Andrews’ Deri Hastalıkları Klinik Dermatoloji

ilkekalkan

Papovavirüs Grubu

407

fanjit/sellülit nadir bir komplikasyondur. Plantar siğiller için

toplam 14 U almış olan bir hastada, kamçı tarzında bir ürtiker,

ardından da bleomisinin karakteristik kamçı tarzındaki pigmentasyonu

ortaya çıkmıştır.

Siğillerin cerrahi olarak çıkarılması etkili bir tedavi olabilir

ancak siğilin ve çevresindeki derinin tam olarak hasarlanması

bile, siğilin tekrar etmeyeceğinin bir garantisi olamaz. Cerrahi

yöntemler, daha konservatif yaklaşımlara dirençli siğiller için

saklanmalıdır. Pulsed dye lazer tedavisinin, kriyoterapiye benzer

etkinliği vardır. Pulsed dye lazer tedavisiyle, CO2 lazer tedavisiyle

olandan daha az toz bulutu (viral partikül içeren) oluşur.

Kullanılan akıma bağlı olarak, tedavi, hastaların üçte ikisinde

anestezi olmaksızın yapılabilir ancak bir miktar ağrı olur.

Enerji ayarı, kullanılan alete bağlıdır. İnce lezyonlar için enerji,

7 J/cm2 kadar düşük olabilirken, daha hiperkeratotik olanlar

için 15 J/cm2 kadar yüksek olabilir. Kısa bir atım süresi (0.45

ms) en etkilidir. Beş veya 7 mm’lik bir atım çapı kullanılır ve tedavi,

görülebilir siğilin 2 mm uzağına kadar genişletilir. Tedaviden

hemen sonra deride gri-siyah bir renk değişikliği olur, 10-14

gün içinde eskar gelişir. Tedavi, her 2-4 haftada bir tekrar edilir,

5 sefere kadar tedavi gerekli olabilir. İmmün sistemi sağlam hastalarda,

dirençli siğiller için yanıt oranları % 70 ile % 90 arasında

değişir. CO2 lazer, lokal anestezi gerektirir, sikatrise yol açar

ve tırnak distrofisine sebep olabilir. Etkinliği, dirençli siğillerde,

% 56 ile % 81 arasındadır. Potansiyel olarak enfeksiyöz bir toz

bulutu oluşur. Çift frekanslı Nd:YAG ve 532-nm KTP lazerlerin

de etkili oldukları bildirilmiştir ancak bunların kullanımı için

daha az kanıt vardır. % 20 aminolevulinik asit sürüldükten 5 saat

sonra geniş-bant kaynaklarıyla (400-700 nm, 50 mW/cm2) irradyasyon

verilerek yapılan fotodinamik tedavi, dirençli siğiller

için % 55 ile % 75 oranında bir iyileşme sağlar. Üç haftalık aralıklarla

birkaç tedavi gerekli olabilir. Tedavi sırasında şiddetli

ağrı olabilir ve bu ağrı 24 saate kadar sürebilir, bu nedenle bu tedavinin

çocuklarda kullanımı sınırlıdır.

Oral simetidinin, 30-40 mg/kg/gün dozunda, belki de immünmodulatuar

etkileri nedeniyle, anekdotal olarak, sıradan siğillerin

iyileşmesine yol açtığı bildirilmiştir. Ancak, tek ajan olarak

kullanılığında, hem çocuklarda hem de erişkinlerde etkinliği,

plaseboya benzer şekilde düşüktür (% 30). Ancak, diğer yöntemlere

ek olarak kullanıldığında yararlı olabilir veya dirençli

siğillerin tedavisi için kullanılabilir. Siğile lokalize ve radyofrekans

ile yapılan veya etkilenen kısmın sıcak banyo içine sokulması

ile yapılan ısı tedavisinin etkili olduğu bildirilmiştir. 43°C

ile 50°C’de (107.6-122° F) 15 dakika süreyle veya daha yüksek

derecelerde 30 saniye kadar kısa süreyle tedavi kullanılmıştır.

Haşlanmadan kaçınmak için çok dikkatli olmak gereklidir. Dirençli

olgularda, oral asitretin veya isotretinoin de kullanılabilir.

Siğiller için hipnotik öneri veya hipoanaliz konusu, Shenefelt tarafından

derlenmiştir.

Yerel ve intralezyonel ajanlarla immünoterapi, siğil tedavisinin

en büyük desteği olmuştur. Sadece siğilin yok edilmesi değil,

siğilde oluşturulan immün reaksiyonun, siğile karşı yaygın

ve kalıcı bir bağışıklığı da indükleyecek olması umut edilir. Sık

olarak kullanılan ajanlar topikal dinitroklorobenzen, skuarik

asit dibütil ester ve difensipron, ayrıca, intralezyonel kandida

veya kabakulak antijenidir. Hastalar, önce, topikal ajanlarla

uzak bir alanda duyarlılaştırılır (genellikle üst kolun iç kısmı)

veya ajan ilk olarak doğrudan siğillere uygulanabilir. İki tedavi

yaklaşımı da kullanılmaktadır ve etkinlikleri karşılaştırılmamıştır.

Bazı hekimler topikal ajanları, ofiste daha yüksek konsantrasyonlarda

(% 2-5) ancak sadece 2 haftada bir veya daha uzun

aralıklarla uygularlar. Diğerleri, hastalarına, her gün evde kullanacakları

ilaçları daha düşük konsantrasyonda (% 0.2-0.5) başlayacak

şekilde verirler. Çoğu durumda ajanlar aseton içinde çözünürler.

Tedavi edilen siğilin, uygulama sonrası 24 saat süreyle

kapalı tutulması gereklidir. Eğer reaksiyon çok şiddetli olursa,

uygulanan ajanın gücü azaltılmalıdır. Siğilde hassasiyet olması,

tedavi konsantrasyonunu düşürme gereksinimine işaret

edebilir. Siğiller 1-2 hafta içinde iyileşmeye başlar ancak ortalama

olarak, 2-3 ay veya daha fazla süreyle tedavi gerekir. İntralezyonel

kandida antijeni için tedaviler haftada bir tekrarlanır.

Bu üç topikal duyarlılaştırıcı ve intralezyonel kandida antijeni

injeksiyonu için toplam kür oranları % 60 ile % 80’dir. Tedavinin

yan etkileri içerisinde lokal kaşıntı, lokal ağrı ve hafif bir ekzematöz

dermatit yer alır. Topikal immünoterapiyle, hastaların çoğunun

aktivitelerinde veya fonksiyonlarında bir sınırlama olmaz.

Sikatris oluşumu bildirilmemiştir.

Küçük serilerde veya tek tek olgular şeklinde, imikuimodun,

sıradan siğiller için etkili olduğu bildirilmiştir. Günde 2 kere

kullanılmak üzere, 24 haftaya kadar tedavi (ortalama 19 hafta)

ile hastaların % 27’sinde siğiller iyileşmiştir. İmikuimodun

sıradan siğillerdeki etkinliği, kriyoterapiden veya topikal immünoterapiden

belirgin olarak daha az gibi gözükmektedir ve

çok daha pahalıdır. Sıradan siğillerin veya plantar siğillerin tedavisinde

imikuimodun rutin kullanımı önerilemez. Çaresiz

durumlarda topikal sidofovir kullanılmıştır.

Plantar Siğiller

Genelde plantar siğiller, tedavinin her şekline karşı, sıradan siğillere

göre daha dirençlidirler. İlk basamak tedavi genellikle, sıvı,

film ya da flaster formunda salisilik asitin günlük kullanımı

şeklindedir. Başarısızlık durumunda, kriyoterapi veya kantaridin

uygulaması, tek başına veya kombinasyon şeklinde denenebilir.

Plantar siğilleri kriyoterapi ile tedavi ederken, ikinci bir

donma-çözünme siklusu yararlı olur. Yukarıda tartışılmış olan

bleomisin enjeksiyonları, laser tedavisi veya topikal immünoterapi,

dirençli olgularda uygulanabilir. Siğilin, koter veya künt

disseksiyon ile cerrahi olarak yok edilmesi, sikatris oluşturmayan

tekniklerin başarısız olduğu durumlar için saklanmalıdır

çünkü plantar bir sikatris kalıcı biçimde ağrılı olabilir. CO2 lazer

de plantar sikatrislere yol açabilir.

Genital Siğiller (Verruka anogenitalis)

Genital siğiller,

en sık cinsel yolla bulaşan hastalıktır. ABD ve Avrupa’da

cinsel-aktif genç erişkinler arasında, bazı gruplarda, duyarlı

PCR teknikler kullanılarak, % 50’ye varan enfeksiyon oranları

saptanmıştır. Cinsel-aktif genç erişkinlerde yaşam boyu enfeksiyon

riskinin % 80 kadar yüksek olabileceği tahmin edilmektedir.

ABD’de, yeni genital siğil enfeksiyonu olgularının yıllık sayısı 1

milyona yaklaşabilir. Çiftlerden birinde HPV enfeksiyonuna ait

kanıt olması durumunda, çoğunlukla diğer eş de aynı anda enfekte

bulunur. Ancak bulaşma riski bilinmemektedir. Genital

HPV enfeksiyonunun büyük çoğunluğu ya subkliniktir ya da

latenttir. Subklinik ve latent enfeksiyonun enfektivitesi ne yazık

ki bilinmemektedir. Genital siğillerin tedavisini izleyerek ortaya

çıkan “rekürrenslerin” çoğundan, büyük olasılıkla, subklinik ve

latent enfeksiyon sorumludur. Erkeklerdeki HPV enfeksiyonunu

belirlemek için kullanılan metodoloji daha az doğru olduğundan

ve HPV enfeksiyonunun majör komplikasyonunu- servikal

kanser, kadınlar yaşadığından, HPV enfeksiyonu oranları

ve epidemiyoloji hakkındaki hemen hemen tüm veriler, kadınlarda

yapılan çalışmalardan elde edilmektedir.

More magazines by this user
Similar magazines