Views
8 months ago

ARTEMİS MART 2018 (2)

Sakar Oğlum Benim Can

Sakar Oğlum Benim Can Alp TUNA Sakar oğlum benim Yatma eksiklerinle yorulursun Sakar oğlum benim Alma eline taĢı kırılırsın Sakar oğlum benim Gülme kendine incinirsin Sakar oğlum benim Gitme kendinden uzağa dağılırsın Sakar oğlum benim Alma eline silahı vurulursun Sakar oğlum benim Dalma derinlere boğulursun. ġebnem SÖZERLĠ/ Mehmet GĠRGĠN „Bir fotoğraf karesine sığdırmak istiyoruz hayatı Olmuyor, karlı dağları alsak bulutlar çıkmıyor Bulutları alsak ağaçlar, ağaçları alsak sisler Akrabaları alsak mutluluklar dıĢarıda kalıyor Dostları alsak hüzünler Zamanın sancağına sığınıyoruz‟ Mehmet GĠRGĠN Fotoğraf: Şebnem SÖZERLİ 26

Ġnsanlık ve Biz Arife NACAKCI Dünya hızlı bir Ģekilde vaktini doldururken, baktığım her yerde bir telaĢ, dünyanın gidiĢatına inat. Carpe diem “Anı yaĢa” tavsiyesini kendimize rehber edinsek, ne geçmiĢle hesaplaĢır ne de gelecek endiĢesine düĢeriz. Hayat bize ne getirirse getirsin ilk olarak anlamaya çalıĢmalı, sonra çıkıĢ yolu aramalıyız. Bazı olayları da sadece zamanın çözebileceğini bilmeliyiz. Öncelikle kendi potansiyelimizin farkında olmalıyız. Ne istediğimizi bilmeli, kendimizi tanımalıyız. Bunu yapabilmemiz için kendimize zaman ayırmalıyız. Öncelikle insan denen varlığın özel olduğunu bilmeliyiz. Aslında birçok insan bunun farkındadır. Fakat değerli olanı hep baĢka yerde arayarak kendisine haksızlık eder. Evet, biz de bir insanız. Herkes kadar bizim de sevilmeye, saygıya, güvene, Ģefkate ihtiyacımız vardır. Bu çerçevede yaĢamayı baĢarabilirsek gerçek mutluluğa ve erdeme daha kolay ulaĢabiliriz. Tasavvufi açıdan bakacak olursak; birçok âlimin “ kendini bil” düsturuyla yükseliĢe geçip insanlık tarihine isimlerini ve öğretilerini altın harflerle yazdırdıklarını görürüz. Sağlam bir karaktere sahip olabilmek için “ben kimim, ne istiyorum, ne yapıyorum, aslında hayata gönderiliĢ gayem ne” sorularına cevap bulabilmek gerekir. Dünyada sebepsiz, lüzumsuz, gayesiz ve baĢı boĢ hiçbir varlığın olmadığını bilim dünyası “ekolojik denge” olarak nitelendirilmiĢtir. Bu ekolojik denge içerisinde insan denen düĢünen, etkileĢime geçen ve iradesi olan bir varlık türünün elbette ki yeri çok önemlidir. Bizim bu ekolojik dengeyi korumak gibi bir sorumluluğumuz var. O yüzden biz çok değerliyiz. Bizim değerli olmamız diğer canlıların ya da varlıkların değerini yitirmesi anlamına gelmemeli. Hayatta öncelikle kendimize, daha sonra kendimiz gibi doğaya ve diğer insanlara, saygı duymalı ve empatik bir tutum sergilemeliyiz. Ġnsan olmanın zorluğu aĢikâr fakat mükâfatları dünyada olduğu gibi ahirette de saymakla bitmez. Kimimiz Ģanslı kimimiz Ģanssız geliriz dünyaya. Bazılarımız daha doğar doğmaz ipek kumaĢlara sarılır, bazılarımız sarılacak kundağı bile olmadan yaĢama “merhaba” deriz. Çok kısmetli olanlarımız annesinin sıcaklığını, ak sütünü, sevgisini iliklerine kadar hisseder. Orta halli olanlarımız ise Ģefkat ve merhametini çocuğundan esirgeyen, çocuğunu bir yük olarak gören, doğar doğmaz ağzına mamayı dayayan, evin dertlerinden çocukların ağlayıĢlarından kurtulmak için ya da dünya malı (kariyer) için çocuğunu hiç tanımadığı, sesini daha önce hiç duymadığı bir bakıcıya bırakıp giden ebeveynlerdeyizdir. -Ben böylelerine daha çok acıyorum aslında- Annesi babası yanındayken öksüz ve yetim kalan çocuklardır onlar. Daha zor Ģartlarda dünyaya gelen kısım için ayrıca düĢünmek gerekir. ġanssızlık olarak gördüğümüz durumların aslında bizim için fırsatlar ve ayrıcalıklar içerdiğini bilmeliyiz. Gücümüzün yetmediği durumlarda yükümüzü sırtımızdan indirip, akıp giden zamana bırakmalıyız. Allah elbette ki habersiz değildir, adalet ve denge sahibidir, kimsenin hakkını kimsede bırakmayacağı bir günü yaratmıĢtır. Bize düĢen o hesaplaĢma ve mükâfat gününe kadar sabır ve sükûnet ile beklemektir. Biz insanların birçoğu kâinatı okuyamadığı ve kâinatı okuyabilenlerin eserlerini okumadığı için bunalımlara düĢeriz. “Bir bilene sor” cümlesi bizi aydınlatacak bir kandil gibi baĢucumuzda durmalıdır. Her Ģeyin bir ustası vardır. ĠĢi ehline bırakmak bazen en iyi seçimdir. Çaresi olmayan bir dert varsa o da “ölüm”dür. Ölüm ise kimisine göre bir hiçlik ve yok oluĢ, kimisine göre rabbine kavuĢtuğu ebedi bir buluĢmadır. Bu da insanın bir probleme hangi bakıĢ açısından baktığını ve nasıl çözüm üretmesi gerektiğine birkaç örnektir. 27

SARIYER’DE
MEDYATABLET 2018 AĞUSTOS
Kobilife Mart 2018
MEDYATABLET 2018 MART