Views
11 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

KÖYLÜ DEı'\'EYlMl VE

KÖYLÜ DEı'\'EYlMl VE MODERN DÜNYA ürelicileri"ne dönüştürüldü (hala dönüştürülüyor mu?); burada kötü beslenmenin artık yaygınlığını yilirmekte olduğu yadsınmaz bir gerçek. Geçmişin bir kalıntısı olduklarından köylülerin ortadan kalkmaları gerektiği sonucuna -tıpkı Ortak Pazar konusunda Mansolt'un, Sovyetler Birliği bağlamında da Lenin'in yaptığı gibi- varmak gerekmez mi? Bu sonuca varmak acelecilik olur. Bir kere toplam sayıları ne kadar azalırsa azalsın, köylüler bazı bölgelerde varlıklarını sürdüreceklerdir. Sonra, böyle bir sonuca varmak, köylülerin ortadan kalkmasının ne anlama geldiğini göz ardı etmek olur. Burada söz konusu olan geçmişe dönüş değildir. Söz konusu olan ne tür bir geleceğin yaklaşmakta olduğudur. Üstelik Hegel'in bile önceden göremeyeceği diyalektik bir cilveyle, köylülüğün yok olma tehdidi altına girişi, yüzyıllardır süren köylü deneyiminin yadsınması, onun yerini alacak şeyin niteliğine kuşku düşürebilir. Köylü deneyimi özünde evrenseldir. Bu evrensellikte yatan gerçek, köylü deneyiminde yatan pek çok başka şey gibi çelişkili ya da ikilemlidir. Köylüler için köy, dünyanın merkezidir. Bununla birlikte, dünyanın her yerindeki köylerin kasabalara, kentlere, başkentlere ya da saraylara oranla çok daha fazla ortak yanları ve ortak değerleri vardır. Kentsel ayrıcalıklar çeşitliliğe yol açar. Kırsal zorunluluk ortak nitelikler oluşturur. Köylü deneyimi, yalnızca dünyanın en evrensel deneyimi değil, aynı zamanda en eski deneyimidir. Köylü yaşamının durağan ve değişmez olduğu görüşü, kente özgü bir görüştü; farklı bir değişim anlayışına ve cehalete dayanıyordu. Bütün köylü toplulukları değişir ve evrimleşir; yaratıcı tekniklerimizin çoğu bir zamanlar bu topluluklarda doğmuştur. Ancak, değişiklikler ve yenilikler hiçbir zaman köylülerin değerler sistemini dönüştürecek biçimde olmamıştır; bunun nedeniyse öncelikler düzeninin, her zaman mümkün (sıklıkla muhtemel) açlık düzeninin değişmeden kalmasıydı. Yirminci yüzyılın ortalarına kadar dünyanın birçok bölgesindeki köylü deneyiminde, en azından bin yıl geriye uzanan bir süreklilik vardı. 149

O ANA ADANMIŞ Köylü deneyimindeki evrensellik ve sürekliliğin, kendi içlerinde özel bir önemi yoktur. Onsekizinci yüzyıla kadar köylülerin, sözcüğün tam anlamıyla göz ardı edildikleri (göze çarpmalarının imkansız olduğu) söylenebilir. Başlangıçta yavaş yavaş, yüzyıhmızdaysa giderek artan bir ivmeyle göze çarpmalarına yol açan şey, Kuzey Atlantik'in dünyayı egemenlik altına alması ve bu egemenliğin değişimi hızlandırmasıdır. Bu egemenlik evrenselliği yadsıyor, değişim hızı da süreksizligin normal oldugu izlenimini yarauyordu. Bu nokta üzerinde ısrarla durmak önemlidir. Düzene getirdiği iddia edilen tüm tehditleriyle birlikte devrim öcüsü, insanların gözünü şu gerçeğe kapamıştır: Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi geçersiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur. Brecht'in dediği gibi "Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir." Bu insanlık dışı akışın gücüne karşı her devrim, belli kalıcılık değerlerini yerleştirmeyi ümit etmiştir. Gelecekte yaşaulacak sosyalist insan, kapitalist insanın hiç durmadan değişip duran bencil fırsatçılığına bir son verecekti. Ancak, bugünkü edimleri gelecekteki bir ideale aufta bulunarak haklı çıkarmaya çalışmanın tehlikeli olduğu anlaşıldı. Kurban vermeye dayanan Stalinci bir fırsatçılık hüküm sürmeye başladı; geçmiş de yeniden yazıldı. Köylü deneyiminin görece evrenselliği ve sürekliliği böylece modem tarih açısından bir istisna olmuştur. Köylü deneyimi, gezegenimizdeki nüfusun çoğunluğunu oluşturmayı daha birkaç yıl sürdürecek olsa da doğrudur bu. Ekonomik açıdan istisnai olan, metropol tarafından marjinal ya da periferik olarak göıiilür. Bu istisnai deneyimin anlamı nedir? Nasıl oluyor da dünyadaki insanların çoğunluğu, o dünyada istisnai kalıyor? Bu, söz konusu gelişmenin gerçekleşme süreci hakkında neyi açığa vuruyor? Geçmişin kalıntısı olarak bir yana atılmak yerine köylüler, geçmişin temsilcisi olarak da düşünülebilirlerdi. Köylüler dışında geçmiş, anıtlar, sanat yapıtları, metinler, fotoğraflar ve önceki toplumsal yapılanmaların ve uygulamaların çeşitli izleriyle temsil edilir. Oysa bu şeyler, şimdi'nin karşısına çıkmak yerine, onun içinde korunurlar. 150

JETLER NEDEN AYNI RENKTE?