Views
9 months ago

ARTEMİS MART 2018 (2)

kraliyet muhafızlarına

kraliyet muhafızlarına ait bir çanta kuĢanmıĢ ve baĢına da eski tip bir Ģapka takmıĢ. Üç adam çok belirgin: ilk adam büyük bir bere taĢıyor. Ön kısmında bir tabanca ve büyük bir kabza; omzundan beline inen bir kuĢak ve elinde bir kılıç görülüyor. DuruĢundan ve tipinden köylü bir mücadeleci olduğu anlaĢılıyor. Tabancası, kraliyet askerlerinden gasp edilmiĢ. Beresindeki iĢaret, Louis Philippe sempatizanı olduğunu gösteriyor. Ġkinci adam, elinde bir çifte tüfek taĢıyor. Bu bir av tüfeği. BaĢında yüksek tepeli bir Ģapka var. Adam, görünüĢünün aksine, bir burjuva değil. GeniĢ bir pantolon ve kırmızı renkli kemer onun bir zanaatçı, bir iĢçi atölyesi Ģefi, ya da bir iĢçi derneği üyesi olduğunu gösteriyor. Üçüncü adam yaralanmıĢ, kanı kaldırım taĢı üzerine akmıĢ. Biraz doğrularak baĢını kaldırmıĢ, ortadaki kadına bakıyor. Kıyafetinden, Paris‟e inĢaatlarda çalıĢmak için gelmiĢ bir köylü olduğu anlaĢılıyor. Özgürlük, tabloda yer alan tek kadın. Üzerinde üst kısmı parçalanmıĢ uzun bir elbise ve belinde bir ucu dalgalanan kırmızı bir kuĢak görülüyor. Sol elinde, 1816 modeli, süngülü bir tüfek; sağ elindeyse üç renkli Fransız bayrağı var. Bilindiği üzere Fransız devriminin rengi olan mavi ve kırmızı, eski monarĢi rengi beyazla birleĢmiĢ ve üç renkli bayrağı oluĢturan renkler, tüm dünyada özgürlüğün amblemi haline gelmiĢtir. Aynı bayrak, ayaklanma sırasında hep bir sembol olarak kullanıldı. Bu sembolle bizzat özdeĢleĢen resimdeki kadının profilden görünüĢü, bakıĢlarını arkaya yönlendirdiğini gösteriyor. BaĢında Frigya tarzı bir bone var. Frigya tarzı boneler, ya da baĢlıklar antik Pers uygarlığında moda olmuĢ, ardından o bölgeden getirilen köleler aracılığıyla Roma uygarlığına girmiĢ ve son olarak da Fransız Devrimi sırasında askeri bir baĢlık konumunu almıĢtır. Bu ayrıca, önce özgürlüğün bir ikonası, daha sonra cumhuriyetin bir atribüsü konumuna gelir. Resmin arka planında, farklı silahlarla donatılmıĢ bir kalabalık görülüyor. Ortadaysa, çift kazıklı bir politeknisyen dikkat çekiyor. Ön plandaki sahne, kaldırım taĢları arasına karıĢmıĢ yaralılar ve yerinden sökülmüĢ taĢlara akmıĢ kanlarla betimleniyor. Arkada görülen binaların altında, krala bağlı bir savaĢ müfrezesi yer alıyor. Ġçlerinden çoğu ateĢ etmek için hazırlanıyor ya da ateĢ ediyor. En üstte, Nötre Dame Kilisesi‟nin kuleleri göğe yükseliyor. Kulelerden birinin tepesine bir bayrak çakılmıĢ. Delacroix, bu tip Ģeyler için belediye binalarından çok katedralleri tercih etmiĢ. Ressam bu tabloyu yaptığı sıralarda, dostu Victor Hugo‟nun Nötre Dame‟m Kamburu kitabı büyük yankı uyandırmıĢtı. Katedral, yazarlarda olduğu gibi ressamlarda da baĢkaldırının, özgürlüğün ve duyarlılığın sembolü olur. Bir süre sonra Victor Hugo Sefiller adlı romanını yazacak; Gavroche, askerlerle savaĢtıktan sonra barikatta yaralanacaktır. Tüm bunlar, aynı zamanda Delacroix‟in resim karakterleri olacak ve (262×325) cm boyutlarındaki Halka Önderlik Eden Özgürlük adlı tabloyu yaratacaktır. Delacroix, Temmuz 1830′da verilen mücadeleye bizzat katılmıĢ bir isim. Bu mücadele sırasında Ingres ve diğer sanatçılarla birlikte Louvre Müzesi‟nin korunmasını üstlenir. O dönemde 33 yaĢındadır ve çoktan ünlü biri olmuĢtur. Hatta resimlerinden biri 18. Louis tarafından satın bile alınmıĢtır. Aynı Ģekilde 1824 yılında Sakız Katliamı adlı tablosu Kral X. Charles tarafından kabul edilmiĢ; 1827′de Sardanapal‟in Ölümü adlı tablosuysa tam bir skandal yaratmıĢtır. Ardından, kral olan Louis Philippe, Haçlılar Tarafından Ġstanbul‟un Fethi adlı tablosunu ve daha Birçok tabloyu satın alır. 1820′de Türk gücüne baĢkaldıran Balkanların yaĢadığını, Avrupalılar hemen romantik bir baĢkaldırı teması olarak iĢlemeye baĢlayınca, Delacroix da bu olayın anısına Sakız Katliamı tablosunu yapar ve bir trajedi sahnesine kendi tarzını yansıtır. Daha sonra antik kıyafetlerden etkilenerek, Antik Yunan konulu birçok resim yapar. Bazen de, Türklerden kaçan anne ve çocuklarını resmeder. Delacroix, 1827′de “Misselonghi Harabeleri Üzerindeki Yunanistan” adlı tablosunu tamamlar. Resimde, bir kadın taĢlar arasından zorla ilerlemeye çalıĢırken görülür. Tüm bu resimlerde en çok dikkat çeken Ģey, asıl vurgunun kadınlara yapılmıĢ olması. Kadınlar da çıplaklıklarıyla, baĢkaldırı-romantizmerotizm üçlüsünün ilginç bir sentezini sunarlar Paris ayaklanmasından sonra, ressamın yaptığı yüzler, jestler ve kıyafetler hem Yunan baĢkaldırısına, hem de barikatlara aittir. Bu iki tema, birbiri içinde eriyerek baĢka bir biçime dönüĢür. ĠĢte tüm bu anlamların ıĢığı altında Delacroix, Halka Önderlik Eden Özgürlük adlı tablosunu tamamlar ve bir sonraki yaz sergiler. Delacroix‟in bu resmi, sol ve sağ görüĢlüler arasında değiĢik tartıĢmalara neden olur. Daha çok aristokratik bir damardan gelen 48

Delacroix, resimlerinde devrimi anlatsa da, devrimci biri değildir. Sağ ve sol kesimin en çok üzerinde durduğu nokta, öndeki karakterlerin görünümü ve söz konusu çıplak kadın olur. Tablo, genel resim kurallarına katı bir biçimde bağlı kalınarak yapıldığı ve yüzeyi siyah bir pudrayla hafif dumanlaĢtırıldığı için, özgürlük resmi adına zevksiz bir resim olarak algılanır. 1831 Salonu‟nda sergilenen Özgürlük, dönemin içiĢleri bakanı tarafından, Luxemburg Müzesi‟nde sergilenmek üzere satın alınır. Ġki yıl sonra, tablonun konusu fazla politik bulunduğu için yine aynı salona geri verilir, oradan da ressama iade edilir. 1848′de Louvre Müzesi tabloyu yeniden ister. 1852′de Ġkinci Ġmparatorluk tabloyu sakıncalı bulur ve depoya kaldırır. Üç yıl sonraysa, uluslararası bir sergi için yeniden ortaya çıkarılır. Bu arada Delacroix resimde bazı değiĢiklikler yapmıĢtır. Büyük olasılıkla, mücadelecilerin baĢlarındaki boneleri biraz daha kırmızılaĢtırmıĢ, böylece devrimci görünümlerini daha da güçlendirmek istemiĢ. Yeniden tablonun genel planına dönecek olursak, ilk planda yer alan figürlerin çarpıcı, sert ve etkileyici olduğu son derece açık. Burası resmin en dramatik bölgesini oluĢturuyor. Ġkinci plansa, gerilimin yansıdığı bölge. Arkadaki plandaysa karakterlerin biçimi ve belirsizliği, resme derinlik katıyor. Üç ayrı tuval ve üç dramatik bölge Bu üç planın oluĢturduğu kompozisyon, merkezde Ģekillenen üçgen bir biçime sahip. Kadının tuttuğu bayraktan itibaren açılan üçgen, ilk plandaki dramatik sahneyi geniĢleyerek içine alıyor. Karakterlere ait gövde duruĢlarının yönü, birbirini izleyen güçlü bir ritim yaratıyor. Tablo bu büyüklüğüyle gerçekte üç farklı tuvalin birleĢtirilmesiyle yaratılmıĢ. Tablonun gerçeği bu üç tuvale ait izleri hala taĢıyor. Delacroix‟in oldukça ilginç bir tuval tekniği var. Sanatçı, açık renkli bir fon üzerine önce ince uçlu bir fırça yardımıyla karakter ve figürlere ait taslakları çizer. Bunu yaparken önce kahverengi bir pigment kullanır, daha sonra asıl renkleri uygulardı. Uzmanlarca yapılan teknik analizler, tablo üzerinde üç tür resimsel madde kullanıldığını ortaya çıkarır. Birincisi, kalın olmamak kaydıyla taslak çizimi için kullanılan bir madde. Ġkincisi koyu ve gölgeli renkler. Ressam, çoğu detay için ya da gölge formu için kahverengiyi kullanmıĢ. Üçüncüsüyse, yeniden uygulanmıĢ bazı renkler. Kadına ait bone, resmin hazırlık aĢamasında açık bir renge sahipken; ardından, önce sarıya yakın bir kat, ardından kırmızı bir kat, ardından bej renkli bir kat, ardından mavi ve gri karıĢımı bir kat, ardından sarıya yakın bir kırmızı kat, ardından turuncu bir kat ve son olarak vernikli bir kat uygulanmıĢ. Yapılan analizler, tabloda küçük bir miktar kadmiyum kullanıldığını ortaya çıkardı. Ancak kadmiyum sarısı, resmin tamamlanıĢından 20 yıl sonra görülmez olmuĢ. Temelde ressam, Veronese ve Rubens gibi büyük ustalardan etkilenmiĢ. Bu sayede sadece birkaç pigmentten yola çıkarak çok renkli gri tonlar elde etmeyi baĢlarmıĢ. Bu resme uygulanan renkler açık renklerden çok, koyu tonlardır. Ressam öncelikle açık ve kapalı tonların karĢıtlığı üzerinde durur. Aynı bölgede, ya da dar bir figür üzerinde birbiri ardına sıralanmıĢ ıĢık-gölge karĢıtlığını görmek mümkün. Resmin sağ üst kısmı açık; sol alt kısmı koyu ve kapalıdır. Ve her iki bölümün iç kısmında açık ve koyu bölgeler, kendi içlerindeki kontrastı sürdürürler. Delacroix aynı zamanda renklerin kütlesel azlığı ve çokluğu üzerine kurulu bir kontrast yaratmak istemiĢ. Hemen hemen her bölgede çok fazla sayıda renk kullanmıĢ, özellikle tamamlayıcı renklere ağırlık vermiĢ. Ġki tamamlayıcı renk, renk çemberi içinde iki karĢıt bölgeye konmuĢ. Birbirine yakın duran komĢu renkler arasında bile gözle görülür bir karĢıtlık söz konusu. Küçük bir renk üzerinde yapılan değiĢimde, ya da bir figürün çevresindeki renk değiĢiminde, ressam birbirinden farklı birçok karıĢım elde etmeyi baĢarmıĢ. Genel sahnenin doruk noktasında, bayrakta kullanılan mavi ve kırmızı; birbirine uç noktada karĢıt biçimde kullanılmıĢ olsa da, gerçekte iki renk birbirlerinin tamamlayıcısı değildir. Buna karĢın bu iki rengin oluĢturduğu bütün, fondaki rengin tamamlayanıdır. Bayrağın turuncu kırmızısı, mavi MonarĢi ve devrim renklerini taĢıyan Fransız bayrağı yeĢil karıĢımı gökyüzünde dalgalanırken; gerçekte turuncu ve kırmızı birbirinin tamamlayanı olarak görülür. Ressamın bu renkleri ve bayrağı tesadüfen kullanmadığı çok açık. Zira Delacroix için bayrağın yansıttığı imgeler koca bir tarih demekti. Paris‟te yaĢanan ayaklanma sırasında ressam, dostu Dumas‟la karĢılaĢır ve ona, Nötre Dame‟m tepesine bir bayrak dikmek istediğinden söz eder. Bu durumdan da anlaĢılacağı gibi bayrak, Özgürlük temasında baskın bir Ģekilde iĢlenmiĢ. Kadının elindeki ve Nortre Dame‟m tepesindeki bayrak; mavi, 49

MEDYATABLET 2018 MART
Kobilife Mart 2018
MEDYATABLET 2017 MART
MEDYATABLET 2018 AĞUSTOS
Broj 2 - mart 2007.pdf - Siepa