Views
5 months ago

OCUK GELİŞİMİ

168 ANNE BABALAR

168 ANNE BABALAR ÇOCUĞUNUZLA YETİŞİN Teyzeler, Halalar, Amcalar, Dayılar Yeğen sevgisi evlat sevgisine benzer ve yeri çok farklıdır. Hele bekarsanız evlat sahibi olmak gibidir. Evli ve çocuk sahibiyse teyzeler, halalar, amcalar, dayılar tecrübelerini dile getirirler ve zaman zaman eğitimine de müdahale etmeye meyil gösterebilirler. Elbette onların da aile büyükleri ve aile üyeleri olduğundan fikirleri alınır danışılır. Ancak son sözü yine anne ve baba olarak bizim vermemiz en doğru ve sağlıklı yoldur. Kuşak Çatışmasının Çocuklar Üzerindeki Etkisi Kuşak çatışmasından kasıt, yetişmekte olan nesil ile, belli bir anlayış ve sosyal bakışı temsil eden yetişkin neslin arasındaki anlaşmazlıklardır.Yetişkin nesil, tarih boyunca kendi gençlik çağını yüceltip, gençleri küçümsemek, onlara hep tepeden bakmak, eleştirmek; bilgisiz, beceriksiz, sorumsuz, haylaz, asi ve eğlence düşkünü olarak görme eğilimindedir. Bu, pek çok bilim insanı ve filozofun yazılarında da görülebilir. Örneğin, Milattan Önce VIII. yüzyılda yaşamış olan Hesiod şöyle demektedir: “Günümüzün gençleri öyle sorumsuz ve uçarılar ki, yarın ülke yönetimini üstleneceklerini düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bize ağırbaşlı olmayı, büyüklerimize saygılı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler ise, ne kural tanıyor, ne beklemesini biliyorlar. Üstelik duygusuz ve düşüncesiz davranıyorlar.” Sokrates de şöyle diyor: “Bugünün gençleri lüks ve gösteriş düşkünü, saygısız, başkaldıran, geveze ve obur yaratıklardır.” Yüzlerce, hatta binlerce yıl önce söylenmiş bu sözler bize hiç de yabancı gelmiyor değil mi? Bu tarz cümleleri bizler anne ve babalarımızdan bol miktarda duyduk, şimdiki gençlik de bizden duymaya devam ediyor. Şu gerçek unutulmamalıdır. Her çağın kendine göre söylemleri vardır. Bizler söylemlerimizi içinde bulunduğumuz çağa göre tanzim etmeliyiz. Sokaktaki olumsuz örneklere bakarak bütün çocukları ve

ÇOCUĞUN RU VE KARAKTER GELİŞİMİNDE ANNE BABA 169 gençleri eleştirmek ve suçlamak da doğru, gerçekçi ve objektif bir değerlendirme yaklaşımı olamaz. Ayrıca; karamsar, olumsuz eleştirel, suçlayıcı ve öteleyici söylemleri bırakıp özümüze, çocukluk yıllarımıza dönelim ve o çocukluk günlerimizi filtrelemeden zihnimizde yaşayalım. O zaman bu günkü gençlere bakışımız değişcektir. Karamsar olduğunuzda; herhangi bir çocuğun sıcaklığını hissedin, onun ellerini tutun. Yüreğinizle yüreğini hissedin. Gözlerinin içine bakın. Orada tarifsiz ve nedensiz mutluluğu, saflığı, duruluğu, temizliği ve umudu göreceksiniz. Değişim ve Gelişime Direnç İnsanların çoğunda, değişim ve gelişime karşı ciddi bir direnç vardır. Orta yaşlarda yoğun olarak başlar, daha çok da yaşlılık düzeyinde yaygın olarak görülür. Buna Neo Fobi de diyoruz. Değişime direnç göstererek; değişimin mevcut, alışılagelmiş yapıyı, işleyen sistemi bozmasının önüne geçileceğine inanılır. Alışılmış ve bilinen yapıdan uzaklaşmaya sebebiyet verdiğinden, değişim ve gelişim olumsuz sonuçlara götürür. Gibi yersiz yanlış bir yargı vardır. Bu direnç ve yargıyla hareket eden ve tavırlar geliştiren kişilere karşı dikkatli olmak, onlarla çatışmak terine, yapıcı ve olumlu iletişim kanallarını kullanmak gerekir. Bu dirençleri oluşturan onlarca ana neden sıralansa da, en çok karşılaşılan sebepler: alışkanlıkların, geleneklerin, örflerin, inançların, maddi refahın, toplumsal yapının, inanç yapılarının değişeceği korkusu gibi. Insan davranışlarını incelediğimizde, çıkan sonuçlardan birisi de şudur. Yaşlılar anılarla, gençler hayalleri ile yaşarlar. Bizler bu bilgiler ışığında yapıcı olmaya özen göstermeliyiz. Gönül köprüleri kurararak sevgiyi, hoşgörüyü, üretmeyi ve paylaşmayı hakim kılmalıyız.