Views
9 months ago

ULI403U-TÜRK DIŞ POLİTİKASI I-12V4-8-pdf_kitap

86 Türk D›fl

86 Türk D›fl Politikas›-I Baflbakan ‹smet ‹nönü ve D›fliflleri Bakan› Tevfik Rüfltü Aras, 5 Ekim 1931’de iadei ziyarette bulunmak amac›yla Atina’ya resmî bir gezi düzenledi. Ard›ndan 1932’de Venizelos baflbakanl›ktan ayr›lm›fl olmas›na ra¤men, yeni Yunan Baflbakan› P. Çaldaris ve D›fliflleri Bakan› D. Maksimos da iki ülke aras›ndaki samimi iliflkileri sürdürdü. Nitekim 14 Eylül 1933’te yeni Yunan yönetimiyle “Türkiye ile Yunanistan Aras›nda Samimi Anlaflma” belgesi imzaland›. Bu belgenin en önemli özelli¤i, revizyonist Bulgaristan’a karfl› iki ülkenin ortak s›n›rlar›n› karfl›l›kl› olarak sald›r›dan korumay› amaçlamas› ve güvence alt›na almas›d›r (Soysal, 1983:435-436). Böylece iki ülke aras›nda iliflkiler doruk noktas›na ç›kar›ld›. Nitekim, 22 Aral›k 1933 ve 10 Kas›m 1934 tarihlerinde imzalanan iki Takas Antlaflmas› ile de iyi giden iliflkiler, ekonomi ve ticaret alanlar›na da sirayet ettirildi. May›s 1934 y›l›nda ‹stanbul’da Türk-Yunan Ticaret Bürosu kuruldu. Ayn› y›l Venizelos, Atatürk’ü Nobel Bar›fl ödülüne aday gösterdi. Yine bu y›l imzalanan Balkan Antant› ile Türk-Yunan yak›nlaflmas› bölgesel bir içerik de kazand› (F›rat, 2001: 349-350). Türk-ABD ‹liflkileri ‹ki devlet aras›nda 1920’li y›llar boyunca sürdürülen ekonomi nitelikli iliflkiler önemli bir yer tutmufltu. 1920’lerin ortalar›nda Amerikan yat›r›mlar›n›n de¤eri tahminen 10-15 milyon dolar civar›ndayd›. 1930’a ad›m at›ld›¤›nda taraflar aras›nda gerilime yol açan en önemli sorun afyon ekimi ve kaçakç›l›¤› konusuydu. ABD, Türkiye’yi afyon kaçakç›l›¤› alan›nda gerekli önlemleri almamak ve bu maddenin merkezi olmakla elefltirdi. Büyükelçi Joseph C. Grew, 1931’de Türk Hükümeti üzerinde baz› giriflimlerde bulunarak bu sorunun çözümü konusunda önlemler al›nmas›n› istedi. Nitekim Türk Hükümeti, 1931’de afyon iflletme fabrikalar›n› kapatarak gerilimi azaltt›. ABD Genelkurmay Baflkan› General Mac Arthur, 25-28 Eylül 1932 Türkiye’ye resmi ziyarette bulundu. Bu ABD’li bir devlet adam›n›n o tarihe kadar Türkiye’ye yapt›¤› en üst düzeyde ziyaretti. ABD Genelkurmay Baflkan›, Atatürk ve Genelkurmay Baflkan› Fevzi Çakmak’la görüfltü. Askerî birliklerin geçit törenini izledi. Ayn› tarihlerde Türk hükümeti, Amerikan ifl çevreleriyle görüflmek, bankac›l›kta kullan›lmak üzere kredi sa¤lamak ve pamuk iflleme tesisleri kurmak için uzman bulmak amac›yla eski Maliye Bakanlar›ndan fiükrü Saraço¤lu’nu New York’a gönderdi. Nitekim 1932’de çeflitli alanlarda rapor haz›rlamak için ABD’li uzmanlar, Türkiye’ye davet edildi (Bulut, 2010: 135-138). 1933’te göreve bafllayan Franklin D. Roosevelt döneminde de iki devlet aras›nda iliflkiler samimi bir hava içinde sürdürüldü. Atatürk, 1933’te Los Angeles depremi ve Akron adl› zeplininin düflmesi üzerine geçmifl olsun mesajlar› gönderdi ve mesajlar›nda Amerika’dan “dost ve büyük millet” diye söz etti. Roosevelt cevab›nda “en k›ymet flinase” sözcüklerini kulland›. ABD yönetimi, 1930’larda Türkiye’nin uluslararas› iliflkilerde a¤›rl›¤›n›n artmas›n› ve modernleflme at›l›mlar›nda büyük bir dikkatle izledi. 1936-1941 y›llar› aras›nda görev yapan Büyükelçi John Van A. Mac. Murray, 1937’den itibaren sürekli olarak Ankara’da oturmaya bafllad›. Bu geliflme ABD’nin Lozan’dan sonra Türkiye’ye yönelik koydu¤u rezervleri kald›rmaya bafllad›¤›n› göstermektedir Türk-Alman ‹liflkileri Hitler’in 1933’te iktidara gelmesi, Almanya’n›n iç ve d›fl politikas›nda ciddi de¤iflikliklerin yaflanmas›na yol açt›. Bu süreç boyunca Türk-Alman iliflkilerinde ticari alanda büyük ilerlemeler sa¤lan›rken d›fl politikada ayn› oranda ifl birli¤i mevcut

3. Ünite - Atatürk Dönemi Türk D›fl Politikas› (1923-1938) 87 de¤ildi. Türkiye, bir yandan bu ülkenin revizyonist giriflimlerine karfl› endifleli bir tav›r tak›n›rken öte yandan Milletler Cemiyeti’nde bu ülkeye karfl› gösterilen tepkilere etkin bir destek vermedi. Asl›nda Türkiye, Birinci Dünya Savafl›’ndan sonra yenilen devletlere dayat›lan düzenlemelere (antlaflmalara) karfl› olmakla birlikte, Almanya’n›n statükoyu zorla de¤ifltirme iste¤ine karfl› ç›kt›. Fakat her fleye ra¤men siyasal iliflkiler yürütüldü. D›fliflleri Bakan› Tevfik Rüfltü Aras, 13 Temmuz 1933’te Almanya’n›n Roma Büyükelçisi Hassel ile yapt›¤› görüflmede, yeni rejime karfl› anlay›fl gösterdiklerini aç›klad›. Bu temastan iki gün sonra Hitler, Berlin’de Türk Parlamento Heyeti’ni ve D›fliflleri Komisyonu Baflkan› Siirt Milletvekili Mahmut (Soydan) Bey’i kabul etti. Bu görüflmede Hitler, Türkiye’ye dostça yaklaflt›klar›n› ve ortak noktalar›n artt›r›lmas›na çal›flt›klar›n› belirtti (Koçak, 1991: 101-102). Ne var ki Almanya ve Türkiye aras›nda siyasal iliflkilerde istenilen düzeyde yak›nlaflma sa¤lanamad›. Bunun temel nedeni, Almanya’n›n revizyonist politikas›n›n yan› s›ra, bu ülkenin Balkan Pakt›’na ve Montreux Bo¤azlar Sözleflmesi’ne olumsuz yaklaflmas›- d›r. Almanya, Balkan co¤rafyas›n› geniflleme alan› olarak gördü¤ünden, Türkiye’nin Balkan Pakt› arac›l›¤›yla bu bölgede etkin olmas›ndan rahats›zl›k duydu. Montreux Bo¤azlar Sözleflmesi’nin imzalanmas› sürecinden de hoflnut kalmad›. fiöyle ki Bo¤azlar konusunun Türkiye ile ‹ngiltere’yi birbirine yak›nlaflt›raca¤›n› varsayd›. Bundan memnun de¤ildi ve üstelik Bo¤azlara yönelik Türkiye ile bir antlaflma yapma niyetinde oldu¤unu aç›klamas›na ra¤men, bu teklif reddedilmiflti. Bu faktörler iki ülke iliflkilerinin so¤umas›n›n bafll›ca nedenleriydi. Bununla birlikte Türk siyasal seçkinleri Almanya’y› daha da gerginlefltirecek, Türkiye’ye hasmane bir tutum tak›nmas›na yol açacak hareketlerden kaç›nd›lar (Koçak, 1991: 106-124). Fakat Almanya, ticaret hacmi konusunda Türkiye üzerinde belirgin bir a¤›rl›¤a sahipti. 1936 y›l›nda Almanya’n›n genel ithalat› içindeki pay› %45 ve ihracat› içindeki pay› ise %51’e ulaflm›flt›. Birçok fabrikan›n infla edilmesi s›ras›nda kullan›lan malzeme bu ülkeden sa¤land›. Ticaret ve kültürel alanlarda birçok uzman Türkiye’ye getirildi. Bu durum Türk Hükümeti’nin de dikkatini çekmifl ve tek bafl›na Alman pazar›na ba¤l› kal›nmamas› için önlemler almaya çal›flt›. ‹kinci Dünya Savafl›’ndan hemen önce Almanya, Türkiye’yi kendi saf›na çekmek için bir hamlede daha bulundu. Alman D›fliflleri Bakan› Joachim von Ribbentrop, 1938 y›l›n›n Temmuz ay› bafllar›nda D›fliflleri Bakanl›¤› Genel Sekreteri Numan Menemencio¤lu ile görüflerek Türkiye’yi revizyonist devletler grubuna davet etti. Ayr›ca bir de tarafs›zl›k antlaflmas› yapmay› önerdi. Fakat Numan Menemencio¤lu, Türkiye’nin bu nitelikteki antlaflmay› komflular›yla yapt›¤›n› dile getirerek öneriyi geri çevirdi. Fakat Almanya’n›n aleyhine bir sorumluluk alt›na girilmeyece¤i yönünde sözlü güvence verdi. Almanya II. Dünya Savafl›’na yaklafl›l›rken Türkiye’nin ‹ngiltere ile birlikte olmamas› için yo¤un çaba gösterdi. Bu ülke 1939 y›l›n›n bahar aylar›nda Türk - ‹ngiliz yak›nlaflmas› üzerine her türlü askerî araç ve gereç göndermeyi durdurdu. Fakat Türkiye’ye önemli döviz girdisi sa¤layan krom al›m›n› sürdürdü. Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne Üye Olmas› Türkiye 1930’lu y›llar›n ortalar›na kadar ittifaklara kat›lmama politikas› yürüttü. Bu politikan›n yürütülmesinde Milletler Cemiyeti’nin ‹ngiltere’nin etkisinde kalarak Musul konusunda Türkiye aleyhinde bir tutum tak›nmas› ve Sovyetler Birli¤i faktörü önemli bir rol oynad›. Ancak Türkiye, Briand-Kellogg Pakt›’n› 1929’da imzalad› ve Silahs›zlanma Konferans›’na kat›larak sorunlar›n bar›flç›l yollardan çözümünü arzu etti¤ini gösterdi. Türkiye 1930’lar›n bafl›ndan itibaren Milletler Cemiyeti’ne

TUZAK
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE TÜRK DÜNYASI
info@insamer.com
ANADOLU
info@insamer.com
I CİLT
BİRLİKTE TÜRK MİLLETİYİZ
İLİŞKİLERİ