Views
6 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

Magritte ve

Magritte ve Olanaksızlık Magritte resimde belli bir dili kabul eder ve kullanır. Bu dilin yaşı 500 yılı aşkındır ve ilk ustası Van Eyck'tir. Bu dilde, gerçeğin görünümlerde yattığı, bu nedenle de görünümlerin temsil edilerek korunması gerektiği varsayılır. Gene, bu aynı dilde, uzamda olduğu ölçüde zamanda da süreklilik varsayılır. Nesneler'i -mobilyaları, camı, kumaşı, evleri- çok doğal bir biçimde ele alan bir dildir bu. Tinsel deneyimi anlatabilecek bir dildir, ama her zaman somut bir ortamda, her zaman belli bir durağan maddesellikle çevrelenmiş olarakbu dilde verilen insan figürleri mucize dolu yontular gibidir. Maddesellik değeri, dokunulabilirlik yanılsamasıyla anlatılır. Bu dilin beş yüzyıl boyunca geçirdiği dönüşümleri burada sırasıyla aktarmak güç. Bununla birlikte dilin temel varsayımları değişmeden kalmıştır; Avrupalılar'ın çoğunun görsel sanatlardan bugün de bekledikleri şeyleri oluşturur: benzerlik; görünümlerin temsil edilmesi; kendine özgü olayların ve bu olayların geçtiği yerlerin gösterilmesi. Magritte, söylemek istediği şeyleri anlatmak için bu dilin uygun olup olmadığını hiç sorgulamamıştır. Bu nedenle onun sanatında belirsizlik diye bir şey yoktur. Her şey açıkça okunabilir. Yaşamının son yirmi yılına göre daha az usta olduğu ilk dönem yapıtlarında bile böyleydi bu. (Burada okunabilir sözcüğünü eğrt:tilemeli olarak kullanıyorum: Magritte'in dili görseldir, yazınsal değil; bununla birlikte dil olmasından dolayı, kendisinden başka bir şeye işaret eder.) Gene de Magritte'in söylemek istedikleri, kullandığı dilin raison d 'etre*·ini ortadan kaldırmıştır; resimlerinin çoğunda önemli olan şey, * raison d'etre: varolma nedeni (ç.n.) 21

O ANA ADANMIŞ Tehdit Altındaki Katil, R.Magritte, 1926, New York Modern Sanat Müzesı. gösterilmeyen c,ycr almayan olaylara, gözden kaybolabilecek şeylere dayanır. İlk örneklerden bazılarını inceleyelim: Tehdit Altındaki Katil (L'Assasin menace). Katil ayakta durmuş, gramofonda bir plak dinlemektedir. Sivil giyinmiş iki polis, onu tutuklamak üzere köşede saklanmış, beklemektedir. Bir kadın ölmüş, yerde yarmaktadır. Pencerenin dışında duran üç adam, katilin sırtına bakmaktadır. Her şey bize gösterilmiştir - ama hiçbir şey gösterilmiş değildir. Kendine özgü bir olayı, o olayın geçtiği somut ortamda görürüz - işlenen cinayet, yaklaşan tutuklama anı, pencerede üç seyirci adamın görünmesi. Anlatılan anı dolduran şey, plağın sesidir; bu sesi de, resmin öz niteliği gereği duyamayız. (Magritte, görsel olanın sınırlılığı üstüne yorum yapmak için ses fikrine sık sık başvurur. ) İlk dönemden bir resim daha: Ele Geçirilemeyen Kadın (La 22