Views
1 week ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

GÖRÜNÜMLER Bir insan

GÖRÜNÜMLER Bir insan tarihe nasıl karşı koyabilir? Muhafazakarlar tarihteki kuvvet değişimleriyle karşı koyabilirler. Ancak başka tür bir karşı koyuş daha var. Marx'ı okumak ve keşfettiği tarihsel süreçlere karşı onun duyduğu nefreti; zorunluluklar dünyasının özgürlükler dünyasına dönüşeceğine inandığı, tarihin sonu için duyduğu sabırsızlığı duymamak mümkün mü? Tarihe karşı bir karşı koyuş kısmen, tarih içinde olup bilenlere karşı koyuş olabilir. Ancak yalnızca bu değil. Her devrimci protesto, aynı zamanda insanların tarihin nesneleri olmasına karşı bir tasarıdır. Ve insanlar, umutsuz protestolarının sonucunda artık bu tür nesneler olmadıklarını hissettiklerinde, tarih zamanı tekeline almayı bırakır. Dev ağzı, kentin çapını bulan bir giyotin getirin gözlerinizin önüne. O ağzın usulca indiğini, kentin bir kesimini, içinde n varsa hepsiyle birlikte biçtiğini getirin - duvarlar, demiryolu hatları, arabalar, tezgahlar, kiliseler, meyve sandıkları, ağaçlar, gök, kaldırımlar. İşte, savaşmaya kararlı herkesin birkaç metre önüne böyle bir bıçak ağzı inmiş. Herkes, yalnız kendisinin görebildiği uçsuz bucaksız bir yarığın baş döndüren sarp kenarından birkaç metre beride buluyor kendini. Yarık, ete işlemiş derin bir kesik gibi, o kadar su götürmez bir gerçek; neler olup bittiği apaçık ortada. Gelgelelim başlangıçta acı duyulmuyor. Acı, kişinin kendi ölümünün büyük bir olasılıkla çok yaklaşuğı düşüncesidir. Barikatları kuran erkeklerle kadınların aklına, ellerindeki işle kafalarındaki düşüncenin, büyük bir olasılıkla, kendilerince son kere işlendiği ve düşünüldüğü vuruyor. Savunma hatları kurulurken acı aruyor. ... Barikatlann orada acı dindi. Değişim tamama erdi. Çaulardan, askerlerin yürüyüşe geçtiklerini bildiren bir haykırışla tamama erdi. Birdenbire, pişmanlık duyacak bir şey kalmıyor artık. Barikatlar, savunucularıyla, onlara yaşamları süresince uygulanan şiddetin arasında yükseliyor. Pişmanlık duyacak bir şey yok çünkü şu anda kendilerine doğru ilerleyen ne varsa, geçmişlerinin tortusu. Barikatların beri yanında, gelecek başladı bile.* *John Berger, G, Weidenfeld & Nicolson, Londra, 1972, ss.71-72 (G, lletişim Yayınları, 2.Basım: 1988, s.98-100, çev: Tomris Uyar). ıos

O ANA ADANMIŞ Devrimci eylemler nadirdir. Ne var ki açıkça ortaya dökülmese bile, tarihe karşı koyma duyguları süreklidir. Bu duygular ifadelerini sıklıkla özel yaşam denen şeyde bulurlar. Bir ev yalnızca fi ziksel bir korunak değil, aynı zamanda kolay kırılabilir olmasına rağmen tarihin acımasızlığına -aynı tarihin sıklıkla içerdiği vahşilik, adaletsizlik ve sefaletten ayırt edilmesi gereken bir acımasızlığa- karşı teleolojik bir korunaktır da. Halkın tarihe karşı koyuşu kendilerine uygulanan şiddete tepkidir. (Hatta bir protestodur, ancak öylesine içten ve teklifsiz bir protestodur ki, hiçbir dolaysız toplumsal ifadeye sahip değildir, dolaylı olanları ise çoğunlukla mitselleştirilmiş ve tehlikelidir: Hem faşizm, hem ırkçılık bu tür protestolardan beslenir.) Şiddet, birlikte seyreden ve bu yüzden birbirinden bölünemez hale gelen bir zamanı ve tarihi içermektedir; böylece artık insanlar ne zamana ne tarihe ilişkin deneyimlerini ayrı ayrı okuyabilirler. Zaman ve tarihin bu birlikte gidişi A vrupa'da on dokuzuncu yüzyılda başladı; tarihsel değişim hızının artması ve bütün yerküreye yayılmasıyla daha eksiksiz ve yoğun bir hale geldi. Bütün popüler dinsel hareketler -Bau'nın maddeciliğine karşı tırmanan İslam hareketi gibi- zaman ve tarih arasındaki bu birlikteliğin getirdiği şiddete karşı direniş biçimleridir. Bu şiddet neyi içermektedir? Zamanı kavrayan ve birleştiren insan imgelemi (imgelem varolmadan önce, bütün zaman ölçekleri - kozmik, jeolojik ve biyolojik- ayrıydı) zamanı bertaraf etme gücüne sahip olmuştu hep. Bu güç, bellek yetisiyle çok yakından bağlantılıdır. Gene de zaman, yalnızca hatırlanmış olmakla değil, aynı zamanda zamanın geçişine meydan okuyan belli anların yaşanmış olmasıyla; bu anların unutulmaz hale gelmesiyle değil, bu tür anların deneyimi içinde zamana karşı bir kapalılık bulunması nedeniyle bertaraf edilmektedir. Bunlar sonsuza kadar,for ever, toujours, siempre ve immer gibi sözcükleri uyandıran deneyimlerdir. Başarı, esrime, düş, tutku, belirleyici bir ahlfilci karar, cesaret, yaklaşan ölüm, fedakarlık, yas, müzik, duende'nin gelişi gibi anlar. Bunlar yalnızca bir kaçı. Bu tür anlar insan deneyimi içinde sürekli ortaya çıkar. Tek bir yaşam içinde sık olmadıkları halde yaygındırlar. Bütün lirik ifade 106