Views
3 months ago

OCUK GELİŞİMİ

154 ANNE BABALAR

154 ANNE BABALAR ÇOCUĞUNUZLA YETİŞİN “Bugün, vicdanımı rahatlatacak ve babamı da mutlu edecek bir şey yapmak istiyorum. Öyle bir şey ki, beni, şu veya bu arkadaşıma, kardeşime, öğretmenime veya başkalarına sevdirsin. Beni huzur içinde yaşatsın.” Tabii, bu isteğini yerine getirebilmen için Tanrı’ya yalvarıp sana güç vermesini dilemelisin. “Tanrım, ben iyi, asil, kibar, açık sözlü ve yürekli biri olmak istiyorum. Bana yardım et! Akşam yatmadan önce, annem beni son kez öperken ona: bu gece öptüğün çocuk, dün gecekinden daha iyi ve daha dürüst. Bugün daha iyi kalpli, diyebilmem için bana kuvvet ver, benim yüzümü kara çıkarma!...” Hayatında daima gerçek alemdeki ölümsüz Enrico’yu canlandır ve dua et. Çocuğunu dua ederken gören bir annenin bundan daha büyük bir zevk alacağını ve ne kadar mutlu olacağını tahmin edemezsin. Sen dua ederken, senin sesini duyan, seni gören bir kuvvetin varlığına inanıyor, acılar karşısında daha dirençli oluyor, sana bağlanıyor ve ölümü korkusuzca bekliyorum. Tanrı büyüktür ve bağışlayıcıdır. Tanrı’ya yalvar çocuğum. Bunun için hepimiz yalvaralım. Birbirimizi sevelim ve iyi insanlar olalım. Bu güzel inancı hep içimizde besleyip geliştirelim sevgili oğlum.

ANNE BABA EĞİTİMİ ÇOCUĞUN RU VE KARAKTER GELİŞİMİNDE ANNE BABA 155 Zihinsel özürlü çocuğu, otuz beş yaşlarına geldiğinde kendisiyle röportaj yapılan yaşlı anne, oğlu dünyaya geldiğinde neler hissettiğini şöyle anlatıyor: “Bebeğimin normal olmadığını öğrendiğimde ilk verdiğim tepki; “Neden benim başıma geldi? Ben böyle bir şeyi hak edecek ne yaptım?” şeklindeydi. Fakat zamanla anladım ki, sağlıklı bir bebeği hak etmek için de hiçbir şey yapmamıştım. Aslında hiç kimse hak ettiği için sağlıklı ya da hasta bebeklere sahip olmuyor. Bu tamamen ilâhî takdirle alâkalıdır. Bütün anne babalar, sağlıklı, normal bir bebeğe sahip olmak için en içten dualarını ederler. Bir kez de bebek dünyaya geldi mi, o korkular çabucak unutulur, bebek sahiplenilir, onun nadide bir emanet olduğu hatırdan çıkar. Halbuki dünya nimetlerinin en paha biçilmezlerinden olan çocuk, diğer pek çok nimet gibi hak edecek hiçbir şey yapmadan lütfedilmiştir. Böyle bir lütuf karşısında ne kadar şükran hisleriyle dolsak, Yüce Yaratıcımıza teşekkürlerimizi sunsak, azdır. Neslimizi devam ettirme arzusunu içimize koyan, bunu gerçekleştirmek adına bizim için eşler yaratan, evlilik ve ebeveynlik için ihtiyacımız olan duygularla bizleri donatan, anne karnında bebek için güvenli bir yer hazırlayan ve bebeği orada besleyip büyüterek dünya şartlarına hazır hale getiren ve zamanı gelince onu kollarımıza verip, aynı anda annenin sinesini sütle dolduran hep merhameti sonsuz Yüce Yaratıcımızdır. Ana rahmindeki bebeğin eti kemiği, eli ayağı oluşurken bir taraftan da ruhsal yönü, duyguları, iç dünyası yaratılıyor, karekteri, kişiliği belirleniyor. Bir bebek adeta içinde alemler saklı değerli bir hazine olarak kucağımıza veriliyor. Anne babanın, çocuğun dünyaya gelmesindeki işlevine bakınca, onların sadece bir aracı, bir sebep durumunda oldukları anlaşılıyor. Sahip olduğumuz güzellikleri vereni tanımak ve bunu hatırda tutup ona minnet duymak bir kadirşinaslıktır ve güzellik-