Views
3 months ago

ARTEMİS MART 2018 (2)

Susuz Ve ġuursuz Yaz

Susuz Ve ġuursuz Yaz Ġsmail Hakkı ASLAN Eski fotoğraflarımıza bakarken kendimizdeki değiĢimleri daha iyi görebilmek için bir aynaya bir fotoğrafa bakma pratiği anınızı daha dramatize bir hale getirir. Tüm fiziki ve ruhi değiĢimlerinize rağmen hala siz sizsinizdir. Temelde size yüklenen vasıflar yıllara, olaylara rağmen sizinle beraber geleceğe taĢınır. Bu toplumlar için de geçerlidir. Yılların geçmesinin toplum üzerinde ne kadar değiĢiklik yarattığı, nelerin geliĢtiği ya da geliĢmediği, ahlaki değerlerin ne seviyede olduğunu görmek için toplumun gençlik fotoğrafları olan eski filmlere Ģöyle bir bakmak lazım. Bu filmlerin en önemlilerinden biri ise SUSUZ YAZ’dır. Metin Erksan, Necati Cumalının eserinin nerdeyse birebir beyaz perdeye aktarmıĢtır. Yani kitabı mı önce okumak ya da filmi mi önce izlemek gerektiği konusunda sizi çeliĢkiye düĢmekten kurtaran nadir filmlerden birisidir. Devletin elinden kaçıp Almanya‟da Altın ayı alması devletin filmi bağrına basmasına neden olmuĢ, ardından filmin oyuncularından Ulvi Doğan‟ın filme korsan müdahaleler ile pornografik unsurlar eklemesiyle millet tarafından da bağrına basılmıĢtır. Egenin duygusal ve iklimsel sıcaklığı filmin her karesinde içinizi ısıtır ama ege öğeleri öyle ustaca ve ölçülü kullanılmıĢtır ki hikayenin önüne geçmez. Dünyanın mikro ölçekteki iĢleyiĢini bu küçük ege köyünde izleriz. Kapitalist bir düzen ve bunun savunucusu Osman KocabaĢ, onun baskı ve zulmüyle ezilen Hasan, Bahar ve köylüler. Osman 12

KocabaĢ metaforu olduğu sistemi o kadar içtenlikle canlandırmaktadır ki filmi nerdeyse tek baĢına sırtlamıĢtır. Kötüler sevilir mi hiç? ĠĢin içinde mizah ve sempatiklik varsa neden olmasın. Kapitalizm hedefine ulaĢmak için nasıl her Ģeyi kullanıyorsa insan olmanın sıradan unsurlarını kullanmaktan da kendisini alı koymaz. Erol TaĢ filmde ki karakteri ile insani unsurlarla izleyicinin içinde sevgi pıtırtıları oluĢturmaktadır. Bu maskeler maalesef hayatın her anında da kullanılmakta, acı acı Ģeyleri tatlı tatlı bize yutturmaktadır. Osman acımasız olduğu kadar adalet, ahlak ve güven yoksunudur. Osman‟dan öte dünya yoktur. Ġlk fırsatta kardeĢini satar, karısına göz koyar. Asla hedeflerine baskı ve Ģiddetle ulaĢmaz. Tatlı diliyle çözer her Ģeyi. Amacına giden yolda yılanı bile kendine dost eder. Günümüz izleyicisi belki empati yapmakta zorlanırsa hikayeyi Ģöyle güncelleyebiliriz. Temmuzun en sıcak gününde siz üzerinizdekiler kan ter içinde yapıĢık halde yolda yürürken yanınızdan geçen arabada klimasını açmıĢ, takım elbisesi ve Ģık güneĢ aslında. Sadece talih onların yanında değildir. Hülya Koçyiğit ilk kez bu film ile beyaz perdede boy gösterir. Henüz on beĢindedir. Film her ne kadar mülkiyet kavramı üzerine dönüyor gibi olsa da dünyanın etrafında döndüğü kadın da çok önemli bir olgu olarak karĢımıza çıkmaktadır. Çekildiği dönemde hikayesi kadar sinematografisi ile de Türk sinema tarihine damgasını vurmuĢ bir filmdir gözlükleriyle yanınızdan geçer Osman KocabaĢ. Filmin diğer karakterleri kesinlikle bu düzene karĢı çıkan unsurları simgelemezler. Onlar da Osman kadar olamamıĢ Osmancıklardır SUSUZ YAZ. Film geçirdiği bir çok talihsiz olaya rağmen uluslararası alanda ödül alan ilk film olmuĢ, benzer baĢarılara ulaĢan bir çok yönetmen ve filme maya vermiĢ, belki de en önemlisi Türkiye‟de suyun mülkiyetinin devlete geçmesine ön ayak olarak yaĢanmıĢ bir hikâyeden yola çıkan filmin tekrar tekrar yaĢanarak üçüncü sayfa haberlerinde benzer hikâyeleri görmemize engel olarak toplumsal bir amaca da ulaĢmıĢtır. Altın Ayı Ödüllü ilk Türk filmi “Susuz Yaz” 1964‟de Berlin‟deki Anthony Mann baĢkanlığındaki jüri, Altın Ayı ödülünü verme gerekçelerini, “Dünyanın en eski konularından birini, çok çarpıcı ve modern bir Ģekilde anlatması” diye açıklar. Bu yargının filmin üzerinden geçen 48 yıla rağmen geçerli olması, Erksan sinemasının gücünü kanıtlar. 13

MEDYATABLET 2018 MART
Kobilife Mart 2018