Views
1 week ago

EGELIFE SAYI_111_kucuk

AİLE EBEVEYNLİKLE

AİLE EBEVEYNLİKLE İLGİLİ ŞAŞIRTICI 10 MİT Şeker, çocukları hiperaktif yapmaz... Ve sizi şaşırtacak diğer gerçekler! Muhtemelen, 100 yıl önce bir aile yetiştirmiş olsaydınız, çocuklarla ilgili inanılan birçok saçma şeye siz de inanırdınız. Bugün, elbette, böyle şeylerin tamamen saçma olduğunu biliyorsunuz... Öyleyse neden hala o şekerin çocuğunuzu duvarlara tırmandırdığına inanıyorsunuz? Ya da çocuğunuza rüşvet vermek sizi kötü bir ebeveyn yapar mı? Çünkü arkadaşların, ailelerin ve medyanın size verdiği geleneksel bir bilgi kirliliği var. Kurgu ile gerçek bilgileri ayırmanıza yardımcı olmak için işte bugünün ebeveynlerin arasında yaygın olarak kullanılan bazı efsaneler... Mit 1: Her çığlık attığında bebeğinizi alırsanız, onu şımartırsınız. Gerçek: Bir yeni doğanı şımartamazsınız. Bebeğinizi kucağınıza aldığınızda sakinleşiyorsa, alınması gerekiyordur. Ancak daha da önemlisi, bebeğiniz kendi ihtiyaçlarına cevap vereceğinize güvenmek zorunda. Aslında, hayatın ilk altı ayında bebeklerin birincil işi budur. Uzman Dr. Maurice J. Elias, “Bu aşamadaki kritik görev, dünyanın onunla ilgileneceği konusunda bir güven duygusu geliştirmesidir” diyor. “Ağlarsan ya da çığlık atıyorsan ve hiç kimse seni almaya gelmezse, o güveni geliştiremezsin.” Bebeğiniz yaklaşık 6 aylıkken biraz geri çekilip, bebeğinizin kendi başına hayatta kalabileceğini görmesine izin vermelisiniz, en azından birkaç dakika. Endişelenmeyin; bağırabilir; ancak içten içe geri döneceğinizi biliyor. Mit 2: Şeker çocukları hiperaktif yapar. Gerçek: Kendi çocuğunuzda ya da diğer çocuklarda gözlemlediğiniz ne olursa olsun, bu inancı destekleyecek bilimsel deliller yoktur. Peki araştırmanın gösterdiği ve ebeveynlerin gözlemlediği şey arasındaki ikiye ayrılma neden? Bir çocuk doktoru Alan Greene, “Şeker kendi başına suçlu olmadığı için.” diyor. Kan şekeri düzeylerini etkileyen herhangi bir gıda (bir domatesten çikolataya kadar) adrenalinde bir dalgalanma yaratabilir ve bu da enerji patlamasına neden olabilir. Bu etki genellikle her şeyin kan dolaşımına sabit bir şekilde pompalanmasına yardımcı olan lif ile hafifletilir. Bununla birlikte, pek çok şekerli gıda lif açısından düşüktür ve enerji patlamasının açıklaması şeker değil, düşük lif oranıdır. 54 Ege Life MART 2017

Siz de adrenalin patlaması istemiyorsanız; elmayı elma suyunun içine atın ve yüksek lifli olduğu sürece çocuğunuzun şekerli bir şeyler yemesinin hiperaktiviteye neden olmadığını bilin. Mit 3: “İkiler” çok kötüdür. Gerçek: “İkiler” ya da daha doğrusu, 18 ile 30 ay arasında bir yere denk gelen dönem, yalnızca hazırlıksız iseniz korkunçtur. Bu gerilme esnasında, tatlı bebeğinizin “Canavar” temalı filmlere konu olabileceği neredeyse kesin: inatçı, tartışmacı, sinir ve ağlama krizi eğilimli, neredeyse doğaüstü bir irade! Söylemeye gerek yok, bununla uğraşmak korkunç olabilir. Bununla birlikte, gözünüzün bu safhanın olumlu tarafında olması gerekir. Bununla nasıl başa çıkılacağına dair bazı bilgilere sahipseniz, size ve çocuğunuza fayda sağlayacaktır. Gerçek: Aslında bu ifade, doğru zamanda kullanıldığında uygun olmayan bir tartışmayı sona erdirmenin iyi bir yoludur. Senaryoyu biliyorsunuz: Kızınıza büyümek için uyumaya ihityacı olduğunu, bu yüzden uyku saatini iyi değerlendirmesi gerektiğini açıkça anlattınız, ancak kızınız sebepsizce sorusunu defalarca yineliyor; “Ama neden?” Bu noktada, bir çatışmayı uzatmaya çalışıyor ve artık onun sorularına rasyonel bir cevap vermek zorunda değilsiniz. Göreviniz şimdi tartışmayı bitirmek ve “Ben anneyim ve ben öyle söyledim.” cümlesi bunu yapmak için mükemmel bir yol kabul ediliyor. Bunu söylerseniz, kendi anneniz gibi hissediyor olacaksınız, dolayısıyla biraz güncelleştirilmiş haliyle değiştirmeyi deneyin: “Çünkü ben anneyim, sen de çocuğumsun ve tartışacak başka bir şey yok.” Tabii ki bu cümleyi her size itiraz ettiğinde kestirip atma cümlesi olarak kullanmak ve çocuğunuzu başınızdan atmak için kalıp haline getirmek yanlış, önce açıklama yapmak her daim gereklidir! Mit 5: Çocuğunuza rüşvet vermek her zaman kötü bir fikirdir. Bu yaştaki bir çocuk, gelişiminde bağımsızlığa ve kişiliğe doğru atmaya başlayan kritik ve heyecan verici noktaya ulaşır. Davranışsal bir çocuk doktoru ve “Sadece Bir Aşama mı?” kitabının yazarı Susan Anderson Swedo, “Çocuğunuzun kendi kimliğini kurmasını istiyorsunuz,” diyor, “Dolayısıyla, mümkün olduğunda, arzusunu sizden ayrı tutmaya özen göstermelisiniz.” Bu yaştaki bebeğinizi daha yönetilebilir kılmak için açık sınırlar koyduğunuzdan ve seçenekler sunduğunuzdan emin olun (“Ne giyeceksin? - kırmızı pijama mı yoksa mavi olan mı?”) Ayrıca isyanın bastırılacağı durumların sayısını azaltmaya çalışın. Örneğin her market alışverişine onu da götürürseniz, istediği dergi ya da çikolatayı almadığınız için yarattığı kriz anlarını da çoğaltmış olursunuz. Gerçek: Bir çocuğa rüşvet vermek neredeyse her zaman kötü bir fikirdir, bunda hemfikiriz. Ancak yaşamınızın yüzde 98’inde bundan kaçınırsanız, terbiyeli davranışın tartışılmaz olduğu durumların yüzde 2’si için iyi bir hizmet verebilir. Örneğin, kız kardeşinizin düğünü esnasında, 5 yaşındaki çocuğunuzun sakince oturmasına gerçekten ihtiyacınız varsa, günün sonunda ona bir oyuncak bebek alacağınıza söz vermenin zararı yok. Tabii ki sözünüzü tuttuğunuz sürece! Peki neden bunu daha sık kullanmıyorsunuz? Çünkü pratikte rüşvetin bir bedeli var ve aynı zamanda etkinliğini çok da çabuk kaybediyor. Mit 4: “Öyle söyledim çünkü ben senin annenim.” demek yanlıştır. Mit 6: Ebeveynler çocuklarının önünde tartışmamalıdır. Gerçek: Şartlı olarak geçerlidir. Çocuğunuzun önünde adım adım, sakin, düşük hacimli, ses yükseltmeden yaptığınız konuşmalarla, farklılıkları suçlamadan tartışıyorsanız, o zaman tartışabilirsiniz. Çocuğunuz sağlıklı bir yetişkin ilişkisi içinde çatışma MART 2017 Ege Life 55

KALKIYOR
Temmuz 2016 sayı 106
JETLER NEDEN AYNI RENKTE?
Öteki -
WINTER’S GATE
’ETKİN PİŞMANLIK’