Views
7 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

TARLA olay da aynı

TARLA olay da aynı olumsuzlukları taşıyacaktır. Bir ağaca yıldırım düştüğünü görseniz, bu olayın sarsıcı gücü ister istemez o olayı öyle yorumlamaya götürür ki sizi, o anda o olay önünüzdeki tarladan daha büyük görünür. Öyleyse ilk olayın aşırı sarsıcı bir olay olmaması gerekir; bunun dışında herhangi bir olay ·olabilir: Otlayan iki at. Gittikçe küçülen daireler izcrek koşan bir köpek. Mantar toplayan bir yaşlı kadın. Yukarılarda dönüp duran bir atmaca. Çalıdan çalıya uçuşarak birbirlerini kovalayan ispinozlar. Y cm arayan tavuklar. Durmuş konuşan iki adam. Bir köşeden onaya doğru çok ağır bir biçimde kayarak ilerleyen koyunlar. Birini çağıran bir insan sesi. Yürüyen bir çocuk. ilk olay, kendisinin devamı olabilecek ya da aynı tarlada yer almalarının ötesinde onunla hiç ilgisi olmayan başka olaylara dikkat etmeye götürür sizi. Çoğu zaman dikkatinizi yakalayan ilk olay, sonraki olaylardan daha açık seçiktir. Köpeği gördükten sonra bir kelebeği de yakalayabilir gözünüz. Atı gördükten sonra bir ağaçkakanın sesini duyar, sonra da onun tarlanın bir köşesine doğru uçtuğunu görürsünüz. Yürüyen bir çocuğu seyredebilirsiniz; sonra o, yürüyüp giderek tarlayı bomboş ve olaysız bıraktığı zaman da duvarın tepesinden bir kedinin tarlaya atladığını görürsünüz. Anık deneyimin içine girmişsinizdir. Ne var ki bunu söylemekle anlatı zamanını anıştırmış oluruz, oysa deneyimin özünde onun anlatı zamanı dışında yer alması yatar. Bu deneyim, sizin yaşamınızın anlatısı içine -bilincinizin şu ya da bu düzeyinde hiç duımadan kendinizi anlaup durduğunuz, geliştirdiğiniz anlatının içine- girmez. Tam tersine, bu anlatı kesintiye uğrar. Tarlanın uzam içinde gözle görülür bir biçimde yayılışı, kendi yaşanmış zaman farkındalığınızın yerini alır. Peki, bunu hangi incelikli düzenekle gerçekleştirir? Gördüğünüz ve görmekte olduğunuz olaylarla tarla arasında 165

OANA ADANMIŞ bağıntı kurarsınız. Tarla yalnızca onları çerçevelemekle kalmaz, içerir de. Tarlanın varlığı, o olayların bu biçimde yer almış olmalarının, başka olayların da o biçimde yer alıyor olmalarının ön koşuludur. Tüm olaylar, başka olaylarla bağıntılı olmaları nedeniyle tanımlanabilir olaylar olarak varolmaktadırlar. Gördüğünüz olayları (ama ille de yalnızca bu olayları değil) öncelikle tarlayla ilişkileri içinde betimlemişsinizdir; aynı zamanda tarla da gerçekten ve simgesel düzeyde, kendi içinde yer almakta olan olayların zemini olmuştur. Şimdı, "olay" sözcüğüne verdiğim anlamı birdenbire değiştinnemi eleştırebilirsiniz. Başta tarladan olayları bekleyen uzam olarak söz eltim; şimdi de tarlanın kendisinden olay diye söz ediyorum. Ama işle bu tutarsızlık, deneyimin görünüşte mantıksız gelen niteliğine koşut düşüyor. Tarlanın ortasında hiç de ilgi çekici gibi görünmeyen bir gözlem deneyimi birdenbire başlıyor ve size anında aşina gelen bir mutluluğa yol açıyor. Önünde durmakta olduğunuz tarlanın, kendi yaşamınızla aynı boyutlarda olduğunu hissediveriyorsunuz. 1971 166

Gazi Üniversitesi