Views
5 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

KİTLE GÖSTERlLERlNlN

KİTLE GÖSTERlLERlNlN DOGASI caktır: Bu durumda da böyle bir otoritenin demokratik olmayan niteliği kitle önünde sergilenmiş olur. Söz konusu kaçınılmaz ikilem, sergilenen zayıOıkla, sergilenen otorite arasındadır. (Resmi olarak onaylanan ve denetlenen gösteri, aynı ikilemi içermez: Bu tür gösterinin simgeselliği sansür altına alınmıştır: İşte bu yüzden ben onu salt seyirlik gösteri olarak adlandınyorum.) Otorite, neredeyse değişmez bir biçimde hep şiddet kullanmayı seçer. Otoritenin sergilediği şiddetin derecesi pek çok etkene bağlıdır; ancak gösterin in oluşturduğu fiziksel tehdit bu etkenler arasında pek yer almaz. Tehdit, özünde simgeseldir. Ancak otorite, gösteriye saldırmakla simgesel olayın tarihsel bir olay haline gelmesini sağlamış olur: hatırlanacak, ders çıkarılacak, intikamı alınacak bir olay. Şiddeti üzerine çekmek gösterinin doğasında vardır. Yol açtığı provakasyon da şiddete dayalı olabilir. Ancak sonunda, ortaya koyduğu etkiden daha fazlasına kendisi katlanmak zorunda kalacaktır. Bu hem Laktik bir gerçektir, hem de tarihsel. Gösterilerin tarihsel rolü, varolan devlet otorites inin adaletsizliğini, acımasızlığını, mantıksızlığını gösterınektir. Gösteriler, masumiyetin ortaya koyduğu protestolardır. Ancak masumiyet iki türlüdür; bu iki tür, yalnızca simgesel düzeyde tekmiş gibi ele alınabilir. Siyasi çözümleme ve devrimci eylemin planlanması amacıyla bu iki türün birbirinden ayrı tutulması gerekir. Savunulması gereken bir masumiyet vardır, sonunda yitirilmesi gereken bir masumiyet vardır: biri adaletten kaynaklanan masumiyettir, diğeri deneyim yoksunluğu sonucunda ortaya çıkan masumiyet. Gösteriler siyasi istekleri, daha bunları doğuracak siyasi araçlar yaratılmadan önce ifade ederler. Gösteriler, kendi isteklerinin gerçekleşmesini öngörür, böylelikle de bu isteklerin gerçekleşmesine katkıda bulunurlar; Ancak kendi başlarına bu istekleri elde edemezler. Herhangi bir verili tarihsel durumda devrimcilerin üzerinde karar vermeleri gereken sorun, daha fazla simgesel provanın gerekli olup olmadığıdır. Bundan sonraki aşama, gösterinin kendisi için taktik ve strateji eğitimi yapmaktır. 1968 133

"Che" Guevara Ekim G uevara'nın önceki Pazar Bolivya ordusunun iki 1967 bölüğüyle gerilla kuvvetleri arasında, Rio Grande ırmağının kuzeyinde Higueras adlı bir cangıl köyü yakınlarında yer a­ lan çatışmada öldürüldüğünü kanıtlamak üzere 10 Ekim 1967 Salı günü dünyaya bir fotoğraf iletildi. (Daha sonra bu köy Guevara'nın ele geçirilmesi için verilen ödülü aldı.) Cesedin fotoğrafı , Vallegrande kasabasında bir ahırda çekilmişti. Ölü, bir sedyeye, sedye de beton bir çeşme yalağının üstüne yerleştirilmişti. Önceki iki yıl içinde "Che" Guevara efsaneleşmişti. Nerede olduğunu kesin olarak kimse bilmiyordu. Kimsenin onu gördüğüne değgin tartışma götürmez bir kanıt da yoktu. Ama varlığı sürekli kabul ediliyor ve anımsatılıyordu. Guevara -"dünyada bir yerde"ki gerilla üssünden Havana'daki Üçkıta Dayanışma Örgütü' ne gönderdiğison bildirisinin başında on dokuzuncu yüzyıl devrimci şairi Jose Martı'den bir dize alıntılıyordu: "Acıların vaktidir şimdi ve yalnızca ışığı görmek gerekir." Sanki kendi ağzıyla açıkladığı ışığın içinde Guevara görünmez, her yerde hazır ve nazır bir duruma gelmişti. Artık öldü. Sağ kalma olasılığı, efsanenin gücüyle ters o­ rantılıydı. Efsanenin durdurulması gerekiyordu. New York Times, "Emesto Che Guevara, şimdi artık muhtemel göründüğü gibi, Bolivya'da gerçekten öldürüldüyse, bir insanla birlikte bir mit de huzura kavuştu," diye yazıyordu. Guevara'nın hangi koşullarda öldüğünü bilmiyoruz. Ama ölümünden sonra cesedine yaptıklarına bakarak, eline düştüğü insanların kafa yapısı hakkında bir fikir edinebiliriz. Önce sakladılar cesedi. Sonra sergilediler. Sonra, bilinmeyen bir yerde adsız bir mezara gömdüler. Sonra kazıp yeniden çıkardılar. Sonra yaktılar. Ama yakma- 134