Views
4 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

GÖRÜNÜMLER

GÖRÜNÜMLER Görünümlerin Bilmecesi Hiç yazılmamış olanı okumak. Hofmannsthal Fotoğrafın iki değişik kullanımını gözden geçirdik. Biri, fotoğrafın getirdiği pozitivist kamu sanki nihai ve biricik gerçeği temsil ediyormuş gibi ele alan ideolojik kullanım. Buna karşılık da öznel bir duyguyu kanıtlamak için fotoğrafı bağrına basan popüler ama özel kullanım. - Tabakta Şeftaliler, P .Cezanne. 111

O ANA ADANMIŞ Ben sanaı olarak fotoğrafı ele almadım. Büyük bir fotoğrafçı olan Paul Strand, kendisini sanatçı olarak görüyordu. Son yıllarda sanat müzeleri, fotoğraf toplamaya ve sergilemeye başladılar. Man Ray şöyle diyordu : "Resmetmek istemediklerimin fotoğrafını çekiyorum; fotoğrafını çekemediklerimin resmini yapıyorum." Ray kadar ciddi Bruce Davidson gibi başka fotoğrafçılarsa resimlerinin "sanat yerine geçmemesi"ni bir erdem olarak öne sürüyorlar. On dokuzunca yüzyıldan beri süregelen, fotoğrafın bazen bir sanat olduğu tartışmaları meseleyi çözmekten çok karmaşıklaştırmıştır; çünkü bu tartışmalarda her zaman resim sanatıyla karşılaştırmaya gidilmiştir. Oysa bir çeviri sanatının bir alıntı sanatıyla karşılaştırılması hiç işe yaramaz. Bu sanatların benzerlikleri, birbirleri üzerindeki etkileri yalnızca biçimseldir; işlev açısından hiçbir ortak yanlan yoktur. Bu söylediğimiz ne kadar doğru olsa da, şu canalıcı sorunun yanıtını vermez: Bilinmedik nesnelerin fotoğrafları nasıl olup da bizi etkileyebiliyor? Fotoğraflar tablolar gibi işlev görmüyorlarsa, nasıl işlev görüyorlar? Fotoğrafların görünümlerden alıntı yaptığını öne sürmüştüm. Bu, görünümlerin kendi başlarına bir dil oluşturduğunu akla getirebilir. Bunu söylemenin anlamı nedir? Önce muhtemel bir yanlış anlamayı ortadan kaldırmaya çalışayım. Barthes son kitabında şöyle yazıyordu: "Bir dilin içine biraz girdiğim her defasında, bu dilin sisteminin bir tür indirgemecilik ve onaylamama içinde varolduğunu ve bu yönde geliştiğini fark eder etmez, sessizce oradan çekilip başka yöne bakmışımdu."* Merhum ustalarının tersine, Barthes'ın yapısalcı izlerleri kapalı sistemlere bayılırlar. Kertesz'in fotoğrafını okurken benim, her biri toplumsal/kültürel birer inşa olan bir dizi göstergebilimsel sisteme dayanmış olduğumu söyleyeceklerdir: giysilerin, yüz ifadelerinin, gövde hareketlerinin, toplumsal tavırların, fotoğraf çerçevelemesinin vb. gösterge dili. Gerçekten de böyle göstergebilimsel sistemler mevcuttur ve bunlar imgelerin yaratılmasında da, okunmasında da sürekli * Roland Barthes, Reflections on Photography (Fotoğraf Üzerine Düşünceler) Farrar, Strauss & Giroux, New York, 1981. 112