Views
3 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

oluşumuz, bence

oluşumuz, bence insanlara ilişkin bir değişmezdir. Bu beklentinin biçimi tarihsel olarak değişebilir, ama kendi içinde o, insanın algılama kapasitesiyle görünümlerin tutarlılığı arasındaki ilişki'nin bir unsurudur. Bu ilişkinin bütünselliği belki de en iyi şekilde, görünümlerin bir yarı-dil oluşturduğu söylenerek belirtilebilir. Tam bir dile hem benzerlik hem de o dilden farklılık ifade eden böyle bir formülleştirme, sarsak ve kesinlikten uzak olmakla birlikte, en azından bir dizi fikre yer açmaktadır. * Fotoğrafa ilişkin pozitivist görüş, tüm yetersizliklerine karşın egemenliğini korumuştur çünkü görünümlerin vahiysel niteliği göz önüne alınmadıkça başka bir görüşün gelişmesi mümkün değildir. İyi fotoğrafçıların hepsi sezgiyle çalışmışlardır. Onların yapıtları açısından, bu kuram eksikliği önem taşımamıştır. Önemli olan fotoğrafın imkanının kuramsal olarak gizli kalmış olmasıdır. Nedir bu imkan? Bir fotoğrafçının inşa edici tek bir tercihi, bakmakta olan bir başkasının sürekli ve daha rastlantısal olan tercihlerinden farklıdır. Her fotoğrafçı, fotoğrafın basitleştirdiğini bilir. Bu basitleştirme odaklama, tonlama, derinlik, çerçeveleme, birbirini iptal etme (fotoğraflanan şey değişmez), doku, renk, boyut, diğer duyular (bunların görüntü üzerindeki etkileri dışarıda bırakılmıştır) ve ışığın oyunlarıyla ilgilidir. Fotoğraf, görünümlerden alıntı yapar; ancak alıntı yaparken bu görünümleri basitleştirir. Bu basitleştirme onların okunabilirliklerini artırabilir. Her şey seçilen alıntının niteliğine bağlıdır. Atlı adamın fotoğrafı, çok kısa bir alıntılamadır. Kertesz'in Budapeşte tren istasyonunun önünde çektiği fotoğrafsa uzun uzadıya alıntı yapmaktadır. Alıntının "uzunluğu"nun poz zamanıyla bir ilgisi yoktur. Zaman- 119

O ANA ADANMIŞ sal bir uzunluk değildir bu. Bir fotoğrafçının, fotoğraflanan anı seçişiyle, bakanı o ana bir geçmiş ve gelecek atfetmeye ikna etmeye çalışabileceğini görmüştük daha önce. Atlı adama bakarken, biraz önct ne olmuş olduğu ya da birazdan ne olacağı üzerine belirli bir fikir edinemeyiz. Kertesz'in fotoğrafına bakarken, yıllarca geriye ve en az birkaç saat ileriye giden bir öykü izleyebiliriz. İki imgenin anlatı menzilleri arasındaki bu fark önemlidir; gene de bu fark alıntının "uzunluğu"yla doğrudan bağlantılı olsa bile, kendisi bu uzunluğu temsil etmez. Alıntının uzunluğunun hiçbir anlamda zamansal bir uzunluk olmadığını tekrarlamak gerekiyor burada. Uzatılmış olan, zaman değil, anlamdır. Fotoğraf, zamanı enlemesine keser ve o anda gelişmekte olan olay ya da olayların kesitini açığa çıkarır. Anlık olanın, anlamı bulanıklaştırdığını görmüştük. Ancak kesit yeterince genişse ve rahat rahat incelenebiliyorsa, bize olayların birbiriyle bağlantılılığını ve ilişki içinde birlikte varoluşlarını anlama imkanı tanır. En sonunda görünümlerin birliğinden doğan denklikler, ardıllıktan yoksun oluşlarını daha sonra telafi ederler. İster istemez son derece şematik olacak çizimlerle ifade edersem bu anlattıklarım, daha açık anlaşılacaklardır. Gerçek yaşamda bir olayın taşıdığı anlamın algılanmasını ve hissedilmesini sağlayan şey, onun zaman içindeki gelişmesi ve süremidir. Bunu etkin biçimde ifade edersek, olayın anlama doğru ya da onun içinden geçerek hareket ettiğini söyleyebiliriz. Bu hareket bir okla temsil edilebilir. Normal olarak bir fotoğraf bu hareketi tutuklar ve fotoğraflanan olayın görünümlerini enine keser. Anlamı, belirsiz hale gelir. - - - - - 1 - - - Okun hareketi, ancak seyircinin donmuş görünümlere tahmini bir geçmiş ve gelecek atfetmesi sayesinde varsayılabilir. Yukarıda, fotoğrafın kesişini dik bir çizgiyle temsil ettim. Ancak bu kesişi bir olayın kesiti olarak düşünürsek, onu yandan değil de 120

Studija o restrukturiranju i finansiranju – Srbija 2012. - Roland Berger
ÂŞIK VEYSEL
Gazi Üniversitesi