Views
3 months ago

01. John Berger - O Ana Adanmış

GÖRÜNÜMLER Dramatik

GÖRÜNÜMLER Dramatik bir fotoğraf, dramatik olmayan bir fotoğraf kadar belirsiz olabilir. Ne oluyor burada? Olayın anlamını kavramamız için resme başlık konması gerekir. "Kitap Yakan Naziler". Başlığın anlamı da, gene bulunduğunu ille de varsayamayacağımız bir tarih duyumuna bağlıdır. Bütün fotoğraflar belirsizdir. Bütün fotoğraflar bir süreklilikten çıkarılmıştır. Eğer olay bir kamu olayıysa, bu süreklilik tarihtir; kişiselse, kırılmış olan süreklilik bir yaşam öyküsüdür. Salt bir manzara bile bir sürekliliği kırar: ışık ve havanın sürekliliğini. Süreksizlik her zaman belirsizlik yaratır. Gene de bu belirsizlik sıklıkla apaçık değildir; çünkü fotoğraflar sözcüklerle birlikte kullanılır kullanılmaz, birarada, neredeyse dogmatik iddiada bir kesinlik etkisi yaratırlar. l ı "11 ıı 1111 ıı ıdı oııln ı l '11 11 ı l lı ıı l .ıı , 1 11 111 ı lıı • , ı '"'' '·' .,,, Fotoğrafla sözcükler arasındaki ilişkide fotoğraf, yorumlama dilenir; sözcükler de genellikle bu yorumlamayı bağışlar fotoğrafa. Kanıt olarak yadsınmaz güçte, ama anlamca zayıf olan fotoğrafa, sözcükler tarafından bir anlam veilir. Kendi başlarına genelleme düzeyinde kalan sözcükler de, fotoğrafın yadsınamazlığıyla özgül bir otantiklik ka-

O ANA ADANMIŞ zanırlar. Böylece ikisi birlikle çok güçlü olurlar; sanki ucu açık bir som tümüyle yanıtlanmıştır. Gene de belki fotoğrafa özgü belirsizlik, bu şekilde tanınır ve kabul edilirse, fotoğrafa benzersiz bir ifade aracı kazandırabilir. Bu belirsizlik bir başka anlatım yolu önerebilir mi? Sormak istediğim ve ileride döneceğim soru bu. * * * Fotoğraf makineleri görünümleri taşıma aygıtlarıdır. Fotoğraf makinesinin çalışma ilkesi ilk icat edildiği günden bu yana değişmemiştir. Fotoğrafı çekilen nesneden gelen ışık, bir delikten geçer ve bir fotoğraf klişesinin ya da filmin üzerine düşer. Bu klişe ya da film, kimyasal özellikleri nedeniyle ışık izlerini korur. Biraz daha karmaşık çeşilli kimyasal işlemler sonucu bu izlerden baskı yapılır. Yaşadığımız yüzyılın standartlarına göre, bu işlem teknik açıdan basittir. Tıpkı fotoğrafçılıkla tarihsel açıdan kıyaslanabilecek baskı tekniğinin kendi zamanında basil olması gibi. Hfila basil olmayan şey, fotoğraf makinesinin taşıdığı görünümlerin doğasını kavrayabilmektir. Fotoğraf makinesinin taşıdığı görünümler bir inşa, insan yapısı kültürel bir ürün müdür, yoksa kumdaki ayak izi gibi, geçmiş bir şeyin dogal olarak bıraktığı bir iz midir'! Yanıl, her ikisidir. Fotoğrafçı, foLOğrafını çektiği olayı seçer. Bu seçime küllürel bir inşa gözüyle bakılabilir. Bu inşanın uzamı da, fotoğrafçının fotoğraflamayı seçmediği şeyleri reddedişiyle belirlenmiştir. Bu inşa, onun, gözlerinin önündeki olayı okuyuşudur. Fotoğrafçının fotoğraflanacak anı seçimini belirleyen, genellikle sezgisel ve hızlı olan bu okuyuştur. Aynı şekilde, bir olayın fotoğraflanmış imgesi, fotoğraf olarak gösterildiğinde kültürel inşanın bir parçası olur. Belli bir toplumsal duruma, fotoğrafçının hayatına, bir önermeye, bir deneyime, dünyayı açıklamanın bir yoluna, bir kitaba, bir gazeteye, bir sergiye aittir. Gene de imgeyle temsil ettiği şey arasındaki maddi ilişki (baskı 94

Studija o restrukturiranju i finansiranju – Srbija 2012. - Roland Berger
ÂŞIK VEYSEL
Gazi Üniversitesi