Views
8 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

lK1 COLMAR ARASINDA

lK1 COLMAR ARASINDA bileceğinin farkına varır. Umut müthiş bir odaklayıcı mercektir. insanın gözü onun üzerinde sabitlenir. Ve artık her şey incelenebilir olur. Mihrap resmi de, en azından Yunan trajedisi ya da on dokuzuncu yüzyıl romanı kadar, bir hayaun bütünselliğini ve dünya hakkında bir açıklamayı kuşatmak üzere tasarlanmış. Menteşeli tahta panolar üzerine boyanmış. Panolar kapandığında, mihrabın önünde duranlar, iki yanından Aziz Antuan ve Aziz Sebastian'ın resimleri ile desteklenen bir Çarmıha Geriliş sahnesi görüyorlardı. Açıldıklarında iki yanından Muştu ve Diriliş'le desteklenen Melekler Korosu ve Meryem ile Çocuk tabloları görülüyordu. Panolar bir kez açıldığında da, Aziz Antuan'ın hayatından resimlerle çevrelenmiş havarilerle bazı kilise büyükleri görülüyordu. Mihrap resmi Antuan tarikatı tarafından Isenheim'daki bir darülaceze için ısmarlanmıştı. Darülaceze veba ve frengi kurbanları içindi. Mihrap resmi kurbanların, acılarını kabullenmelerine yardımcı olmak için kullanılıyordu. Colmar'a ilk gidişimde Çarmıha Geriliş'i mihrap resminin tümünün anahtarı, hastalığı da Çarmıha Geriliş'in anahtarı olarak görmüştüm. "Baktıkça, hastalığın Grünewald için insanın fiili durumunu temsil ettiğine ikna oluyorum. Çağdaş insanın hastalıkla ilgili korkusunun aksine, Grünewald için hastalık, ölüme bir girizgah değil, canlı olmanın koşulu." )963'te bunları yazmışım. Mihrap resminin menteşeli panolarını gözden kaçırmıştım. Umut merceğim sayesinde, umudun resmedilmesi olan o panolara ihtiyacım yoktu. Diriliş'teki İsa'yı "ölümün gölgesi ile solgun" gördüm; Muştu'da Meryem'in Meleği karşılamasını "onulmaz bir hastalık haberi " almaya benzettim; Meryem ve Çocuk'ta yakaladığımsa, kundak bezi olarak kullanılan paçavraların daha sonra lsa'nın kasıklarını örtmek için kullanılacak yırtık pırtık (mikroplu) paçavrayla aynı kumaştan olduğuydu. Yapıt hakkındaki bu görüş tamamen keyfi değildi. On altıncı yüzyıl başı, Avrupa'nın birçok yöresinde lanetli bir zaman olarak duyulmuş ve yaşanmıştı. Ve hiç kuşkusuz, bu yaşantı mihrap resminde mevcut. Ama başka her şeyi dışarıda bırakacak şekilde değil. Oysa, 1963'te benim gördüğüm buydu, yalnız bu kasvet. Başka bir şeye ihtiyacım yoktu. 169

O ANA ADANMIŞ On yıl sonra, çarmıha gerilmiş devasa gövdenin yanında, resimde yas tutanlar ve dışarıdan resme bakanlar yine cüce gibi kalıyordu. Bu sefer, Avrupa geleneği çoğu da sadistçe olan işkence ve acı imgeleri ile dolu, diye düşündüm. Nasıl oluyor da bu, içlerinde en kıyıcı, en acı dolu olanı bir istisna olmayı başarıyor? Nasıl resmedilmiş? Samim santim resmedilmiş. Hiçbir hal, hatların içersindeki hiçbir çukur ya da yükselti resmetmenin yoğunluğunda bir anlık bir titremenin dahi izini taşımıyor. Resmetme, çekilen acıya mıhlanmış. Gövdenin hiçbir parçası acıdan kurtulamadığına göre, resmetme de hiçbir yerde kesinliğini, hassasiyetini gevşetemezdi. Acının nedeni önemli değil; şimdi önemli olan tek şey resmetmenin acıya sadık kalması. Bu sadakat sevginin duygudaşlığından kaynaklanıyor. Sevgi masumiyet bahşeder. Affedecek hiçbir şeyi yoktur. Sevilen insan sokaktan geçerken ya da yüzünü yıkarken görülen insanla aynı değildir. Tam olarak, kendi hayatını ve yaşantılarını yaşayan insan da değil, çünkü o masum kalamaz. Kimdir öyleyse sevilen? Kimliği seven dışında kimse tarafından olumlanmayan bir gizem. Ne kadar iyi görmüştür Dostoyevski bunu. Sevgi birleştirir ama gene de yalnızdır. Sevilen, kişinin kendi eylemleri ve ben merkezciliği eridikten sonra süren varlıktır. Sevgi, sevileni sevme ediminden önce tanır ve o edimden sonra da hfılfı ve yine, o aynı insanı tanır. O insana, erdeme çevrilemeyecek bir değer yükler. Böylesi bir sevginin özü bir annenin çocuğuna olan sevgisinde görülebilir. Tutku, sevgi tarzlarından yalnızca biridir. Ama arada farklar vardır. Çocuk, oluşum süreci içindedir. Tamamlanmamıştır. Herhangi bir anda durup bakıldığında şaşırtıcı ölçüde tamamlanmış görünebilir. Ama anlar arasındaki geçişte, bağımlılaşır, tamamlanmamışlığı apaçık ortaya çıkar. Annenin sevgisi çocukla bir suç ortaklığı kurar. Anne onu olduğundan daha tamamlanmış olarak tasarlar. Dilekleri birbirininkine karışır ya da sırayla birbirlerinin yerini alır. Yürümekte olan bacakların yer değiştirmesi gibi. Biçimlenmiş ve tamamlanmış biri olarak sevilen insanın keşfi ise, tutkunun başlangıcıdır. 170

Gazi Üniversitesi