Views
1 week ago

EGELIFE SAYI_111_kucuk

SAĞLIK YAZAR TİROİD

SAĞLIK YAZAR TİROİD XLXLXLXLX DOÇ. DR. GÜRKAN AVCI xlxlxlxlxl@egelife.com.tr Genel Cerrahi &Endokrin Cerrahi Uzmanı Ege Şehir Hastanesi yazar@egelife.com.tr NODÜLLERİ Tiroid bezi icinde olusan yumrulara tiroid nodulleri denir. Bunlar hasta ya da doktor tarafından elle hissedilebilecegi gibi ultrasonografi veya diğer görüntüleme yöntemleri ile teşhis edilebilir. Tiroid nodülleri sık görülen bir hastalıktır. Tiroid nodüllerinin %5-10’unda (yaş, cinsiyet, radyasyona maruz kalmak, aile öyküsüne bağlı olarak değişiklik gösterebilir) tiroid kanseri teşhis edilir. Genel olarak tiroid nodüllerinin 1cm’den büyük olanları potansiyel olarak tiroid kanseri açısından değerlendilmelidir. Nadir olarak 1cm’den küçük nodüllerde de bu ihtimal vardir. Tiroid Nodüllerinin Değerlendirilmesi 1 cm üzeri tiroid nodülü olan hastada radyasyona maruz kalma durumu, 1. derece aile fertlerinde tiroid kanseri olması, nodülde hızlı büyüme ya da boyundaki lenf bezlerinde büyüme var mı, bunlar degerlendirilmelidir. Yine bu hastalarda serum TSH (Tiroid uyarıcı hormon) seviyesine bakılmalı, normalden daha düşük TSH seviyelerinde nodülün tiroid hormonu salgılayıp salgılamadığını değerlendirmek için tiroid sintigrafisi yapılmalıdır. Sintigrafide nodülün, çevresindeki normal tiroid dokusu gibi normal fonksiyon göstermesine isofonksiyonel nodül, daha fazla fonksiyon göstermesine sıcak nodül ve fonksiyon göstermemesine ise soğuk nodül denir. Soğuk nodüllerde tiroid kanseri ihtimali daha yüksektir. Sıcak nodüllerde hasta hiper tiroidi (zehirli guatr) açısından değerlendirilip tedavi edilmelidir. Diğer nodüller ise ultrasonografi (USG) ile değerlendirilip USG bulgularına göre ince iğne aspirasyon biyopsisine(IIAB) yönlendirilmelidir. IIAB, tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde etkili yöntemlerden biridir ve bu işlemde 4 olası sonuç vardır. 1- Yetersiz ya da non-diagnostik sitoloji. 2- Şüpheli sitoloji. 3- Malign sitoloji. (Kötü huylu sitoloji) Hastaya ameliyat önerilmelidir. 4- Benign sitoloji. (İyi huylu sitoloji) Takip yeterlidir Multinoduler Guatr Hastada birden cok nodul olmasi durumudur ve tek nodullerdeki gibi tiroid kanseri acisindan degerlendirme gerekir. Bu hastalardada tanisal USG yapilmalidir. Tiroid Nodüllerinin Uzun Süreli Takibinde En İyi Metot Hangisidir? IIAB ve klinik değerlendirme sonrası iyi huylu olduğu düşünülen nodüller 6-18 ay aralıkla takip edilebilir. Takip sırasında nodül boyutunda büyüme, %15-20 boyut artışı, IIAB tekrarını gerektirebilir. Hamilelerde Tespit Edilen Nodüller Hamilelikte tespit edilen nodüller ile hamile olmayan kadınlarda tespit edilen nodüller arasında tiroid kanseri açısından artmış bir risk var mıdır? Bu sorunun yanıtı kesin değildir. Klinik değerlendirme hamile olmayanlardaki gibi yapılır, ancak sintigrafik çalışmalar yapılmamalıdır. Eğer IIAB de tiroid kanseri teshis edilmişse ameliyat önerilmelidir. 40 Ege Life ŞUBAT 2017

Hamilelikte teşhis edilen tiroid kanseri ile hamilelik dışında teşhis edilen tiroid kanserlerinin seyri açısından önemli bir fark yoktur. Bazı çalışmaların sonucuna göre, hamilelikte teşhis edilen tiroid kanserlerinin hamilelik sırasında ya da hamilelik sonrasında ameliyat edilmesinin tedavi başarısını etkilemediği bildirilmistir. IIAB’de şüpheli nodüller hamilelik boyunca takip edilebilir, nodül boyutunda değişim olmaması ya da boyundaki lenf bezlerinde büyüme gözlenmemesi halinde ameliyat hamilelik sonrasına planlanabilir. Ancak nodül boyutunda büyüme ya da boyun lenf bezlerinde büyüme durumunda hamileliğin 4-5- 6. aylarında) ameliyat yapılabilir. sıçraması, kadınlara göre 2 misli fazladır. Tiroid kanserlerinin ortaya çıkışı, kadınlarda 40 yaş civarında, erkeklerde ise 50’li yaşlarda pik yapmaktadır. Tiroid kanserlerinin tedavisinde tiroidin cerrahi yolla çıkarılması, tiroid kanserli hastaların büyük kısmında şifa sağlamaktadır. Yine bir kısım hastada tümörün cinsi, boyutları ve hastanın risk faktörlerine bağlı olarak atom tedavisi (radyoaktif iyot tedavisi) ve/veya boyun diseksiyonu (boyundaki lenf bezlerinin çıkarılması) gerekebilmektedir. Tiroid kanserlerinin tedavisinde, tiroidektomi (tiroid bezinin ameliyat ile çıkarılması) çok önemlidir. Aslında bu ameliyat oldukça kolay bir işlemdir. Ancak ameliyat sırasında ses tellerini hareket ettiren sinirlere ve vücudun kalsiyum metabolizmasını kontrol eden paratiroid bezlerine hasar vermemek, bu ameliyatı yapan cerrahın deneyim ve becerisi ile doğru orantılıdır. Deneyimli cerrahlarin ellerinde, ses kısıklığı ve kalsiyum seviyesinde düşme riski %1’ler seviyesindedir. Tiroid kanserlerinde sıklıkla yapılan ameliyat tipi, total tiroidektomidir. Yani tiroid bezinin tümünün çıkarılması işlemidir. Yine bu ameliyat sırasında bazen santral diseksiyon denilen, tiroid çevresi ve boyun orta kısmındaki lenf bezlerinin alınması ve/veya boyun yan kısımlarında büyümüş lenf bezleri (metastaz) varlığında boyun diseksiyonu yapılabilir. Total tiroidektomi sonrası, hastalar 24 saat içinde evlerine dönebilirler. Tiroid Kanserleri Ve Tiroid Ameliyatları Tiroid ameliyatları tiroid kanseri, tiroid kanseri şüphesi, büyümüş tiroid nodülü veya bezi nedeniyle, ayrıca soluk borusu basısı ve tıbbi tedavi ile kontrol edilemeyen zehirli guatr nedeniyle yapılmaktadır. Tiroid kanserlerinin ortaya çıkış sıklığı, son 30 yılda dünya çapında artış göstermektedir. Bunun önemli sebeplerinden biri, daha sık tanı koyulmasıdır. Bu tiroid kanserlerinin neredeyse yarısı 1 cm veya daha kucuk papiller mikro kanserlerdir. Yine son 30 yılda tanı konulan tiroid kanserlerinin %90’ı, 2 cm’den küçüktür. Tiroid kanserlerindeki artışa rağmen küçük tümörlerin ve iyi diferansiye denilen orijinal tiroid hücrelerine benzer tiroid kanserlerinde tedavi başarısı da artış göstermektedir. Başka bir deyişle, bu tümörlerde ameliyat ve tedaviler sonrasında, kadın hastalarda 10 yıllık sağ kalım 1970’li yillarda %93 iken, 2000’li yılların başında bu oran %97,4‘e çıkmıştır. Ancak bu tedavi başarısındaki artış, erkek hastalarda gözlenememektedir. Hatta son 30 yıl içinde erkek hastalarda ameliyat ve tedaviler sonrasi 10 yıllık sağ kalım, %2.4 düşme göstermiştir. Bunun önemli nedenleri arasında, erkek hastalarda geç teşhis koyulması vardır. Yine erkek hastalarda ilk tanı koyulduğunda uzak metastaz, yani kanserin vücudun başka bölgelerine Doç. Dr. Gürkan Avcı, 1984 yılında Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda 1988- 1993 yılları arasında uzmanlığını tamamlamış ve Pittsburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Bilim Dalı Transplantasyon Bölümü’ne Transplant araştırma görevlisi olarak gitmiştir. Daha sonra DEÜTF Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda görev yapan Avcı, 1999-2000 yıllarında Texas Üniversitesi Cerrahi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmış, 2000-2014 yılları arasında ise Özel Sağlık Hastanesi tıbbi direktörü olarak görev yapmıştır. Doç. Dr. Gürkan Avcı, şu anda Özel Ege Şehir Hastanesi’nde hizmet vermektedir. ŞUBAT 2017 Ege Life 41

KALKIYOR
JETLER NEDEN AYNI RENKTE?
Öteki -
WINTER’S GATE
KASIM-ARALIK 2016 ❖ 3
’ETKİN PİŞMANLIK’
Temmuz 2016 sayı 106