Views
6 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

YlYENLER VE YEJ\'ENLER

YlYENLER VE YEJ\'ENLER belgeleridir. Yiyeceğin çeşitliliği, bolluğu, atılması, servetin dogall ıg ı'nı kan!llar. On dokuzuncu yüzyılda (İngiltere'de) kahvaltıda keklik, koyun eti ve tahıl lapası, akşam yemeğinde üç çeşit etle iki çeşit balık yendiğinde, miktarlar net, doğadan alınan kanıtlar da aritmetik kesinlikteydi. Bugün modern taşıma ve soğutma araçları, günlük hayatın kazandığı ivme, "hizmetli" sınıfların farklı kullanımıyla, görülmeye değer olana başka bir yoldan ulaşılmaktadır. Artık en değişik ve egzotik yiyecekler mevsim dışında elde edilebiliyor, dünyanın dört bir yanından yiyecekler geliyor. Canard a la Chinoise, Steak Tartare ve Ba!uf Bourguignon'la yan yana bulunabiliyor. Elde edilen belge, arl!k yalnızca nicelikle ilgili olarak doğadan kazanılmıyor. Aynı zamanda servetin dünyayı nasıl birleştirdiğini kanıtlayan bir belge olarak tarihten de alınıyor. Kusturucu kullanarak Romalılar "zevk" arayışlarında, damak zevkini mideden ayırıyorlardı. Burjuvaziyse yeme edimini gövdeden ayırarak, onu ilkin görülmeye değer bir toplumsal amaç haline getiriyor. Kuşkonmaz yeme ediminin önemi "Bunu zevkle yiyorum," değil, "Bunu şimdi, burada yiyebiliyoruz," diyebilmektedir. Tipik burjuva öğünü, yiyenlerin her biri için bir dizi farklı armağandır. Her armağan, bir sürpriz oluşturmalıdır. Ancak, her armağanın taşıdığı ileti aynıdır: Ne mutlu sizi besleyen dünyaya! Düzenli ana öğün ile kutlama ya da şölen arasındaki ayrım köylü için çok açıkken burjuva için çoğu zaman bulanıktır. (Yukarıda yazdıklarımdan bazılarının, burjuvalar için şölenin kıyısında durmasının nedeni budur.) Köylü için, her gün yedikleri ve bunları nasıl yediği, hayatının geri kalan kısmıyla bir süreklilik içindedir. Bu hayatın ritmi döngüseldir. Öğünlerin yinelenmesi, mevsimlerin yinelenmesine benzer ve onlarla bağlantılıdır. Gıda rejimi yereldir ve mevsimlere bağlıdır. Bu nedenle onun bulabildiği besinler, bunları pişirme yöntemleri, gıda rejiminde görülen değişimler bir hayat boyu tekrar tekrar yaşanan anları gösterir. Yemekten bıkmak, hayattan bıkmak demektir. Buysa ancak mutsuzlukları çok belirgin insanların başına gelir. Küçük olsun, büyük olsun şölen yeniden yaşanan belli bir anı ya da yinelenemeyecek bir olayı belirtmek için verilir. 159

O ANA ADANMIŞ Burjuva şöleninin zamansal olmaktan çok toplumsal bir anlamı vardır. 13u şölen zamana atılan bir çentik olmaktan çok, toplumsal bir nileliğe duyulan özlemi doyurma yoludur. Fırsat çıktığında köylü için şölen yiyip içmekle başlar. Bunun nedeni yiyecek ve içeceğin, kıt olmaları ya da özel nitelikleri nedeniyle, böyle bir fırsat için bir yana ayrılmış olmalarıdır. Aniden kararlaştırılmış bir şölen için bile aslında yıllardır hazırlık yapılmıştır. Şölen, günlük gereksinmelerin üstünde ve ötesinde kazanılmış ve saklanmış artık ürünü tüketmek demektir. Bu artık ürünü ifade edişi ve tüketmesiyle şölen, ikili bir kutlamadır -hem buna yol açan fırsatın, hem de arlık ürünün kendisinin kutlanmasıdır. Bu nedenle yavaş bir tempoda, gönül bolluğuyla dolu geçer ve katılanlar canlı bir neşe içindedirler. Burjuva için şölen ek bir masraf demektir. Şölen yiyeceğini normal yiyecekten ayıran şey, harcanan paranın miktarıdır. Gerçek bir artık değer kutlaması burjuvayı aşar, çünkü burjuvanın hiçbir zaman artık parası olamaz. Bu karşılaştırmalardan amaç, köylüleri idealize etmek değildir. Çoğunlukla köylülerin tavırları, kelimenin gerçek anlamında tutucudur. En azından yakın zamanlara kadar, köylü tutuculuğunun fiziksel gerçekliği, köylülerin modem dünyadaki politik gerçeklikleri anlamalarını engellemiştir. Bu gerçeklikler, köken itibariyle, burjuva buluşlarıydı. Burjuvazi bir zamanlar kendi yarattığı dünyanın hakimi durumundaydı; bugün de bir ölçüde öyledir. Yeme edimi yoluyla, karşılaştırmalar kullanarak, iki elde etme, iki mülkiyet tarzını kısaca özetlemeye çalıştım. Karşılaştırma adım adım incelendiğinde, köylülerin yeme biçiminin yeme ediminin kendisine ve yenen yiyeceklere odaklandığı açıkça görülecektir: merkezcil ve bedensel bir edimdir bu. Oysa burjuva yeme biçimi fantaziye, ayine ve seyredilmeye odaklanmıştır: merkezkaç ve kültüreldir. tık yeme biçimi, tatmin duyarak tamamlanabilir; ikincisiyse hiçbir zaman tamamlanamaz ve özünde tatmini imkansız bir iştaha yol açar. 1976 160