Views
8 months ago

OCUK GELİŞİMİ

178 ANNE BABALAR

178 ANNE BABALAR ÇOCUĞUNUZLA YETİŞİN eden, oralarda yaşayanlara hediyeler götüren bir ailenin, çocuklarına bir eylem zevki yaşatmış olacaktır. Kimsesiz yaşlı insanlara kendi elleriyle hediyelerini sunan bir çocuk, yardımlaşmanın insanî ve sosyal sonuçlarını doğrudan görecektir. Çocuk, o yaşlı insanların gözlerinden, sizin anlatmakta zorluk çektiğiniz nice önemli şeyleri öğrenecektir. Tekerlekli sandalyesinde yaşayan yaşlı bir insana, yardım ve refakat ederek, çevrede gezdiren bir anne, çocuğuna uzun ahlâk öğütleri vermek zorunda kalmayacaktır. Çocuk Hem Öğrenir, Hem Öğretir Öğrenmemiz gereken dersleri çoğu zaman çocuklarımız bize öğretir. Onların korkuları, kanunları, yönetmelikleri yoktur. Özgürce düşünür ve hareket ederler. Bu nedenledir ki onları takip edip, bizler de çok şey öğrenebiliriz. Örneğin gülmeyi... Onlar, mutlu oldukları için değil, güldükleri için mutludurlar. Çocukların öğrenme şekillerini, araştırmalarını oyunlarını, ilgi alanlarını gözlemleyin. Onlar kendi çağlarının şartlarına göre yetiştikleri için, yenilikleri, teknolojiyi, bilgileri bizden çabuk kavrarlar. Bu yüzden bizlerin de onlardan öğreneceği çok şey olduğu gerçeğini unutmamak gerekir. Ebeveyn ile çocuklar arasında kuşak farkı olduğundan kuşaklar arası öğrenilecek pek çok şey vardır. Zaman değiştikçe oyunlar, bilgiye ulaşma yolları, teknoloji, ve daha nice şey gelişmekte olduğundan çocukların doğdukları çağa ayak uydurmaları biz yetişkinlerden daha kolay olmaktadır. Bunun için çocuklarımızla bilgi alışverişinde bulunmak hem iletişimimizi güçlendirecektir, hem çocuklarımızla nitelikli zaman geçirmemize fırsat sunmaktadır. Ayrıca çocuklarımızın bilgi birikiminden faydalanmak onların özgüvenini pekiştirecektir. Hazreti Ali (a.s) buyurmuştur: “Çocuklarınızı kendi zamanınızın âdetlerine göre eğitmekte ısrarcı olmayın; çünkü onlar sizin zamanınızdan başka bir zaman için yaratılmışlardır.”

ÇOCUĞUN RU VE KARAKTER GELİŞİMİNDE ANNE BABA 179 Hikâye TAHTA ÇANAKLAR Süleyman Dede iyice yaşlanmıştı. Gözleri görmüyor, kulakları iyi işitmiyordu. Yemeğini bile doğru dürüst yiyemiyordu. Üstüne başına döküyor, sofrayı kirletiyordu. Bu yüzden gelini de oğlu da ona kızıyorlar, iyi davranmıyorlardı. Evde onu tek seven, küçük torunu Ali idi. Ali dedesine acıyor, babasıyla anasının davranışlarına çok kızıyordu. Bir akşam yemek yiyeceklerdi. Dede, ekmeğe uzanayım derken, kolu tabağına takıldı ve tabağını yere düşürdü. Örtüler kirlendi. Tabak kırıldı. Gelini kızdı, bağırdı. Süleyman Dede, odasına çekildi. Karnı çok açtı ama yiyecek hali kalmamıştı. Ağlıyordu... Allah’a yalvarmaya başladı. “Allah’ım canımı al da kurtulayım, oğluma ve gelinime daha fazla yük olmak istemiyorum” Ertesi gün Ali’nin babası eve elinde tahta çanak ve kaşıklarla geldi. Süleyman dedeyi evin bahçesindeki kulübeye taşıdılar. Artık burada kalacak yemeklerini de burada bu tahta çanak ve kaşıklarla yiyecekti. Ali buna çok üzüldü. “Neden böyle yapıyorlardı” sanki? Bir gün gelecek, onlar da yaşlanacaklardı. Onların da eli ayağı tutmaz olacaktı. Bunu annesine, babasına nasıl anlatmalıydı? Yağmurlu bir gündü. Ali’nin annesi babası evdeydi. İşe gitmemişlerdi. Ali, birkaç tahta parçası ge-