Views
3 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

Köylü Deneyimi ve

Köylü Deneyimi ve Modern Dünya ,... ,... l YUU'e kadar dünya nüfusunun yaklaşık %80'i köylüydü; Cilalı Taş Devri'nden beri de bu yüzde hiçbir zaman daha az olmamışu. Yeryüzünde yaşamış insanların çoğu -ya da köylülerin deyişiyle, şimdi bizi seyretmekte olan ölülerin çoğu- hayatlarını toprakla çalışarak, ekmeklerini oradan çıkarmaya uğraşarak geçirdiler; ve hiç iş yapmayan ya da çok daha saygın işler yapanları beslemek için artık değer denen şeyi sağlamak zorunda kalarak. Bununla birlikte, yakın zamanlara kadar bu devasa çoğunluğa hemen hemen hiçbir tarih görüşü önem atfetmiyordu. Onlara daha çok sürekli bir veri olarak bakılıyordu; toprağın kendisi gibi, biçim verilen -kullanılan, denetlenen ve sonunda azınlığın tanımlanabilir toplumsal güçleri tarafından tarihsel kılınan- bir tür anonim tarihsel hammadde olarak. Köylülerin sürekli olarak yetiştirdikleri hayvanlara benzetilmeleri, onların kimliksiz olduğuna ilişkin bu görüşün bir göstergesiydi. Köylüler, üzerlerindeki denetim araçları zayıfladığında ya da bu araçların değiştirilmesi gerektiğinde, geçici bir kitle kimliğine kavuşabiliyorlardı. Bugün olan da budur. Ne denli kısa sürelerle olursa olsun, Kuzey Atlantik ekonomik ve siyasal gücünün denetiminden kurtulanların, gelişmekte olan yirminci yüzyıl emperyalizm biçimlerine meydan okuyanların hemen hepsi köylü toplumları olmuştur. Yüzyılımızdaki devrimlerin çoğu (büyük ölçüde) yalnızca köylü askerler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu gözlem Rusya, Çin, Vietnam, Cezayir, Angola, Mozambik ve Zimbabwe için geçerlidir. 147

O ANA ADANMIŞ Aynı zamanda denetim araçlarının kendileri de değişiyor, çünkü denetimin hedefi değişiyor. Şimdi gerekli olan tek denetim pazarın denetimi. Modem gıda üretimi artık köylülere gerek duymuyor. Küçük bir ücretli-emek gücü gerektiriyor. Modem teknolojiye sahip, tümüyle gelişmiş bir kapitalist ekonomide ülke nüfusunun yalnızca %5'inin toprakta çalışması yeterli oluyor; bunların da hiçbiri köylü gibi çalışmıyor ve yaşamıyor. Tarımın modernleşmesine, kendi içinde denecek bir şey yok. İlkesel olarak modem teknoloji kıtlığa son verebilir. Köylülerin teknoloji öncesi geleneksel çalışma tarzı öylesine acımasız ve nasırlaştırıcıydı ki çok sayıda bedenin ve ruhun mahvına yol açıyordu. Bununla birlikte, kapitalist gıda üretimi yalnızca bir modernleşme sorunu değildir. Köylülere gerek duymayabilir, ama kendine kar sağlamak için üretmeye ve ürettiklerini bütün dünyaya satmaya gerek duyar. Bu durumun yarattığı sonuçlar, bundan etkilenen her yoksul köylü toplumunu mahvetmektedir. Köylüler, işsiz ve kıtlığa karşı şimdiye kadar hiç olmadıkları ölçüde korunmasız bırakılırlar. Kırsal kesimdeki insanlar, yiyeceklerini kentsel bölgelerden satın almaya zorlanıyorlar. Gecekondu bölgeleri beş yılda bir iki katına çıkıyor. Kısa sürede bütün dünyada bu tür bölgelerde oturanların sayısı yüz milyonu bulacak. Her yıl köylülerin sayısı azalıyor. Tahminlere göre 1990'lara gelindiğinde dünya nüfusunun yalnızca yarısı kırsal bölgede yaşıyor olacak. Bunların ortadan kalkması, trajik ya da olumlu bir gelişmenin parçası olabilir. Serbest pazar dünyasında milyonlarca köylü gecekondu bölgelerinin limbo'suna* atılıyor. Modern tarih, eskide kalmış dinsel lanetleme kategorilerinden bazılarına yeniden varlık kazandırdı: Hitler'in imha kampları cehennemin gerçekleştirilmesiydi. Gecekondu bölgeleriyse insan eliyle inşa edilmiş birer limbo'dur. Rusya'da, özellikle Stalin döneminde, milyonlarca köylü acımasızca yok edildi. Buna karşılık Çin'de milyonlarca köylü, "tarım *limbo; istenmeyen, unutulmuş şeylerin ya da kimselerin atıldığı yer. (ç.n.) 148

Studija o restrukturiranju i finansiranju – Srbija 2012. - Roland Berger
JETLER NEDEN AYNI RENKTE?