Views
5 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

YABANCI BİR ŞEHRİN

YABANCI BİR ŞEHRİN KIYISINDA beyazın öylesine farkındalar ki, evlenmeyi düşlemeye başlamışlar. Bir ikisi, yeminlerini kabul eden makamın arılığı karşısında kendilerini yeterince temiz bulmuyorlar ve bunların yüzünde bir dinginlik okunuyor -tıpkı teknenin gövdesini seçemeyeceğiniz kadar uzaktan görülen beyaz yelkenlerinkine benzer bir dinginlik. Aralarında çoğundan daha uzun boylu bir kız var, bize en yakın duranlardan biri. Kartal burunlu, iri koyu renk gözlü. Yüzündeki tül o kadar dik duruyor ki, kolalı keten bir mendil gibi. Ailesi belki de çoğununkinden daha zengin. Mağrur ve vakur - uyuyor olsa, karar verip seçtiği pozisyondan bir milim şaşmazmış gibi duruyor. Bu kız için, başından geçen şu dini deneyim, kendi gelişimi üzerine yaptığı özel planın bir parçası. Baştan çıkarına falan değil bu. Ta ne zamandan yapılmış bir anlaşma. Ama gene de çok yoğun. Başına her ne gelecekse, onun seçtiği biçimde gelecek. Tabii onun arzularını ve kararlarını arızi kılacak, hayatını pusudaki nişancının dikkatini celbeden basit bir kıınıltıya indirgeyecek bir afet olmadıkça. Batı kapısında dini broşürler satan adam, masasının arkasında oturmuş, gazete okuyor. Cevap verirken kızların sesi güvercinler gibi çıkıyor. Kızların oluşturduğu grubun en ön sırasına kadar ilerlemiş olan bazı anneler, ellerini uzallp kızlarına dokunmamak için zor tutuyorlar kendilerini. Bunu, kızlarının elbiselerini, manşetlerini düzeltmek bahanesine sığınarak yapabilirlerdi. Ama bunu yapma arzuları kızlarının anılarını paylaşma ihtiyacından geliyor. Tam bu anda kızlarına el sürmek istemeleri, kızlarının onların desteğine ihtiyaç duyacağı ihtimalinden değil, yirmi yıl önce onların da beyaz elbiseler içinde kiliseye kabul edildiklerini bilsinler diye. Erkekler daha geride duruyorlar: sanki yakınlık derecesi şüphecilikle ters orantılıymış gibi. Onlar, bir tören seyrediyorlar. Bir ikisi saate göz atıyor. Hepsi kemer payandalarının altında iyice küçülmüşler. Törenden sonra kahvelere ve lokantalara gidip kutlayacaklar bunu. O akşam bazıları bowling oynayacak. Çoğu için şüphecilik hesaplılıkla içiçe. Eğer çocuklarının kiliseye kabulü şu ya da bu biçimde kızlarının daha iyi korunma ihtimalini sunuyorsa, o zaman 179

O ANA ADANMIŞ sonunda bunun -bu kabulün- gerçekleşmesinden memnunlar doğrusu. Yürekleri ihtiyatla doluyor. 3 Barın arkasında gençten üç İtalyan vardı; hepsi beyaz gömlekler giymiş -sıcak olduğu için cekctsizler- siyah kravat tak­ • mışlar. Patronun adı Angelo'ydu. Dışarıda, caddede beş altı değişik müzik dolabından gelen sesler duyuluyordu. Çoğu orta sınıftan adamlar, caddede yürüyorlar, dükkiınlarından ya da bürolarından çıkmış, evlerine dönüyorlardı. Kız lar birer ikişer merdivenlerden inip barların yanındaki yerlerine yerleşiyor, işe başlıyorlardı. Cafelerin arasında kalan vitrinlerde ucuz ama bıçkın erkek giysileri vardı - blucinler, deri kemerler, naylon ceketler, kovboy şapkaları. Vitrinlerinde sosisler olan bir iki yiyecek dükkanı vardı - sosisler, turşular, füme bahklar. Hepsi de epeyce puro ve içki içtikten sonra bile tadına varılabilecek keskinlikte yiyeceklerd i. Ve bütün bu yiyecekleri n derileri buruşuktu. Kadın barda bir sandalyede oturuyordu. Şişmandı ama, kanlı canlı türden güzeldi hfılfı. Yüzü geni, dudakları kalındı. Pahalı giyimli, orta yaşlı Pakistanlı bir işadamı vardı yanında. Adamın ellerinden biri kad ının iki dizi aras ına sokulmuştu. Adam çok içiyor, kad ın da gücünü kaybetmesin diye onu caydırmaya çalışıyord u. Onun dışında, yemekten, etin tavuktan daha iyi olup olmadığından söz ediyorlardı. Barın müdavimleri gelmeye başladılar, ama kadın sebatla onları tanımamakta direndi, görünürde bütün dikkatini Karaçili adamın üstünde topluyor gibiydi. Ara sıra çarçabuk barın çevresine göz atıp etrafı kolaçan ediyordu. Karaçili adamın iri bir altın yüzüğü vardı; kadına çocuklarını anlatmaya başlamıştı. Ansızın -ve Angclo'yu açık seçik tedirgin ederek- genç ve çok zayıf bir adam caddeden içeri girdi. Beyaz pantolonu ve arkadan tokalı deri bir kemeri vardı. Elini kadının çıplak, yuvarlak omuzuna koydu. Kadın şaşırarak başını kaldırdı ve ona manalı bir biçimde gülümsedi. Genç adamı Karaçili'ye kardeşi olarak tanıştırdı. Karaçili adam yana çekilip kardeşe aralarındaki tabureye oturmasını teklif etti. Kardeş, 180

FİTNEYE KARŞI GÜVEN TOPLUMU
Toraks Bülteni Mayıs 2015
BELİRSİZİN BİLİMLERİ - ABRAHAM MOLES(1)
MUSTAFA CECELİ
ANNAH
politzer
DENGE_48_WEB
DENGE_48_WEB
AĞUSTOS 2013
hernefes_2016_04
yedi-güzel-adam-cahit-zarifoglu
ocak2017sayi1
hernefes_2016_10
inovax_31
aile_ekim_2016
Toraks Bülteni Eylül 2016
TARAF OLMANIN MİLLİYETÇİLİĞE ETKİSİ yazar-şair= Tayfur bozkurt
Sağlık Bakanlığı epidemiyoloji
53644dfc73a7302c24465b02a00542154fb95d403a003
Melul-Pasa-Sayi1-Orginal
Hikayeler_Designed
bastırkusva
bastırkusva
Yakışmıyor!
Tefekkür
TÜRKİYE ÖZEL OKULLAR DERNEĞİ OKUL ve EĞİTİM
Abraham Moles - Belirsizin Bilimleri
Istanbul Tip Fakultesi 93
RM_645 Ekim 2013
kusva mart 17