Views
8 months ago

menakıbnamelerin özellikleri

43 düşünceleri

43 düşünceleri Celâleddin Rumî’nin şiirlerinde açıkça görülebilir. 238 Ayrıca bu düşünceler, Mevleviliğin kendine has ritüellerini anlamlandırmada kullanılmıştır. 239 İbnü’l Arabî öğretisinin Bektaşiler üzerindeki etkisi, panteist görüşlerin etrafında belirginleşmiştir. Vahdet-i vücud öğretisindeki “Tanrı’nın ve evrenin birliği”, Bektaşi dervişler arasında “Tanrı’nın insana hulûlü” şekline bürünebiliyordu. 240 Öyle görünüyor ki, hulûl ve vahdet-i vücud anlayışlarının sentezi sonucu Bektaşi çevrelerde farklı bir tipte “veli” figürü oluşmuştur. Bu durumun menakıbnamelerdeki “veli” karakterine olan tezahürüne dikkat etmemiz gerekir. Sufiler arasında “Şeyh-i Ekber” olarak adlandırılan İbnü’l Arabî’nin mutasavvıflar ve sufi eserleri üzerindeki etkisi dikkatle incelenmelidir. Özellikle menakıbnamelerde mevcut “veli” figürünün şekillenmesindeki rolü önemlidir. Şeyh-i Ekber, Tanrı’nın ilahi misyonunun insanda tecellisine kendisini de örnek vermiştir. Yaptığı seyahatleri bu misyonun içerisinde görmüş; dahası Tanrı’dan öğrendiklerini insanlara aktarması hususunda ilahi bir görevi olduğunu ifade etmiştir. 241 İbnü’l Arabî’nin “vahdet-i vücud” anlayışına göre, hakikati sorgulamada başarılı olan veliler Tanrı’nın ilahi misyonunun insanda tecelli eden örneklerine mazhar olabilir. 242 Zira kendisini de Tanrı’dan öğrendiklerini insanlara aktaran bir vasıta olarak görmektedir. 243 Şeyh Selahaddin’in imtihanı geçmek için verdiği cevapta da benzer bir anlayışı görmek mümkündür. Mevlana Şems’in “O hâlde yâr nerededir?” sorusuna verdiği cevaba bakalım: “Körsün, görmüyorsun!”, “Gözün yok ki onu göresin; yoksa başından tırnağına kadar hepsi O’dur.” 244 Verilen bu cevaplarda da vahdet-i vücud öğretisinin Tanrı ve âlemi aynileştiren bakış açısını yansıttığı ileri sürülebilir. “İmtihanı geçme” işlevinin sünni ve heterodoks menakıbnamelerde farklı şekillerde işlendiğine dair veriler elde edilebilir. Ayrıca Mevlevi menakıbnamelerinde, işlevin Mevlevi inancını yansıtan izlerini (vahdet-i vücud gibi) yakalamak mümkün görünmektedir. Bektaşi menakıbnamelerinde ise hulûl kavramının etkisiyle gelişen panteist özelliklere sahip “veli” figürü, keramet motifleriyle kendini göstermektedir. Öyle görünüyor ki “imtihanı geçme” işlevi menakıbnamelerde inanca dair izleri yakalamak için kullanışlı bir işlevdir. 238 Jonathan Berkey, “İslam”, The New Cambridge of Islam, Cambridge, 2010, s. 57. 239 Berkey, a.g.m., s. 57. 240 Resul Ay, “Ortaçağ Anadolu’sunda bilginin seyahati: Talebeler, âlimler ve dervişler”, Tarih ve Toplum, Sayı:3, 2006, s. 43. 241 Ay, “Ortaçağ Anadolusu’nda…”, s. 38. 242 Krstic, a.g.e, s. 40. 243 Ay, “Ortaçağ Anadolusu’nda…”, s. 38. 244 Eflaki, a.g.e, s. 147.

44 Kahraman Muhtaçlara Yardım Eder (Yardım Etme) Kahramanın muhtaçlara yardım etmesi, menakıbnamelerde ayrı bir anlam ifade eden eylem olduğundan bu eylem de işlev dizinine dâhil edildi. Bu yardımın gerçekleşme şekli ihtiyaca, menakıbnamedeki anlatı düzenine ve menakıbnamede vurgulanan inanç yapısına göre değişebilir. Aç olanları doyurmak, ihtiyacı olanı koruma altına almak, maddi yardımda bulunmak sık görülen “yardım etme” şekillerindendir. Böylece velilerin toplum içerisindeki rollerinden biri vurgulanmış olur. İşlev bu rolün kendisidir. Olağanüstü hâlleri konu edinen birçok anlatıda kahramana cömertlik ve yardımseverlik özellikleri atfedildiğinden bu işlevin izlerine veya kaynağına birçok anlatı türünde rastlayabiliriz. Ayrıca tasavvufta velilere yüklenen “peygamberlerin varisi olma” rolü de, işlevin menakıbnamelere aksetmesinde etkili olabilir. Zira toplumda peygamberlere yüklenen rollerden biri de muhtaçlara yardım etmeleridir. “Yardım etme” işlevi kahramanı “yüceltme” amacına hizmet etmektedir. Söz konusu işlev anlatı içerisinde farklı menakıbnamelerde farklı konumlarda bulunabilmektedir. Örneğin Abdal Musa Velayetnamesi’nde son kısımlarda yer alırken, Makâlât-ı Seyyid Harun’da ilk kısımlarda yer almıştır. Abdal Musa Velayetnamesi’nde, Abdal Musa’nın gemiyle gelen kırk bin aç leşkeri (askeri) keramet ile doyurması anlatılır. Burada Abdurrahman Güzel’in ifadesiyle “az yiyecekle çok kişiyi doyurma” motifi kullanılmıştır. 245 Bu motife dinî anlatılarda rastlayabiliriz. Örneğin Hz. Muhammed Ebu Talha’nın evine kalabalık bir grupla gittiğinde, Ebu Talha evdeki yemeğin yetmeyeceğinden korkar ve endişe eder; ancak yemek bereketlenir ve misafire yeter. 246 Ayrıca Ocak, “az yiyecekle çok kişiyi doyurma” motifini Kitab-ı Mukaddes’te ve menakıbnamelerde yer alan ortak motifler içerisinde değerlendirmiştir. 247 Kaygusuz Abdal Menakıbnamesi’nde, Abdal Musa’nın etrafındakileri veba illetinden koruması da anlatılır. 248 245 Güzel, Abdal Musa..., s. 115-116. 246 Güzel, Abdal Musa..., s. 116. 247 Ocak, Kültür Tarihi… s. 78. 248 Güzel, Kaygusuz Abdal..., s. 134.

TÜRKIYE-NATO İLIŞKILERI
Herkese
Cevap Anahtarı1
Katalog Baskı 2
Atasözleri
2015 Sunum - Son Hali
TEST_Lancia Musa.indd - Avto Magazin
tunnel14
İSMMMO
Lapseki Bülten
Cilt1
2017’DE
Gündem Güncel
İNTERMOB’DAYDIK!
Yakışmıyor!
REFORMVAAT_CHP
64-65
Terörle Mücadelede
Tefekkür
Hacı Bektaş-ı Veli
KLONLAMA
22_goktugsonmez
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ
AĞUSTOS 2013
Toraks Bülteni Aralık 2017
MATEMATİ1
0112116_BN009_Stratejik-%C4%B0leti%C5%9Fim_s1
Randevu
satışoyunları katalog.
f