Views
9 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

FOT0CRAFIN KULLANIMLARI

FOT0CRAFIN KULLANIMLARI . · Fotoğraf makinesi, Tanrı'nın gözünün yerini mi almıştır? Dinin çöküşü, fotoğrafın yükselişiyle çakışır. Kapitalizm kültürü, Tanrı'yı fotoğrafın içine mi yerleştirmiştir? Bu dönüşüm, başlangıçta göründüğü ölçüde şaşırtıcı gelmeyecektir bize. Bellek yetisi, her yerde insanları, kendilerinin belli olayları unutulmaktan korumaları gibi, tanıksız yok olup gidecek olayları yakalayan ve kaydeden başka gözlerin de bulunup bulunamayacağı sorusunu sormaya götürmüştür. Sonra da insanlar bu tür gözleri atalarına, ruhlara, tanrılara ya da taptıkları tek tanrıya atfetmişlerdir. Bu doğaüstü gözün gördüğü, adalet ilkesiyle ayrılamayacak ölçüde bütünleştirilmiştir. İnsanların adaletinden kaçmak olasıydı; ama kendisinden hiçbir şey saklanamayan ya da çok az şey saklanabilen bu yüce adaletin elinden kimse kurtulamazdı. Bellek, bir tür kurtarılma edimini akla getirir. Anımsanan şey hiçlikten kurtarılmış demektir. Unutulan şeyse terkedilmiştir. Tüm olaylar, doğaüstü bir göz tarafından anında, zamanın dışından gö- 79

O ANA ADANMIŞ rülürse, anımsamayla unutma arasındaki ayrım, bir yargı edimine, adaletin yerine getirilmesine dönüştürülmüş olur; böylelikle tanınma, anımsanma'ya, suçlama da unutulma ya benzer bir şey olur. İnsanın uzun, acı zaman deneyiminden süzülen bu tür bir önsezi, değişik biçimlerde her kültürde ve her dinde, en açık biçimde de Hıristiyanlık'ta görülür. Başlangıçta, 19. yüzyılda kapitalist dünyanın laikleşmesiyle, Tanrı'nm yargısı, tıerleme adına Tarih'in yargısına doğru kaydırıldı. Demokrasi ve Bilim böylesi bir yargının etkin aracıları oldu. Kısa bir süre için fotoğraf, yukarıda gördüğümüz gibi, bu araçların yardımcısı olarak görüldü. lşte fotoğraf Gerçek'in kendisi olarak etik ününü hfilfı. bu tarihsel ana borçludur. 20. yüzyılın ikinci yarısında tarih yargısı, ayrıcalıktan yoksun olanlar ve yoksullar dışında herkes tarafından terk edildi. Geçmişten dehşete düşen, geleceği göremeyen sanayileşmiş, "gelişmiş" dünya, adalet ilkesinin tüm inandırıcılığını yok eden bir oportünizm içinde yaşıyor. Bu tür oportünizm her şeyi --doğayı, tarih i, acıları, başka insanları, yıkımları, sporu, cinselliği, siyaseti- bir gösterime dönüştürür. Bu dönüşümü gerçekleştirmek için -bu edim alışkanlık haline gelip koşullanmış imgelem tarafından tek başına yapılabilir oluncaya dek- kullanılan araç da fotoğraf makinesidir. "Bir durumu algılayışımız bile artık fotoğraf makinesi aracılığıyla dile getirilir olmuştur. Fotoğraf makinelerinin her yerde hazır ve nazır olması, zamanın ilginç olaylardan, fotoğrafla kaydetmeye değer olaylardan oluştuğunu inandırıcı bir biçimde düşündürür bize. Bu da, ahlaksal niteliği ne olursa olsun, bir kez başlamış olan her türlü olayın tamamlanmasına izin verilmesi gerektiği duygusuna götürür bizi kolayca - ki böylece başka bir şey, fotoğraf dünyaya getirilebilsin." Gösterim, ivedi beklentilerden oluşan sonsuz bir şimdi yaratır: bellek, gerekli ya da istenir olmaktan çıkar. Belleğin yitirilmesiyle birlikte, anlamın ve yargının süreklilikleri de yitip gider bizim için. Fotoğraf makinesi bizi belleğin yükünden kurtarır. Bizi Tanrı gibi gözler; bizim yerimize de gözlemde bulunur. Gene de hiçbir tanrı bu ölçüde sinik olmamıştır; çünkü fotoğraf makinesi, unutulsun diye kaydeder. 80

JETLER NEDEN AYNI RENKTE?