Views
5 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

GÖRÜNÜMLER önden

GÖRÜNÜMLER önden görülen bir çemberle temsil edebiliriz. O zaman şöyle bir çizim çıkar ortaya: - - - - 0 - - - -7 Çemberin çapı, olayın anlık görünümlerinde bulunan bilişi miktarına göre değişecektir. Bu çap (alınan bilişi miktarı), seyirciyle fotoğraflanan olay arasındaki kişisel ilişkiye göre değişebilir. Atlı adam bakana yabancıysa, çap dardır; çember son derece küçüktür. Aynı adam sizin oğlunuzsa, seçilip ayrılan bilişi miktarı da, çemberin çapı da aşın ölçüde genişler. Uzun uzadıya alıntı yapan .o sıradışı fotoğraftaysa, fotoğrafın öznesinin seyirci için tümüyle yabancı olması durumunda bile çemberin çap• büyük ölçüde genişle < _ _ -7 Bu genişleme -o andaki belirli konjonktürün içinde fotoğraflandıkları halleriyle- görünümlerdeki tutarlılığın, olayı kendisinin ötesine aşırmasından kaynaklanır. Fotoğraflanan olayın görünümleri, başka olayları akla getirir. Çemberi, anlık bilişinin boyutlarının çok ötelerine genişleten şey, bu eşzamanlı bağlantıların ve karşılıklı atıfların sağladığı enerjidir.r:i:)\ --- - -7 Böylece, fotoğrafın kesmesi sonucunda gerçekleşen süreksizlik yıkıcı olmaktan çıkar, çünkü uzun alıntı yapan fotoğrafta başka tür bir anlam mümkün hale gelmiştir. Fotoğrafı çekilen özel olay, kendi görünümlerinden doğan fikirler sayesinde başka olayları ima eder duruma gelir. Bu, salt totolojik bir fikir olamaz. (Acı çekme fikrini ağlayan bir insan imgesiyle ima etmek totolojiktir.) Fikir olayla yüzleşerek onu genişletip başka olaylara bağlar; dolayısıyla da çapı genişletir. Görünümlerin, fikirleri "doğurmaları" nasıl mümkün olmaktadır? Belli bir andaki özgül tutarlılıkları yoluyla görünümler, bir dizi denk- 121

O ANA ADANMIŞ lik eklemlerler; bu denklikler de bakanda geçmişteki bir deneyimin farkındalığını doğurur. Bu farkındalık bellekle örtük bir anlaşma düzeyinde kalabilir, ya da bilinçli hale gelir. Bilinçli hale geldiğinde bir fikir olarak formüle edilir. Anlatımcılığa ulaşan bir fotoğraf böylece diyalektik olarak çalışır: kaydedilen olayın özelliğini korur ve bu özel görünümlerin denkliklerinin genel bir filcri eklemlediği bir an'ı seçer. Hegel, Hukuk Felsefesi* adlı yapıtında, bireyselliği şöyle tanımlıyor: Her bilinçlilik kendini (!)evrensel olarak, sınırlı olan her şeyden soyutlama potansiyeli olarak, (2) sınırlı bir nesnesi, içeriği ve amacı olan bir özel olarak tanır. Bununla birlikte bu anların her ikisi de yalnızca birer soyutlamadır; somut ve gerçek olan (her gerçek somuttur), özelin, ama kendi üzerine düşünme yoluyla evrenselle eşitlenmiş olan özelin, karşıtı olan evrenselliktir. Bu birlik, bireyselliktir. Her anlatımcı fotoğrafta, uzun uzadıya alıntı yapan her fotoğrafta, özel olan, genci bir fikir aracılığıyla evrensel olanla eşitlenmiş durumdadır. * * * Genç bir adam halka açık bir yerde, belki de bir kahvede, masa başında uyuya kalmış. Yüzündeki ifade, kişiliği, ışıkla gölgenin onu ve giysilerini eritişi, gömleğinin açık yakası, masanın üzerindeki gazete, sağlığı ve yorgunluğu: Hepsi de bu olayda görsel olarak mevcut. Genel fikir, olaydan yola çıkmak ve onunla yüzleşmek. Bu fotoğraftaki fikir, okunabilirlikle ilgili. Daha doğrusu okunabilirlik/ okunamazlık arasındaki farkla, ayrım çizgisiyle ilgili. Masadaki ve * Georg W.F.Hegel, Philosophy of Right, Oxford University Press, Londra, 1975, s.7 122