Views
5 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

İlkel ve Profesyonel S

İlkel ve Profesyonel S anat tarihi açısından ilkel sözcüğü, üç ayrı anlamda kullanılmıştır: Ortaçağ ve modern Rönesans gelenekleri arasındaki sınırda yer alan (Rafael'den önceki) sanatı belirtmek için; imparatorluk metropollerine sömürgelerden (Afrika, Karayipler, Güney Pasifik) getirilen ganimetleri ve "ilginç eşya"ları adlandırmak için; son olarak da profesyonel sanatçılar olmayı seçip de sınıflarını terketmemiş bulunan -proleter, köylü, küçük burjuva- emekçi sınıftan insanların sanatını yerli yerine oturtmak için. Geçen yüzyılda Avrupa yönetici sınıfının kendine güveni doruktayken doğan bu sözcük, her üç kullanımıyla da, yine bu "uygar" yönetici sınıfa hizmet veren temel Avrupa laik sanat geleneğinin üstünlüğünü güvence altına alıyordu. Profesyonel sanatçıların çoğu, eğitimlerine küçük yaşta başlar. Üçüncü kategoriye sokulan ilkel sanatçıların çoğu, ressamlığa ya da heykeltraşlığa orta yaşta, hatta yaşlılık döneminde heves ederler. Genellikle sanatları, kayda değer bir kişisel deneyimden kaynaklanır; hatta bu deneyimin derinliği ya da yoğunluğu sonucunda ortaya çıkar. Gene de sanat açısından bakıldığında sanatları naif, yani deneyimsiz olarak görülür. Kavramamız gereken, bu çelişkinin ne anlam taşıdığıdır. Bu çelişki gerçekten var mıdır, varsa ne anlama gelir? llkel sanatçının kendini adayışından, sabır ve uygulamasının giderek bir tür hünere dönüşmesinden söz etmek, sorunun yanıtını vermeye yetmez. İlkel, profesyonel olmayan şeklinde tanımlanır. Usta zanaatçıdan ayn bir profesyonel sanatçı kategorisi 17. yüzyıla kadar belirginleşmemişti. (Bazı bölgelerde, özellikle Doğu Avrupa'daysa 19. yüzyıla kadar.) tik ağızda, meslekle zanaat arasındaki ayrımı koymak güçse de, bu ayrım büyük önem taşır. Zanaatkfu", işini yargılayan ölçütler farklı 15

O ANA ADANMIŞ sınıflar tarafından paylaşıldığı sürece varlığını sürdürebilir. Zanaatkar sınıfını Lerkedip yargı ölçücleri farklı olan yönetici sınıfa "göç etmek" zorunda kaldığı zaman da, profesyonel ortaya çıkar. Profesyonel sanacçının, yöneten ya da yönetmeye soyunan sınıfla ilişkisi karmaşık ve çeşitlidir; bu ilişkiyi basitleştirmeye çalışmamak gerekir. Ancak eğitimi -ki onu profesyonel kılan da bu eğitimdirsanacçıya üzerinde coplumsal olarak uzlaşmaya varılmış bir dizi hüner kazandumışcır. Yani profesyonel sanacçı, bir dizi uzlaşımı kullanma hüneri edinmiştir. Kompozisyona, çizime, perspektife, ışık ve gölgeye, anatomiye, poza, simgeciliğe ilişkin uzlaşımlar. Bunlar da sanacçının hizmet ettiği sınıfın toplumsal deneyimine -ya da en azından coplumsal tavırlarına- öylesine yakın düşüyordu ki, birer uzlaşım olarak bile görülmüyor, ebedi doğruları kaydedip korumanın tek yolu sayılıyordu. Bununla birlikte, diğer toplumsal sınıflar için böylesi profesyonel resimler kendi deneyimlerine öyle uzaktı ki, bunları yalnızca coplumsal bir uzlaşım, kendilerine hükmeden sınıfın donanım ve ceçhizatından ibaret bir şey gibi görüyorlardı: İşte ayaklanma sırasında genellikle resim ve heykellerin parçalanmalarının nedeni budur. 19. yüzyılda bazı sanatçılar, bilinçli toplumsal ya da siyasal nedenlerle profesyonel ressamlık geleneğini diğer sınıfların deneyimini de ifade edecek şekilde genişletmeye çalıştılar (örneğin Millet, Courbet, Van Gogh). Onların kişisel mücadeleleri, başarısızlıkları ve karşılaştıkları muhalefet, giriştikleri işin çapına bir ölçüttü. Belki suadan bir örnek, söz konusu zorlukların yaygınlığı üzerine bir fikir verebilir. Ford Madox Brown'ın Manchester Sanat Galerisi'ndeki Work (iş) adlı ünlü resmini ele alalım. Kaldırımda çalışan bir kanal işçisi ekibini, gelip geçenler ve seyredenlerle birlikte gösterir resim. Ressamın tamamlamak için on yılını harcadığı bu resim, bir düzeyde, son derece aslına uygun yapılmıştır. Ancak, dinsel bir sahneye benzer -Çarmıha Geriliş ya da Havarilerin Çağrısı mı acaba? (İnsanın gözü İsa figürünü arar.) Kimileri bunun, sanatçının konusuna karşı iki yanlı tavrından kaynaklandığını söyleyeceklerdir. Bense, sanatçının onca büyük bir özenle kullandığı bütün o görsel araçların opıiginin, resmin temel konusu olan el işçiliğini simgesel ya da mitolojik yoldan başka bir yolla 16