Views
10 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

FRANCIS !3ACON VE \VALT

FRANCIS !3ACON VE \VALT DISNEY Bacon'ın anlamsızlık görüşünün, varoluşçulukla ya da Samucl BeckeLt gibi bir sanatçının yapILlarıyla hiçbir ortak yanı yoktur. Becken umarsızlığa sorgulamanın bir sonucu olarak , uzlaşımsal yanıtların dilini çözmeye çalışmanın bir sonucu olarak yaklaşır. Bacon hiçbir şeyi sorgulamaz, hiçbir şeyi çözmez. En kötünün olmuş olduğunu kabul eder. İnsanlık durumuna ilişkin görüşü çerçevesinde bir seçeneğinin bulunmaması, yaşamı boyunca verdiği yapıtlarda herhangi bir Lematik gelişmenin olmayışıyla kendini gösterir. 30 yıl boyunca gösterdiği gelişme, en kötüyü daha keskin bir biçimde odaklama yolunda tekn ik bir gel işmedir. Bunu başarır, ama aynı zamanda ufak tefek değişikliklerle süren yineleme en kötüyü daha az inanılır kılar. Onun paradoksu budur. Odadan odaya dolaştıkça, açıkça görürsünüz ki en kötüyle birlikte yaşayabilirsiniz, onu tekrar tekrar resmedebilirsiniz, onu giderek daha zarif bir sanat biçimine dönüştürebilirsiniz, kadifeli, yaldızlı çerçevelerin içine yerleştirebilirsiniz, insanlar bunları satın alıp yemek yedikleri odaların duvarlarına asarlar. Yavaş yavaş Bacon size şarlatan gibi görünmeye başlar. Oysa değildir. Kendi lut.krısuna olan sadakati, sanallnın paradoksundan, kendi amaçladığı doğruyu değilse de, tutarlı bir doğru çıkarmasını sağlar. Bacon'ın sanalı, sonuçta konformisuir. Bacon, Goya'yla ya da Eisenstein'ın ilk dönemleriyle değil, Walt Disney'le karşılaştırılmalıdır. Bacon da, Disney de toplumlarımızın yabancılaşmış davranışları üzerine önermelerde bulunmuşlardır; her ikisi de, değişik açılardan, seyirciyi olanı kabul etmeye ikna ederler. Disney, yabancılaşmış davranışları, komik ve duygusal göstererek bunların kabul edilmesini sağlar. Bacon'sa böyle davranışları, en kötünün zaten olmuş olduğu şeklinde yorumlar; böylece reddin de, umudun da anlamsız olduğunu önerir. Yapıtlarındaki şaşırucı biçimsel benzerlikler -ellerin kolların çarpıtılması, gövdelerin genel biçimleri, figürlerin zeminle ve birbirleriyle olan ilişkisi, terzi elinden çıkmış elbiselerin kullanılması, ellerin hareketleri, kullanılan renk skalası- her iki sanatçının da aynı kriz karşısında aynı tulumu benimsemelerinin sonucudur. Disney'in dünyası aynı zamanda içi boş bir şiddetle yüklüdür. Nihai felaket hiçbir zaman gerçekleşmez. Disney'in yaratıklarının hem 41

O ANA ADANMIŞ kişilıkleri hem de sinirsel tepkileri vardır; onlarda (neredeyse) eksik o­ lan, akıldır. Disney'in bir çizgi film sekansının başında Başka hiçbir şey yoktur, başlığını okusak ve buna inansak, film üzerimizde Bacon'ın bir resmi kadar dehşet etkisi uyandırır. Bacon'ın resimleri, sıklıkla söylendiği gibi, gerçek bir yalnızlık, keder ya da metafizik şüphe deneyimi üzerine yorum getirmez; ne de 20. yüzyıldaki toplumsal ilişkiler, bürokrasi, sanayi toplumu ve tarihi üzerine yorum getirir. Bunlardan herhangi biri üzerinde yorumda bulunmak için onun resimlerinin bilinci hesaba katıyor olması gerekirdi. Bu resimlerin yaptığı, yabancılaşmanın kendi mutlak biçimine -yani akılsızlığa- karşı nasıl da bir özlem doğurabileceğini göstermektir. Bacon'm yapıtlarında ifade edilmekten çok sergilenmekte olan tut.arlı gerçek budur. 1972 42

JETLER NEDEN AYNI RENKTE?