Views
1 month ago

OCUK GELİŞİMİ

106 ANNE BABALAR

106 ANNE BABALAR ÇOCUĞUNUZLA YETİŞİN bana anlatacağın konu neydi. Şimdi bol vaktim var ve seni merakla dinliyorum.” Diyerek sözünüzü tutmanız çocuğunuzun size olan güvenini sarsmamış olursunuz. Ancak “Git işim başımdan aşkın senin çocukluklarını dinleyemem!” diyerek terslerseniz çocuğunuza değersizlik hissi ekmekten ve özgüvenini sarsmaktan öteye gitmez. Ergenlikte ve daha da ilerleyen zamanlarda aynı tepkilerle karşılaşmanıza sebep olacaktır. Ne ekerseniz onu biçersiniz. …. Unutmayın, bu dünyada en güvende olacağınız, sırtınızı her zaman güvenle dayayabileceğeniz öncelikle ilk ve tek yer ailenizdir. Ebeveyn çocuk ilişkisinde iletişim problemleri Çocuk ve gençler, gelişim dönemlerindeki hızlı geçiş ve değişimlerin etkisiyle çoğu zaman, büyüklerinin isteklerini ilk söylediklerinde yapmazlar. İlerleyen zaman diliminde keşke yapsaydım sözleri söylenir. Ama bu sözler zamanında söylenmez. Çocuğunuz, istediğinizi yapmadı diye onu azarlamaya veya eleştirip cezalandırmaya kalkmayın. Bunun birçok sebebi vardır. Çocuklar; her yaşta, her olayda, kendi gelişim dönemlerine göre ayrı bir nedenle konuştuklarımıza kulak vermezler. İşte bunu bilerek, bazı isteklerimizi öfkelenmeden çeşitli yollar deneyerek çocuklara ulaştırmaya çalışmalıyız. Bir anne veya baba olarak, sözünüzü fazla dinlemeyen, sorumluluk almaktan kaçan, kafasına estiği gibi yaşayan bir çocuğa tahammül etmek gerçekten çok zor bir durumdur. Çocuğun tavır ve davranışları bize çok zor gelse de, bağırmadan, cezalandırmadan veya şiddet uygulamadan onlara yaklaşmalı ve olumlu davranmalıyız. Yetişkinlerden en çok duyduğumuz yakınmaların başında, çocuklarla yaşanan iletişim problemleri ilk sırada ter alıyor. Genellikle de baba biraz fazla duyarsız, anne ise aşırı kaygılı

ÇOCUĞUN RU VE KARAKTER GELİŞİMİNDE ANNE BABA 107 oluyor. Çocuğun her hareketini gözlemek, attığı adımları kontrol altında tutmaya çalışmak, çocuğu kazanmak ve nitelikli bir iletişimin kurulması yönünde faydadan çok zarar verir. Ebeveynler olarak çocukluk dönemini yaşayıp geride bırakmış olan yetişkin bireyler olduğumuzu çabuk unutuyoruz. Onların geçtiği dönemleri sanki hiç yaşamamış, hatalar yapmamış gibi davranırız. Bizler, yaşayarak öğrenme tecrübe ve süreçlerinden geçmiş olmanın artısını yaşarken, onlar biz yetişkinlerin deneyimlerini yaşamadıkları için bizim bazı öngörülerimize, tavsiyelerimize çoğu zaman inanmayabilir ve anlamayabilirler, hatta anlamlandıramayabilirler. Bunun için kendi bildiklerini ısrarla yapmaya çalışırlar. Bizler makul, mantıklı ve onların anlayacağı yaklaşımlarla iletişim kurmazsak, kendimizden daha çok uzaklaştırırız ki, bu uzaklaşmanın telafisi kolay kolay mümkün olmaz. Bu yüzden, kırmadan, küstürmeden, uzaklaştırmadan, olumlu yaklaşımlarla iletişim kanallarını her daim açık tutmalıyız. Eğitim, seminer ve bireysel çalışmalarda öğrencilerin en çok yakındığı konuların başında, büyükleri tarafından sürekli kontrol edildikleri, nadiren de aşırı duyarsız davrandıkları yönünde yakınmalarla karşılaşıyoruz. Korumacı tavırlar, attıkları her adımı, yaptıkları her hareketi kontrol etmeler, hata yapmalarına müsaade etmemeler vb. tavırlarla güya onların iyiliği adına takındığımız tavır ve davranışlar, onların ileriki yaşamında faydadan çok zarar verebilmektedir. Biz ebeveynlere düşen görev çocuklarımıza güvenmektir. Yeri geldiğinde düşse de yanında olup, destek olmaktır. “Yanındayım, sen başarırsın, sana güveniyorum” diyerek destek olmaktır. Bizler de nice deneyimler yaşayarak bu günlere geldik. Onlar da bazı deneyimlerden geçecek ki, hayata güçlü bir şekilde hazırlanabilsinler. Tamamen sessiz ve duyarsız mı kalacağız? Tabii ki duyarsız kalmayacağız. Onları koruyup kollayacağız diye, hiç hata yapmalarına, hatta düşmelerine bile müsaade etmiyoruz. Anne-babalar ve ebeveynler olarak, elbette takip edeceğiz, kontrol edeceğiz, gerektiğinde, gerektiği zamanlarda, ikazları-