Hotel_Gazetesi_Ekim_9_sayi_

hotelgazetesi

ile

POYD arasında

İşbirliği

Farklı bakış...

www.hotelgazetesi.com

TURİZM - OTELCİLİK - TATİL - ETKİNLİK - KÜLTÜR - SANAT Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

Sayfa 12-13

Sayfa 10-11

KAZAK - TÜRK

KARDEŞLİĞİ

MEDIA FORUM

Sayfa 8-9

Prof. Dr Muharrem TUNA

3. TURİZM ŞÛRASI

DEĞERLENDİRME

Sayfa 5

GOLDEN HORN

Hizmete açıldı

Sayfa 22

inceleme

geziyorum

Sayfa 7 - 17 Sayfa 14 - 15 -16

KAPADOKYA / Ömer Koray ÜNAL

TÜRKÇE REHBERLİK YASASI / Cem POLATOĞLU

HALİÇ / Sevda YILGAZ

SİNOP / Remzi YILMAZ

VİYANA / SALZBURG/ Yusuf BAYIRLI

KURUMSAL ABONELİK SİSTEMİ

Gazetenizi her sabah 06:00-07:30

arasında otelinize biz teslim edelim.

Detaylı bilgi için: okuriletisim@hurriyet.com.tr

0549 794 55 07 yada 0850 224 0 222


Aliye

ÜÇBAŞ

Cumhuriyetin 94. yıldönümü

Bu ayki yazıma en önemli konu, Cumhuriyet Bayramı ile

başlamak istedim. Bir ulusun yoktan var olmasını sağlayan

ulu önderimiz Atatürk’ün izinde, onun bizlere emanet

ettiği Cumhuriyetimize sahip çıkarak, 94. yıldönümünü

kutladık. Zaman zaman çatlak sesler çıksa da, hafta

boyunca yapılan yayınlar, hazırlanan koreografiler, skeçler,

demeçler, organizasyonlardan dolayı bir kez daha gördük

ki, Atatürk’ün dediği gibi ‘Türkiye Cumhuriyeti ilelebet

muhafaza ve müdafaa edilecek.’

Bu gönül rahatlığı ile herkesin Cumhuriyet Bayramı bir kez

daha kutlu ve mutlu olsun.

Ekim sayımızın kapak konusu, 3. Turizm Şurası. Yine son

dönemlerde yapılan çalışmalar ve sektörün nabzını tutan

bir yayın organı olarak izlenimlerimiz sonucu gördük ki,

bu şura sektörde büyük bir heyecan yarattı. 2017’de

2016 yılının yaralarını saran sektör, tarihimizde 3. kez

düzenlenecek Şura’ya umutla bakıyor. Aynı duyguları

paylaşan bizler, sadece kapak konusu yapmakla

kalmayıp, tüm sektörün kilitlendiği Şura’ya A’dan Z’ye

tüm ayrıntılarıyla geniş yer verdik. Kasım sayımızda da yine

Şura’nın sonuçlarını tüm ayrıntılarıyla değerlendireceğiz. 3.

Turizm Şurası’nın sektörümüze hayırlı olmasını dileriz.

Turizm sektörüne hitap eden bir yayın organı olarak

gazetemizin olmazsa olmazı ‘Geziyorum’ sayfalarımız, bu

sayımızda da oldukça zengin. Kapadokya, Sinop, Haliç,

Viyana, Salzburg’a dair gezileri, buralara ilişkin yorum ve

değerlendirmeleri bulabilirsiniz.

Gazetemizi hazırlarken bizi en çok mutlu eden şey de

sektörde topyekün bir eğitim seferberliğinin olması

oldu. Sektörün en tecrübeli isimlerinin, sayfalarımızdaki

köşe yazılarında sık sık sözünü ettikleri ‘eğitimli personel’

sıkıntısı, çok yakın bir gelecekte hiç kalmayacak. Sadece

Ekim ayında bu konuda yapılan çalışmalar, atılan

adımlara batığınızda, bu konuda sizin de bizim gibi içiniz

rahatlayacak. Eğitim sayfalarındaki haberlerin çokluğu,

bu konudaki katkımızın da etkisiyle bizleri oldukça

gururlandırdı.

Bu dönemin en önemli konularından birisi de Uzakrota

Travel Summit. Birbirinden önemli konuşmacıları ile seyahat

sektörünün nabzının tutulacağı zirve 17 Kasım’da Fairmont

Quasar İstanbul’da yapılacak. 1500 sektör profesyonelinin

katılması beklenen organizasyonda, sektörün tek gazetesi

olarak biz de yerimizi alacağız. Bu dev buluşmanın tüm

detaylarını çizelge halinde bu sayımızda bulabilirsiniz.

Ekim ayında bizi mutlu eden gelişmelerden birisi de

geçtiğimiz sayıda yer verdiğimiz bir haberin getirdiği

ses oldu. Hakkında haber yaptığımız KKTC’deki Dome

Hotel yönetimi, verdiğimiz destek nedeniyle bir teşekkür

maili göndermişler. Aslında mesleki açıdan bakıldığında

buna gerek yok, çünkü eğer gazeteciyseniz o zaman

haberi değerlendirirsiniz. Haber değeri yoksa zaten

yayınlamazsınız. Ancak burada bizi mutlu eden şey,

emeğe duyduğumuz saygının hissedilmesi ve gücümüzün

yankısıydı. Bunu da sizlerle paylaşalım istedik.

Birlikte daha nice sayılara diyerek, tüm destek verenlere bir

kez daha teşekkür ederiz.

Esentepe Mahallesi Köprülü Sk. 31/A Levent

34394 Şişli / İstanbul

Tel:0212 343 5522 Fax: 0212 343 5521

www.hotelgazetesi.com

info@hotelgazetesi.com

Ekim 2017 Yıl:1 Sayı: 8

Aylık Süreli Yayın

Turizm Otelcilik Tatil Etkinlik Kültür Sanat

Gazetesi

‹mtiyaz Sahibi & Genel Yayın Yönetmeni

Mustafa ÜÇBAŞ

mustafa@hotelgazetesi.com

Sorumlu Yazı işleri Müdürü

Aliye ÜÇBAŞ

aliye@hotelgazetesi.com

Yayın Danışmanı

Remzi YILMAZ

editor@hotelgazetesi.com

Danışma Kurulu

Prof. Dr. Muharrem TUNA

Dr. Nebil ‹LSEVEN

‹hsan TÜRKUS

Sevda YILGAZ

Ankara Temsilcisi

Aliihsan ÜÇBAŞ

ankara@hotelgazetesi.com

Grafik Tasarım Uygulama

Nirvana Tanıtım Hizmetleri

Fotograf - Video

Mustafa ÜÇBAŞ - Ahmet Oğuz ÇELiK

Karikatür

Emre Can ÜÇBAŞ

Abone - Reklam

Burcu DENKTEN

hotelgazetesi@nirvanatanitim.com

Dağıtım: PTT

Hürriyet Daily News

Baskı: Dünya Süper Veb A.Ş.

100. Yıl Mahallesi 34204 Bağcılar/‹stanbul

Gazetemizde yayımlanan haber ve görseller

yasal iznimiz alınmadan kullanılması yasaktır.

yayımlanan köşe yazılarının ve yorumların

sorumluluğu yazarına aittir.içeriklerinden,

Hotelgazetesi sorumlu tutulamaz.

Kutlu olsun

Maden Sahası:

Tel: 0446 711 40 60 Faks: 0446 711 40 24

Öveçler Mh. 8. Cadde 1332. Sokak No: 8/8 Çankaya-ANKARA

Tel: 0312 472 80 51 Faks: 0312 473 55 13

www.AlacerGold.com

www.Anagold.com.tr

Hotel Gazetesi’ne

abone olun

Turizm sektöründeki

gelişmelere

uzak kalmayın

Yıllık abonelik:

120 TL (KDV dahil)

Banka Hesap Numaramız:

Hesap Adı: Mustafa Üçbaş

Yapı Kredi Bankası Şb:

Bayrampaşa / Çarşı / 1276

Hesap No: 47403318

İBAN:

TR27 0006 7010 0000

0047 4033 18

Bize yazın!

Kurumunuzda düzenlenen

organizasyon, aktivite ve yaşanan

gelişmeleri bize gönderin,

yayınlayalım. Fotoğraf eklemeyi

unutmayın


İSTANBUL’UN KEYFİ BOĞAZ TURU, BOĞAZ TURUNUN KEYFİ

takatukatur

İLE ÇIKAR

Siz de balık sevdalılarındansanız Balık Turu tam size göre. Sizleri

Marmara’da balık turuna davet ediyoruz. Balık Turu fiyatlarımıza

gidiş - dönüş sıcak ikramlar, içecekler dahildir. Alkollü, alkolsüz tüm

içeceklerinizi, uygun fiyatlarla teknemizin barından temin edebilirsiniz.

Dünyanın 7 kıtasından ikisi Avrupa ile

Asya’yı birleştiren İstanbul, her gün

binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.

Kimi tarihi ve kültürel mekanlarını

görmek, kimi her ilahi dinin kutsal

mabetlerinde tanrıya yakarmak kimi

ise alışveriş ve eğlence merkezlerini

gezmek için İstanbul’a gelirken, bazıları

da bu büyülü kentin dillere destan

gecelerine akmak için uğrar.

Her ne sebeple olursa olsun İstanbul’a

gelen herkesin buluştuğu tek ortak

nokta Boğaz’da tekne turudur.

Nasıl İtalya’nın Venedik kentine gidip

de gondola binmeden o kentin tadına

varılmazsa, İstanbul’a gelip Boğaz’da

tekne turu yapmadan dönmek de bu

kentin ruhuna aykırıdır.

İstanbul’da bu keyfi yaşamak için

çeşitli şirketler yer alıyor. Bu şirketlerin

arasında, biri var ki her yönüyle

hizmetin en kalitesini sunarak farkını

ortaya koyuyor.

Bu amaçla kurulan Takatuka Tur,

konuklarının rahatı ve için her türlü

konfor düşünülerek tasarlanmış çeşitli

boyutlardaki tekne ve motorlarla VIP

hizmet sunarak keyfinizin doruğa

çıkmasını sağlıyor.

Kaptanından, hizmet ekibine tüm

mürettebatı mesleki yeterlilik belgesine

sahip olan şirket, ayrıca tecrübesiyle

de kendinizi güvende hissetmenizi

sağlıyor.

Restaurantında geleneksel Türk

mutfağının seçkin lezzetlerinden

doyumsuz tatlarla hizmet verilirken,

alternatif tercihler için de farklı menü

seçenekleri sunuyor.

Her anı ayrı bir güzellikte olan İstanbul

Boğazı’nı baştan başa turlarken, bir

yandan kentin güzelliğini, tarihi ve

kültürel mekanlarını yakından görüp,

diğer yandan oryantal eşliğinde

eğleniyor, günümüzün en seçkin

eserlerinden örneklerle hem Doğu ve

Batı’yı hem de geçmişi ve geleceği aynı

anda yaşıyorsunuz.

Takatuka Tur, alternatif fiyat

seçenekleriyle, bu doyumsuz İstanbul

masalını yaşamayı sadece yüksek

gelirli grubun tadabileceği bir eğlence

olmaktan çıkarmış.

Sadece yaşayarak anlaşılabilecek bu keyfin tüm ayrıntılarını,

şirketin turist gruplarına verdiği diğer hizmetleri şu adreslerden

inceleyebilirsiniz:

Telefon: 0 (212) 565 03 07

Telefon: 0 (546) 565 03 07

E-posta: info@takatukatur.com

Yavuz Sultan Selim Mah. Cibali Cad.

No: 39/B Fatih / İstanbul


Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

sura

4

Turizm sektörünün geleceği

yeniden şekilleniyor

UMUTLAR ANKARA’DA

1-3 Kasım tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek Turizm Şurası’nda sektörün

sorunları masaya yatırılacak ve çözüm önerileri tartışılacak. Akademisyenler

ve sektörün paydaşları günlerdir bu şuraya hazırlanırken, tarihimizde 3.

kez düzenlenecek şura tüm sektörün ileriye umutla bakmasına neden oldu.

Turizm Sektörü 1-3 Kasım

tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek

Turizm Şurası’na kilitlendi. Bugüne

kadar iki kez gerçekleştirilen ve

ülkenin bu alandaki en önemli

toplantısı olan Turizm Şurası’na

sektörün tüm resmi, özel ve

akademik paydaşları katılacak ve ülke

turizminin geleceği şekillendirilecek

HAMLE DÖNEMİNE GEÇİŞ

Kültür ve Turizm Bakanlığı görevine

atanır atanmaz, sektörün önde gelen

isimlerini toplayarak, sorunlarına

çare bulmak ve sektöre dinamizm

getirmek amacıyla bir yol haritası

belirleyen Numan Kurtulmuş,

bu amaçla düzenlenen Şuranın

tanıtım toplantısında 13 komisyona

1500 kişilik havuzdan 325 üyenin

seçildiğini, komisyonlarda 28

raportörün görev aldığını ve 1400

KOMİSYON BAŞKANLARI

1.Turizm Politikaları: Bülent AKARCALI

2.Turizmde Örgütlenme ve Destinasyon Yönetimi:

Prof. Dr. Kurtuluş KARAMUSTAFA

3.Turizmde Ürün Çeşitliliği ve Sürdürülebilirlik:

Prof. Dr. Akın AKSU

4.Çevre-Planlama-Altyapı:

Prof. Dr. İbrahim BİRKAN

5.Yatırım-Teşvik-Finansman:

Oya NARİN

6.Konaklama Sektörü:

Ahmet BARUT

7.Seyahat Acentacılığı ve Ulaşım:

Talha ÇAMAŞ

8.Tanıtma ve Pazarlama:

Prof. Dr. Mithat ÜNER

9.Dijital Turizm ve İnovasyon:

Prof. Dr. Bayram Zafer ERDOĞAN

10.Turizm Eğitimi, İstihdamı ve Turist Rehberliği:

Prof. Dr. Muharrem TUNA

11.Yerel Yönetimler ve Turizm:

Fatma ŞAHİN

12.İç Turizm:

Kayhan ÇOLAKEL

13.Gastronomi Turizmi:

Vedat BAŞARAN

saatlik çalışma yapıldığını aktardı. Turistlerin

daha fazla Türkiye’ye gelmesini sağlayacak altyapı

imkânlarının bu dönemde geliştirildiğini belirten

Bakan Kurtulmuş, Türkiye turizmini daha ileriye

taşımak üzere Bakanlığın sürdürdüğü çalışmaları

anlattı. Sektörün ve kamunun bütün temsilcilerinin

bu toplantıda bir araya geleceğini söyleyen Bakan

Kurtulmuş, “Özellikle içinde bulunduğumuz şartlar

bakımından stratejik bir sektör haline gelebilmesi

için turizmle ilgili üçüncü evreye, hamle dönemine

geçişi bu Şûra ile sağlamayı ümit ediyoruz.” dedi.

TÜRK TURİZMİ YENİDEN ŞEKİLLENECEK

Turizm Şurası; komisyon toplantıları ve davetli

konuşmacı panellerinden oluşacak. Bunlara ek

olarak akademisyen ve uygulamacılar hazırladıkları

tebliğleri Şura toplantısında sunacaklar. Şura’da

sunulmak üzere hazırlanan tebliğler bilim kurulu

değerlendirmesinden geçerek, uygun görülen

tebliğler sözlü olarak sunulup şura kitabında

basılacak.

Gündeme getirildiği andan itibaren tüm turizm

sektörünü heyecanlandıran Şura, camianın

paydaşları tarafından merakla bekleniyor.

Şuranın Bilim Kurulundan yapılan açıklamada

tüm akademisyen, kamu kurumu

ve sektör temsilcileri, ülkenin

turizm politikalarına yön verecek

ve uygulamaya katkı sağlayabilecek

tebliğler hazırlamaya davet edildi.

HAZIRLIKLAR TAMAMLANDI

Doğal, kültürel güzelliklerle dünyanın

sayılı destinasyonlarından biri olan

Türkiye’nin, turizm potansiyelini

daha da geliştirerek, etkin ve doğru

şekilde kullanmasının sağlanacağı

3. Turizm Şûrası’nın hazırlık

çalışmalarında bugüne kadar birçok

konu başlığı ele alındı. Son olarak

İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi

Sarayında, Bakanlık Müsteşarı Ömer

Arısoy başkanlığında bir araya gelen

komisyon başkanları bugüne kadar

yapılan hazırlıklar ile Şûra süresince

yapılacak çalışmalar hakkında ön

değerlendirmelerde bulundular.

3. TURİZM ŞÛRASI PROGRAMI

1. Gün 01 Kasım, Çarşamba

Açılış (Cumhurbaşkanlığı Külliyesi)

09:00 Kayıt

10:30 Açılış ve Protokol Konuşmaları

13:00 Bakanlar Oturumu

17:00 Komisyon Oturumları I (Sheraton Oteli)

2. Gün 02 Kasım, Perşembe

Komisyon Çalışmaları (Sheraton Oteli)

09:00 Komisyon Oturumları II

14:00 Komisyon Oturumları III

20:30 Komisyon Başkanları ve Raportörler

Tarafından Komisyon Sonuç Rapor Taslağının

Hazırlanması

3. Gün 03 Kasım, Cuma

Komisyon Çalışmaları ve Kapanış (Sheraton Oteli)

09:00 Komisyon Oturumları IV

Komisyon Sonuç Raporlarının Müzakeresi

14:30 Genel Oturum

Komisyon Başkanlarınca Sonuç Raporlarının

Sunumu

16:30 3. Turizm Şûrası Sonuç Raporunun Sayın

Bakan Tarafından Okunması ve Kapanış


5 sura

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

TÜRK TURİZMİ YENİDEN

YAPILANACAK

Şuranın gündeme geldiği günden beri her kademesinde

etkin rol üstlenen 3. Turizm Şurası Bilim Kurulu Başkanı

Prof. Dr. Muharrem Tuna, yapılan çalışmalar ve izlenen

yol hakkında Hotel Gazetesi’ne açıklamalarda bulundu:

“3.Turizm Şurası, 1-3 Kasım 2017 tarihlerinde

Ankara’da geniş bir katılımla toplanacak. Bu

organizasyona ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile

Sivil Toplum Örgütlerinin yanında akademisyenler

ve iş dünyasının değerli temsilcileri katılacak.

Şura içeriği; açılış - bakanlar paneli ve komisyon

çalışmaları olmak üzere iki bölüm olarak planlandı.

Ayrıca Türkiye Turizm Stratejisine katkı sağlayacak

görüşleri almak üzere bir de tebliğ çağrısına çıkıldı

ve tüm tarafların bu yolla görüşleri alındı.

Bilim Kurulu Başkanlığını yapmış olduğum

tebliğ çağrısına ilgi oldukça yüksek düzeydeydi.

Kurulumuza; akademisyen, bakanlık ve sektör

temsilcilerinin görüşlerini içeren toplam 170 tebliğ

gönderildi. Her

tebliğ, Bakanlıkça

görevlendirilen,

birbirinden değerli

bilim kurulu

üyeleri tarafından

değerlendirildi

ve gelen raporlar

çerçevesinde 109

tanesi kabul edildi.

Bu tebliğler Şura

kitabında basıldı

ve turizm stratejisi

ile Şura kararlarına

katkı vermesi

sağlandı.

3. Turizm Şurasının ilk gününde Sayın

Cumhurbaşkanımızın da iştirakiyle

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açılış yapılacak ve

sonrasında sektörle yakın ilişkiler içerisinde olan

sekiz bakanın katılımıyla bir panel gerçekleştirilecek.

İlgili bakanlar; TÜRSAB, TÜROFED, TÜROB, TYD,

TUREB ve Turizm Akademisyenleri Derneği’nin

hazırlamış oldukları sektör sorunları raporları

çerçevesinde bilgilendirildiler ve sektörün

iyileşmesine yönelik görüş ve planlarını bizlerle

paylaşacaklar.

Panelden sonra program Sheraton Otel’de devam

edecek ve komisyon çalışmalarına geçilecek. İlk

akşam aynı otelde gala yemeği olacak.

İkinci günün tamamı komisyon çalışmalarıyla

geçecek, üçüncü gün ise tamamlanan komisyon

sonuç raporları önce 13 komisyon başkanı

tarafından katılımcılara sunulacak, sonra da

Sayın Bakan tarafından özetlenerek kapanış

gerçekleştirilecek.

İlk gün yapılacak açılışa, sadece davet edilip

bilgilerini bakanlığa gönderen ve katılımı

Cumhurbaşkanlığınca onaylanan davetliler

katılabileceklerdir. Sheraton Oteldeki çalışmalara

ise izleyici olarak kapasite ölçüsünde katılım

sağlanabilir.

3. Turizm Şurasının sloganı Tam Zamanı olarak

belirlendi. Ayrıca organizasyon Cumhurbaşkanlığı

himayesinde yapılıyor ve başta ilgili bakanlar

olmak üzere tüm bürokrasinin gözü bu

organizasyonun üzerinde. Dolayısıyla turizm

sektörümüzün önünde tarihi bir fırsat duruyor.

Ben bu fırsatı değerlendireceğimize, başta

Bakanlık olmak üzere ilgili tüm paydaşların tam

zamanında yapacağı hamlelerle turizmde yeni

rekorlar kıracağımıza ve turizmimizi geleceğe

taşıyacağımıza yürekten inanıyorum.”

Prof.Dr. Muharrem Tuna

3. Turizm Şurası Bilim Kurulu Başkanı

Şura...

İhsan

TÜRKUS

15 yıl aradan sonra, kimin ya da kimlerin aklına

geldiyse, 3. Turizm şurası düzenleniyor..

İlki 1998’de, 2.si 2002’de , şimdilerde de 3.sü...

Verilen aralardan anlaşılacağı gibi çok önem

vermişiz bu sektöre!..

Yaklaşık 80 milyar dolarlık bir yatırım..

3 milyon kişiyi doğrudan etkileyen, ayrıca 50’nin

üzerinde sektörü de tetikleyen turizm...

Hazırlıkları epeydir sürüyor...

Sektörün dinamikleri yoğun bir tempoyla, “nasıl bir

katkıda bulunabiliriz” in cevabını arıyor..

Güzel, olumlu öneriler de çıkacak mutlaka...

Bundan evvelkilerde olduğu gibi...

Oysa ilk başta sormamız gereken soru şu;

“Biz gerçekten turizm yapmayı istiyor muyuz?”

Turizm evrensel bir olgu...

Turizmde ırk, din, renk, milliyet ayrımı yok!

Sadece doğa ya da tarih de değil turizm....

Özünde insan var turizmin, gerçek insan...

Çocuk, kadın, erkek..

Farklı farklı insanlar...

Adetleri, kültürleri, inançları farklı insanların

kaynaşması turizm...

İşte bu farklılıkları özümseyemiyorsanız, turizm

yapamazsınız...

Bu farklılıklara saygı göstermezseniz turizm hayal...

Biz de yıllardır, ülke olarak bu uğurda epey yol

aldık...

Adeta tel tel, iplik, iplik işledik...

Tesisler yapıldı...

Çoğu evrensel standartlarda...

Bu tesislere tahsisler verildi...

Krediler verildi...

Bu tesislerde çalışacak personeli yetiştirmek adına

okullar, üniversiteler açıldı...

Yüzbinlerce insan bu iş için eğitildi...

Karşılığını da almadık değil...

Dünya turizm liginde 6.cılığa kadar yükseldik...

Adından her yerde bahsedilen ülke olduk...

İnsanlarımız sadece ülke içinde değil, neredeyse

dünyanın her yerinde çalışabilecek düzeye geldi...

Uluslararası turizm kurum ve kuruluşlarında ağırlığı

olan turizmcilerimiz oldu...

Yerli uçak şirketlerimiz dünyanın her bir köşesine

uçuyor...

Doğamız, tarihsel ve kültürel zenginliklerimiz zaten

turizm için biçilmiş kaftan...

İyi de son iki yıldır neden yerlerde sürünüyor Türk

Turizmi?

Biz gerçekten turizm yapacak mıyız, yoksa günü mü

kurtarıyoruz?

Umarım bu soruların cevabını alırız şuranın

sonunda...


~

egitim

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017 www.hotelgazetesi.com

OTED’DEN HEM SERTİFİKA HEM İŞ

6

Soner

BARIM

Yaşasın

Cumhuriyet

Bir Milletin var oluş destanıdır

Cumhuriyet. Büyük bedeller ödenerek

elde edilmiş bir büyük dehanın

armağanıdır Milletimize.

94 yıl boyunca eğrisi ile doğrusu ile

ama hep birlikte üstüne koyarak

bugünlere geldik. İşimiz zor

bilincindeyiz ama önümüzde büyük

bir kılavuz mevcut. Büyük Türk Milleti

tarih boyunca zor günleri kendisine

yakışan asalet, adalet ve irade ile aşmış

ve tüm dünyaya gücünü defaatle ispat

etmiştir.

İşte bu tarihi bilinç ile gençlerimiz

bilmelidir ki, umutsuzluk ekenlerin

sonu her defasında aynı olacaktır.

Büyük Türk Milleti Atasına verdiği

sözü tutacak, Cumhuriyetimiz ilelebet

payidar kalacaktır. Büyük şair Nazım

dizelerinde anlatır bize;

“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli,

ayaklar çıplak ve ipek bir halıya

benzeyen toprak,

Bu cehennem, bu cennet bizim.

Otel Temizlik Eğitim ve Dekorasyon Derneği OTED, iş garantili otel kat görevlisi

yetiştirmeye devam ediyor. Son olarak Eyüp Belediyesi ile yapılan işbirliğiyle, Eyüplü

7 işsiz vatandaş, OTED’den aldığı eğitim sonucu sertifikasını alarak iş sahibi oldu.

Eyüp Belediyesi ile işbirliği yapan

OTED, son olarak iş arayan

Eyüplülere otel kat görevlisi

eğitimi verdi. OTED Yönetim

Kurulu Başkanı Aynil Aydoğan

tarafından bizzat verilen ve iki

hafta süren eğitim, Turquhouse

Boutique Hotel’in ev sahipliğinde

teorik ve pratik olmak üzere iki

ayrı dalda verildi. İki haftalık

programın sonunda başarılı

olan kursiyerler kat görevlisi

sertifikalarını Aydoğan’dan aldılar

ve işe başlamak üzere otellerine

çalışmaya gittiler.

Sertifika töreninde, Eyüp

Belediyesi’nin eğitim projelerine

sağladığı katkıdan dolayı; Aydoğan

tarafından takdim edilen teşekkür

plaketini, Eyüp Belediye Başkanı

Remzi Aydın adına Eyüp Belediyesi

İş ve Kariyer Geliştirme Birimi

Koordinatörü Eray Üstüntürk,

Pierre Loti Tepesi Turquhouse

Hotel adına da Genel Müdür

Yardımcısı Sabri Tedik aldı.

“İyiye, doğruya,

güzele” sloganı ile

Fair Play kavramını

ve ruhunu

ülke genelinde

yaygınlaştırmayı

amaçlayan TMOK

Fair Play Kervanı,

Ekim ayında

Rize, Trabzon ve

Sinop’u kapsayan

Karadeniz turunu

gerçekleştirdi.

Karadeniz’de Fair Play rüzgarı

Kapansın el kapıları, bir daha

açılmasın,

Yok edin insanın insana kulluğunu, bu

dâvet bizim...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir

orman gibi kardeşçesine, bu hasret

bizim...”

İşte bu duygular ile dostlarım

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu olsun

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin 4 yıl önce başlattığı

Türkiye çapında büyük ilgi gören Fair Play Üniversiteler

Kervanı, 2017 yılı ikinci dönem panellerine hızlı başladı.

2. Döneme Rize’den başlayan ‘Kervan’ ardından geçtiği

Trabzon ve Sinop’ta büyük ilgi gördü.

“İyiye, doğruya, güzele” sloganı ile Fair Play kavramını ve

ruhunu ülke genelinde yaygınlaştırmayı amaçlayan ve

üniversitelerin Spor Bilimleri Fakülteleri ve Beden Eğitimi

ve Spor Yüksek Okullarında düzenlenen panellerle Fair

Play’in geleceğin spor insanlarına benimsetilmesi amacıyla

4 yıl önce başlatılan programda, Kervan’ı Rize’de Recep

Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Trabzon’da Karadeniz Teknik

Üniversitesi ve Sinop’ta da Sinop Üniversitesi öğrencileri

coşkuyla karşıladı.

Erdoğan Arıpınar, Teoman Güray, Murat Özbay, Semra

Demirer, ünlü maratoncu İsmail Akçay ve Remzi Yılmaz’dan

oluşan kervan ekibi, gittiği üç şehirde de önce vali ve

belediye başkanlarını makamlarında ziyaret ederek, heyetin

kente geliş nedenini anlatırken, öğrencilerin beğenisine

sunulacak Dünya Fair Play Karikatür Sergisi’nin açılışına ve

düzenlenecek Fair Play Paneline davet etti.

Her üç üniversitenin, Spor Bilimleri Fakültesi ve BESYO’da

eğitim gören geleceğin spor yöneticileri, açılan servgi ve Fair

Play Panelini ilgiyle izlediler. Konuşmacıların sunumlarını

ayakta alkışlayan öğrenciler, daha sonra topluca Fair Play

andı içerek birer Fair Play gönüllüsü oldular.


7 inceleme

Kapadokya Turizminin

Görünmeyen Yüzü

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

Serkan

GÜMRÜKÇÜ

www.hotelgazetesi.com

Cumhuriyet

Kimsesizlerin Kimsesidir

Mesleğe güneyde başladım.

O yıllarda hepimiz kendimizi bir otelciden çok, turizm elçisi

gibi görüyorduk.

Ömer Koray ÜNAL

Sanırım bir Nisan ayıydı. İstanbul’dan aracım

ile seyahet edecektim, bölgeyi ve özellikle hatrı

sayılır otelleri çok iyi analiz etmem gerekiyordu.

Öyle de yaptım. Kapsamlı bir Kapadokya haritası

eşliğinde o zamanlar henüz kapanmamış olan

booking.com üzerinden bölgenin otellerinin

fizibilitesini yaptım.

Ankara ve sonrasında Aksaray üzerinden

eriştiğim Kapadokya bölgesine vardığımda beni

çokça etkileyecek bir altyapı ile karşılaştım.

Kapadokya’nın yolları birinci sınıf asfalt ile

kaplı, işaretler son derece moderndi. Ürgüp’e

girdiğimde merkezde gözüme çarpan hiçbir

‘aykırı’ bina ile kaşılaşmadım. Rüya şehrin her

yapısı Ürgüp’teki kalenin etrafına o kadar güzel

kurulmuştu ki... Hemen her yer taş evler, konaklar

ve mağaralar ile kaplıydı. Türkiye’de Kapadokya

bölgesi kadar iyi muhafaza edilmiş, turizme bu

kadar açık başka bir bölge var mı bilemiyorum.

Dünya şehri İstanbul bile şimdilerde itirafların

çokça işitildiği, birer gökdelen mezarlığı olmuşken

Kapadokya, geçmiş bölge yönetimlerinin özeni ile

çok iyi korunmuş...

Birkaç Fransız maceracının etkisi ile keşfedilen

bölge, özellikle Asya toplumları tarafından çokça

ziyaret edilmiş ve bölgenin yerel yöneticileri

vasıtası ile korunarak bu günlere gelmiş.

Bölgede sayısız görüşme gerçekleştirdim.

Rehberler, eski belediye başkanları, bölgesel

örgüt yöneticileri ve tabiki otel sahipleri ve esnaf

ile...

Ülkemizde her başarılı organizasyonun ardından

ne yazık ki birlik ruhu kayboluyor ve herkes bu

başarıda kendisinin büyük katkı sağladığını

düşünüyor. Sonra işin içine bireylerin egosu

giriyor ve ayrışmalar, gruplaşmalar baş gösteriyor.

Bölgenin ileri gelenleri ile yaptığım görüşmelerden

anladım ki Kapadokya; KAPTİD ve üye otelleri,

DORAK Grubu ve otelleri ile bölgede çok saygın

girişimciler olan birkaç otel sahibi arasında üçe

bölünmüş. Bir de buna bölgede tepkilere yol açan

kararları ile ‘yeni merkezi yöneticiler’ eklenince,

zaten krizde olan bölge; derin bir ekonomik

krizin içine girmiş.

Bölgede herkes en iyi otelciliği kendisinin

yaptığını ileri sürüyor ve diğer otel sahipleri ile

aralarındaki dialog eksikliği her cümlelerinde

ister istemez kendini belli ediyor.

Bu sorun bölgenin gelişmesini yavaşlatmaya

devam etsin, biz bölge halkının bu turistik gelir

döngüsünden ne kadar faydalanabildiğini bir

görelim. Bu bölgenin sahipleri kendi insanlarıdır.

Dolayısıyla bölgede oluşan parasal döngüden

en çok etkilenmesi gereken de onlar. Kapitalist

düzenin değişmez kuralı olan girişimcilerin

cesaret ve sermayeleri ile emekçileri kullanma

prensibi burada da kendini gösteriyor. Büyük

gruplar; önce kendi acentalarıyla turistlere

ulaşıyor; sonra ulaştıkları turistlere kendi

otellerinin odalarını satıyor, sonra bu turistleri

havalimanından yahut büyük şehirlerden kendi

otobüsleri ile getiriyor, kendi rehberleri ile

bölgeyi gezdiriyor, kendi giftshoplarından bu

turistlerin alışveriş yapmalarını sağlıyor, kendi

restoranlarında bu turistlere ücretli yemek

satıyor, kendi balon şirketleri ile bu turisteleri

uçuruyor ve en nihayetinde turistlere bölgede

yapılması gereken her şeyi ‘kendi şirketleri’ ile

deneyimletiyor, kendi ekonomilerini kendileri

oluşturuyorlar.

Bölge halkına kalan da belki bir deve gezisi

yaptırmak, belki bir hediyelik eşya satmak oluyor.

Dünya turizmine çok farklı bir şekilde hitap eden

Kapadokya’da harikulade bir yatırım mevcut.

Fakat yatırımın her şey olmadığını, şehrin

kalesine bakılan bir meydanda turistlere bira

içme özgürlüğünü sunan bir yerel yönetime

ihtiyaç olduğunu, ‘melek çıkmazı’ sokağının dahi

eski günlerine dönmesi gerektiğini ve her şeyden

önce bölgenin ileri gelenlerinin tek bir çatı

altında ‘istişare’ ederek birlik olması gerektiğini

düşünüyorum. Ve tabi bunlar yapılırken de yöre

insanını da bir şekilde bu ticari pastanın içine

dahil edilmesi gerektiğine inanıyorum.

Sevgi ile kalın...

O günlere dair hatırladıklarım, Türk milletinin doğasındaki

misafirperverliğin, ne denli güçlü bir his ve asaletinin

yansıması olduğuna dairdir.

Türk gecelerini hatırlarım.

Şimdiki gibi otelleri salı pazarına çevirmekten çok daha farklı

ve özel tanıtım geceleriydi.

Türk kültürüne ait izler taşıyan güzellikleri misafirlerimize

sunardık.

Akşam yemeği büfeleri, muhteşem çorbalar, geleneksel

tencere yemeklerimiz, dönerlerimiz, baklavalarımız vs ile

adeta bakarken bile insanların ağızlarını sulandırırlardı.

Sonra akşam animasyon programında çok güzel gösteriler

tertip edilir, otellerimizin misafirlerine o tatilde akıllarında

kalacak izler bırakılırdı.

Ve mutlaka o program Türk bayrağının açılması ve Atatürk

posterleriyle son bulurdu.

Bir de milli bayramlarda mutlaka otellerimizde bir Atatürk

köşesi açılır ve o bayramın sebebini ifade eden kısa bir not

ile Atamızın resmi, bayrağımız ve çiçeklerle lobinin en güzel

köşesinde sergilenirdi.

Resepsiyona, misafirlerimize sunmak üzere, o güne özel,

şekerler çikolatalar konur, misafirlere ikram edilir ve her

resepsiyon memurumuzda bu ikramın sebebini kısaca

konuklarımıza anlatırlardı.

Güney otellerimiz maalesef artık kış döneminde turist

kalmadığı için kapılarını yaz bitiminde kapatmak zorunda

kalıyorlar.

Ancak yine de biliyorum ki birçoğu 23 Nisan, 19 Mayıs ve 30

Ağustos’ta bu geleneği devam ettiriyorlar.

Ama maalesef, başta İstanbul olmak üzere, şehir otellerimizde

bu gelenek kaybolmak üzere.

Biz turizmciler olarak sadece bütçelerimizden sorumlu

yöneticiler değiliz.

Bilakis otellerimizde her birimiz, Büyük Türk Milletinin

elçileriyiz.

Bu millete karşı olan sorumluluklarımız bizim asli

mesuliyetlerimiz arasındadır.

Herkesten ricam lütfen bu geleneği otellerinizde devam

ettirmenizdir.

Herkes bilsin ki, bu millet istiklalini referandumla, ya da

masa başında birilerinin himayesinde değil, Sakarya’da,

Dumlupınar’da, Antep’te, Urfa’da, İzmir’de, Aydın’da, Afyon’da

kanıyla, canıyla, şerefi ve izzetinefsiyle kazanmıştır.

Bu millet tüm bu kazançlarını ölümsüz lideri Atatürk’ün en

büyük eserim dediği Cumhuriyet’le taçlandırmış ve onu

bilakis kimsesizlerin kimsesi ilan etmiştir.

Bu vesileyle hepinizin Cumhuriyet Bayramını coşkuyla

kutluyorum.


forum 8

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017 www.hotelgazetesi.com

Türk Dili Konuşan Gazeteciler İstanbul’da düzenlenen Medya Forumu’nda buluştu

TÜRK DÜNYASI’NI MEDYA BİRLEŞTİRECEK

Türk dünyası birlikteliği güçleniyor. Sürece gazetecilerden de destek geliyor. İstanbul’da

All Seasons Hotel’de düzenlenen Medya Forumu’nda uzmanlar tecrübelerini Kazak gazetecilerle

paylaştı. Forumda Türk Dünyasını kaynaştıracak organizasyon ve girişimler tartışıldı.

“BİR TEORİM VAR;

GÜÇLÜ BİR TURİZM”

Etkinlikte ilk olarak organizasyonun düzenlendiği

All Seasons Otel’in sahibi Mustafa Topaloğlu, “Bir

teorim var; güçlü bir turizm” başlıklı bir sunum yaptı.

“Turizmde asıl önemlisi diyalogdur” diyen Topaloğlu,

“İnsanlarla tanışın ki buraya birilerini davet

edebilesiniz, getirebilesiniz” dedi. Türkiye’nin ülke

olarak geçen sene çok problemler yaşadığını ancak

güvenilir bir ülke olduğunun bilinmesi gerektiğini

vurgulayan Mustafa Topaloğlu, “Arkadaşlarınıza,

dostlarınıza tavsiye edin, Türkiye’ye gönül

rahatlığıyla gelebilirler. Zaten Kazak’ların yüzde 80’i

tatile Türkiye’ye geliyor” dedi.

BİR FİNCAN KAHVENİN 40 YIL

HATIRI VARDIR

Ayrıca kahve fincanı hediye ediyor, karşılıklı 40 yıllık

hatır sahibi olmak istiyoruz. Her şey iletişim üzerine

kurulu, sürekli diyalog kurma halindeyiz. Bir teorim

var; güçlü bir turizm!... Güçlü derken; güç birliği

içinde olup, kenetlenmek istedik. Üstümüze düşeni

en iyi şekilde yapmak, çalışmak ama çok çalışmak,

lafazanlığı, dedikoduyu bırakacağız, üstesinden

geleceğiz yani sonuca ulaşacağız” diye konuştu.

Özellikle Türk dünyası ülkelerine yönelik atılım

içerisinde olduklarını Azerbaycan ve Kazakistan

ile bu anlamda önemli çalışmalar yaptıklarını da

açıklayan Topaloğlu, yakın gelecekte de Özbekistan

ile temaslara başlayacaklarını açıkladı.

Kazakistan merkezli Türk Dili

Konuşan Gazeteciler Vakfı’nın

düzenlediği, “1. Türk Dili

Konuşan Gazeteciler Medya

Forumu” İstanbul’da yapıldı.

All Seasons Otel’de düzenlenen

forumda; gazetecilik, reklampazarlama,

iletişim ve bilgi

güvenliği başta olmak üzere

çeşitli alanlarda eğitimler

verildi. Etkinliğe; Türk

Dili Konuşan Gazeteciler

Vakfı ve Toplumsal Gelişim

Derneği Başkanı Naziya

Zhoyamergen, alanında uzman

isimler ve gazeteciler katıldı.

GÖSTERİ TOPLUMUNDA

YAŞIYORUZ

Akademisyen gazeteci İskender Özturanlı,

“İnternet ve Sosyal Medya; Geleneksel Medya

Araçları ve Etkisi” başlıklı bir sunum yaptı.

Sosyal medya ile birlikte dünyanın ‘gösteri

toplumu’ olarak yaşadığını dile getiren Özturanlı,

“Gelecekte herkes 15 dakikalığına ünlü olacak”

teorisinin dahi önüne geçilen bir süreç yaşandığını

vurguladı. “Bu ne iyimser bir tahminmiş, artık

15 saniye bile yok” diyen Özturanlı, “Bugün 15

dakikalık ünlülüğü bile arar hale geldik.Bu söz

söylendiğinde yazılı basın ve televizyon çok

ağırlıklıydı ama günümüzde sosyal medya öne

çıkıyor. Artık trending topic toplumundayız.

Turizmde reklamcılık ile ilgili de bilgi veren

Topaloğlu, “Biz neler yapıyoruz; öncelikle fuarlara

katılıyoruz ama günümüzde artık fuarlar eskisi gibi

geçmiyor. Operatörler ile görüşüyor, büyükelçilik

ve konsolosluk ziyaretleri yapıyoruz. Özellikle

temaslarımızda anahtar şeklinde bir USB bellek

sunarak, ‘bu otel sizin, bu anahtar ile tüm kapıları

açabilirsiniz’ mesajı veriyoruz.

Sosyal paylaşım sitelerinde bir konunun ömrü

15 saniye bile değilken bu ortamda gazetecinin

işi daha zor. Gazeteci gündem mi yaratacak,

gündemi mi takip edecek?


9

forum

Sayı:

GAZETECİ KENDİNE BİR

DİL YARATMALI

Bir gazetecinin artık twitter

kullanabilmesi, kendine bir dil

yaratabilmesi gerekiyor.

Örneğin twitter’de hastag yani etiketler

var; bu gazeteciliğin manşetidir.

Günümüzde yapay zekalar bile

gazetecilik yapıyor, bunun riskleri de

var, avantajları da var. Ama şu bir gerçek

ki bizim çalışma biçimimiz değişiyor.

Bilginin kaynağı hala aynı ama bilginin

tüketimi ve üretiminde değişim var.

Televizyonda bir program izlerken bir

yandan tweet atıyor veya programdaki

konuşmacı dahi tweet atabiliyor. Tüm

mecralar birbirine karıştı.

Yakın gelecekte benzer durumlar sizde

de yaşanacak. Buna hazırlık olmalıyız”

şeklinde konuştu.

UZMANLARDAN

KAPSAMLI SUNUMLAR

Forum da Hotel Gazetesi adına katılan

Yayın Danışmanımız Remzi Yılmaz da,

“Canlı Yayın” başlıklı bir sunum yaptı.

Televizyon yayıncılığını 3 bölümde

anlatan Yılmaz, bu bölümleri ‘Canlı

Yayınlar, Son Dakika ve Bant Yayınları’

başlıkları altındasundu.

Öncelikle yayın prototipi üzerinden

yayıncılığın temel ilkelerini anlatan

Yılmaz, 3 konuyu detaylandırarak,

örneklemeler ile süreçlerini anlattı.

Daha sonra Hürriyet Gazetesi’nden

Ömer Koray Ünal da, “Tiraj arttırmak

ve satış” konulu bir sunum yaptı.

Türkiye’de ulusal gazete tirajlarına

değinen Ünal, “Gazete tirajlarını

internete geçiş süreci doğrudan etkiledi.

Şuan Türkiye’deki gazetelerin topla tirajı

3.1 milyon seviyesinde ve bunun 330

bini Hürriyet’e ait. Biz azalan tirajları

tutmaya çalışıyoruz” dedi.

BU MAYA TUTTU

Etkinliğin devamında yapılan oturumda

söz alan TGF Genel Başkanı Yılmaz

Karaca da, gelişen ilişkilere değinerek,

“2013’te Eskişehir Türk Dünyası başkenti

oldu. 2013’ten önce Türk dünyasını

bilmiyorduk ama bu buluşmadan sonra

2014 yılında Eskişehir’de Türk Dünyası

1. Basın Şurası’nı yaptık ve her şey çok

faklı bir boyut kazandı. Eskişehir Valiliği

dünyada belki de ilk defa yapılan bu

şura için büyük destek verdi ve biz

Eskişehir’de 500 kişiyi ağırladık. Bu şura

içerisinde 3 gün boyunca gerek mesleki

konuları gerekse de kadın gazetecilerin

sorunlarını ayrı birer baylık olarak

ele aldık ve bu konular tüm dünyada

ilgiyle karşılandı. Bu organizasyonları

devam ettirme kararı alındı. 2’inci Şurayı

Tataristan’ın Kazan şehrinde yaptık ve

bu maya tuttu. İletişim diyoruz ama biz

Türkler olarak Türki Cumhuriyetler’den

beklediğimiz ilgiyi görememekteyiz.

FİLM YARIŞMASI

DÜZENLİYORUZ

Türkiye Gazeteciler Federasyonu

olarak Türk dünyasının birliği,

beraberliği ve daha çok tanınması

için yürüttüğü çalışmalardan birisi

de Türk Dünyası Film Yarışması’nın

ikincisini düzenliyoruz. Bizim bu yönden

de çalışmalarımız devam edecek.

Yapacağımız 3’üncü film yarışmasına

sizlerinde katkılarınızı bekliyoruz. Neler

yapılabileceğine dair öneriler çok çeşitli.

Son olarak Türk dünyasından sorumlu

Başbakan Yardımcısı Hakan beyi ziyaret

ettik ve sorunlar ile talepleri anlattık.

Çalışmalarımız ile görüyoruz ki ilişkilerde

20 yıl önceden ilerideyiz ama daha

ileriye gitmeliyiz” şeklinde konuştu.

Konuşmasının sonunda eski

cumhurbaşkanlarından Süleyman

Demirel’i anan Genel Başkan Karaca,

her Türk ülkesinde bir üniversite

kurulması projesinin önemine değindi.

Türk dünyasındaki Demirel’in başlattığı

üniversite projesinin devam etmesi,

Türk’ün birliği beraberli için hayati önem

taşımaktadır” dedi.

ÖRGÜTLÜ BİR

BİRLİKTELİK

SAĞLANAMAMIŞ

Anadolu Spor Gazetecileri Derneği

Genel Başkanı (ASGD) İbrahim Erdoğan

da yaptığı konuşmada, meslek

kuruluşlarının tıpkı sivil toplum örgütleri

gibi çalışarak; gerek kendi bölgeleri,

gerek kendi ülkeleri ve gerekse de dünya

ile projeler ve aktiviteler ile toplumun

karşısına çıkması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu: “Türk dünyası

ile ilgili böylesine yoğun programların

içerisine girmemiz de işte bu amacımıza

uygun çalışmalar yapmamızdan

kaynaklanıyor. Birçok tarihçiye göre

Türk dünyası derken 300 milyon ama

tüm akrabalarımızı ele alırsak 1 milyar

kişilik bir topluluğa hitap ediyoruz. ‘Ucuz

etin yahnisi yavan olur, misafir kısmeti

ile gelir, emanete hıyanet olmaz, demir

tavında dövülür, yatan aslandan gezen

tilki yeğdir, çok isteyen azı bulamaz’ gibi

atasözlerimiz var ama bunlar Kazak

kökenlidir. Bu büyük Türk dünyasında

hepimiz aynı candan, kandan, adet ve

gelenekleri paylaşarak geliyoruz. Ama

bu büyük dünyanın bugünlere kadar

örgütlü bir birlikteliği sağlanamamış.

Türk dünyasında bu birlikteliğin nasıl

sağlanabileceğine ilişkin biz en azından

kendi meslektaşlarımızı aynı çatı altında

toplayarak bir eksikliği gidermeye

çalışıyoruz.”

NELER YAPILMALI?

Erdoğan Türki Cumhuriyetlerin

birlikteliği için yapılması gerekenleri

şöyle sıraladı:

“Bu toplantılardan ne sonuç çıkıyor?

Birinci ve ikinci toplantımızda çıkan

sonuçlardan şu öneriler en azından

konuşuluyor; Türk dünyası medya

mensupları arasında iletişim ağı

kurulmalı, Türk Dünyası Haber Ajansı adı

altında bir oluşuma gidilmeli demiştik.

Ayrıca; Türkiye’den Anadolu Ajansı’na

Türki Cumhuriyetleri’ne ücretsiz hizmet

vermesi talebini gündeme getirdik.

Türkçenin farklı lehçelerinin Google’nin

translate ortamında bulunması

için öneride bulunduk. Basın İlan

Kurumu’nda; Dış Türkler ve Akraba

Topluluklar Birimi’nin kurulmasını

istedik. Yine Türk dünyasında yayın

yapan yazılı basına da ek bir maddi

8 Yıl: 1 / Ekim 2017 www.hotelgazetesi.com

ilan desteği sağlanması gerektiğini

gündeme getirdik. Bu somut önerilerin

hayata geçirilmesi ile tek başına

meslek örgütlerinin veya sivil toplum

kuruluşlarının yapabileceği bir şey değil.

Türk dünyası kapsamındaki ve Türk

akraba topluluklarındaki devletlerin

bunu ele almaları gerekiyor.

BİZ ÜZERİMİZE DÜŞENİ

YAPIYORUZ

Türkiye bu Türk dünyası konusunda

üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor. Bu

konuya Türkiye’nin gösterdiği hassasiyeti

diğer devletlerin de göstermesi lazım.

Özellikle Türk dünyasına bir yazılı basın

ile hitap edebilmek önemli bir eksikliği

giderecektir. İnternet medyası geliştiği

için yazılı basının gerilediği söylense

de, yazılı basına asla bitmeyecek bir

alandır. İnternet basının ömrü enerji

bitinceye kadardır. Suya yazılan yazıdır.

Yazarsınız kaybolur gider. Gazete

bir belgedir. Arşivdir. Bu açıdan Türk

dünyasına da web portalı ile haber

ajansı ile hitap etmek önemli ama yazılı

basın ile ulaşmak çok daha büyük etki

yaratacaktır”.

Başkan Erdoğan son olarak, “Dilde,

fikirde, işte birlik” kavramı savunusu

Kırım Tatarı fikir adamı, eğitimci ve

yazar-yayıncı İsmail Gaspıralı’yı anarak,

birliktelik çağrısı yaptı.

HOTEL GAZETESİ

DESTEK VERDİ

İlki Şubat ayında yine All Seasons

Otel’de yapılan Tecrübeli Türk

gazetecilerin Kazak gazetecilerle

buluşması

organizasyonu,

Hotel Gazetesi’nin desteği ile

gerçekleşmiş, oldukça yararlı bir

çalışma olmuştu. Kazakistan Türkçe

Konuşan Gazeteciler Vakfı Başkanı

Naziya Zhoyamergen, bu defa

organizasyonun çerçevesini biraz daha

genişleterek yine Hotel Gazetesi’nin

desteğiyle bu defa ‘Medya Forumu’

organize etti. Gerek konuşmacıların

daveti ve konu paylaşımında gerekse

organizasyonun en yüksek düzeyde

verimli geçmesi açısından gerekli

çabayı gösteren gazetemiz, Medya

Forumu’nun fotoğraf ve döküman

hizmetini üstlendi. Bunun yanı sıra

yayın danışmanımız Remzi Yılmaz,

TV yayıncılığının temel ilkelerinin

aktarılması konusunda başarılı

bir sunum yaparak, bu konudaki

tecrübelerini Kazak Gazetecilerle

paylaştı.


zirve 10

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017 www.hotelgazetesi.com

Uzakrota Travel

Summit her yıl

olduğu gibi bu yıl da

birbirinden önemli

konuşmacıları ile

seyahat sektörünün

nabzını tutacak.

17 KASIM 2017

70 KONUŞMACI

4 SALON

1500 KİŞİ


11 zirve

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

Salonlar & Program

Türkiye’nin en etkili seyahat zirvelerinden Uzakrota Travel Summit, bu yıl Ana Salon -

Lüks Seyahat - Teknoloji - Küresel Vatandaşlık olmak üzere 4 salon, 1 fuaye alanı ve 1

b2b alanı olmak üzere 6 bölümde 1500 sektör profesyonelinin katılımıyla gerçekleşecek.

AIR CANADA

ANA SALONU

09:30 - 10:00

Açılış

Gökhan Erdoğan - Tolga Habalı

10:00 - 10:30

Seyahat Endüstrisinin Durumu. Şimdi Neredeyiz?

Mete Vardar (Jollytur)

10:30 - 10:45

Kahve Arası

10:45 - 11:10

Seyahat Arama ve E-Ticaret Arasındaki Hatlar

Bulanıklaşıyor (The Lines between travel search

and eCommerce are Blurring)

Michael Ros (Bidroom)

11:10 - 11:30

Dünya Çapında Cruise Yolculuğunun Durumu

Sarp Özkar

11:30 - 12:00

Pazardaki Zorluklara Uyum Sağlamak İçin

Dijitalleşmek

Yonca Karavit (Kolay Yolculuk), Çağlar Erol (Enuygun),

Orkun TEkin (Hepfly), Abdülkadir Kırmızı(Turna),

Gökhan Demirkıran(Agoda)

12:00 - 12:30

21. Yüzyılda Havayollarının Gidişatı ve

Yeni Satış Kanalları

Mirey Göldağ (Tal Aviation), Nedime Konuksever(Air Canada),

Nevsat Arşan (AtlasGlobal), Altuğ Bekdemir(Sabre),

İbrahim Köymen(Travelport)

12:30 - 13:00

Öğle Arası

13:00 - 13:30

Turizmde Müşteri Sadakati Nasıl Sağlanır?

Şerif Yenen, Murat Altıkardeşler(IDO), Uğur

ALtun(Tatil.com), Hüseyin Baraner(Germanyfans)

13:30 - 14:00

Sağlık Turizmindeki Riskler ve Fırsatlar

Muhammet Murat Cüntay(POYD), Miner

Music(Balkan Medikal Travel), Deniz

Dikkaya(OTSAD)

14:00 14:45

Spor Turizminin Ülke Turizmine Faydaları

Mert Aydın(Yorumcu), Cem Dizdar(Yorumcu),

Ünal Özüak(Yorumcu), İhsan Bayülken(Yorumcu),

Bağış Erten(Yorumcu)

14:45 - 15:00

Kahve Arası

15:00 - 15:30

Seyahatin Arka Planı

Gülhan Şen(Sunucu), Danilo Zanna(Sunucu)

15:30 - 16:00

Tuzimde Dijital PR ve Destinasyon Pazarlaması

Sark Özkar, Alihan Büker, Nüket Angın(AirArabia),

Cem Polatoğlu(Baracuda Tour),

Mahmut Şahin(Trakyaka)

16:00 16:30

Küreselleşme, Yabancı Yatırım ve Türkiye Turizmi

Çağrı Sağlık, Sema Aydın(KYTYTO), Kemal

Koçak(TUCID), Fatih Akbulut(TABA),

Burak Pehlivan(TUID)

16:30 - 17:00

Sorunsuz Bir Turizm Pazarlaması için Verileri

Kullanma ve Satın Alma Alışkanlıkları

Erdem Tolon(Nielsen)

NEREDEKAL TURİZM

TEKNOLOJİLERİ

SALONU

10:30 - 10:45

Kahve Arası

10:45 - 11:10

Blockchain nedir? Turizm şirketleri

için ne ifade ediyor?

İsmail Hakkı Polat

11:10 - 11:30

Seyahat Pazarının Geleceğini

Şekillendirecek Teknoloji Trendleri

Eric Willems (Amadeus)

11:30 - 12:00

Çevirimiçi Platformlar ile Doğrudan

Rezervasyon

Arden Agopyan (Hotelrunner)

12:00 - 12:30

Yapay Zeka ve Chatboxlar

Murat Özkök (Skyscanner)

12:30 - 13:00

Öğle Arası

13:00 - 13:30

Yeni Platformlar, Seyahat

Aplikasyonları, Trendler ve Araçlar

Erhan Erdoğan (City Mapper) -

Emin Çakmakcı (Crescent Rating)

- Altuğ Bekdemir (Sabre)

13:30 - 14:00

Müşteri Deneyimini Üst Düzeye

Çıkaracak Bir Uygulama Yaratmak

Okan Barlas (Tripedia)

14:00 - 14:45

(Neredekal Sponsorluğunda) Her

Unutulmaz Seyahat Büyük Bir

Hikaye İle Başlar; İçeriğin Önemi

Moderatör: | Çağdaş Polat

(Neredekal) - Yiğit Konur (SeoZeo)

- Afşin Avcı (Inflow Summits) -

Kemal Kaya

14:45 - 15:00

Kahve Arası

15:00 - 15:30

Youtube Reklamlarının Turizm

Sektöründeki Etkisi

Yekta Yenilmez (Tatilbudur)

15:30 - 16:00

Turizm Şirketler için Ödeme

Platformlarının Etkisi

Dündar Özdemir (Wirecard)

16:00 - 16:30

Turizm Sektöründe Dijital Dönüşüm

Arda Köterin (Insider)

16:30 - 17:00

Ulaşım Sektöründeki Yeni

Teknolojik Trendler Nelerdir?

Moderatör: Oğuz Çoban

(BiTransfer) | Kerem Çoban (Progo)

17:00 -

Uzakrota Rink (Bir Fikrin mi Var

Turizm Savaş Alanı)

Moderatör: Mert Ödemiş (Uzakrota)

| Yonatan Pino - Gökhan Erdoğan

- Fuat Sami

EMIRATES AIRLINE LÜKS

TURİZM SALONU

10:30 - 10:45

Kahve Arası

10:45 - 11:10

Lüksün Yeni Tanımı: Markalar ve

Modern Lüks Tüketiciler

Moderatör: Dilek Yeğinsü |

Bahar Ahmet Birinci (Emirates)

Gürkan Boztepe (GTD)

Yeşim (Setur) - Mehmet Erdoğdu

(Golden Bay Turizm)

11:10 - 11:30

Lüks Tüketici Deneyiminde

Anahtar Trendler

Kai Winkler (Fairmont Hotel)

11:30 - 12:00

Seyahat Acentaları Lüks Tüketiciye

Nasıl Ulaşır?

Moderatör: Kaan Şaf (Day Tours

Cuba) | Tanzer Sarıalan (Cape Town

African Diamond) - Tuna Yılmaztürk

(Shimdigo) - Oğuz Terzi (MNG

Turizm) - Zekeriya Şen (Fest Travel)

12:00 - 12:30

Lüks Seyahatte Yeni Trend: Macera

Turizmi

Moderatör: Sarper Sesli | Deniz Kılıç

- Serkan Söğüt

12:30 - 13:00

Öğle Arası

13:00 - 13:30

Mimarinin Turizme Etkileri ve Bilbao

Etkisi

Murat Kader

13:30 - 14:00

Malezya Lüks Turizmde Nasıl Ön

Plana Çıktı? Türkiye Nerede Yanlış

Yapıyor?

Çağrı Sağlık (Tourism Malaysia) -

Cem Polatoğlu (Baracuda Tour)

14:00 - 14:45

Havayolu Analizleri ve Lüks Tüketici

Konuksever (Air Canada) - Derya

Pekruh Gerçeker (Singapore

Airlines)

14:45 - 15:00

Kahve Arası

15:00 - 15:30

Lüks Turizmde Müşterileri

Segmentlere Ayırmak

Mehmet Can Koruyan (Gruppal)

SABRE ONLINE FORUM

10:30 - 10:45

Kahve Arası

10:45 - 11:10

Kruvziyer Yolcu Davranışları ve Onları

Anlamak

11:10 - 12:00

Pazar, Tüketici ve Seyahat Acentaları

12:00 - 12:30

Yeni Trendler ve Lüks Tüketim

12:30 - 13:00

Öğle Arası

13:30 - 14:00

Kruvaziyer Sektöründeki Sorunlar

14:00 - 14:45

Kruvaziyer Turizmine İlgi Nasıl

Artırılır?

14:45 - 15:00

Kahve Arası

15:00 - 15:30

Yolcu Lojistiği, Bağlantılar ve

Terminaller

HENLEY & PARTNERS

GLOBAL VATANDAŞLIK

SALONU

10:30 - 10:45

Kahve Arası

10:45 - 11:10

Yatırım, Küreselleşmek ve

Seyahat Özgürlüğü

Moderatör: Tolga Habalı

(Henley & Partners) | USA - UK -

Louise Willis (CVS Canada) - Estonia

11:10 - 11:30

Yurtdışında İş ve İstihdam Konuları

Moderatör: Tolga Habalı (Henley &

Partners) | USA - UK - Louise Willis

(CVS Canada) - Estonia

11:30 - 12:00

Bütçelerin Karşılaştırılması ve Yaşam

Koşulları

Moderatör: Tolga Habalı (Henley &

Partners) | USA - UK - Louise Willis

(CVS Canada) - Estonia

12:00 - 12:30

Vatandaşlığa Giden Yol ve

İşleyiş Süreci

Moderatör: Tolga Habalı (Henley &

Partners) | USA - UK - Louise Willis

(CVS Canada) - Estonia

12:30 - 13:00

Öğle Arası

13:30 - 14:45

Henley & Partners Yatırım Yoluyla

Oturum ve Vatandaşlık Alternatifleri

Tolga Habalı (Henley & Partners)

14:45 - 15:00

Kahve Arası

15:00 - 16:00

Yurtdışı Oturum ve Vatandaşlık

Konularında Sorular-Cevaplar

Tolga Habalı (Henley & Partners)


Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

~

egitim

12

POYD’DAN EĞİTİM HAMLESİ

İstanbul Kültür Üniversitesi ile POYD

arasında İşbirliği Protokolü İmzalandı

Turizm sektörünün eleman sıkıntısını çözecek, öğrencilerin

gelecek kaygısını ortadan kaldıracak proje yürürlüğe girdi

Türkiye’de Üniversite öğrencilerinin en büyük sorunu

gelecek kaygısı. Puanını tutturabildiği okula kaydını

yaptıran onbinlerce genç, bir diplomam olsun diye

okuluna giderken, diğer yandan içten içen diplomasını

aldığında alanında iş bulup bulamayacağını

düşünür. Bu eğitim sistemi sonucu Türkiye’de Harita

Mühendisi şoförlere, Endüstri Muhendisi berberlere

rastlayabilirsiniz. Her yıl binlerce öğrenci diplomasını

alıp, işsizler ordusuna katılır.

POYD’DAN DEV ADIM

Bu noktadan hareketle Turizm Sektörünün önde

gelen kuruluşlarından POYD, hem sektörün, hem de

meslek eğitimi alan öğrencilerin geleceğini garanti

altına alan bir çalışmaya imza attı. İstanbul Kültür

Üniversitesi ve Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği,

turizm sektörü ve üniversite koordinasyonunu

sağlayarak öğrencilerin sektöre girişini ve uyumunu

kolaylaştırmak, hızlandırmak ve verimini arttırmak

amacıyla bir protokol imzaladı.

NELER İÇERİYOR?

İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan

Güzel, Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği İstanbul

Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Murat

Cüntay ve POYD üyelerinin katılımıyla imzalanan

protokol kapsamında;

-İKÜ, Dernek üyelerine, protokolün amacına

uygun alanlarda öğretim üyelerinin uzmanlığı ve

onayı dikkate alınarak eğitimler düzenleyecek ve

turizm alanındaki öğretim elemanlarının Dernek

etkinliklerine katılımları konusunda destek verecek.

-Dernek ise üyelerinin İKÜ’deki derslerde ve

söyleşilerde konuşmacı olarak yer almalarını

sağlayacak,

-İKÜ’de Turizm eğitimi alan öğrenciler için eğitiminin

parçası olarak staj imkânı sağlayacak,

-İKÜ’de Turizm eğitimi alan öğrencilerinin mezuniyet

sonrası iş bulmalarına ve işe yerleştirilmelerine

yardımcı olacak,

-İKÜ’nün Turizm eğitimi alan öğrencilerine ‘Kariyer

Koçluğu’ adı altında turizm sektörü ve turizm

işletmeleri ile ilgili rehberlik yapacak.

SERTİFİKA PROGRAMLARI BAŞLADI

İstanbul Kültür Üniversitesi ile Profesyonel Otel

Yöneticileri Derneği’nin (POYD) arasında imzalanan

protokol imzada kalmadı. Bu kapsamda, Turizm

ve Otel İşletmeciliği Programı öğrencilerine yönelik

sertifika programları başladı.

Öğrencinin yetkinlikleri, bilgi-becerileri ve özellikleri

doğrultusunda kendisine uygun olan alanı bulmasına

ve ilerlemesine yardımcı olmak amacıyla “Kariyer

Koçluğu ve Turizmde Hedef Sahibi Olmanın Yararları

Sertifika Eğitimi”, İstanbul Kültür Üniversite İncirli

Yerleşkesi’nde düzenlendi. Öğrencilerin yoğun ilgi

gösterdiği eğitim, POYD İstanbul Yönetim Kurulu

Başkanı Muhammet Murat Cüntay, Radisson Blue

Pera Genel Müdürü Ahmet Korkut, Sheraton Ataköy

FB Direktörü Atilla Özen ve Hawthorn Suites by

Wyndham Airport Nöbetçi Müdür Mert Cenk Yorul

tarafından gerçekleştirildi.

TEMELLER SAĞLAM ATILDI

Sertifika Programında öğrencilere yapılan

sunumlarda, şu konu başlıkları üzerinde duruldu:

-Kariyer Koçluğu

-Hedef nedir?

-Hedef ve isteklere ulaşırken izlenecek yol

-İş ve kariyer hayatımızda karşımıza çıkacak negatif

koşullar ve önyargılardan arınma

-Kariyer yolculuğunda karşılaşacağımız engeller

karşısında istikrarlı duruş ve kararlılık

-Kariyer yolculuğunda karşılaşılan engellerin

değerlendirilmesi

-Değerlemeler sonucu eğitim desteği

-Sonuçları değerlendirme ve süreklilik sağlama

-Amaç: Gerçekçi bir kariyer serüveni ve bu serüvende

akademik eğitimi sektör olarak devamlı desteklemek

KAYNAĞINDAN DERS ALIYORLAR

İki kurum arasındaki işbirliği sadece bunlarla da

sınırlı değil. POYD İstanbul’un Başkanı, genç turizmci

Muhammet Murat Cüntay, Kültür Üniversitesi Teknik

Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda öğretim görevlisi

olarak, öğrencilere ders veriyor. Tryp by Wyndham

İstanbul Airport ve Hawthorn Suites by Wyndham

projelerinde Genel Müdürlük görevini yürüten

Cüntay, öğrencilere mesleki tecrübelerini aktarırken,

Turizm sektörünün geleceğini şekillendirecek bir ordu

yetiştiriyor. Ayrıca Kültür Üniversitesi öğrencileri,

stajlarını Cüntay’ın genel müdürlüğünü yürüttüğü

Wyndham Grubu otellerinde yaparak, hem mektepli

hem alaylı olarak sektöre adapte oluyor.


13 söylesi

SEKTÖREL

İŞBİRLİĞİMİZ

ÇOK GÜÇLÜ

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

Kültür Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Tayfun Kaynaş ve

Turizm ve otel işletmeciliği program Başkanı Pelin Tuna ile Üniversitenin POYD ile imzaladığı

protokolün ardından bir röportaj yaptık. Kaynaş, röportajında “sektörel işbirlikleri anlamında

güçlü bağlantılara sahip olmamızın yanı sıra, eğitim kadrosunun da yine ilgili sektörde fiilen

çalışan kişilerden oluşuyor olması, tercih edilmesinde önemli bir faktör oluşturmaktadır.” dedi

Tayfun bey, İstanbul Kültür

Üniversitesi’nin dünden

bugüne mesleki eğitime bakış

açısını bize aktarabilir misiniz?

İlk vakıf üniversitelerinden biri

olarak 1997 yılında faaliyete geçen

üniversitemiz, aslında geçen bu

yirmi yılın çok ötesinde, eğitim

sektörü içinde yaklaşık altmış

yıllık bir geçmişe sahip köklü bir

eğitim kuruluşudur. Üniversitenin,

henüz ilk kuruluş yılından itibaren

fakültelerin yanı sıra bünyesinde

Meslek Yüksekokullarına da yer

vermiş olması, ticari kaygılardan

uzak ve sadece eğitim odaklı bir

yaklaşımla yola çıkıldığının açık

bir göstergesidir. Bugün, 3 Meslek

Yüksekokulu ve 20’si örgün, 3’ü de

ikinci öğretim olmak üzere toplamda

23 ön lisans program, yerleşkelerinin

merkezi konumu ve güçlü sektörel

ilişkileriyle alanında haklı bir yer

edinmiş durumdadır.

Peki, Meslek Yüksekokulunuz

açısından Turizm ve Otel

İşletmeciliği programı

için gelinen nokta ve

hedeflerinizden söz edebilir

misiniz?

Çeşitli sektörlere hitap eden

20 den fazla sayıda ön lisans

programlarının yer aldığı Meslek

Yüksekokullarımızda, Turizm ve Otel

İşletmeciliği programının ilk faaliyete

geçen programlarımızdan olduğunu

hemen belirtmek isterim. Bu

programımızı diğerlerinden ayıran

en önemli özellik, sektörel işbirlikleri

anlamında güçlü bağlantılara

sahip olmasının yanı sıra, eğitim

kadrosunun da yine ilgili sektörde

fiilen çalışan kişilerden oluşuyor

BİR İLKİ GERÇEKLEŞTİRDİK

Kültür Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı Başkanı Pelin Tuna,

konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Kariyer Koçluğu ile sektörün

önemli isimleri tarafından verilen Sertifikasyon Programı kapsamında verilen

eğitimler ve mezuniyet sonrası bu alanda devam etmek isteyen öğrencilerimize

iş imkanı sağlamakla, Vakıf Üniversiteleri içerisinde bir ilki gerçekleştirdik.”

olması, tercih edilmesinde önemli

bir faktör oluşturmaktadır.

Turizm ve Otel İşletmeciliği

programında eğitim gören

öğrencilerin tamamına yakınına

staj yeri bulmada destek olmakta

ve öğrencilerini mesleki hayata hızlı

bir şekilde hazırlamaktadır. Bundan

sonraki süreçte her bir öğrenciye iş

garantisi imkanı hazırlayacak sistem

hedeflenmektedir.

Turizm ve Otel İşletmeciliği

programı olarak İstanbul

Kültür Üniversitesi’nin

özellikle eğitim ve eğitim

sonra istihdam süreci

açısından farkları nelerdir?

Öncelikle 2017 itibariyle sektörün

ihtiyaçları

doğrultusunda,

öğrencilerimizin en hızlı şekilde

istihdam olmalarını sağlamak

amacıyla derslerimizi güncelledik.

Profesyonel Otel Yöneticileri

Derneği (POYD) Yönetim Kurulu

Başkanı Muhammet Murat Cüntay

ile imzalanan protokol çerçevesinde

öğrencilerimize eğitimlerinin en

başında kariyer koçluğu, sektörün

önemli isimleri tarafından verilen

sertifikasyon programı kapsamında

verilen eğitimler ve mezuniyet

sonrası bu alanda devam etmek

isteyen her bir öğrencimize iş imkânı

sağlayarak vakıf üniversiteleri

içerisinde bir ilki gerçekleştirdik.

Öğrencilerimizin aldıkları teorik

bilgileri pratiğe dönüştürmeleri

ve kendilerini geliştirebilmeleri

için derslerin bir kısmı Dedeman

İstanbul Hotel, Wyndham Hotel

Groups gibi otellerde uygulamalı

olarak yapılmaktadır.


Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

geziyorum

MANAS RÜYASINDA HALİÇ’İ GÖRDÜ MÜ ?

14

Sevda YILGAZ

5 yıldızlı otelin zarif resepsiyonu: “Sizi terasa alalım 15 dakika sonra yanınızda olacak müdürümüz”

diyerek nazik bir bellboy eşliğinde çatı katına yönlendirdi beni . Aman Allah’ım neredeyim ??

Levni’nin Surnamesini resmettiği Tersane

Bahçesi köşkünden sünnet şenliğine,

Melling’in tablolarında Hatice Sultan’a

duydugu aşka girdim birdenbire. Lale

devrindeyim. Ah.. İşte tam o zamanlara

bakıyorum, tentesi kırmızı Haliç‘in

iki kıyısı arasında seyreden Pereme

dedikleri kayık bu olmalı. O geçiyor !

Pereme dedikleri kayık

bu olmalı!

Fırsat bu ya, Evliya Çelebi’nin “cennet

bahçeli yüksek binalarla süslü şirin

kasaba “diye tarif ettiği Haliç’e, o

zamanki zarif köşkleri, bahçeleri , yalıları

konduruyorum göz ucumla. Sütlüce’ye

varmak için yola çıktığımdan beri,

Cuma trafiğinde nasıl karşıya geçeceğim

düşüncesi ve stresinden eser kalmadı.

Dinginlikte, 16.yy dayım. Havasının ve

bitkisinin güzelliği süte değer kattığı

için “Sütlüce” yani Rumca süt manasına

gelen Galetia demişler bölgeye.

Halâ o doğallık hissediliyor,doyumsuz

eskiyi hissettiren manzarada şoktayım.

(Müdür bey gecikse keşke )

Cam korkuluk tarihe dokunmamı

engellemiyor. Altın Boynuz adının

hikayelerini düşünüyorum, benim

iki tanesi hoşuma gider; Roma

İmparatorluğu döneminde altın yüklü

gemilerin boynuz şeklindeki Haliç’de

battığı rivayeti. Diğeri mitolojik ; Megaralı

Kral Byzas’ın annesi rahibe İo, Zeus ile

aşk yaşar, Zeus’un eşi baş tanrıça Hera

bunu farkeder ve İo’yu boynuzlu ineğe

çevirir. İneğin başına bir sinek musallat

olur. Kaçarken, sinekten kurtulmak

için başını sağa sola sallar. Boynuz

oradan oraya vurur ve toprak parçaları

birbirinden ayrılır. Derin yarıklar Haliç’i

yani Altın Boynuz’u oluşturur.

Bu düşüncelerle manzarayı

fotoğraflarken yakınlaşan görüntüde

muazzam bir heykel belirdi, kim

olabilirdi ?

Bu heykel kimin

olabilirdi ?

2.Abdülhamit olabilir miydi? Padişah

ilan edildiğinde Eyüp ‘te kılıç kuşandı.

Donanmaları idare etti. Fatih Sultan

Mehmet’e de yakışır elbette. Otağını

kurduğu, savaş ganimetlerini dağıttığı

bölge burasıydı. Kızaklarla kuşatmanın

kontrol noktalarından biri de burası

mıydı acaba ?

Teras pub çalışanları, bir ay kadar

önce şaşalı bir törenle açılış yapıldığını

söylediler fakat ne olduğuyla ilgili

bilgileri yok . (Pek ilgi çekmemiş ) Artık

meslektaşım gelebilirdi. Zira ben

bu at üzerindeki süvariye takıldım,

nihayetinde işinin piri müdürüm geldi.

Sektörel muhabbetimiz sonunda

heykelin bir Kırgız kahramanına ait

olduğunu öğrendim ve otele 20 adım

mesafedeki parkta buldum kendimi.

Manas

Manas Destanı; Türk Bozkır

medeniyetinin kültür abidesi niteliğinde

dünyanın en uzun destanıymış . Manas

daha beşikte iken konuşmaya başlamış,

büyüyüp delikanlı olunca Çinlileri

yenmiş.

İki kez ölmüş geri gelmiş, üçüncü de

ebediyete intikal etmiş. Rüyasında Haliç’i

görmediğine göre ne işi var burada ?

Haliç-Sütlüce ve civarında kentsel

dönüşüm aracılığıyla bölgenin

yeniden canlandırılması hedeflenerek

üniversiteler, kongre merkezi, markalı

oteller, ofisler, rezidanslar burada

yoğunlaştı. Miniatürk, tema parklar

bahçeler, renkli modern güvenilir

yürüyüş parkurları, bisiklet yolları

etkileyici güzellikte fakat; bu tarihi hazine

değerindeki semt yerel kimlik değerlerini

gözeten bir modelin uygulanmasıyla

başarılı olacaktır. Bölge ile ilişkisi olmayan

Manas Destanı’nın buraya taşınması,

sosyolojik ve tarihi anlamda bakıldığı

zaman, topluma verilmek istenen “Kırgız

Türkleri” mesajını kitlelere ulaştıramaz.

Kırgız destanı Manas’ın ve bu değerli

yapıtın, bir gün anlamını bulacağı doğru

bir yere yerleştirilmesini diliyorum.

(Bu güzelliği yaşamak için Sütlüce’ de

Lazzoni Hotel terasından seyre dalıp,

Haliç kıyısında gezinti yaparken heybetli

MANAS anıt heykelini de görebilirsiniz )


15 geziyorum

Sayı:

8 Yıl: 1 / Ekim 2017 www.hotelgazetesi.com

Sinop mu güzel,

Zonguldak mı?

Remzi YILMAZ

Sinop ziyaret

ettiğimiz 40. kentti. Tabi

otelimize yerleşip, prosedürleri yerine

getirdikten sonra, bize kalan kısa zaman

içinde her gittiğimiz yerde olduğu gibi

Sinop’ta da bazı önemli yerleri gezdik. Tabi

ilk durağımız, Sinop denince ilk akla gelen

Sinop Hapishanesi oldu.

Yine gençlik yıllarımda çalıp söylediğim

“Eşkıya Dünyaya Hümüdar Olmaz” ve

“Aldırma Gönül” türkülerinin sözlerini yazan

Sabahattin Ali’nin yattığı bu hapishaneyi

ziyaret beni oldukça heyecanlandırdı. Belki

araştırsak daha önce de öğrenebilirdik ama

Sabahattin Ali’nin o şiirde sözünü ettiği

kahramanın hikayesini de öğrenmiş olduk.

Hapishaneyi gezerken cezaevinin

hoparlöründen ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar

Olmaz’ türküsü çalıyordu. Bu da görevlilerin

Fair Play Kervanı’na küçük bir jestiydi.

Kısacası benim gençlik yıllarıma dönmem

için her şey ayarlanmıştı sanki.

Sabahattin Ali, Sinop Hapishanesi

denince ilk akla gelen isimdir benim için.

Hapishanenin avlusuna burada yatan

ünlülerin isimleri yazılmış. Kimler yok ki?

Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Refii

Cevat, Burhan Felek, Kerim Korcan, Osman

Deniz, Zekeriya Sertel gibi yazar ve şairler

burada yatan ünlülerden bazıları.

Nazım Hikmet’in de Sinop Cezaevinde

kaldığı söylenmekle birlikte bu konuda bir

belgeye rastlanmamış.

Sabahattin Ali’nin şiirinde hikayesini

anlattığı kişi Sandıkçı Şükrü için yine avluda

bir yazı var. Hikayeyi okurken türkünün tüm

satırları, hem de müziğiyle bir bir aklımdan

geçti. Öylesine acı, öylesine ibret dolu ki..

Hapishanenin avlusunda ve koğuşları

Başlık biraz ilginç gelmiş olabilir.. TMOK Fair Play Kervanı olarak Sinop’a

yaptığımız ziyaret, beni ortaokul-lise yıllarına götürdü. Kastamonu Göl

Öğretmen Okulu’nda yatılı olarak okurken, o zamanlar Zonguldaklı biri olarak Sinoplu

öğrencilerle sürekli hangimizin memleketinin daha güzel olduğunu tartışırdık.

gezerken karmakarışık duygular yaşadım

Sonunda Sabahattin Ali’nin yattığı odasını

görünce içim biraz olsun rahatladı.

Çünkü yatağı, sazı ve odanın girişindeki

resmi, onun diğer mahkumlardan farklı

bir muameleye tabi tutulduğu izlenimi

veriyordu. Bugünlerde yazarların fuarlara

sokulmadığını, kültür aktivitelerinin

protesto edildiğini düşünürsek, o dönemde

bile bir şaire kıymet verildiğini, üstelik

dönemin en korkunç hapishanesinde

bile ayrıcalık tanındığını görünce nereden

nereye diye düşünmeden edemiyor insan.

Avluda bir de 1953 yılında burada yatan

idam mahkumu Hüseyin Pehlivan’ın

hikayesi var ki, tam örnek alınacak türden.

* * *

Sinop sadece hapishaneden ibaret değil

tabi ki. Araştırmalara göre Türkiye’nin en

mutlu insanlarının yaşadığı bu kent, adeta

başka bir çağda kalmış. Belki de mutlu

olmalarının sırrı burada diye düşünmeden

edemiyor insan. 2016 yılında merkez

nüfusu 61.708 olan Sinop kentinde trafik

lambası yok. Belediye Başkanı Baki Ergül

bunu, ‘Herkesin birbirine saygı duyduğu

bir kent olduğu için gerek duyulmuyor’

sözleriyle açıklıyor.

Baki Ergül, eskiden insanların Sinop’un

yol üstü bir kent olmamasından dolayı

geri kaldığını ve halkın bundan dolayı

hayıflandığını, ancak günümüzde ise iyi

ki böyle olmuş, yoksa bugünkü halimizi

koruyamazdık dediklerini anlatıyor.

Sinop belediye Başkanı Ergül, Türkiye’nin

en kuzey noktası, en yeşil bölgesi,

ormanlarıyla, plajlarıyla tam bir huzur

kenti görünümünde olan Diyojen’in

Sinop’una yapımı planlanan nükleer

santral projesinin de mahkemece

durdurulduğunu söyledi.

Başkan Sinop’un suyunun en temiz

sulardan biri olduğunu ve evlerde musluk

suyu içildiğini belirterek, bize de kendi

sürahisinden musluk suyu ikram etti.

Sinop’un en çok ilgi gören yerlerinden

biri de tam bir doğa harikası Hamsilos

Koyu. Çam ormanlarıyla kaplı ve denizin

ormanın içine kadar girdiği bu bölge,

nasıl olduysa korunmayı başarmış. Koyun

bir tarafı balıkçı tekneleriyle dolu. Piknik

alanlarının yapıldığı ormanlık alana araç

girişi yasaklanmış. Bizim ziyaretimiz Ekim

ayında olduğu için fazla kalabalık değildi.

Ancak yazın burasının yerli ve yabancı

turistlerle dolup taştığı söyleniyor.

Türkiye’nin balık ihtiyacının büyük bir

bölümünün karşılandığı Sinop’a gidip te

balık yemeden olmazdı. Deniz kenarında

simit ve çayla açlığımızı yatıştırdıktan

sonra, akşam Sinop Üniversitesi görevlileri

bizi bir balık lokantasına götürdüler. Orada

yediğimiz balığın lezzetini daha önce

de tatmıştım ama, restaurant sahibinin

ikram ettiği kabak tatlısını hiçbir yerde

bulabileceğimi sanmıyorum.

Konakladığımız Üniversitenin işlettiği

Ahmet Muhip Dıranas Uygulama Oteli’nin

restaurantında da ilk defa cevizli Sinop

Mantısını tattık. Ekipte bulunan Kayserili

dostumuz Prof. Dr. Hürmüz Koç, şefe

‘bizim mantıyı ne kadar süsleyip sunsanız

da Kayseri Mantısı ile yarışamazsınız’ diye

takılsa da bu lezzet de unutamayacağım

tatlardan biriydi.

İkinci günün akşamı dönüş için yola

koyulduğumuzda, yine ortaokul-lise

yıllarındaki Sinoplu arkadaşlarımızla

yaptığımız sonu gelmez tartışmalar geldi

aklıma.. Sinop mu güzeldi yoksa benim

o zamanki memleketim Zonguldak mı?

Kendi kendime ‘Sinop daha mı güzel

ne? diye düşündüm ve o tartıştığım okul

arkadaşlarımdan birine rastlasaydım,

‘Sinop daha güzelmiş’ diye itiraf ederdim…

(Bartın’ın Zonguldak’tan ayrılıp il

olmasıyla artık Bartınlıyım)


Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

geziyorum 16

Wiener

Schnitzel

&

Sazlburger

Nockerl

Yusuf BAYIRLI

Burada zaman sanki durmuş gibi, sanat eseri ve tarih kokan şehirlerin tam ortasında

nefes alıyorsun… Tarih ve sanatın göz bebeklerinden biri Viyana diğeri ise Salzburg.

Bin yılı aşkın bir süredir sanat merkezliği

yapan, her köşesi tarih kokan ve tam

da merkez Avrupa’nın kalbinin attığı yer

burası olmalı. ’’Wiener Schnitzel’’ yemeden

Viyana’dan kesinlikle ayrılmamalı! Bu

Schnitzel nedir ve neden yenmeli? Yok,

hayır yanlış biliyorsunuz diyebilirim,”bunun

orjinali domuz etindendir aman bu yenir

mi? sakın ha!” diyen sesleri duyuyorum; siz

siz olun orjinal Wiener siparis edip tadını

çıkarın.

Orjinal Viyana Schnitzel buzağı etinden

yapılır, evet doğru okudunuz, domuz

değil buzağı etinden. Et çok ince olana

kadar dövülür, neredeyse kağıt kalınlığına

getirilir, sırayla un yumurta pane harcına

bulanır ve tavada yüksek ateste ördek ve

tereyağı ile her tarafında 2 dakika tavada

damak zevkinin zirvesine ulaşıncaya

kadar kızartılır. Sonuçta pamuk gibi bir

et sunulur. Size bir tavsiyemiz var ’’Toni’s’’

kesinlikle modernleştirilmemiş ve eski usulü

aklınızı başınızdan alacak salaş lezettler

yaratıyor. ’’Kaiserschmarren’’ diye bir tatlı

serüveni yaşamadan Viyana şehrinden

uzaklaşmıyoruz. Tatlı üzümlü, yoğun erik

kompostolu, tatlı bir omlet tarzında da bir

ziyafet şölenini, ister öğle yemeği, ister tatlı

yerine yiyebilirsiniz.

Özellikle yoğunluğu nedeniyle bir öğün

yerine geçmesi kalori tasarrufu peşinden

koşanlar için idealdir. Yeni Kalenin ’’Neue

Burg’’ önünde Mozart heykeline saygı duyup

yolumuza devam ediyoruz, bilinçli yada

bilinçsiz olarak hepimiz bir telefon bekleme

kuyruğunda muhteşem bir Mozart eseri

%100 dinlemişizdir. Dünya Müzesi çıkışı

etrafını saran Gül Bahçesi kendini yaşayan

halka adamış gibi duruyor. Viyana; Opera,

Bale ve Tiyatroları ile insanları büyüleyip tarih

açısından hiç ilerlemiyormuş gibi kendini

göstermeye çok açık bir şehir. Bir gelip

baksanız tarih sanki sizi James Watt öncesine

atmış gibi oluyor. Tren yolculuğu mu yoksa

5* Hotel konaklaması mı? Yok hayır Viyana-

Salzburg arası en uygun ekonomik fiyatı

olan demir yolu ulaşım şirketi ’’Westbahn’’

dan biletlerimizi alıp Salzburg’a doğru yol

alıyoruz. Biletler inanılmaz ekonomik ve

devlet desteği ile halk demir yoluna karşı

inanılmaz sempatik, samimi & güler yüzlü,

havayolu şirketinde business uçsanız daha

fazla ilgi göremezsiniz, bundan kesinlikle

emin olun...

Salzburg adını ’’Tuz ve Kale’’ kelimelerinden

alıyor. Eski zamanlarda tuz ticaretinin

merkezi olan Salzburg bugün de sihrinden

hiç bir şey kaybetmemiş gibi poz veriyor.

Mozart’ın muhteşem doğum binasına

ev sahipliği yapan Salzburg şehrinin her

köşesinde Mozart için adanmış çikolata

kaplı, badem ezmeli ikinci dolgu sonrası

merkezi bir antep fıstığı ezmeli olan ve

orijinal adı ’’Mozart Kugel’’ olan Mozart

toplarını bulabilirsiniz. Bu eşsiz lezzet

kendi yerinde mutlaka tadılmalı…

Bir de ’’Sazlburger Nockerl’’ diyelim...

Hayatınızda hiç bu kadar hafif bir tatlı ama

dolu dolu lezzet yediniz mi? Cevabınızı

çok merak etmiyor değilim…’’Sacher’’

pastasını kaymaklı ve Wiener Melange

kahvesini içmeden tarih ve ziyafet şölenini

taçlandırmadan hiç bir yere ilerlemiyoruz.

Salzburg şehri tam bir gövde gösterisi

olarak kendisini sergi olarak sunuyor.

İki bin yıla yakın bir tarihi dokusu ve

tuz ticaretinin merkezi olarak tanınan

ve bilinen Salzburg. Şehrin merkezinde

bulunan onlarca kilise ve bu kiliselerin

farklı mı farklı mezheplerden olduğuna

inanmak çok güç... Viyana’dan Salzburg’a

kadar anlatılan Avusturya tarihinde bir

şekilde hep ’’Çılgın Türkler’’ söz konusu

olmuş. Nasıl bir çılgınlıkmış evet taaaa

Avusturya’ya kadar gidip orada yenilgiye

uğrayıp ve geri gelmek yada Avusturya

o dönemde neydi yada kimdi… Tarihi

mutlaka araştırmanızı tavsiye ederim.

Kültür ve saygınlıklarını inanılmaz

derecede iyi koruyorlar, sahip çıkıyorlar

ve sürüdüyüyorlar. Aynı zamanda böylesi

kültürü ve sanatı dünya üzerinde yayılmış

bir ülke söz konusu. Resmi dili Almanca

olan Avusturyalıların o kadar tatlı şiveleri

var ve yazı olarak da bunu kullanılıyor ki

inanılır gibi değil...

Almanya’nın Bavarya eyaleti lehçesine

yakın olsa ve siz bu şiveye hakim olsanız

bile onlar yine bir fark çıkarırlar. Ama

rahat olun,sizin onları anlayamayacağınızı

düşünürler ve samimi bir dil ile size cevap

verirler.

Aşk Paris’te yaşanır diye bilinir ama

şunu eklemek isterim; aşk Paris’te

yaşanabilir, ama başlangıçtan sonra

Viyana ya da Salzburg’tan mutlak geçmiş

olmalıdır yada geçmelidir. Rüzgar

sizi her nereye götürmeye çalışır ise

korkmayın, yelkenlerinizi açın ki rüzgar sizi

götürebilisin.

Bir sonraki yazmız hayırlısı ile taaa

uzaklardan…

Saygı & Sevgi ile Gezin Saygılarımla


17 inceleme

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

TÜRKÇE REHBERLİK YASASI

Bu olaya iki gözümle ayrı ayrı bakmak zorundayım.

1) Rehber gözüyle (Cumhuriyet gazetesinde 6 sene

köşemin adı da buydu-bknz resim)

2) Acentacı gözüyle

1) Rehber gözüyle Türkçe Rehberlik;

An itibarı ile Türkiye’de 11.000 kokartlı rehber

bulunmaktadır. Bu rakam, ihtiyaç duyulan rehber

sayısının neredeyse 7-8 katıdır. Geçimini sadece

rehberlikten sağlayan meslektaşlarımız, hele ki turizmin

ve turist sayısının dibe vurduğu bu günlerde gerçekten

zor durumdadırlar.

Öncelikle Rehber ücretlerinin çokluğundan yakınan

acentacılara şunu hatırlatmak isteriz; Bizler 365 gün

çalışan, işi hazır, sigortalı, maaşlı elemanlar değiliz.

Çoğumuz, senede 8-10 tur ile tüm hayatımızı idame

ettirmek, ailemize bakmak zorundayız. Yaz aylarının

sıcağında, kış aylarının soğuğunda ailemizden ayrı 24 saat

iyi bir rehberlik hizmeti vermek, ülkemizi en iyi şekilde

tanıtmak için çabalıyoruz. Futbolcular gibiyiz. Sağlığımız

iyiyse iş görüyor, para kazanabiliyoruz.

Bu durumda Türkçe Rehberlikte ısrar eden turizmcilere

şunu da sormak isteriz; 11.000 Rehber Türkçe bilmiyor da,

o nedenle mi bu Türkçe Rehberlikteki bu ısrarınız? Zaten

bizlerin yeterli iş bulamama, geçinememe, yevmiyelerin

azlığı, hatta tam ödenmemesi, bir çoğumuzun

sigortasının olmaması, acenta alacaklarımızın birikmesi,

rehber ücretlerinin “hanut karşılığında” mahsup edilmek

istenmesi gibi problemlerimiz var. Bunların yanı sıra bir

de bu yasanın çıkması bizlere büyük darbe vuracaktır.

Ayrıca, acentacıların ikide bir bizlerden “işçilerimiz” olarak

bahsetmesi hiç yakışık almamaktadır. Biz kimsenin

işçisi değil Turizmin emekçileriyiz. Çoğu zaman sizin

turunuzdaki aksaklıkları, hataları kapatanlar da bizleriz.

Bu durumda; REHBERLER HAKLI...

2) Acentacı gözüyle Türkçe rehberlik;

Acentacılıkta ne işler ne de kar marjları eskisi gibi değil.

Birkaç sene önce 2.000-3.000 olan seyahat acentası sayısı

şu an 10.000’leri geçti. Bu rekabet ortamında bizler de çok

zorlanıyoruz.

Bizler için Türkçe rehberlik şu bakımlardan gerekli;

- Ingoing olarak nitelendirilen, Türkler için yaptığımız

yurtiçi turlarda, Örneğin; günübirlik Maşukiye, Edirne,

Bursa turlarında illa yabancı dil bilen bir rehber alınması

gerekmiyor.

- Konaklamalı da olsa Doğa Sporları, Trecking, Termal,

Sejur, Kayak vs turlarında neden bir yabancı dil bilen

rehber arayışında olalım ki?

- Bu rekabet ortamında 7 Gecelik Karadeniz, Ege-Akdeniz

hatta Kapadokya turlarında, bir otobüste dosya karımız

2-3 bin TL’yi geçmemektedir. Yabancı dil bilen rehberin

günlüğü, bu durumda dosya karlarımızı aşmaktadır.

KİM HAKLI?

Turizm sektöründü son günlerin tartışma konularından biri de Türkçe

Rehberlik Yasası. Hem sertifikalı profesyonel Turist Rehberi, aynı

zamanda da Turizm Acentası sahibi Cem Polatoğlu, konuya ilişkin bir yazı

kaleme aldı. Deneyimli turizmci, konuyu hem rehber hem de acentacı

gözüyle incelediği yazısının sonunda, çözüm önerileri de sundu.

İşte Cem Polatoğlu’nun sektöre ışık tutacak yazısı:

- Neden bizler, oteller, restoranlar, otobüs firmaları

vs rekabetçi serbest piyasa ortamında fiyat verirken,

rehberlere fiks fiyat ödüyoruz? Nasıl biz daha iyi otobüse,

otele, yemeğe daha iyi fiyat ödüyorsak, daha iyi rehbere

de daha iyi rakam ödeyelim. Ancak mevcut olan, rehberlik

taban fiyatlandırma sistemindeki rakamlar, standart işler

için gereken rehberlik hizmeti karşılığında, acentalar için

çok yüksek maliyet oluşturmakta hatta dosya karlarının

üzerine çıkmaktadır.

Kısaca ve kabaca; Türkçeden başka yabancı bir dil

gerektirmeyen turda, rehber Korece bilse ne olur,

İngilizce bilse ne fark eder? Türkiye’de bir sürü rehberlik

okulu, üniversitesi açıldı. Buralardan mezun olan ama dil

bilmeyen gençler ne olacak? Bunlar çok daha ekonomik

şartlarda bizlerle çalışabilirler. Böylece, bu gün itibarı ile

işsiz olan bu arkadaşlarımıza da iş imkanı doğar.

Yabancı dil bilen rehberler, bir şekilde hayatlarını başka

sektörlerde de idame ettirme şansına sahiptirler. Ayrıca,

görüyoruz ki yabancı dil bilen rehberler, yabancı turist yok

ise bizim turlarımıza lütfen ve kerhen çıkıyorlar. İçlerinde

müşteriyi küçümseyenleri bile duyuyoruz. Oysa Türklere

rehberlik yapmak, yabancılara rehberlik yapmaktan çok

daha zordur. Çünkü yabancılar Türkiye’yi tanımadıkları

için bir çok şeyi “geçiştirerek” anlatmak mümkündür.

Ancak bir Türk gurubunda gidilen bölge hakkında yeterli

bilgi sahibi değilseniz, yabancı diliniz sizi kurtaramayabilir.

Maalesef bu durumları çok sık yaşıyoruz.

Bunun dışında, Rehberlerin bir yada birden çok yabancı

dil biliyor olması, kendi iş hacimlerinin ve kazançlarının

artmasını sağlar. Ama asla acentaların değil.

Bunların dışında rehberlerin platformlarında okuduğumuz

üzere acentacıları, “Cahiller ordusu, iki tur yapan kendisini

bi halt sanıyor, ilkokulu mezunu adam acenta açabiliyor.

Düşünün artık” gibi küçümseyici cümleler acenta

sahiplerini üzmektedir

Bu durumda; ACENTACILAR HAKLI ...

Bunlar Rehber ve Acentacı arkadaşlarımızın “kendi

pencerelerinden” olaya bakış açılarıdır. Ben ise

TÜRSAB’taki 600’e yakın Rehber-Acentacı’dan biriyim. Ve

bu, aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumuna

üzülüyorum.

Peki ÇÖZÜM?

Çözüm masada. Sorunu kendi platformlarımızda

hakaretlere varan yazışmalar veya seçimlerde meze

yaparak çözemeyiz. Masaya, Rehber ve Acentacıların

dışında duruma her iki taraftan da bakabilen Rehber-

Acentacılar da dahil olmalı. Örneklerle yurtdışında,

İspanya, İtalya, Yunanistan, Amerika hatta Mısır ne

yapmış? onlara bakılmalı, ama mutlaka bir orta yolu

bulunmalıdır. Bulunacaktır da...

Adnan

UZAN

En Büyük sınavımız Kış

Guzel diye nitelendirdiğimiz bir sezonu da

geride bıraktık sayılır.

Kimine göre o aklar yoğun kimine göre de

eh işte dilen bu sezonda herkes bir yerlere

saldırarak adeta oda kapma savaşı ve oda

açma savaşları resmen boy gösterdi.

Tecrübesizlikler diz boyu boy gösterirken,

biz Türklerin en sevdiği yakalamışken

öpmenin de tadını gayet güzel çıkarttılar.

Eyvallah diyelim..

Ancaaaak şöyle bir durum var, daha önceden

de feryat figan dile getirdiğimiz ve halen bir

şeyleri düzeltme cabalarımıza bu yoğunluk

içeresindeyken ne oldu? Tecrübesiz

elemanla hizmet verme savaşı, akraba eş

dost kıyağı derken, bu sezon skandallarla,

hata düzeltmelerle, beceriksizliklerle de

uğraştıran bir sezon oldu.

Peki, bunun önüne nasıl geçilecek, nasıl

bir çözüm bulunacak, halen ortaya

konmuş değil. Temel Eğitimin esas olması

gerektiği sektörümüz de Turizm Meslek

Lisesi okullarında yada üniversitelerin de

etkinlikler, söyleşiler ile gençleri ve bu

sektöre heves eden gençlerimize yatırım

yapılmasını savunuyorum şahsım adına.

Daha şimdi bile aramızdan Turizmden artık

boğularak kaçar adımlarla sektör değiştiren

arkadaşlarımız varken, yenilerini nasıl

kazandıracağız, bunu bulmalıyız acilen.

Kış sezonunun kayıp değil, bence bu

tur oluşumlarla kazandırılması, kışı yaz

için adeta taze kan için yatırım olarak

değerlendirsek doğru olmaz mı?

Çünkü gördüğünüz gibi kısın da nasıl

geçeceğini kimse bilmiyor ve artık hiç bir

periyodu kestiremez olduk. Bu da tabii ki

gene işçi çıkartmalarına, kapanmalara ve

gene rengârenk güzel dedikodulara saha

hazırlamaktır.

Yani demem o ki dostlar; kış geldi çattı, boş

durmamak, eksik yönlerimizi tamamlamak,

amacın sadece odanın dolmuş olması ya da

bir rezervasyon yapmış olmak değil, kazançlı

işi verimli ve sürekliliğini düşünerek hareket

etmeyi öğrenmemiz gerek artık. Artık

havucu kafasıyla bu işlerin yürümediğini,

eş-dost-akraba kafasıyla bu hizmetlerin

verilmediğini, verilse bile hizmetin ortada

olduğunu ve kan kaybedildiğini anlamamız,

anlatmamız gerek…

Hoş geldin kış, hoş geldin sorumlulukların

mevsimi…


Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017 www.hotelgazetesi.com

18

~

egitim

Asım

TOPÇUOĞLU

Laleli Otelciler Platformu’ndan

Gençliğe Yatırım Projesi

HARASE

Zülfü Livaneli’nin, Ortadoğu’da İşid’in Ezidi Halkına

yaşattığı zulmü anlatan “Huzursuzluk” romanında ‘vay

be bu kadar da olur mu?” demeden duramıyorsunuz...

Bu sürükleyici romanın bir bölümünde bilge bir kişiliğin

yaptığı tespit ise çok yerinde olmuş. Şöyle diyor o

bilge: “Harese nedir bilir misin oğlum? Arapça eski bir

kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri

buradan türemiştir.

Develerin çölde çok sevdiği bir diken vardır. Deve,

dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı, dikeninkiyle

karışınca; bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça

yer, bir türlü kendi tadına doyamaz… Ortadoğu’nun

adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında

kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından

sarhoş olur...” Bu çok doğru bir tespit.

İstanbul Üniversitesi Turizm Otelcilik Meslek Yüksekokulu

ve Turizm İşletmeciliği öğrencilerine düzenlenen panelde,

öğrencilerle mesleki kariyerleri için hedef planlaması yapıldı

Bence, bizim ülkemizdeki rant tutkusu da buna paralel bir

hareket. Anadolu’nun köylerinde ve küçük beldelerinde

yaşayan toplumlar farkında olmadan yavaş yavaş büyük

şehirlere dolaylı olarak göç ettiriliyor.

Kırsal kesimin iticiliği ve kentin çekiciliği birbirini

tamamlayan karşılıklı etkileşim içinde olan ve bir

araya geldiklerinde nüfusu hareketlendiren etkenler.

“İstanbul’un taşı toprağı altındır”gibi anonim deyişler

biçiminde kendini belli eden kültürel öğeler de

diğerlerinin yanı sıra kentin çekiciliğini artırarak, kente

olan büyük göç akımını pekiştirmiştir.

Yani devenin çölde sevdiği diken tadında, modern yaşam

tutkusu, ekonomik rahatlık, sosyal zenginlik, kolay iş

bulabilme, hızlı ulaşım(!) , eğitim olanakları, tüketme

arzusu ve terörden kaçış gibi çoğaltılabilen birçok örnek…

Dolayısıyla bunları yaşamak için gelen toplumlar,

doğup büyüdükleri yerleri bırakarak üretmedikleri için

topraklarını verimsizleştiriyor ve geldikleri şehirlerin

toprak, arazi değerlerinin yükselmesine sebep oluyorlar.

Bu da belli bir kesimin ağzını sulandırarak, rant arzularını

kabartıyor. Ve yapılan binalar tekrar tekrar yapılıp yıkılıp

‘kentsel dönüşüm’ adı altında tekrar millete kakalanıyor.

Kendisine “Sen böyle bir yerde yaşamayı hak ediyorsun”

dendiği için, hem bu rantçıların tutkusuna alet olunuyor,

hem de insanın nefes almasını sağlayan doğa da parça

parça katlediliyor, kültürler de yok ediliyor… Her zaman,

hikayesi olan mistik sokaklara özlem duyuluyorsa, doğal

köy yaşantısına da olduğu gibi, karar verilirken tekrar

tekrar düşünülmeli.

Bununla paralel “sen üretme tüket “algısı da oluşturularak

bir model yaratılıyor, insanlar da belli aralıklarla bu

modele alıştırılıyor ve “sende öyle yapmalısın” imajı

verilerek herkes adeta kopyalanıyor. Yediği, içtiği, giydiği,

kullandığı her şey buna göre planlanıyor. Ve insanoğlu

bundan çok zevk alıyor ve değişikliği sürekli istiyor. Ama

üretemiyor!

Yani ülkemiz insanı kendi kendini yok ediyor, farkında

bile olamadan…

Bu harese ya bir an önce bitmeli ya da bitmeli!

Laleli Otelciler Platformu, İstanbul Üniversitesi’nin Turizm Otelcilik

Meslek Yüksekokulu ve Turizm İşletmeciliği bölümü öğrencilerine bir

panel düzenledi. Üniversitenin Turizm Kulübü Danışmanı Tolga Akgün ve

Kulüp Başkanı Berna Pala’nın daveti üzerine düzenlenen etkinlikte, Laleli

Otelciler Platformu yönetim kurulu üyeleri ile öğrenciler biraraya geldi.

ÖĞRENCİLERE İŞ OLANAĞI

İstanbul Üniversitesi adına Turizm Kulübü

Akademik Danışmanı Tolga AKAGÜN, Turizm

İşletmeciliği Kulüp Başkanı Berna PALA ve

Kalya Mutfak Sanatları Akademisi’nden Chef

Cavit ÜNAL’ın katıldığı organizasyona, Laleli

Otelciler Platformu adına Başkan Tarkan Akyüz

(Grand Ant Hotel

Ayhan Hacıbektaşoğlu (Barın Hotel), İkbal

Yiğitalp, Tuba Yigitalp (Yigitalp Hotel), Mustafa

Kılıç (The Parma Hotel), Duygu Sönmez Özçer

(Wyndham Istanbul Old City) ve Ercan Çelik

(Hilarium Hotel) iştirak etti.

Turizm Sektöründeki gelişmelerin tartışıldığı

panelde öğrencilerin sektörle ilgili sorularını

yanıtlayan platform üyeleri, ayrıca öğrencilerle

sektörün durumu hakkında bilgi ve tecrübelerini

paylaştılar.

Platform Yönetim Kurulu Üyeleri, genelde sohbet

havasında geçen panelde, öğrencilerin imkanları

değerlendirilip kariyer planlaması yapabilmeleri

için kendi deneyimlerinden örnekler verdiler.

Ayrıca öğrencilerin önümüzdeki staj döneminde

Laleli Otelciler Platformu üyesi otellerde

çalışmaları için bir protokol imzalanırken, taraflar

önümüzdeki günlerde çeşitli projeler üzerinde

çalışarak bu işbirliğinin daha da geliştirilmesi

yönünde karar aldılar.


19

~

egitim

Sayı:

İSTESOB’DEN SERTİFİKA TÖRENİ

8 Yıl: 1 / Ekim 2017 www.hotelgazetesi.com

Hüseyin

ASLAN

HASANKEYF CITTASLOW

ÜYESİ OLMA YOLUNDA

İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin (İSTESOB),

İstanbul Otel Motel Kamping Pansiyoncular ve Benzerleri

Esnaf Odası ile birlikte düzenlediği, ‘Dezavantajlı Grupların

Ekonomik ve Sosyal Hayata Kazandırılması Projesi sona erdi.

1 Kasım 2016 tarihinde başlatılan proje

kapsamında bir yıl boyunca bir çok meslek edinme

kursları, genel beceri eğitimleri ve girişimcilik

eğitimleri düzenlendi.

Projenin kapanış töreni, Ekim 2017’nin son

haftasında Bayrampaşa’daki Wish More Hotel’de

gerçekleştirildi. Törende bir konuşma yapan

İSTESOB Yönetim Kurulu Başkanı Faik Yılmaz,

projenin olumlu yansımalarına değindi. Bugüne

kadar yapılan bir çok meslek edinme, genel beceri

ve girişimcilik kurslarında katılımcıların farklı

alanlarda eğitilerek yetişdirildiğini belirten Yılmaz,

verdikleri destekten dolayı Küçükçekmece Mesleki

Eğitim Kurumuna, İSTESOB çalışanlarına, proje

koordinatörlerine ve ortaklarına teşekkür etti.

İstanbul Otel Motel Kamping Pansiyoncu ve

Benzerleri Esnaf Odası Başkanı Ahmet Yaşar ise,

projenin sonlandırılmasına rağmen bundan sonra

da katılan adaylara destek olacaklarını belirtti.

Yaşar; ‘’Gerçekleştirdiğimiz proje zordu. Ama biz

zor olanı başardık. Çünkü kursiyerlerimiz bize

inandı, inanarak bizi tercih ettiler. Artık onlar

işlerinin öncüsü oldular. Biz her zaman arkanızda

olacağız.” diye konuştu.

Program sertifika dağıtım töreni ile sona erdi.

Yapılan sınavlarda başarılı olan kursiyerlere proje

belgesinin yanı sıra, Milli Eğitim Bakanlığının

onayladığı belgeler, girişimcilik eğitimlerine

katılanlara ise girişimcilik sertifikaları dağıtıldı.

Hasankeyf Kaymakamı Faruk Bülent BAYGÜVEN ile

Belediye Başkanı Abdulvahap KUSEN'in ortaklaşa

yürüttükleri bir proje sonucunda 1 yıl önce Cittaslow

Üyelik başvurusu yapıldı.

Bir yıl önce yapılan başvuru üzerine Hasankeyf’in Cittaslow

başvurusunu yerinde incelemek üzere Cittaslow Genel

Başkan Yardımcısı, Türkiye Onursal Başkanı, Seferihisar

Belediye Başkanı M. Tunç SOYER ve Cittaslow Bilim

Komitesi üyesi Prof. Dr H. Rıdvan YURTSEVEN, ilçemizde

incelemelerde bulunmak üzere Batman’a geldiler.

Hasankeyf , eşsiz doğası ve tarihiyle Cittaslow adaylığı

kapsamında. Hasankeyf’in sular altında kalacak olması

nedeniyle kaybedeceği zenginlikleri var tabii ki ama yeni

kurulacak Hasankeyf’i turizmin vazgeçilmez şehir olacak.

Yeni Hasankeyf’te, Cittaslow’un kriterleriyle, olağanüstü

tarihsel mirası ve kültürel değerleri nasıl koruyabiliriz,

dezavantajları avantaja nasıl çeviririz konusu üzerinde

çalıştık.

En önemlisi, Kaymakam Faruk Bülent Baygüven ve

Belediye Başkanı Abdulvehap Kusen’in kararlı ve örnek

liderlikleri içimizi aydınlattı. Hasankeyf halkının geleceğini

belirlerken yapacakları katkının çok verimli olacağına

inandık. Hasankeyf’in önünde uzun ve meşakkatli bir yol

var ancak, parlak bir gelecek kurmak için sahip oldukları

potansiyel engelleri aşacak tüm imkanlara sahip.

Hasankeyf ilçemiz bilindiği gibi 12000 yıllık tarihi bir

geçmişe sahip olup Cittaslow'un ana kriterlerini taşımakta

ve bu kuruluşa üye olabilecek tarihi mirasa, kültüre

ve birikime sahiptir. Yeni Hasankeyf'in vizyon bir ilçe

olacağı inancındayım, burada ciddi kamu yatırımları var.

Hasankeyf Türkiye'nin Cittaslow'u ve dünya turizminin

yıldızı olma yolunda… İki yıl sonra Hasankeyf ülkemizin en

önemli turizm merkezi haline gelecektir.

Yönetici

Kadınlar

Grand Anka

Hotel’de

toplandı

İstanbul’daki otellerin kadın

yöneticilerinin bir araya gelerek

oluşturduğu ‘Yönetici Kadınların

Sesi’ grubu, ekim ayında bir

araya geldi. 2016 yılındaki

dönemde krizin aşılmasına

destek amacıyla kurulan grup,

Grand Anka Hotel’de yapılan

toplantıda, yapılan çalışmaların

sonuçları masaya yatırılırken,

2017 yılı değerlendirildi. 2018

yılı için neler yapılabileceğinin

de tartışıldığı toplantıda, grubun

gelecek dönemde daha etkin

organizasyonlar düzenlemesi

gerektiğine karar verildi.

Grubun sektördeki etkinliğini

artırmak için izlenecek yolların

belirlendiği toplantıda, sponsor

desteği için çalışmalar yapılması

da gündeme geldi.

Hasankeyf'in en kısa sürede Cittaslow üyesi olacağını

ümit ediyorum. Bu vesileyle; Hasankeyf’i hak ettiği bir

şekilde tanıtmaya çalışan ve katkıda bulunan Kaymakam

Faruk Bülent Baygüven, Cittaslow Türkiye Koordinatörü

Seferihisar Belediye Başkanı M.Tunç SOYER'e, Cittaslow

Bilim Komitesi Üyesi Prof.Dr H. Rıdvan YURTSEVEN'e,

Belediye Başkanımız Abdulvahap KUSEN'e, proje ekibime

teşekkür ederim.

Cittaslow Nedir?

Cittaslow 1999 yılında İtalya’da kurulan 30 ülkede 238

üyeye sahip, dünya çapında tanınan ve takip edilen bir

birliktir.

İtalyanca Citta (Şehir) ve İngilizce Slow (Yavaş)

kelimelerinden oluşan Cittaslow sakin şehir/yavaş şehir

anlamında kullanılmaktadır.

Cittaslow, şehrin dokusunun, renginin, müziğinin ve

hikayesinin uyum içinde, şehir sakinlerinin ve ziyaret

edenlerin zevk alabilecekleri bir hızda yaşanabileceği

kentlerin uluslararası birliğidir.


Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

bilisim 20

Oteller için

Sosyal Medya

Pazarlamasının

Gücü

Facebook ve Instagram’ın sık sık yaptığı güncellemelerle birlikte

yeni ekledikleri özelliklerle yaratıcı çalışmalar yapmaktan

çekinmeyin. Örneğin; Instagram ve Facebook’un canlı yayın ve

hikaye özelliği sizin için çok iyi bir araç olacaktır.

Neredeyse tüm sosyal medya kanallarının mesajlaşma özelliği

bulunuyor. Onları çağrı merkezi gibi kullanmak kullanıcıların

artık vazgeçilmez iletişim aracı. Oradan gelmiş yada gelecek

olan mesajları göz ardı etmeyin, kısa sürede cevap vermeye

çalışın. Bu sayede satış ekibiniz, potansiyel misafirleri yada

otelinize rezervasyon yaptırmış kişilerle bire bir olarak iletişim

halinde kalabiliyor. İşlem oldukça hızlı olacağı için, misafirlerin

de sorularına anında cevap almasını kolaylaştıracaktır.

Sosyal medya mesajlaşma uygulamalarını hem hizmet kalitenizi

yükseltme amaçlı kullanabilir hem de doğrudan rezervasyonları

arttırabilecek bir araç olarak kullanabilirsiniz.

Misafir Yorumlarını Önemseyin

İnsanların bir oteli en çok sosyal medya aracılığı tanımaya

çalıştığını düşünürsek sosyal medya yönetimi profesyonel

bir çalışmayı gerektiriyor. Bunu yaparken de kaliteli yazılı ve

görsel içeriklerden yararlanmak, konaklayan yada potansiyel

misafirlerin otel hakkında güzel yorumlar yapmasını sağlamak

gerekir. Özellikle görsellerden faydalanmak planlanıyor ise

mutlaka kaliteli çekimler yapılmalı. Fakat oluşturulan bu

görsellerin doğal ve gerçeği yansıtmasına dikkat edilmeli.

Böylelikle potansiyel misafirlerinizin gözünde net bir yer

edinirsiniz.

Muzaffer UZUN

Digital Marketing Manager

Sosyal medya kullanımı

özellikle mobil cihazların

kullanımının artmasıyla

birlikte, tüm dünyada

olduğu gibi ülkemizde de

giderek hız kazanmaktadır.

Bu noktada oteller de

bir çok sektör gibi sosyal

medyayı aktif bir biçimde

kullanarak daha çok kişiye

ulaşıp, sundukları hizmetleri

anlatabilir. Çünkü, sosyal

medya aracılığıyla, normal

şartlarda ulaşmakta

güçlük çekeceğiniz

kitlelere ulaşabilir ve

misafir portföyünüzü

geliştirebilirsiniz. Herhangi

bir şirketin tanıtımı ve

reklamı açısından sosyal

medya ne kadar etkili ise

oteller içinde o denli önemli

bir pazarlama aracıdır.

Güncel Kalın ve Trendleri Takip Edin

Sosyal medya kanallarını kullanırken sadece en bilinenleri

değil, aynı zamanda giderek talebi arttıran sosyal iletişim

araçlarından da yararlanmak gerekir.

Hali hazırda bulunan sosyal medya mecraları kullanıcıların

taleplerini göz ardı etmeyerek farklı yenilikleri kullanıcılara

sağladı. Örneğin; ülkemizde Facebook, Instagram ve Twitter

oldukça yaygın bir biçimde kullanılıyor. Özellikle Instagram

ve Facebook’un kullanıcılar için sağlamış olduğu etiketleme

(#) imkanı, otelde konaklayan misafirlerinizin fotoğraflarını

paylaşırken yer bildirimi yapması yani kullanıcılar tarafından

oluşturulan içerikler, sizin için güzel bir reklam çalışması

olacaktır.

Oteliniz için dijital pazarlama olanaklarından yararlanırken,

misafirlerinizin katkısı her aşamada önem kazanır. Bu nedenle

misafirlerinizin sık sık sosyal medyada sizden bahsetmesini

teşvik edici çalışmalar yapın. Otelinizde veya tesisinizde

onların paylaşabilecekleri etkinlikler veya kendilerini özel

hissedebilecekleri hizmetler sunun. Unutmayın; ufak

maliyetlerle misafirlerinize sunacağınız görsel açıdan zengin

hizmetler, onların hizmetinizi sosyal medyada paylaşmasını

sağlayacaktır. Misafirlerinizden izin alarak onların otelinizde

yaptıkları çekimleri de misafirinizin gözünden sosyal

hesaplarınızda paylaşabilirsiniz. Çünkü tatil için otelinizi

seçmek isteyen bir kişi en çok sizin misafirleriniz ile ilginize ve

misafirlerin deneyimlerine önem verir.

Tabi ki bu da yeterli gelmeyecek, bu reklam çalışmaları

ile misafirlerinizin takipçileri ya da otelinizde konaklamak

isteyen potansiyel misafirleriniz otelinizin hizmetleri ve

imkanları hakkında detaylı bilgiye ulaşmak isteyecektir. Sosyal

medyada bunu sağlamanın en iyi ve etkili yolu görseller yani

fotoğraflardır. Bu noktada sürekli güncellenen ve iyi yönetilen

bir sosyal medya hesabınızın mutlaka bulunması gerekiyor.

Otelinizde misafir olarak kalan misafirler de daha sonra sizi sosyal

medya hesaplarınızdan takip ederek, misafirlikleri esnasında

yaşadıkları hakkında yorum yapmak isteyecektir. İşte bu nokta

oldukça kritiktir. Çünkü olumsuz olarak gelebilecek yorum,

diğer ziyaretçilerinizi de anında negatif yönlü etkileyecektir. Bu

nedenle öncelikle hizmet kalitenize önemi arttırmanız ve gelen

yorumları değerlendirmeniz gerekecektir. Bu da sosyal medya

hesaplarınızda yapılan olumlu yorumların sayısını arttıracaktır.

Tüm bunların yanı sıra sosyal medya kanalları aracılığı ile

uyguladığınız kampanyaları, erken rezervasyon fırsatlarını ve

indirimleri pek çok kişiye daha hızlı bir biçimde duyurabilir,

potansiyel ziyaretçilerin konaklama veya tatil için sizi tercih

etmesini sağlayabilirsiniz.

Dünyada bir çok sektör dijital dönüşüme ayak uydurmaya

çalışıyor. Sosyal medyanın da bu dijital dönüşümün bir parçası

olduğunu bilmek gerek. Uluslararası zincir markalara bağlı

oteller belli oranda bu dönüşüme ayak uydurmuş durumda

fakat bunu ancak yerel otellerin bir kısmı için söyleyebiliriz.

Bunca yatırımın yapıldığı otelcilik sektörü için dijital pazarlamaya

yeterince önem verilmemesi, sadece alışıla gelmiş pazarlama

taktiklerini kullanan otellerin, rakiplerinin çok gerisinde

kalacağını ve gelecek yıllarda pazarlama tarafında zorluklarla

karşılaşacaklarını unutmamak gerekiyor.


21 kültür&sanat

Akgün İstanbul Hotel, tarihi bir organizasyona ev sahipliği yapıyor

( 15 Kasım - 10 Aralık )

TROYA

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

Akgün İstanbul Hotel, 3200 yıl öncesi antik çağlardan

kopup gelen bir Anadolu efsanesi, Argos’lu Sparta

Kraliçesi Helena’nın Troya prensi Paris ile destansı

aşkına av sahipliği yapacak.

Günümüzden 3200 yıl önce, antik çağda, MÖ 1184-1182 yılları

sırasında, yaşadıkları destansı aşk sonucu Sparta Kraliçesi

Helena’nın , Troya Prensi Paris tarafından kaçırılmasını bahane

eden istilacı Akha’lar, Çanakkale boğazı girişindeki Kutsal İlion’a

topluca saldırmışlar. Süratle büyüyen ve on yıl süren savaş,

kısa zamanda bir Yunanistan coğrafyasından gelen Akha’lar

ile Anadolu devletlerinin top yekün savaşına dönüşmüş.

Efsanelere göre kahredici savaşa Yunan ve Anadolu tanrı ve

tanrıçaları da fiilen karışmışlar. O çağda Anadolu’da yaşayan

bütün kavimler Troya’ya yardıma gelmişler.

MÖ 850’lerde İzmir de doğan Homeros’un İlyada destanında

anlattığı olaya binlerce yıl hep antik çağın bir efsanesi gözüyle

bakılmış. 1870 yılına gelindiğinde, Homeros aşığı Alman

Heinrich Schliemann, Homeros’un İlyada’sında belirttiği

detaylardan yola çıkarak, gaflet tanrıçası Ate’nin Zeus

tarafından fırlatıldığı Hisarlıktepe’de yaptığı kazılar sonunda

efsanelerdeki Troya’yı gün ışığına çıkarmış.

4 YILLIK BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ

Her karesinden örnekler alınması gereken Kutsal İlion’un

acıklı hikayesi, çini ve seramik sanatçısı İsmail Faris Öncel

tarafından, savaşın 3200’üncü yılına yetişecek şekilde, dört yılı

aşan bir araştırma, seçme, değerlendirme ve çalışma sonucu

taş karo çiniler ve seramik objeler üzerine yorumlanarak

resimlenmiş.

#HayatinSeninElinde

Meme kanserinde erken teşhisin

önemini vurgulamak amacıyla

oluşturulan #HayatinSeninElinde

farkındalık projesinin lansmanı,

İstanbul Cerrahi Hastane’sinde

yapıldı

SERGİSİ

2018 TROİA yılı adına, TÜROB (Türkiye Otelciler Birliği) desteğiyle

15 Kasım’da açılacak sergi, 10 Aralık 2017 tarihine kadar görülebilecek.

Tablolar ve objeler oluşturulurken, MÖ 670-400 yılları

arasında yaklaşık 270 yıllık süreçte yapılmış antik vazolar,

amforalar, duvar resimleri, gravürler, heykel kompozisyonları,

daha sonraki çağlarda batılı ressamlarca yapılan karakalem,

yağlı boya tablolardan faydalanılmış.

Gaflet Tanrıçası Ate’nin Hisarlıktepe’ye düşüşü ve İlios’un

İlion şehrini kuruşu, bilahare on yıllık savaşı, savaş sonrası

kahramanların uzun yıllar süren evlerine dönmeleri sırasında

başlarından geçenleri anlatan çini tablolar ve açıklayıcı bilgi

levhaları,sergide kronolojik sıraya göre teşhir edilmekte.

TARİH YENİDEN CANLANACAK

En önemlisi sergideki resimlerde yer alan mitolojik efsane,

açılış günü çağına uygun kostümlü sunucular tarafından

teatral sunum yapılarak anlatılıyor. Bu da izleyiciyi serginin

teması içine çeken ilginç detaylardan biri.

3. KEZ SERGİLENİYOR

Troya tabloları ilk olarak 19 Kasım 2014 ten itibaren 4,5 ay

süre ile İstanbul Hasköy’deki Rahmi M.Koç müzesinde, Koç

Grubunun değerli destekleri ile sergilendi.

Mevcut koleksiyon 2 yıl süren ilave çalışmalar ile

zenginleştirildikten sonra ikinci Troya Sergisi 14-19 Kasım

2016 tarihleri arasında, Ankara Barosu Av.Atilla Sav Sanat

Galerisinde gerçekleşti.

Troya Sirgisinin 3.sü, 2018 TROYA yılı adına, Akgün İstanbul

Hotel ev sahipliğinde, TÜROB Türkiye Otelciler Birliği

destekleriyle 15 Kasım – 10 Aralık 2017 tarihleri arasında

gerçekleşecek.

Sanat Seninle Derneği’nin Kurucu Başkanı, yazar ve ressam Özge Günaydın’ın resim sergisi İstanbul Cerrahi

Hastanesi’nde yer alan Art in Hospital sergi salonunda büyük bir lansmanla açıldı. Meme kanserinde erken teşhisin

önemine dikkat çekmek için oluşturulan #hayatinseninelinde projesi kapsamında açılan sergide, ayrıca basımı ve

dağıtımı Yediveren Yayınları tarafından yapılan “Panik Yok, Ben Kanserim” kitabının imza günü de gerçekleştirildi.

Erken teşhis ve ücretsiz tarama gibi konularda fayda sağlamak için gelirinin Senoloji Derneği’ne bağışlanacağı

çalışma, özellikle basın ve sanatseverler tarafından büyük ilgi gördü.

ÜNLÜ İSİMLER DESTEK VERİYOR

Senoloji Derneği iş birlikteliği ve İstanbul Cerrahi Hastanesi sponsorluğunda

başlatılan projeye Pınar Altuğ, Öznur Yakın, Buket Dereoğlu ve Didem Çapa

gibi sanat ve iş dünyasından birçok ünlü isim destek veriyor. Sosyal medyada

da yoğun ilgi gören projede, Facebook ve Instagram kullanıcıları videolarını

#hayatinseninelinde etiketiyle paylaşarak farkındalık oluşturmak için katkıda

bulunuyor.

PANİK YOK BEN KANSERİM

#hayatinseninelinde sloganı ile düzenlenen

sergi Kasım ayı sonuna kadar ziyaretçilerini

ağırlamaya devam edecek. Tüm gelirinin

Senoloji Derneği’ne bağışlanacağı “Panik

Yok, Ben Kanserim” kitabı tüm kitapçılarda

kitapseverleri bekliyor.

Sergi Yeri: İstanbul Cerrahi Hastanesi,

Ferah sokak 22 Nişantaşı İstanbul

İletişim: Emine Sever

emine@brothers-sisters.com.tr

05332692908 - 02122826400

Özge Günaydın

ozge@brothers-sisters.com.tr

Eser

RÜZGAR

TİYATRO BAĞIMSIZLIK

YAPAR

İKSV tarafından düzenlenen ve 21.si yapılacak olan İstanbul

Tiyatro Festivali 13-26 Kasım tarihleri arasında seyircisiyle

buluşuyor. “Tiyatro bağımsızlık yapar” sloganıyla yola çıkan

festivalde bu yıl 6 uluslararası, 13 de yerli olmak üzere 19

yapım yer alıyor. Daha önceleri iki yılda bir yapılan festival,

bu yıldan itibaren her yıl ve kasım ayında düzenlenecek.

FESTIVALIN DIKKAT ÇEKEN YAPIMLARI

“III. Richard” 17-18 Kasım’da Zorlu Drama Sahne’de

İlk sırada III. Richard yer alıyor. Shakespeare’nin metnini

usta yönetmen Thomas Ostermeier sahneye taşıyor.

Ostermeier festival seyircisinin çok sevdiği bir Alman

yönetmen. Daha önce “Hamlet” ve “Bir Halk Düşmanı”

rejileriyle festivale katılan yönetmenin her oyunu sıra dışı

unsurlar barındırıyor. Bakalım yönetmen bu oyununda bizi

yine şaşırtacak mı?

“Bir Daha” 14-15 Kasım’da Moda Sahnesi’nde

Festivalin bir diğer dikkat çeken yapımı “Encore” dilimize

“Bir Daha” diye çevrilmiş. Komşu ülke Yunanistan’ın

önemli yönetmenlerinden Theodoros Terzopoulos oyunu

tasarlamış ve sahneye taşımış. Oyunun, tiyatronun camdan

duvarını kırarak seyirciyi tepeden tırnağa kuşatacağı iddiası

var.

“Önce” 22-23 Kasım’da Moda Sahnesi’nde

Portekizli yönetmen Pedro Denim’in yazıp-yönettiği

“Önce” hüzün sözcüğünün iki farklı şehre, İstanbul ve

Lizbon’a yansıması üzerine kurulmuş bir oyun. Hüzün ve

melankoliden beslenen oyun, seyircisini farklı coğrafyalarda

benzer duygularla bir yolculuğa çıkaracak.

“Yalnız” 24-25 Kasım’da Zorlu Drama Sahnesi’nde

Lübnan doğumlu yönetmen Wajdi Mouawad tarafından

yazılıp yönetilen ve oynanan “Yalnız” isimli oyun, “Senin

eskiden olduğun kişiye dönüşen bir başkası varsa nasıl bir

yol izlersin?” sorununun ekseninde şekilleniyor.

“Martı” 13-14-15 Kasım’da Zorlu Studio Sahne’de

Yerli yapımların ilk sırasında Anton Çehov’un yazdığı

ve Serdar Biliş’in yönettiği “Martı” var. İddialı oyuncu

kadrosuyla dikkat çeken Martı güncel bir yorumla sahneye

taşınıyor. Oyunda; Tilbe Saran, Şerif Erol, Sevil Akı gibi

tecrübeli isimlere Gonca Vuslateri, Boran Kuzum, Ecem

Uzun gibi popüler isimler eşlik ediyor.

“Yuva” 14-25 Kasım’da Enka İbrahim Betil Oditoryumu’nda

Sami Berat Marçalı’nın yazıp yönettiği “Yuva” yönetmenin

son zamanlarda kafa yorduğu iletişim, göçmenlik, aidiyet

var oluş kavramlarını dinamik bir yöntemle sahneye

taşıyor.

“Fırtına” 18-19 Kasım’da Moda Sahnesi’nde

Festivalin bir başka Shakespeare eseri “Fırtına”. Oyunu

Kemal Aydoğan yönetmiş, fantastik kurgunun halk

oyunlarıyla iç içe geçtiği oyunun, özgürleşme kavramı

üzerine söyleyecek sözü var.

Festival kapsamında çok sayıda panel, söyleşi, atölye

çalışması da yapılacak. Detaylı bilgi için İKSV’nin internet

sayfası ziyaret edilebilir.


Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

www.hotelgazetesi.com

A+

ik

22

Recep

Yavuz’dan

Her Şey Sahil

Hizmete açıldı

GOLDEN HORN

Emekli turizmci Recep Yavuz, sektördeki 30 yıllık birikimini 144

sayfalık bir kitapta topladı. Turizme dair 37 güncel makale ile,

bahşişten, her şey dahile, turizm güvenliğinden, otel isimlerine,

kaçırılan tarihi eserlerden, uçaktaki domates suyuna kadar her

turisti sarıp sarmalayan konuları kendine has üslubu ile kaleme

alan yazar, eseri için “Türkiye’nin sloganından, en yoğun otel

şikâyetlerine, Türk kahvesinden, Gurbetçi turistlere kadar Türk

turizmini sarıp sarmalayan konuları 1,5 saatte okuyabilirsiniz” diyor.

Recep Yavuz’un Her şey Sahil adlı kitabında, turizmin içinde

olan herkese dokunan yazılar, makaleler, istatistikler yer alıyor.

Recep Yavuz, kitabı ‘Her Şey Sahil’ için şunları söyledi:

“Makalelerimi turizm önemli paydaşları olan Otelciler, Acentacılar, Kültür ve

Turizm Bakanlığı, Turistler ve Halkımıza bölüştürdüm..

50 milyon turist, 50 milyar Dolar turizm geliri hedefleyen ülkemizde 50 tane

turizm kitabı bulamazsınız… Turizme dair öğrenilenler maalesef aktarılmadan

unutulmaya yüz tutuyor. Bu yüzden 20 senedir her şey dahili, otobüs kazalarını,

turist kazıklamayı, yabancı dil sorununu tartışıp duruyoruz…

Ben bu bağlamda küçük bir kapı açıyorum… Bu açılan kapının daha çok ışık

saçması sizlerin elinde. Destek olmak, bu bilgileri elden ele ulaştırmak ve hatta genç

turizmcilere hediye etmek Türk Turizmi açısından önemli bir hizmet olacaktır… “

Turistlerin İstanbul’daki en beğendikleri kesim Beyazıt’ın, en beğenilen

noktasında hizmet veren Hotel Momento, ikinci oteli Hotel Momento

Golden Horn’u İstanbul’un en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olan

Karaköy’de hizmete açtı. Oteller bölgesinin yeni trendi Karaköy’de

hizmete giren otel, tarihi Karaköy Tünelinin hemen yanında, modern

tarzı ve konforuyla dikkat çekiyor.

30 özel odası ile hizmet veren otelin tüm odaları Galata Köprüsü ve

tarihi yarımadanın eşsiz manzarasına sahip. Konukların rahatı ve

konforu ön planda tutularak dekore edilen Hotel Momento Golden

Horn’un bir diğer özelliği ise, Beyazıt’ta olduğu gibi, İstanbul’un en çok

tercih edilen turistik yaşam merkezlerine yürüyüş mesafesinde olması.

Cafe Momento, günün yorgunluğunu atmak için her zevke uygun kahve

çeşitleriyle hizmetinizde. Hotel Gazetesi olarak, otelin müdürü arkadaşımız

Arzu Özden’e hayırlı olsun ziyaretinde kahvesini tadıp keyfini yaşadık.

www.momentohotelsistanbul.com

BÜYÜK DANS’A VAR MISINIZ?

Genç yazar Aysima Özge Korkusuz’un ilk romanı,

Büyük Dans, 5 ŞUBAT YAYINLARI’ndan çıktı.

Okurları 20. yy’ın başlarına, Venedik’e götüren yazar, onları soylular,

maskeli balolar, gizlenen aşkların yaşandığı bir şehirde hayallerinin

peşinden gitmek isteyen bir genç kızın dünyasıyla buluşturuyor.

“Sevgi her şeyin üstesinden gelir...” sözleriyle biten çok eski bir

mektup, onu yeni okuyan birinin kaderini değiştirebilir mi? Genç

yazar Aysima Özge Korkusuz ilk kısa romanı Büyük Dans’ta, hem

yaşamın anlamını sorgulayıp, hem okurlara Calvinovari bir oyun

oynarken, aynı zamanda dilindeki edep ve naiflikle ‘edebiyat

deryasının farkındayım’ mesajı veriyor.

Medya Cinsi :

Ciltsiz

Hamur Tipi :

2. Hamur

Sayfa Sayısı :

124

Ebat :

13,5 x 21

İlk Baskı Yılı :

2017

Baskı Sayısı :

1. Basım


23 ik

BURASI SİZİN SAYFANIZ

Turizm, Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri..

Dolayısıyla hemen her gün, insan kaynakları alanında gelişmeler oluyor. Bir gün

bir atama, diğer gün bir ayrılık, bir başka gün ise terfi olabiliyor. Biz de sektörün

sesi olarak bundan böyle bu konuya bir sayfa ayırmaya karar verdik. Sizin de

kurumunuzdaki gelişmeleri bize bildirmeniz halinde sayfalarımızda

yer vermekten mutluluk duyarız..

Sayı: 8 Yıl: 1 / Ekim 2017

atamalar

www.hotelgazetesi.com

Ülkay Atmaca

Innvista Hotels Belek’in

Genel Müdürü oldu.

Golden Way’in Yeni Genel Müdürü Sabri Karakaş

Tecrübeli turizmci Sabri Karakaş, Golden Way Hotel Giyimkent’e

Genel Müdür oldu. 1970 Almanya doğumlu Karakaş, ilk ve orta

öğrenimini Almanya’da yaptıktan sonra Yüksek öğrenimini

Türkiye’de okudu. İstanbul Üniversitesi Turizm Otelcilik

Bölümünü bitiren Karakaş, 1986 yılında başladığı otelcilik mesleği

süresince otellerin çeşitli kademelerde çalıştı. 2010 yılında

girdiği Ayma Groups Hotels’de Genel Koordinatörlüğe kadar

yükselen Sabri Karakaş, Golden Way Hotel Giyimkent Genel

Müdürlüğüne getirildi. Karakaş’a yeni görevinde başarılar dileriz.

Hasan Ekmen

Macaristan görevini

tamamlayarak Barceló

Hotel Group Dubai Genel

Müdürlüğünü üstlendi.

Levent Suyolcuoğlu

Gloria Hotels & Resorts

Genel Müdürü oldu.

Burak Çubukcuoğlu

Hilton Antakya Museum’un

Genel Müdür Yardımcısı

oldu.

Serkan Yalçınkaya

Hilton Istanbul Bomonti

Hotel & Conference‘ın Otel

müdürü oldu.

Cansu Yörükoğlu

The Grand Tarabya’nın

Genel Müdürlüğünü

üstlendi.

Mehmet Mülayim

Kıbrıs Limak Cyprus Deluxe

Hotel’in Genel Müdürü oldu.

Arda Yavuz

İstanbul Gönen Hotel Satış

ve Pazarlama Müdürü oldu.

Adnan Soyaslan

Concorde Luxury Resort

Hotel’in Genel Müdürlüğüne

atandı.

Nihan Güneş Aydın

Lazzoni Hotel’e İK Müdürü oldu

Oben Akyol

TEMA Vakfı’nın Genel

Müdürü oldu.

Yaşmak Hotel Collection bünyesinde bulunan

Yaşmak Sultan Hotel, Sultania Hotel,Olimpiyat Hotel,

Yaşmak Comfort Hotel ve Romance İstanbul Hotel’in

İnsan Kaynakları Sorumlusu görevini yürüten Nihan

GÜNEŞ AYDIN, Ekim ayında görevinden ayrılarak

turizm sektöründe kalitesini ve saygınlığını kanıtlamış

Lazzoni Hotel’e transfer oldu.

İnsan Kaynakları alanında Kıbrıs ve Eskişehir’de

görev yapan Nihan GÜNEŞ AYDIN, Ekim 2014

yılından bu yana Yaşmak Hotel Collection’da görev

yapmaktaydı. Lazzoni Hotel bünyesinde İnsan

Kaynakları Müdürlüğüne getirilen Aydın’a yeni

görevinde başarılar dileriz.

Erdal Oylum

ORKA Royal’de

Meslek hayatına 1997 yılında Nippon Hotel’de

başlayan Erdal Oylum, Taksim bölgesindeki diğer

otellerde çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak

Realstar Hotel’de Genel Müdürlük görevini yürüten

Oylum, daha sonra gittiği Londra’da geçirdiği 6,5 aylık

sürecin ardından, yeniden İstanbul’a döndü. ORKA

Royal Hotel Satış Müdürlüğü görevine getirilen Erdal

Oylum, 20 yıllık tecrübesiyle ülke turizmine hizmete

devam edecek. Biz de kendisine yeni görevinde

başarılar dileriz.

Arda Dayıoğlu

Susesi Luxury Resort Hotel

Satış & Pazarlama Direktörü

oldu.

Füsun Özsoy

Kemer Country Club Satış ve

Pazarlama Direktörü oldu.

Tolga Taşkesen

Atlas Global’in Satış Direktör

Yardımcılığına atandı.

Mehmet Utku

Kuşadası Pinebay Holiday

Resort Doubletree by Hilton’un

Satış ve Pazarlama Müdürü

oldu.

More magazines by this user
Similar magazines