Views
4 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

İKİ COLMAR ARASINDA

İKİ COLMAR ARASINDA İnsan, sevgi bağıyla bağlı olmadıklarını, başarıları aracılığıyla tanır. Önem verdiği başarılar toplumun genel olarak önem verdiği başarılar olmayabilir. Yine de sevgi bağıyla bağlı olmadıklarımızı bir çerçeveyi nasıl doldurduklarına göre hesaba katarız; bu çerçeveyi betimlemek için de karşılaştırma sıfatları kullanırız. Onların genel "şekli" bu sıfatlarla betimlenen başarılarının toplamıdır. Sevilen birini görüş şeklimiz ise bunun tam tersidir. Sevilenlerin oluşturdukları çerçeve ya da şekil, karşılaşılan bir yüzey değil, bizimkine yanaşan bir ufuktur. Sevilen başarılarıyla değil, o kişiyi tatmin edebilecekfiiller'le tanınır. Sevilen kadın ya da erkeğin ihtiyaçları sevenin ihtiyaçlarından tamamen farklı olabilir mna bu ihtiyaçlar yine de değer yaratLrlar: o sevginin değerini. Grünewald için bu fiil resmeımekıi. lsa'nın hayatım resmetmek. Duygudaşlık, Grünewald'da ulaştığı düzeye vardırıldığında, nesnel olanla öznel olan arasında kalan bir hakikat alanını ortaya çıkarabilir. Bugün acının fenomenolojisi üzerinde çalışan hekimler ve bilim adamları bu resmi inceleseler iyi ederler. Biçim ve oran çarpıtmaları -ayakların büyütülmesi, torso'nun şişmişliği, kolların uzaması, parmakların dışarı doğru kök salarmışcasına açılmasıacının duyulan anatomisini tam olarak betimliyor olabilir. 1973 'Le gördüklerimin 1963'te gördüklerimden daha fazla olduğunu söylemek istemiyorum. Onları görüşüm farklıydı. Hepsi bu. Aradaki on yıl ille de bir ilerlemeye işaret etmiyor; birçok bakımdan yenilgi anlamına geliyor. Mihrap resmi bazı depoların yanından akan ırmağın yakınlarında, gotik pencereli bir galeride barınıyor. İkinci ziyaretimde bir yandan notlar alırken, arada sırada başımı kaldırıp Melekler Korosu'na bakıyordum. Tek bir görevli, portatif gaz sobası üzerinde yünlü eldivenler içindeki ellerini birbirine sürterek ısınan yaşlı adam dışında galeri ıssızdı. Başımı kaldırdım ve bir şeyin kımıldamış ya da değişmiş olduğunu fark ettim. Oysa hiçbir ses duymamıştım ve galeri tümüyle sessizdi. Sonra değişenin ne olduğunu gördüm. Güneş çıkmıştı. Alçak kış güneşi, gotik pencereler arasından süzülüp dosdoğru karşıdaki beyaz duvara yansıyordu; burada, gotik pencerelerin sert köşeleriyle 171

O ANA ADANMIŞ sivri kemerlerinin ışıktan bir kopyası çıkmıştı. Bakışlarımı duvardaki "pencere ışıkları"ndan resmedilmiş panolardaki ışığa çevirdim - Muşlu'nun verildiği resmedilmiş kilisenin dip köşesindeki pencerenin ışığına, Meryem'in arkasındaki yamaçtan dökülen ışığa, dirilmiş lsa'yı aurora borealis* gibi çevreleyen koca ışık çemberine. Her birinde, resmedilmiş ışık karşılaştırmaya dayanabiliyordu. Işık olarak kalıyordu; * aurora borealis: kuzey ışıklan. (ç.n.) 172

Studija o restrukturiranju i finansiranju – Srbija 2012. - Roland Berger
ÂŞIK VEYSEL