrad ormanlarındaki suları

İstanbul’a ulaştıran Mimar Sinan,

Kırk Çeşme su tesisleri ile mimarlık

ve mühendislik bakımından önemli

bir eser ortaya koyuyor. Yapıldığı

dönemde şehre günlük ortalama 5

bin 720 metreküp su ulaştıran tesis,

günümüzde de varlığını sürdürüyor.

GÜZELCE KEMERİ

PAŞA KEMERİ

Bazilika Sarnıcı, bilinen adıyla

Yerebatan Sarnıcı Bizans

imparatoru I. Justinianus tarafından

yaptırılıyor. Uzunluğu 140 metre,

genişliği 70 metre olan bu sarnıç,

100 bin ton su depolayabiliyor. 52

basamaklı taş bir merdivenle inilen

Yerebatan Sarnıcı’nın içinde her

biri dokuz metre yüksekliğinde

336 sütun bulunuyor. 4.80 metre

aralıklarla dikilen bu sütunların

çoğunun daha eski yapılardan

toplandığı veya çeşitli mermer

cinslerinden yontulduğu tahmin

ediliyor. Sarnıcın ortasına doğru

kuzeydoğu duvarı önünde yer

alan sekiz sütun, 1955-1960

yıllarında yapılan bir inşaat

sırasında kırılma tehlikesiyle karşı

karşıya kaldığından kalın bir beton

tabaka içinde korunuyor. Sarnıcın

tavan aralığı, kemerler aracılığıyla

sütunlara aktarılıyor. Bizans

döneminde bu çevrede geniş bir

sahayı kaplayan ve imparatorların

ikamet ettiği büyük sarayın ve

bölgedeki diğer sakinlerin su

ihtiyacını karşılayan Yerebatan

Sarnıcı’nın İstanbul’un Osmanlılar

tarafından fethinden sonra bir

müddet daha Topkapı Sarayı’nın

bahçelerine su vermek için

kullanıldığı biliniyor.

Kapalıçarşı’nın yakınlarında

bulunan Çemberlitaş Hamamı, III.

Murat’ın annesi Nur Banu Sultan

tarafından, Üsküdar’daki Valide-i

Atik Külliyesi’ne kaynak sağlamak

için 1584 yılında, Mimar Sinan’a

yaptırılıyor. Kadınlar ve erkekler

kısımdan oluşan bu çifte hamam;

Valide Sultan Hamamı, Gül

Hamamı, isimleriyle de anılıyor.

Kubbeyle örtülü olan camekânın

etrafında üç katlı soyunma

odalarının bulunduğu hamamın

göbek taşlarında bugün bazı yerleri

silinmiş Osmanlı yazıtları yer alıyor.

60 // SEALIFE


SEALIFE // 61


SANAT CAM

Osmanlı’nın

Cam Sanatına

Armağanı

Çeşm-i Bülbül




bin yıldır kullanılan

camın, günümüze ulaşana

5 kadar geçirdiği evrimi

görmemizi sağlayan

çeşm-i bülbül, zaman içerisinde

bir eşya olmaktan çıkmış; hünerli

ellerde sanat eserine dönüşmüş.

Dede Mehmet

III. Selim, Mevlevi dervişi Dede

Mehmet’i Venedik’e cam konusunda

eğitim almak üzere gönderir.

Burada öğrendiklerini Beykoz’da

kurduğu atölyede kendi yorumuyla

birleştiren Dede Mehmet; fincanlar,

sürahiler, vazolar, reçellikler,

gülabdanlar üretmeye başlar.

Beykoz camlarının temelini

oluşturan bu eşyalar, Abdülmecit

döneminde kurulan fabrikada

çeşm-i bülbüle dönüşecektir.

Çeşm-i Bülbülün Ortaya Çıkışı

Sultan Abdülmecit’in Beykoz’da

kurdurduğu cam fabrikasındaki üzeri

damarlı bardak, sürahi, gülabdan, vazo,

şişe gibi eşyaların üretiminde kullanılan

farklı estetik anlayış ve teknik, zaman

içerisinde çeşm-i bülbülü ortaya çıkarır.

Cam Sanatının Ustalık Eseri

Türk camcılığının en eski ve en özgün

örneklerinden biri olan çeşm-i bülbül,

‘bülbül gözü’ anlamına geliyor. Bu sanata

bülbül gözü isminin verilmesinin altında

ise bir çeşm-i bülbül döndürüldüğünde

üzerinde beliren bülbül gözünü

andıran hareler yatıyor. Tecrübe ve

ustalığın sanatla birleştiği çeşm-i bülbül

yapılırken eritilmiş sıcak cam; özel

çubuklar yardımıyla, bir kürenin içinde

döndürülerek sıcak bir cam balonu

haline getiriliyor. Bu sırada istenen

62 // SEALIFE


SEALIFE // 63


SANAT CAM

renklerde hazırlanan cam çubuklar,

başka bir kalıbın içine diziliyor üzerine

ise sıcak cam balonu yerleştiriliyor.

Kalıp döndürüldükçe cam çubuklar

ile sıcak cam balonu bir bütün haline

geliyor. Üzerine bir katman daha

eklenerek iki canım arasına sıkıştırılan

renkli cam çubuklar uçlarından özel

maşalar yardımıyla çekiliyor ve şekil

vermek için döndürülüyor. Oldukça

dikkat gerektiren bu süreç, çeşm-i

bülbülün özel kalıplar içinde soğumaya

bırakılmasıyla son buluyor. Çeşm-i

bülbüle klasik görüntüsünü veren cam

çubuklar hangi renkte hazırlanırsa

ortaya çıkan eser de bu renklerde

oluyor.

64 // SEALIFE


SEALIFE // 65


Esnaf

Lokantaları










66SEALIFE

//


HAVUZLU RESTAURANT

Kapalıçarşı’da 1959’da kurulan ve

adını ön tarafındaki küçük fıskiyeli

havuzdan alan Havuzlu Restaurant,

iki kattan oluşuyor. İlk katında

müşterilerine çorbalar, sebze

yemekleri ve et yemekleri başlıkları

altında zengin bir mönü sunan

mekan, ikinci katını 2012 yılında

Osmanlı tarzında dizayn ederek

Havuzlu Osmanlı Kahvehanesi adını

veriyor. Misafirlerini burada tatlılar,

sıcak ve soğuk içeceklerle ağırlayan

Havuzlu Restaurant, Kapalıçarşı’ya

yolu düşenlerin uğramadan

geçmedikleri yerler arasında yer

alıyor.

Gani Çelebi Sok. (PTT yanı) No: 3 Kapalıçarşı

HASKÖY LALE LOKANTASI

Hayatın hızlı temposunun bize dayattığı sağlıksız yeme

içme alışkanlığını değiştirmeyi amaçlayan Hasköy Lale

Lokantası 1970 yılında kuruluyor. Türk mutfağından

örnekleri müşterilerine ev ortamında sunan lokanta,

haftanın 6 günü 05:00 ile 17:00 saatleri arasında hizmet

veriyor. Piyasadaki en kaliteli malzemeleri kullanmaya

gayret eden Hasköy Lale Lokantası’nın mönüsünde yer

alan zeytinyağlı taze fasulye, etli sebze yemekleri ve

irmik helvasını mutlaka denemelisiniz.

Hasköy Caddesi No: 90 Beyoğlu

SEALIFE // 67


TARİHİ SUBAŞI LOKANTASI

Yarım asrı geride bırakan Tarihi Subaşı

Lokantası, Nuruosmaniye Camii’nin

altında yer alıyor. Mutfak ve oturma

bölümünün iç içe yer aldığı; bu sayede

mekanın adıyla özdeşleşen Hünkar

Beğendi’nin tüm hazırlanış aşamalarını

görebileceğiniz işletmede diyet yapanlar

için özel mönüler de bulunuyor. Yakın

zamanda Sirkeci’de bir şube açan Subaşı

Lokantası, Türk mutfağının en lezzetli

örneklerini tarihi bir mekanda denemek

isteyenleri bekliyor.

Nuruosmaniye Caddesi 48/2, Fatih

BANKALAR LOKANTASI

Bankalar Lokantası, 1947 yılında

Gasper Yazıcı tarafından kuruluyor.

O yıllarda civardaki banka ve sigorta

şirketlerinin yöneticileri tarafından

tercih edilen lokantayı 1960 yılında

Artin Biçmen devralıyor. 1987 yılında

Hacı Recep Karacan’ın işletmeciliğini

üstlendiği Bankalar Lokantası, hergün

değişen mönüsü ve sıcak atmosferiyle

İstanbul kent kültürünün bir parçası

olmayı sürdürüyor.

Perşembe Pazarı Caddesi No: 6 Karaköy

68SEALIFE

//


SEALIFE // 69


ÜSKÜDAR KANAAT LOKANTASI

1933 yılında Arnavut göçmeni Kargılı Ailesi tarafından

kurulan Kanaat Lokantası’na girince sizi önce tatlılar

karşılıyor. Burada neler yok ki. Tel kadayıf, keşkül,

fırınlanmış ayva tatlısı, kayısı, incir dolmaları, ekmek

kadayıfı, irmik tatlısı, sütlü tatlılar, kompostolar… Ve

tabii ki Kanaat’in en meşhur tatlısı dondurma. Tatlıların

hemen yanı başında envai çeşit zeytinyağlı. İmam

bayıldı, Arnavut ciğeri, fasulye pilaki, lahana dolması,

enginar, taze bakla, Çerkes tavuğu, çeşit çeşit, renk

renk turşu… Her biri iştah kabartıyor. Sıcak yemekler,

iç kısımdaki cam bir bölmenin ardında sergileniyor.

Burada müşterilere şehriyeli tavuk, pirinç, işkembe,

mercimek, paça, yayla, domates gibi birçok çorba çeşidi

sunuluyor. Beğendili kebap, tandır, kuzu kapama,

orman kebabı, kuzu ciğer dolma, kadınbudu köfte,

çoban kavurma, elbasan tava, saç kavurma, hindi dolma,

etli kuru fasulye ise Kanaat Lokantası’nın sunduğu

mönüden yalnızca birkaçı. Beğendili döner mutlaka

tadına bakılması gereken bir lezzet. Özbek pilavı ve

kestaneli tekke pilavı ise Kanaat’in özel lezzetlerinden.

Sultantepe Mahallesi, Selmani Pak Cd No: 9 Üsküdar

70 // SEALIFE


SEALIFE // 71


TOFD

“Esas Engel,

Fiziksel Değil

Çevresel”








erneğinizle ilgili bilgi

D verir misiniz?

Türkiye Omurilik

Felçlileri Derneği (TOFD), 1998

yılında omurilik felçlilerinin

tıbbi, mesleki, ekonomik, sosyal

sorunlarının çözümü ve başka

insanların da omurilik felci

geçirmemesi için hizmet vermek

amacıyla kurulmuştur. 1998’den bu

yana öncelikle omurilik felçlileri

olmak üzere tüm ortopedik

engellilerin sorunlarını masaya

yatırmak için ulusal ve uluslararası

alanlarda çalışmalar yapan

derneğimiz, engellilerin sosyal

yaşama tam ve etkin katılımı

amacıyla çok sayıda proje başlatmış

ve sonuçlandırmıştır. Derneğimizin

öncelikli hedeflerinden biri, yeni

oluşabilecek kalıcı sakatlıkların

önlenmesi ve toplumun bu alanda

bilgilenmesini sağlamaktır.

72 // / SEALIFE


TOFD bünyesinde

gerçekleştirdiğiniz etkinler ve

sosyal sorumluluk projeleri

hakkında açıklama yapar

mısınız?

Öncelikle ulusal projelerimizden

bahsetmek isterim. Yaz boyunca

üzerinde durduğumuz ve çok

önemsediğimiz ‘sığ suya balıklama

atlamanın sonuçları’ hakkında

kampanya yürüttük. Sezon boyunca

dikkat çeken kamu spotları

yayımladık. Ayrıca hem görsel hem

de yazılı medyada çalışmalarımız

oldu. Emniyet kemeri, trafikteki

en önemli güvenlik unsuru. Bunu

vurgulamak amacıyla yol güvenliği

eğitimleri veriyoruz. Kızılay

Derneği ile ortaklaşa yaptığımız

proje kapsamında İstanbul İl

Emniyet Müdürlüğü’nün de

desteğiyle basın toplantısı ve

yerinde trafik çevirmesi yaptık.

Kemerini takmayanları bizzat

yanlarına gidip uyarırken, takanlara

da teşekkür ettik. Ayrıca, emniyet

kemeri takmayanlara uygulanan

cezasının caydırıcı olmadığını

düşündüğümüz için meclise gittik ve

milletvekilleriyle konuyu görüştük.

3430 kısa mesaj kampanyamız,

sürekliliği olan bir çalışmadır.

Derneğimiz, görevlerini bağışlar

sayesinde yerine getirebildiği için

mesaj kampanyası da bizim için

büyük önem taşımaktadır. 2011

yılından bu yana sürdürdüğümüz

‘plastik kapak kampanyası’ da tüm

hızıyla devam ediyor. Kampanya,

tüm plastik kapakları kapsıyor

ve yürüyemeyen, evinden işine,

okuluna gidemeyen; sosyal hayatına

devam edemeyen engelli bireylere

umut oluyor. Detaylarını internet

sitemizden öğrenebileceğiniz plastik

kapak kampanyamızın yanı sıra

‘Benimle Çıkar mısın?’ projemiz

de yoğun ilgi ve talep gördü. Bu

proje, bir sosyal farkındalık projesi.

Hedefimiz, engelli çocuklarımızla

gönüllü ailelerimiz arasında köprü

oluşturmak. Projede yer alan

gönüllüler, 7-18 yaş arası engellilerle,

haftanın belirli günlerinde dışarı

çıkıyor ve onların hayallerini

gerçeğe dönüştürüyor. Buluşma

öncesi bu hayaller öğreniliyor ve

gönüllü aileye bildiriliyor. Uzman

psikolog ve danışmanlar eşliğinde

birkaç saatlik ön eğitim veriliyor.

Sonra o hayali gerçekleştirmek üzere

buluşup, gidiyorlar. Tabii çocuğun

yanında refakatçisi de oluyor.

Sonuçta da herkes mutlu oluyor.

‘Rüya ve Maskeler’ adlı tiyatral

dans gösterimiz de 2013/2014 sanat

sezonundan bu yana 100’ü aşkın

kez sahnelendi. Engelli bireyler

ve sağlıklı bireylerin kolektif bir

çalışması olan dans gösterimiz,

oldukça ses getirdi ve getirmeye

devam ediyor. Dernek olarak sanat

yoluyla kendimizi ifade etmeyi

çok seviyoruz. Çünkü biliyoruz ki;

kalbe ve duygulara sanat aracılığıyla

dokunabiliyorsunuz.

SEALIFE // 73


TOFD

Toplumun engellilere

bakışı konusunda neler

söyleyeceksiniz?

Toplum engellileri, engelliler de

toplumu tanımıyor. Bu sonuca

varma sebebim olan küçük bir

anımı paylaşmak istiyorum. Bir

alışveriş merkezinde, asansöre

yöneldim ve karşıdan gelen

iki kadın birbirini dürterek

“Kadına bak hem engelli hem

de ruj sürmüş” diye tepki verdi.

Ancak bu tarz düşüncelere sahip

insanlar gibi bizim de dışarı çıkma,

hayatın içinde olma, şık giyinme,

makyaj yapma hakkımız var.

Günlük hayatımızda bir çocukla

karşılaştığımızda çocuk bilmediği

için hemen annesine/babasına

“Anne bu teyze neden tekerlekli

sandalyede” diye soruyor o sırada

ailesi de hemen çocuğu susturuyor.

Bizim istediğimiz çocuklarını

susturmaları değil aksine

çocuklarına neden tekerlekli

sandalye ile yaşadığımızı

anlatmalarıdır. Eğer ben sorgulayan

bir çocukla karşılaşırsam direkt

sohbet etmeye çalışıyorum ve

neden tekerlekli sandalye ile

yaşamak zorunda kaldığımı, buna

emniyet kemeri takmadığım bir

araba kazasının sebep olduğunu

anlatıyorum. Çocuklara engellilerin

de hayatın içinde olduğunu, onlar

gibi sinemaya, alışveriş merkezine,

eğlenceye gittiğini anlatarak

tanımalarını sağlıyoruz.
























74 // SEALIFE


Engellileri günlük hayatta neden

göremiyoruz?

Aslında engellileri gerçekten

engelleyen unsur fiziksel engelleri

değil, çevresel faktörlerdir. Engelli

diye ötelenen insanlar, sokaktaki

mimari yapılar hareket etmelerine

uygun olmadığı için evlerinde

küsmüş, bezmiş, vazgeçmiş bir

halde oturuyor. Çevrenize bakın

çalışan, hayatın içinde yer alan çok

az engelli görürsünüz. Eğitimde

göremiyorsunuz. Çünkü, okulun

şartları tekerlekli sandalyeye uygun

değil. Sinemada göremiyorsunuz

çünkü oturacak bir yer yok.

Bankada göremiyorsunuz çünkü

bankanın girişi uygun değil. Bizde

bu sorunları çok iyi bildiğimiz için

‘buradaengellendim.com’ adında bir

site kurduk. Bu platform üzerinde

engellilere uygun olmayan yer,

engelleyen kişi ve benzeri her

unsuru paylaşabilirsiniz. Yerel

yönetimler de konuyu buradan takip

ederek sorunları daha kısa sürede

çözüme ulaştırabilir.

Genelde engellilerin özelde ise

omurilik felçlilerinin kentte

daha rahat hareket edebilmesini

sağlayacak altyapı düzenlemeleri

konusunda belediyelerle

gerçekleştirdiğiniz çalışmalar

nelerdir?

TOFD olarak bizzat belediye

başkanlarına ulaşarak onlardan

engele ruhsat vermemelerini talep

ediyoruz. Eğer gereken standartlar

uygulanırsa engelliden, hamileye,

çocuktan, yaşlıya herkes özgürce

sokaklarda dolaşabilir.

Bu yıl ilk kez kutlanan Omurilik

Felçlileri Günü, derneğiniz için

ne ifade ediyor?

Ben omurilik felçlisi olarak çok

heyecanlıydım. Çünkü sakatlar

günü var, engelliler günü var ancak

omurilik felçlisi olmak farklı bir

durum ama bize ait bir gün yoktu.

Ayrıcalıklı olmasının nedeni de

sağlıklı bir hayat sürerken bir anda

tekerlekli sandalyeye mahkum

kalabiliyorsunuz. Sadece bedeniniz

felç olmuyor, ruhunuz da, hayatınız

da felç oluyor. Biz artık 5 Eylül

Dünya Omurilik Felçlileri Günü’nde

sorunlarımızı, taleplerimizi,

mutluluklarımızı paylaşabileceğiz.

Uluslararası arenada da etkinliklerin

düzenlediği günde TOFD olarak

altı farklı dilde tüm dünya belediye

başkanlarına seslendik ve ‘engele

ruhsat verme’ dedik.

12 Kasım’da düzenlenecek

İstanbul Maratonu’nda dernek

olarak var olma amacınız nedir?

Akülü sandalye kampanyamızı

devam ettirmek adına, koşamayanlar

için koşuyoruz. Binlerce sandalye

bekleyen engellinin hayallerini

gerçekleştirmek için iyilik peşinde

koşuyoruz. Bizimle bu güzel

yolda ilerlemek isteyen herkesi

bekliyoruz.

İDO ile ortak projeler

yürüttüğünüzü biliyoruz. Bu

konuda açıklama yapar mısınız?

Ulaştırma, Denizcilik ve

Haberleşme Bakanlığı öncülüğünde

başlattığımız ‘Engelsiz Deniz’

projemizin kollarından biri olan

İDO ile fizibilite çalışmaları yaparak

birbirimize kurumlar arası artı değer

katıyoruz. Projenin dışında İDO

ile yaptığımız iş birliği anlaşması

dahilinde, İDO’ya ait tüm sahalarda

bağış kumbaramız bulunmaktadır.

İDO, TOFD’nin yaptığı tüm

projelerde katılım alanları dahilinde

derneğimizin hep yanındadır.

İDO yönetimine derneğim adına

ve engelli arkadaşlarımız adına

teşekkürlerimi sunuyorum.

SEALIFE // 75


Doğru Egzersiz

Nasıl Yapılır?





S

poru hayatlarının bir

parçası haline getirmemiş

kişilerin zorlayıcı

egzersizler yapması, faydadan çok

zarar getiriyor. Kilo vereyim veya fit

görüneyim derken kendinize fazla

yüklenmeniz sonucu doğabilecek

sakatlıklar, tüm hayatınızı ciddi

şekilde etkileyebiliyor.

Bedeninizi Tanıyın

Spor yaparken sakatlanmanın farklı

sebepleri var. Bunlardan birtanesi

ise yaşlanma. Vücudun kemik

ve kas gibi yapılarında bulunan

kolajen, 30’lu yaşların ortalarından

sonra azalmaya başlıyor. Bu da

dokunun daha kırılgan olması

anlamına geliyor. Özetlei belli

bir yaşa gelindiği zaman sporu,

kişinin sınırlarını bilerek yapması,

yaşanacak olası sakatlıkların önüne

geçiyor.

Programınızı Tüm

Haftaya Yayın

Spor yaralanmaların büyük kısmı

aşırı yüklenmelerden kaynaklanıyor.

O nedenle spor programınızı haftanın

belli günlerine sıkıştıracağınıza

zamana yayın ve daha hafif tempoda

yapın. Böylece hem sakatlanmaları

hem de aşırı yorgunluk nedeniyle iş

gücü kaybını önleyin.

Sınırlara Dikkat

Spor sakatlanmalarında vücuda

yüklenmenin yanında fiziki

yetersizlikler de önemli bir yer

tutuyor. Anatomik yapıya uygun

spor yapmak ve öncesinde doktor

kontrolünden geçmek, olası

sorunların önlenmesini sağlıyor.

Bunun yanı sıra spor yaparken doğru

ekipman kullanmak gerekiyor.

76 // SEALIFE


SEALIFE // 77


Açık Havayı Seçin

D vitamini eksikliği, erken

yaşlanmaya, kas ve tendonlardaki

kolay kırılmalar, mide sıkıntıları,

kalp ve şeker hastalığı gibi birçok

rahatsızlığa neden olabiliyor.

Eğer vücudunuzda D vitamini ve

kolajen eksikliği varsa doku ve

tendon kopma riskiniz diğerlerine

nazaran fazla olacaktır. Bunu

unutmayın.

Eklemlerinizi Koruyun

Spor yaralanmaları en çok diz ve

ayak bileklerinde görülüyor. Bunu

omuz ve kalça takip ediyor. Uzun

süre ara verdikten sonra spora

başlayacak kişilerin ekleme yük

bindirecek sporlardan mümkün

olduğunca uzak durmaları

gerekiyor.

78 // SEALIFE


Spordan Önce ve Sonra

Vücudunuzu Esnetin

Koşu bandında hızlı yürüyüşünüzü

yapıyor, oradan bisiklete biniyor,

ağırlık kaldırıyor, tüm vücudunuzu

çalıştırıyorsunuz. Sporunuz bitince

kendinizi çok iyi hissediyorsunuz.

Fakat sabah uyandığınızda korkunç

bacak ağrıları ve tutulmalarla

karşılaşıyorsunuz. Sizin probleminiz

ısınma ve soğumalar yapmamanız.

Çünkü spora başlamadan önce

5 dakikalık bir ısınma yürüyüşü

kaslarınızı harekete hazırlayacak; spor

sonrası yapacağınız esneme hareketleri

de kaslarınızın gevşemesini sağlayacak.

Dengeli Beslenin

Organizma yapısının sağlamlaşması

için gerekli beslenmeyi sağlamak ve

enerji depolamak aç.ısından ‘sağlıklı

beslenme’ spor yapanlar için çok

önemli bir konu. Bazı besinlerin

yoksunluğu veya eksikliği bizim fiziksel

performansımızda ve gelişimimizde

önemli rol oynar. Dolayısıyla spor

yapanların beslenmesi sağlıklı, dengeli

ve çeşitli olmalı.

Spora başlamadan 2

saat önce yemek yemeyi

bitirmelisiniz. Hatta midenizin

çok dolu olmaması için spordan

önce proteini bol muz ve yulaflı

müsli gibi hafif yiyecekleri tercih

edebilirsiniz.

Yapacağınız spor dalına

göre doğru kıyafeti seçin.

Spor yaparken performansınızı

doğrudan etkileyen spor

aksesuarının seçimi, sağlığınız

açısından oldukça önemli.

Isınma ve esneme hareketleri

spora başlamadan önce en

temel egzersizlerdendir.

Herhangi bir sakatlanmaya

karşı spora başlamadan önce

vücudunuzu ısıtın.

Set aralarında iki dakikadan

fazla ara vermeyin, vücudunuzu

soğutmaktan kaçının.

Antrenman programınızı birebir

uygulayın.

Beslenmenize çok dikkat edin.

Ana ve ara öğünlerinizi

kaçırmayın. Egzersiz esnasında

su kaybını önlemek için bol su

içmeye özen gösterin.

Spor esnasında nefes alıp

verişinizi bilinçli gerçekleştirin.

Yeteri kadar nefes alın yani kısa

kısa ve kesik kesik nefes

almaktan kaçının.

SEALIFE // 79


ÇOCUK

En Hızlı

Hayvanlar






Gökdoğan

Gökyüzünün hakimi olan gökdoğanlar, avlanmak için dalışa

geçtiklerinde 350 kilometrenin üzerinde bir hıza ulaşabiliyor.

Bunu aerodinamik vücut yapısına borçlu olan kuş; kül grisi

sırtı, siyah başı ve beyaz üzerine çubuklu karnıyla tanınıyor.

Dünyanın birçok bölgesinde yaşayabilen gökdoğan, özellikle

Arap ülkelerinde havaalanları ve gökdelenlerden güvercinleri

uzak tutmak için kullanılıyor.

80 // SEALIFE

Çita

Dünyanın en hızlı hayvanlarından biri olan çita, saatte 120 kilometre

hız yapabiliyor. Bu hızı sadece 500 metre koruyabilen daha

sonra vücut ısısını düşürmek için yavaşlamak zorunda kalan çita,

Afrika’nın düzlüklerinde yaşıyor. Kuyruklarını dümen gibi kullanarak

yüksek hızlarda keskin dönüşler yapabilen bu hayvanlar, sırtlan

ve aslan gibi rakiplerinden daha güçsüz oldukları için genelde

savaşmaktansa kaçmayı tercih ediyor.


Yelken Balığı

Okyanusun sıcak bölgelerinde yaşayan yelken balığı, adını yelkene

benzeyen sırt yüzgecinden alıyor. Kılıç balığını andıran bir gagaya

sahip olan yelken balığı mavi, siyah ve beyaz renklerde olabiliyor.

Altı metre boya ve 800 kilo ağırlığa ulaşabilen balığın yüzerken

110 kilometre hıza ulaştığı da biliniyor.

Devekuşu

Devekuşları, sahip

oldukları kaslı

bacakları sayesinde

100 kilometre hıza

ulaşabiliyor. İki buçuk

metre boyları ve

100-150 kilograma

ulaşan ağırlıklarıyla bu

dev kuş, tehlike anında

toprağa uzanıyor.

Genelde barışçıl olan

devekuşu, boyutuyla

orantılı olarak dünyanın

en büyük yumurtasını

yumurtluyor.

Afrika Antilobu

Çitalardan kaçabilen ender hayvanlardan

biri olan Afrika antilobu, saatte 90 km hıza

ulaşabilir. Büyük ciğerleri sayesinde bu hızı

uzun süre devam ettirebilen antilop, uzun ve

sivri boynuzlarıyla tanınıyor.

Kızıl Tilki

Kızıl tilki, 75 santimetre uzunluğuna ve ortalama

10 kilogram ağırlığa sahiptir. Üst kısmı kızıl, alt kısmı

beyaz, bacaklarının alt kısımları siyah olan bu hayvanlar en

sevdikleri av olan kahverengi tavşanı yakalayabilmek için

77 kilometre hıza ulaşabiliyor. Yüksek uyum yetenekleri

sayesinde farklı alanlarda yaşayabilen kızıl tilkilere

şehirlerde her geçen gün daha fazla rastlanıyor.

SEALIFE // 81


BULMACA

Çerçeve ile

resim arası

boşluk

Zararlı büyük

ateş

Slovenya'

nın ülke

kodu

Dokuma lifi

Bencillik

Hollanda'

nın ülke

kodu

Yalnız bir

kişinin kendi

kanısına

dayanan

Kalıcı,

sürekli

Gözden

geçirme

Bir şeyin

çok kıt

bulunması

durumu

Araçta motor

soğutucu

Utanma

duygusu

Avrupa' nın

en uzun

nehri

Lakin, fakat

Avukatların

meslek

örgütü

Rutenyum'

un simgesi

Sahip, iye

Kısaca Milattan

Önce

Tugay komutanı

albay

Alfabemizin

ortasındaki

harfin

okunuşu

Boksta

devre adı

'Kenan ...'

(Fotoğraftaki

ünlü)

İstek, dilek

Praseodim'

in simgesi

Boru sesi

Sağlam,

sağlamlaştırılmış

Eski dilde

su

Uyarma,

uyarı

Özneyi,

tümleci

güçlendiren

bir söz

Birinci tekil

şahıs

Havadaki su

buharı

Sodyum' un

simgesi

Tarikat

kurucusu

Taşıyıcı

Birden ve

sert bir

biçimde

ısırmak

Geçmişte

yaşamış

büyükler

Ruh, can

kuşu

Mühendis

cetveli

Mecburiyet

Siborgiyum'

un simgesi

Sert bir

rüzgâr

Eski dilde

altın

Parlak,

pürüzsüz,

kaygan kâğıt

Bir meyve

Kalça

kemiği

İlenme,

beddua

Düzlük, yazı

Emek

sonucu

ortaya

konan ürün

Geniş bir

pantolon

türü

Bir işi

yapabilme

gücü, kudret

Dil bilgisi

SUDOKU

Sınıflamalarda

ikinci

derecede

olan

Boş karelere 1' den 9' a kadar olan rakamları yerleştirin. Her satır, her kolon ve 3x3' lük bölümde 1' den 9' a kadar olan rakamlar birer kez kullanılabilir.

K

O

L

A

Y

5 3 4

1 8 7

9 7 5 4

3 6 2

6 7

3 4 1

2 5 9 4

5 1 3

2 5 9

Z

O

R

3 5 4

2 7

4 7 1 6 2

5 1 2 4

9 3 5 8

3 2 5 4 7

9 3

6 7 3

82 // SEALIFE


ÇOCUK BULMACA

LABİRENT

A' dan başlayarak B' ye ulaşabilir misiniz?

MİNİK SUDOKU

Boş karelere 1' den 6' ya kadar olan

rakamları yerleştirin. Her satır, her sütun ve

3x2' lik bölümde her rakam sadece bir kez

kullanılabilir.

EŞLERİ BUL

Aşağıdaki altı şekilden sadece ikisi birbirinin aynısıdır. Bakalım bu eş iki şekli

bulabilecek misiniz?

1 1 6

2 4 1 6

1 6

5 2

4 3 5 2

3 4

1 5

3 6 1

3 4 2

6 4 3

5 6 3

4 6

2

SEALIFE // 83


Neo Bolluca 5 Satışta

Neo Yapı, Kemerburgaz ve

Göktürk’teki projelerinden sonra

3. Havalimanı ve Kanal İstanbul

projesi ile yatırımcıların gözdesi

olan Arnavutköy’ün Bolluca

bölgesinde hayata geçirdiği Neo

Bolluca 5 projesi kapsamında inşa

edilecek dairelerin satışına başladı.

Ormanın Yanı Başında

Neo Bolluca 5, otopark alanları ve

güvenlikle çevrili iki blokta; 64 adet

2+1 ve 3+1 daireden oluşuyor.

Sunduğu imkanlar ve ormanın yanı

başında oluşuyla yatırımcıların

gözdesi olacak Neo Bolluca 5’te,

diğer Neo Bolluca projelerinde

olduğu gibi; doğa, şehir ve yaşam

bir arada.

Sürdürülebilirlik Ön Planda

Sürdürülebilirliği sağlamak

amacıyla, yerden ısıtmalı, pay

ölçerli merkezi ısıtma sistemi,

çevre dostu aydınlatma sistemleri,

ısı tasarruflu özel kaplamalar, çatı

ve yüzey izolasyonları, ısı camlı

doğramalar, kesintisiz elektrik için

jeneratör, ortak alanlar giderlerini

düşüren solar sistem ve özel

peyzaj alanları gibi birçok detayın

düşünüldüğü Bolluca 5, sakinlerine

adet açık yüzme havuzu, kapalı

fitness alanı ve her daireye özel

otopark alanı gibi olanaklar da

sunuyor.

David Jones ile

Renkli Bir Sonbahar

Şık tasarımları ve geniş ürün

yelpazesi ile dikkat Çeken David

Jones’un sonbahar koleksiyonu

‘En Renkli Sezon’ sloganıyla

moda severlere sesleniyor. Her

sezon birbirinden güzel çantalar

hazırlayan David Jones; bu

sezonda renkli, şık, eğlenceli,

günden geceye kullanılabilecek

700’den farklı model ve zengin renk

seçeneğiyle yeni koleksiyonunu

çanta tutkunlarının beğenisine

sundu.

Renkler Hiç Olmadığı

Kadar Ön Planda

Sezonun öne çıkan moda renkleri, turuncu,

bordo, gülkurusu, ladin mavi, haki tonları tabii

ki olmazsa olmaz siyah ve kahveler zarif ve

çarpıcı tasarımlarla yeni koleksiyonda hayat

buluyor. Sonbahar çanta trendleri arasında

uzun zincir askılar kullanılırken sırt çantaları ise

daha feminen bir tasarımla karşımıza çıkıyor.

Ofis stilinin vazgeçilmezi büyük çantalar,

püskül detaylarıyla dikkat çekerken, sade

kıyafetlerle kombinlenebilen flap çantalar,

şıklığın tamamlayıcısı olarak göz dolduruyor.

84 / EYLÜL 2017 / SEALIFE


Cakes&Bakes ile

Okula Dönüş Zamanı

BTA’nın markalarından

Cakes&Bakes, hazırladığı dokuz

farklı sandviçle yeni eğitim-öğretim

yılında da öğrencilerin yanında.

Yaz tatili artık sona erdi, çocuklar

ise okula başladı. Tüm ailenin bir

araya geldiği keyifli sabah sofraları

yerini hızlıca atıştırılan erken

kahvaltılara bırakırken, beslenme

çantaları da kaldırıldıkları raflardan

indirildi. Çocukların zamanlarının

büyük bölümünü harcadığı okulda

dikkatlerini toplamaları, sağlıklı

vücut ağırlıklarını korumaları ve

dengeli beslenmeleri açısından

önem taşıyan öğünleri ise artık

ebeveynlerin yerine Cakes&Bakes

düşünüyor. Cakes&Bakes,

birbirinden leziz dokuz sandviçiyle,

okula yeni başlayan çocuklardan

üniversitelilere kadar her yaştan

öğrenciye özel lezzet deneyimleri

sunuyor. Miniklere Peynir Takviyesi

Cakes&Bakes’in dil peyniri,

cheddar peyniri, beyaz peynir,

Ezine peyniri ya da kaşar peyniri

ile lezzetlendirilen sandviçleri;

açma, simit, kruvasan veya mini

panini ekmeği ile hazırlanıyor. Minik

öğrencilerin iştahla yiyebileceği

alternatifler ise dil peynirli açma

sandviç, Ezine peynirli zeytinli

sarma açma sandviç, mini peynirli

ve jambonlu sandviç, peynirli

kruvasan sandviç ve beyaz peynirli

simit sandviçten oluşuyor.

Etli Sandviçler

Cakes&Bakes’in özenle hazırladığı

ızgara tavuklu sandviç, ton balıklı

sandviç, zerdeçallı ekmekte

jambonlu sandviç ve dana kaburgalı

peynirli sandviç günün en önemli

öğünü atlamaması gereken genç

öğrencilere hitap ediyor. Kepek

ekmeği, panini ekmeği ya da

zerdeçallı ekmeğin eşlik ettiği

et içeren sandviçler ile birlikte

Cakes&Bakes’in tüm lezzetleri,

Atatürk Havalimanı, İzmir Adnan

Menderes Havalimanı, Ankara

Esenboğa Havalimanı, Yenikapı

Hızlı Feribot İskelesi, Orhangazi,

Osmangazi, Adnan Menderes

ve Turgut Özal Hızlı Feribotları,

Bostancı Deniz Otobüsü İskelesi

ve UNIQ İstanbul’daki noktalarda

satışa sunuluyor.

SEALIFE / EYLÜL 2017 / 85


Asya ve Uzakdoğu Lezzetleri

Suadiye Oteli’nin terasında açılan Rona Concept Asia,

mönüsünde Asya ve Uzak Doğu mutfağına yer veriyor.

Yazın müşterilerine yeşil çaylı ve kızarmış dondurma gibi

tatlar sunan mekanda Lobster Tempure Roll, Shrimp

Pad Thai, Toro Truffle, Thai usulü bıldırcın gibi lezzetleri

denemek mümkün.

BULMACA CEVAP ANAHTARI

Bencillik

Yalnız bir

Bir şeyin

Avrupa' nın

Kısaca Milattan

Önce

Boksta

Hollanda'

kişinin kendi

çok kıt

en uzun

Avukatların

nın ülke

kanısına

bulunması

nehri

meslek

P kodu E dayanan İ durumu K İ

örgütü

Tugay komutanı

albay M

devre adı

B

Lakin, fakat

Araçta motor

soğutucu

Utanma

Y A N G I N duygusu R A D Y A T Ö R

Slovenya'

Kalıcı,

Rutenyum'

Alfabemizin

nın ülke

sürekli

un simgesi

ortasındaki

kodu

Gözden

harfin

S L O geçirme D A İ M İ Sahip, iye R U okunuşu A

'Kenan ...'

(Fotoğraftaki

ünlü)

İ P İ M İ R Z A L I O Ğ L U

Birinci tekil

şahıs

Havadaki su

A R Z U

S buharı B E N

Eski dilde

Sodyum' un

su

simgesi

Taşıyıcı

Uyarma,

Tarikat

P R uyarı M A

kurucusu N A T

Boru sesi

Özneyi,

tümleci

sert bir

güçlendiren

biçimde

rılmış T İ bir söz Y Ş E Y H ısırmak

Sert bir

rüzgâr

Parlak,

İlenme,

pürüzsüz,

Bir meyve

beddua

Eski dilde

M U H K E M altın B

kaygan kâğıt

K M Düzlük, yazı A H

Ruh, can

Mecburiyet

Geçmişte kuşu

Kalça

yaşamış

büyükler Mühendis

Siborgiyum'

kemiği

cetveli T İ N un simgesi Z O R U N O M A

Emek

Geniş bir

sonucu

pantolon

ortaya

A T A konan ürün E S E R

türü

Ş A L V A R

Sınıflamalarda

ikinci

Bir işi

yapabilme

Dil bilgisi

derecede

R K G R A M E R olan A L T

Çerçeve ile

resim arası

boşluk

Zararlı büyük

ateş

Dokuma lifi

İstek, dilek

Praseodim'

in simgesi

Sağlam,

sağlamlaştı-

gücü, kudret

E

Birden ve

7 5 3 4 1 6 8 2 9

1 9 4 8 2 3 7 5 6

6 2 8 9 7 5 4 3 1

5 8 7 1 4 9 3 6 2

2 6 9 3 5 8 1 7 4

3 4 1 2 6 7 9 8 5

8 3 2 5 9 4 6 1 7

9 7 5 6 8 1 2 4 3

4 1 6 7 3 2 5 9 8

1 5 6 4 3 2

3 2 4 1 5 6

2 3 1 6 4 5

6 4 5 2 1 3

4 6 3 5 2 1

5 1 2 3 6 4

8 3 2 5 7 4 9 1 6

1 5 6 9 8 2 7 4 3

4 9 7 1 3 6 5 8 2

5 1 8 7 6 3 2 9 4

6 2 4 8 5 9 3 7 1

9 7 3 4 2 1 6 5 8

3 8 1 2 9 5 4 6 7

7 6 9 3 4 8 1 2 5

2 4 5 6 1 7 8 3 9

1 3 6 4 2 5

2 5 4 3 6 1

3 4 1 6 5 2

6 2 5 1 4 3

5 6 3 2 1 4

4 1 2 5 3 6

EŞLERİ BUL : 1 - 6

86 / EYLÜL 2017 / SEALIFE


REHBER


İDO’DAN HABERLER

SEZONLUK TARİFELER

HARİTALAR

GÜVENLİ YOLCULUK ÖNERİLERİ

FİLOMUZ

SEALIFE // 87


HABER

Mapfre Vakfı,

Trafik Kurallarını

Denizde Anlattı

MAPFRE VAKFI’NIN 2016 YILINDA HAYATA









1

975 yılından bu yana faaliyet gösterdiği

tüm ülkelerde toplumsal gelişim,

sağlık, kültür, yol güvenliği gibi

konularda farkındalık yaratmak ve topluma fayda

sağlamak amacıyla sosyal sorumluluk projeleri

yürüten Mapfre Vakfı, ‘Bıdık ile Köpük Trafikte’

adlı tiyatro oyunuyla trafik kuralları hakkında

çocukları bilinçlendiriyor.

Sahneye koyduğu çocuk oyunlarıyla tanınan

Tiyatro Alkış tarafından Mapfre Vakfı için

özel olarak yazılan ‘Bıdık ile Köpük Trafikte’,

24-28 Ağustos tarihleri arasında İDO’nun

Yenikapı–Bandırma seferlerinde sahnelendi.

Türkiye’nin trafik sorunlarına dikkat çekmek için

kaleme alınan ve trafik kurallarını eğlendirerek

88 // SEALIFE


fazla çocuğun trafik kuralları

ile ilgili bilgi sahibi olmasını

sağlayacak hem de tiyatroya gitme

alışkanlığı kazanmalarına katkıda

bulunacağız” dedi.

öğretmeyi hedefleyen ‘Bıdık ile

Köpük Trafikte’, bugüne dek

İDO feribotlarında sekiz kez

sahnelenerek, 510 çocuğa ve

ortalama 420 ebeveyne ulaştı.

“Çocukları Trafik Kurallarına

Uymaya Teşvik Ediyoruz”

2016 yılından itibaren hedef

kitlesini gençlerden çocuklara

döndüren Mapfre Vakfı’nın

Türkiye Sorumlusu Necla Aksoy

konuyla ilgili olarak; “Mapfre

Vakfı olarak hayata geçirdiğimiz

projelerle topluma önemli bir fayda

sağlamayı amaçlıyoruz. Çocuk

tiyatrosu alanında son derece

deneyimli olan Tiyatro Alkış’ın

vakfımız için hazırladığı bu oyun

ile geleceğin şoförlerine trafik

kurallarının önemini anlatırken

arkadaşlık, sevgi, saygı gibi

kavramların da altını çiziyoruz.

İlk gösterimini 2016 yılının

Eylül ayında gerçekleştirdiğimiz

‘Bıdık ile Köpük Trafikte’ tiyatro

oyunumuz, çocukların yoğun

ilgisiyle karşılandı. Oyunumuzla,

aileleri de bilinçlendirdik ve onları

trafik kurallarına uymaya teşvik

ettik. Çocuk oyunumuzu tiyatro

salonlarına taşıyarak hem daha

“Yüzlerce Çocuğa Ulaştık”

Projeyle geçtiğimiz yıl olduğu

gibi bu yıl da yüzlerce çocuğa

ulaştıklarının altını çizen İDO

Kurumsal İletişim Müdürü

Hande Ergünlü; “İDO olarak,

misafirlerimizin yalnızca denizde

değil; tüm yolculuklarında

yanlarında olmayı amaçlıyoruz.

Trafik güvenliğini deniz

yolculuğunda anlatmanın çok daha

akılda kalıcı olduğu inancıyla bu yıl

da geçen seneki gibi tiyatro sahnesi

olarak feribotumuzu kullandık.

Umarım ‘Bıdık ile Köpük Trafikte’

oyunu, çocuklarımız kadar yetişkin

misafirlerimiz için de keyifli,

eğlenceli ve öğretici bir oyun

olmuştur” şeklinde konuştu.

Geçen Yıl 1 Milyondan Fazla

Kaza Gerçekleşti

Trafik Hizmetleri Başkanlığı

verilerine göre 2016 yılında

toplam 1 milyon 182 bin 491 kaza

gerçekleşti ve bu kazalarda 7 bin

300 kişi hayatını kaybetti. 2017

yılının ilk yarısında gerçekleşen

18 bin 482 kazada ise bin 939 kişi

hayatını kaybetti ve 168 bin 988

kişinin yaralandı. Mapfre Vakfı,

yılın geri kalan döneminde daha

fazla kazanın yaşanmaması için

trafik konusundaki bilinci artırmayı

amaçladığı çalışmalarını tüm hızıyla

sürdürecek.

SEALIFE // 89


BOSTANCI - BEfi‹KTAfi HATTI

BOSTANCI - BEfi‹KTAfi HATTI

HABER

BOSTANCI - KADIKÖY - YEN‹KAPI - BAKIRKÖY HATTI

BOSTANCI - KADIKÖY - YEN‹KAPI - BAKIRKÖY LINE

ARABA VAPURU HATTI

CONVENTIONAL VEHICLE AND PASSENGER FERRIES

Befliktafl

Sirkeci

Harem

Bak›rköy

Yenikap›

Ka

90 / EYLÜL 2017 / SEALIFE


d›köy

Bostanc›

SEALIFE / EYLÜL 2017 / 91


HABER

HIZLI FER‹BOT HATLARI

FAST FERRY LINES

DEN‹Z OTOBÜSÜ DIfi HATLAR

INTER-CITY SEABUS LINES

ARABA VAPURU HATTI

CONVENTIONAL VEHICLE AND PASSENGER FERRIES

RO-RO HATTI

RO-RO LINES

AMB

Marmara

Adası

Avfla Adası

92 / EYLÜL 2017 / SEALIFE

BANDIRMA


YEN‹KAPI

Kad›köy

PEND‹K

ESK‹H‹SAR

Bostanc›

ARLI

TOPÇULAR

Armutlu

Tatil Köyü

Esenköy

Ç›narc›k

Armutlu

YALOVA

BURSA

SEALIFE / EYLÜL 2017 / 93


HABER


1

7















2

8











3































4









10





















5





9

11













6




12






















94 / EYLÜL 2017 / SEALIFE


16















17







18



13






19







14






20






21


15




22











23








24



25



26




27








28






29





30






31




SEALIFE / EYLÜL 2017 / 95


HABER

96 / EYLÜL 2017 / SEALIFE


SEALIFE / EYLÜL 2017 / 97


98 / EYLÜL 2017 / SEALIFE

HABER


SEALIFE / EYLÜL 2017 / 99


HABER

100 / EYLÜL 2017 / SEALIFE

Similar magazines