Views
7 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

FOTOÔRAFIN KULLANIMLARI

FOTOÔRAFIN KULLANIMLARI vaşı arasına rastlayan dönemde gerçekleşti. Fotoğraf, her şeyi en yakından gören tanık olarak dünyanın yerine o zaman geçti. Fotoğrafın gerçeğin doğrudan görülmesini sağlayan en saydam araç sayıldığı dönemdi bu: araç'ı kullanan büyük tanıklık ustaları Paul Strand ve Walker Evans gibi kişilerin dönemi. Kapitalist ülkelerde, fotoğrafın en özgür olduğu andı bu: fotoğraf, güzel sanatların kısıtlılığından kurtulmuş, demokratik olarak kullanılabilecek bir kamu bildirişim aracı clmru. • Bununla birlikte bu durum çok kısa sürdü. Bu yeni bildirişim aracının "gerçeğe bu kadar sadık" oluşu, propaganda aracı olarak kasten kullanılmasını hızlandırdı. Fotoğrafı sistemli bir biçimde propaganda aracı olarak ilk kullananlar arasında Naziler vardı. "Fotoğraflar, bizim modern olarak algıladığımız çevreyi oluşturan ve somutlaştıran tüm nesneler arasında belki de en gizemli olanlardır. Fotoğraflar, aslında yakalanmış yaşantılardır ve fotoğraf makinesi bilincin elde etmeye yönelen uzantısıdır." Ortaya çıktığı ilk dönemde fotoğraf yeni bir teknik olanak sunuyordu; bir aletti. Şimdiyse yeni seçenekler sunmak yerine, kullanımı ve "okunması" artık alışkanlık, modem algılama biçiminin sorgulanmayan bir parçası oldu. Bu dönüşümde pek çok gelişmenin katkısı var. Yeni sinema sanayii. Taşınabilir fotoğraf makinesinin icadı -öyle ki bir fotoğrafın çekilmesi, tören olmaktan çıkıp bir "refleks"e dönüştü. Fotoğraf röportajcılığının bulunuşu - böylelikle resimler metni değil, metin resimleri izlemeye başladı. Canalıcı bir ekonomik güç olarak reklamcılığın ortaya çıkışı. "Fotoğraflar aracılığıyla dünya, bir dizi bağıntısız, kendi başına varolabilen parçacığa dönüştü; tarih de geçmişiyle, şimdisiyle bir dizi kısa öyküye vefaits divers'e* dönüştü. Fotoğraf makinesi, gerçekliği atomik, evrilip çevrilebilir ve mat bir duruma getirir. Bu, dünyanın, birbiriyle bağıntılılığı, sürekliliği yadsıyacak, ama her an'a bir gizem niteliği katacak biçimde görülmesi demektir." İlk kitle iletişim dergisi Birleşik Amerika'da 1936'da çıktı. Life'ın yayın yaşamına başlamasında en azından iki kehanet vardı; bu iki ke- * fa its divers: çeşitli olaylar (ç.n.) 75

O ANA ADANMIŞ hanet, savaştan sonraki televizyon çağında bütünüyle gerçekleşecekti. Bu yeni resimli derginin finansmanı satışlardan değil, bastığı reklamlardan sağlanıyordu. İçindeki resimlerden üçte biri tanıtıma ayrılmıştı. İkinci kehanet de derginin adıydı. Burada bir belirsizlik vardı. Life (yaşam), derginin içindeki resimlerin yaşamla ilgili olduğu anlamına gelebilir. Gene de bu ad çok daha fazlasını vaat eder gibidir: bu resimlerin yaşam'ın kendisi olduğunu. Birinci sayıda yayımlanan ilk resim, derginin adındaki bu belirsizlikle oynar. Yeni doğmuş bir bebek vardır resimde.Resmin altındaki yazı şudur: "Yaşam başlıyor..." Fotoğraf makinesi icat edilmeden önce fotoğrafın yerini ne tutuyordu? Bu soruya gravür, resim ve yağlıboya diye yanıt verilmesini bekleriz. Daha aydınlatıcı bir yanıt belki şu olabilir: bellek. Fotoğrafların dışarıda, uzamda yaptıkları, önceleri düşüncede yapılıyordu. "Proust, biraz yanlış bir biçimde, fotoğrafların belleğin aracı olmaktan çok, onun icadı ya da onun yerine geçen bir şey olduğunu söyler." Öbür görsel imgelerin tersine fotoğraf, konusunun aktarılması, taklit edilmesi ya da yorumlanması değil, o konunun gerçek bir belgesidir. Ne denli doğalcı olursa olsun, hiçbir yağlıboya resim ya da skeç, konusuna fotoğrafın olduğu ölçüde ait değildir. "Fotoğraf, yalnızca bir imge (yağlıboya resmin olduğu anlamda bir imge), gerçeğin taklidi değildir; aynı zamanda bir belgedir; ayak izi ya da ölünün yüzünden alınan maske gibi gerçeğin kendisinden doğrudan doğruya çıkarılmış bir şeydir." İnsanda görsel algılama, bir filmin kaydettiklerinden çok daha karmaşık ve seçici bir süreçtir. Gene de hem fotoğraf makinesinin objektifi hem de göz -ışığa karşı duyarlılıkları nedeniyle- imgeleri büyük bir hızla ve olayın olduğu anda kaydederler. Bununla birlikte, fotoğraf makinesinin yaptığı, oysa gözün hiçbir zaman yapamayacağı şey, o olayın görünümünü dondurmaktır. Fotoğraf makinesi olayın görünümünü, görünümlerden oluşan akışın içinden çekip çıkararak belki sonsuza dek değil ama, film varolduğu sürece saklar. Bu saklayışın temel niteliği, imgenin durağan olmasıyla bağıntılı değildir; filmlerin elden geçmemiş iş kopyaları, aslında imgeyi aynı yolla korurlar. Fo- 76

FİTNEYE KARŞI GÜVEN TOPLUMU
Toraks Bülteni Mayıs 2015
DENGE_48_WEB
DENGE_48_WEB
MUSTAFA CECELİ
ANNAH
Tanrıların Arabaları
TÜRKİYE ÖZEL OKULLAR DERNEĞİ OKUL ve EĞİTİM
Abraham Moles - Belirsizin Bilimleri
AĞUSTOS 2013
Istanbul Tip Fakultesi 93
dergi
BELİRSİZİN BİLİMLERİ - ABRAHAM MOLES(1)
TARAF OLMANIN MİLLİYETÇİLİĞE ETKİSİ yazar-şair= Tayfur bozkurt
bastırkusva
53644dfc73a7302c24465b02a00542154fb95d403a003
Melul-Pasa-Sayi1-Orginal
Hikayeler_Designed
bastırkusva
Yakışmıyor!
Tefekkür
Studija o restrukturiranju i finansiranju – Srbija 2012. - Roland Berger
sayfa 5- sosyoloji
Varlık Felsefesi
taslakDEVE
Yuval Noah Harari - Homo Deus Yarının Kısa Bir Tarihi (1)
Damla Dergisi
kusva mart son
Norman Davies - Avrupa Tarihi
Jeff Sutherland - Scrum - İki katı İşi Yarı Zamanda Yapma Sanatı