Views
5 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

!Kl COLMAR ARASINDA

!Kl COLMAR ARASINDA ışıklıktan çıkıp renkli boyaya karışıp gitmiyordu. Güneş bulutlara girdi ve beyaz duvar canlanmışlığını yitirdi. Resimler ışıltılarını korudu. O zaman anladım ki, mihrap resmi tamamıyla karanlık ve ışık hakkındaydı. Çarmıha Geriliş'in berisindeki gökyüzüyle ovanın - savaştan ve kıtlıktan kaçan binlerce mültecinin geçtiği Alsas ovasının- devasa boşluğu, metruk, ve nihai görünen bir karanlıkla doldurulmuş. l 963'te öteki panolardaki ışık, bana cılız ve yapay görünmüştü. Daha doğrusu, cılız ve dünya dışı. (Karanlıkta düşlenmiş lsenneim Mihrabı (Açık),M. Grünewald, 1510-15. 173

O ANA ADANMIŞ bir ışık.) 1973 'Leyse ışığa ilişkin temel yaşantımıza asıl uyanın, bu panolardaki ışık olduğunu anladığımı düşündüm. Işık, ender olarak yekpare ve sabittir. (Bazen denizde, bazen yüksek dağların çevresinde.) Normal olarak alaca ya da değişkendir. Gölgeler geçer üzerinden. Bazı yüzeyler ışığı diğerlerinden daha çok yansıllr. Işık, ahlakçıların inanmamızı isteyecekleri gibi, karanlığın sabit karşı kutbu değildir. Işık karanlığın içinden tutuşur. Meryem ve Melekler Korosu panolarına bakın. Işık tamamen düzenli bir yoğunlukta olmadığı zaman mekanla ilgili sıradan ölçümleri alt üst eder. Işık, biz algılarken, mekanı yeniden biçimlendirir. Işıkta duran bir şey, ilk bakışta, gölgede durana kıyasla daha yakındaymış gibi görünür. Geceleyin köyün ışıkları sanki köyü daha yakınımıza getirir. Ama biraz daha yakından bakıldığında, bu olgunun aslında daha da kannaşık olduğu görülür. Her ışık yoğunlaşması hayali bir çekim noktası gibidir; öyle ki, imgelemimizde ölçümlerimizi, o nokta'dan gölgede ya da karanlıkta kalan diğer bölgelere doğru yaparız. Yani ne kadar ışık yoğunlaşması varsa, o kadar mekan örgüsü vardır. insanın kendisinin fiilen bulunduğu konum, bir zemine özgü o birincil mekanı oluşturur. Ama çok ötelerde, ne kadar uzakta olursa olsun, ışıkta olan her yerle girişilen bir söyleşi başlar ve ışıkta olan yerlerin her biri başka bir mekan, farklı bir mekan örgüsü önerir. Parlak bir ışıkla aydınlanmış her yer, kendisini orada tasarlamaya kışkırtır insani. Sanki gören göz, ışığın yoğunlaşmış olduğu her yerde kendi yankısını görüyordur. Bu çoğulluk bir tür sevinçtir. Gözün ışık tarafından cezbedilmesi, organizmanın bir enerji kaynağı olarak ışık tarafından cezbedilmesi, esastır. imgelemin ışık tarafından cezbedilmesi ise daha karmaşıktır, çünkü zihnin tamamını, dolayısıyla da karşılaşurmalı bir yaşantıyı, işin içine katar. Işıktaki fiziki değişikliklere, ruhumuzda, had safhada küçük de olsa, yine de belirgin değişikliklerle, coşku ya da hüzün, korku ya da umut gibi değişikliklerle karşılık veririz. Çoğu sahne karşısında, insanın sahnenin ışığı ile ilgili yaşantısı güven ve kuşku bölgelerine ayrışır. Suda taşlara basarak ilerleyen biri gibi, görüş de ışıktan ışığa ilerler. Yukarıdaki iki gözlemi bir araya koyun: Umut cezbeder, insanın yakınında olmak istediği, ölçümlerini oradan yapmak istediği bir nokta 174