Views
8 months ago

OCUK GELİŞİMİ

220 ANNE BABALAR

220 ANNE BABALAR ÇOCUĞUNUZLA YETİŞİN “Akıllıca bir iş yaptığını sanıyorsun, öyle mi”, “düşüncesiz, aptal”, “Böyle aptalca bir şeyi nasıl yaparsın?”, “Sende hiç akıl yok mu?” gibi sözler, çocuğun kendine güvenini, benlik duygusunu yıkan sözlerdir. “Bir kişiye kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur.” atasözünde bir kimsenin bilinç altına sürekli telkinle bir takım inançlar ve duyguların yerleştirilebileceği vurgulanmıştır. Çocuğumuzun nasıl olmasını istiyorsak öyle sözlerle hitap etmeliyiz. Sürekli “akıllı oğlum, çalışkan kızım, iyilik sever yavrum, cömert kızım, çalışkan oğlum, aslan oğlum, temiz kızım, nazik çocuğum, kaymak kızım, bal oğlum” sözlerini duyan çocuk, zamanla bu sözlerin içini de doldurup, söylenilen rolleri ve sıfatları benimseyecektir. Bu konuda Dr. Masaru Emoto’nun bilinen bir deneyini yapabilir ve sonucunu gözlemleyebilirsiniz. Deneyi özetleyecek olursak; üç kavanoza eşit miktarda pirinç koyup üzerini su ile doldurup ilk kavanoza “seni seviyorum, çok güzelsin,” ikinci kavanoza “senden nefret ediyorum, iğrençsin,” yazılı birer etiket yapıştırılır. Sonuncusuna etiket yapıştırılmaz. İlk iki kavanoza bir ay boyunca her gün sabah akşam üzerlerinde yazılı olan sözcükler söylenir. Üçüncü kavanoza dokunulmaz, ilgisiz bırakılır. Bir ay sonra; ilk kavanozdaki pirinçler söylenen sevgi sözcüklerinin etkisiyle bembeyaz ve sağlıklı bir biçimde büyürken, ikinci kavanozdaki pirinçler nefret söyleminin etkisiyle küçülür ve simsiyah olur. Son kavanozdaki pirinçler ise beyazlıklarını kaybetmezler ama yer yer küflü, yer yer yosun tutmuş bir hal alırlar. Bu deney sözcüklerin suya ve hücrelere etkisini gösteren çok ama çok önemli sonuçlar içeriyor. Pirinç gibi cansız bildiğimiz ürünler bile sözlerden etkilenirken insanoğlunun üzerindeki etkisini düşünmekte yarar var. Kullandığımız dil, ifade ve hitap şeklimiz ietişim kalitemizi ve aldığımız sonuçları doğrudan etkiler. Şu ana kadar, eğitimlerime katılan, bireysel danışmanlık yaptığım binlerce öğrencimde gördüklerime göre; suçlamak,

ÇOCUĞUN RU VE KARAKTER GELİŞİMİNDE ANNE BABA 221 dışlamak, emir vermek, aşağılamak, vb. durumlar faydadan çok zarar vermektedir. Anne veya babası; yatma, oturma, tembel, aptal vb hiap şekileri ile, ders çalış dediği için zevkle ve iştahla kalkıp ders çalışan hiç bir kimseyle karşılaşmadım. Kıyaslama yapma Ailelerin, eğitimcilerin hepsinin bildiği ama en çok yaptığı yaklaşım hatalarından biri kıyaslamadır. Kıyaslama yapıcı olmaktan çok, yıkıcı sonuçlar doğurur. Kıyaslama yapmak hem yetişkinler, hem de çocuklar için aşırı stres oluşturan, hatta davranışları olumsuz yönde değiştiren ve olumsuz sonuçlara götüren bir durumdur. Anne babanın veya çocuk üzerinde etkili herhangi bir büyüğün çocuğu başkaları ile kıyaslaması, onu aşırı sıkıntıya sokacaktır. “Bak falan şunları başarmış sen niye yapamadın?” “Kardeşin şöyle yapıyor sen de yapsan.” “Ahmet hep yüksek not alıyor sen alamıyorsun” “Ayşe şöyle yapıyor sen neden yapmıyorsun” gibi mesajlar, çocuklar için olumlu mesajlar değildir. Bu türlü mesajlar çocuğa “Sen yetersizsin.” “Onlar daha iyi, ama sen iyi değilsin.” mesajını vererek çocuğun öz güveni konusunda sıkıntılara girmesine neden olur. Kıyaslama yapılmak çocuk için ciddi bir mutsuzluk kaynağıdır. Düzenlediğimiz eğitim, seminerlerimize katılan veya birebir çalışma yaptığımız öğrencilerin, anne ve babalarından yana en çok dertli oldukları konular içinde ilk sıralarda yer alan şikâyetlerden birisi de, sürekli olarak kendilerini başkaları ile kıyaslamalar yer alıyor. Çocuklarımızın mutsuzluklarını artırmamak, ilgisini dağıtmamak, moralini bozmamak ve asi olmasını engellemek için kesinlikle kıyaslama yapılmaması gerekir. Kıyaslama yapmak yerine, onları olduğu gibi kabul etmek, her insanın farklı özelliklerinin olduğu gerçeğini kabul ederek, iyi örnek olmak, sorgulamak yerine sorular sorarak yönlendirmek onların gelişimi açısından daha faydalı olacaktır.