Views
9 months ago

kimya proje

Fukuşima kazası

Fukuşima kazası sonrası başta ABD ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile uluslar arası kuruluşlar olmak üzere Japonya’ya gerekli olan yardımı gönderip, mümkün mertebe az hasarla bu durumun atlatılmasını sağladılar. Aynı zamanda nükleer santral işleten ülkeler işletmede olan veya inşası devam eden kendi santrallerinin güvenlik denetimlerini (stres test) gerçekleştirdiler. Yapılan stres testlerinde nükleer santrallerin kapatılmasını gerektirecek bir duruma rastlanmadı. Fukuşima kazasında en büyük bedeli şüphesiz ki Japonya ödemiştir. Fukuşima kazası öncesinde Japonya’da işletmede olan 48 nükleer reaktör elektrik üretiminin yaklaşık %30’unu karşılıyor ve 2 nükleer reaktörün inşası devam etmekteydi. Fukuşima sonrasında Japonya işletmede olan bütün nükleer santrallerini kapattı ve 2014 yılı sonu itibariyle işletmede olan nükleer santraller bulunmamaktadır. Nükleer santrallerin kapanması ile 2013 yılı sonu itibariyle 93 milyar dolar olan ek enerji harcamalarına paralel olarak evsel elektrik kullanımda %19, sanayi kullanımda ise %28 oranında fiyat artışı yaşanmıştır. Fiyat artışlarının özellikle sanayide meydana getirdiği maliyet artışları ve sanayi üreticilerinin nükleer enerjiye geri dönülmesi yönünde bir tercihe neden olmuştur.

Bir atom bombasında ana tema fizyon reaksiyonunun çok kısa bir sürede gerçekleştirilmesidir. Atom bombasında, biri doğal diğeri yapay olmak üzere iki tür malzeme kullanılır. Bunlardan doğal olanı Uranyum (235U), yapay olanı ise Plütonyumdur (239Pu). Atom bombasının yapımında en önemli problemlerden biri kullanılacak olan bu malzemelerin eldesidir. 235U izotopu doğada 238Uranyum cevheri içerisinde oran olarak çok az miktarda bulunur. Bombada kullanılacak olan 235U’un çok saf olması gerekir, bu yüzden 238U’dan ayrılmalıdır. 239Pu ise doğada bulunmaz, nükleer reaktörlerde 238U’dan elde edilir. Füzyonun başlamasını sağlayacak ilk nötronlar Ra-Be gibi bir nötron kaynağından elde edilir. Fizyon olayında bir atomun parçalanmasından 2 ya da 3 tane nötron açığa çıkar. Eğer, ortam şartları elverişli ise parçalanma sonucu oluşan nötronların da, başka atomları parçalamaları ile fizyon reaksiyonu zincirleme olarak devam eder. Zincir reaksiyonunun kendiliğinden ilerlemesi için gerekli şart ise açığa çıkan nötronların kaybolmadan yeni parçalanmaları sağlamasıdır. Nötronların kaybolması; ya ortamda bulunan safsızlıklar (238U gibi) tarafından soğurulması ile ya da çeşitli çarpışmalar sonucunda nükleer patlayıcı içinden çıkıp gitmesi ile olur. Dolayısıyla, atom bombası yapımında dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan bir diğeri nötron kayıplarını en aza indirmektir. Bir nötronun bir atom çekirdeğine çarpması her zaman fizyon ile sonuçlanmaz. Bazen çekirdek nötronu yuttuğu halde bölünmeyebilir. Bazen ise nötron çekirdek tarafından yansıtılabilir. Bu çarpışmalar sonucunda ortamda dolaşan nötron bir miktar enerjisini kaybederek yavaşlar ve fizyon yapma gücü artar. Önemli olan bu nötronun nükleer patlayıcı içinden kaçmadan fizyon yapıncaya kadar dolaşmasıdır. Bunun için ise kullanılan patlayıcı maddenin bu dolaşmaya elverişli büyüklükte olması gerekir. İçerisinde başlatılan fizyon reaksiyonun kendi kendine sürebileceği minimum nükleer patlayıcı kütlesine kritik kütle denir.

t%C3%BCbitak2016-ortaokul
T%C3%BCbitak2016-%20Lise
AĞUSTOS
www.tureb.com.tr
ve
ORGE 2016 - 12
RİSK ALGISI