Views
6 months ago

OCUK GELİŞİMİ

212 ANNE BABALAR

212 ANNE BABALAR ÇOCUĞUNUZLA YETİŞİN Sevgili anne babalar, bu mektubu bir de çocuğunuzun size yazdığını düşünün. Ölüm sadece biz yetişkinlere yok. Onlara gereksiz yere bağırmadan, azarlamadan önce bir dakika sonra hayatta olmayabileceğini hep aklınızda bulundurun… böylece aceleyle kırıcı söz söylemekten sakınmış olursunuz. Ödül ve Ceza Ödül ve ceza eğitimin olmazsa olmazıdır. Bu konuda, çok şey söylendi, yazıldı. Hâlâ da söylenmeye ve yazılmaya devam edilmekte ve edilecek de. Genel olarak ödül, bir teşvik aracı olarak ele alınırken; ceza, disiplin sağlamak, kötü davranışı engellemek ve iyi davranışı zorla yaptırmak amacıyla kullanılmaktadır. Eğitim yöntemi olarak ödüle eğitimcilerin çoğu olumlu bakarken; cezaya olumlu bakış açısından tamamen yanlış olduğuna ve eğitim yöntemi olamayacağını söyleyenlere kadar değişik anlayışta olanlar vardır. Ödül ile ceza sürekli karıştırılmakta ve dozu bir türlü tam olarak ayarlanamamaktadır. Ödül ile cezanın eğitimde nasıl kullanılabileceğine dair bazı hususları paylaşmak gerekirse; Ödül: Ödül veya mükafat, iyi bir iş, hizmet veya başarıdan dolayı verilen şey; iyiliği iyilikle karşılama anlamlarına gelmektedir. Ödül verirken, dikkat edilecek ana ilke şudur: Ödül, bir ödevi yaptırmanın amacı değil, yapılan iyi bir işin, iyi bir hareketin hoş bir karşılığı olmalıdır. Yani çocuğa normalde yapması gereken bir görevi yaptırmak için onun önüne yaldızlı ödüller konmamalıdır. Her olumlu hâl, hareket, davranışını da ödüle boğmak da oldukça yanlış bir davranıştır. Ödül, ancak göze batacak derecede yapılan iyi bir şey üzerine verilmelidir. Çocuk, iyi şeyi, ödül beklediği için değil, ödülün iyi şeyler üzerine kendiliğinden geldiğine inanmalı ve buna göre hareket etmelidir. Ceza: Ceza, suç, kusur veya yanlış yapan kişiye uygulanan yaptırım demektir.

ÇOCUĞUN RU VE KARAKTER GELİŞİMİNDE ANNE BABA 213 Çocuğa verilecek ceza, onu körelten, pasifleştiren ve kinleştirici değil, ders almasını, disipline olmasını sağlayacak yönde ve tarzda olmalıdır. Ödül de olmalı, ceza da olmalıdır. Ama her iş, eylem gibi, burada da denge önemlidir. Fazla ödül çocukta, pragmatizm, bencillik, şımarıklık, karşıyı kullanma, çıkar uğruna iş yapma ve her işte ödül vetakdir edilmeye yönledirebilir. Bu durum bir süre sonra doyumsuzluğa iter ve mutsuzluğa sebebiyet verir. Çocuk yaptığı her olumlu iş, davranış, eylem, vb. durum dan sonra ödül beklememeli. Ödülün iyi şeyler üzerine kendiliğinden geldiğine inanmalı ve buna göre hareket etmelidir. Cezanın da sadece şiddet vb uygulamalar olduğunu düşünmemeliyiz. Bir çocuk için bazen en büyük ceza onun çok istediği bir oyuncağı almamak da olabilir. Elbette cezaya başvurmadan sorunları konuşarak onun durumu anlamasını sağlamak çocuğumuzun ileriki yaşamında da kolaylıklar sağlayacaktır. Ceza ile terbiye etmeye kalkışmak tavsiye edilebilecek bir yol değildir. Ceza verilmesi durumunda altının çizilmesi gereken nokta şudur. Yapılan bir yanlıştan sonra cezanın çocuğa değil davranışına olduğu söylenmelidir. Her şartta onu seveceğinizi, ancak kötü davranışının da cezasız kalmayacağını öğretmek en doğru yöntemdir. Bu sayede çocuk davranışının yanlış olduğunu anlar ve kin beslemez. Çocuk eğitiminde cezai yöntem olarak dayak “Kızını dövmeyen dizini döver, dayak cennetten çıkmadır, dövmeden çocuk yetiştirilmez” gibi cümleler kurarak, çocuğun yanlışları karşısında onu döverek, canını yakarak, kişiliğini, düşüncelerini yararlayarak ceza verme yöntemi pedagojik olarak kesinlikle doğru bir yöntem değildir. . Dünya toplumlarında dayakla cezanın hâlâ kullanılmakta olduğunu görmekteyiz. Halbuki, yapılan tüm araştırmalar gösteriyor ki, dayakla olumlu sonuçlar elde edelim derken, telafisi mümkün olmayan yıkımlar olmaktadır. Örneğin, ailede başvurulan dayak cezasının, çocukta telafisi

ÇOCUK-İSTİSMARINA-YÖNELİK-RAPOR