Views
7 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA Fakat bu dönemde, Türk-İngiliz ilişkilerini asıl etkileyen ve çekişmeye neden olan konu Musul sorunu idi. İngiltere, I. Dünya Savaşı içerisinde, müttefikleri ile yapmış olduğu gizli anlaşmalarla Filistin, Ürdün ve Irak’ı kendisine almış; Suriye, Musul ve diğer bazı bölgeleri Fransa’ya bırakmıştı. Fakat Musul ve civarının Doğu ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması yönünden önemi ve zengin petrol kaynaklarının bulunması bakımından, burasını, Fransa’ya bırakmak istememiştir Bu nedenle, savaşın sonlarında Musul’u ele geçirmek için girişimlerde bulunmuş, fakat bunda başarı sağlayamamıştı. İngiltere, Türklerin elinde bulunan Musul’u, ancak Mondros Mütarekesinin 7. maddesine dayanarak, 15 Kasım 1918’de işgal etmişti. Buna karşılık Türkiye, 28 Ocak 1920’de ilân edilen Misâk-ı Millî’de, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi sırasında, Türk sınırları içerisinde kalan toprakları Türk vatanı saydığından, Musul’u da sınırları içerisinde görüyordu. Lozan Barış Konferansı’nda, Türk-Irak sınırının çizilmesi konusu görüşülürken, İsmet Paşa, Musul’un Türkiye’ye verilmesini istemiş, İngiliz temsilcisi Lord Curzon ise, işgalleri altındaki Musul’un Irak sınırları içinde kalması hususunda ısrar etmiştir. Türk temsilcisinin Musul’un geleceğinin tayin edilmesi için plebisit yapılması hususundaki önerisi de, İngiltere tarafından reddedilmiştir. Musul sorunu, Türk-İngiliz ilişkilerini gerginleştirdiği gibi, konferansın çalışmasını da tehlikeye düşürecek bir şekle dönüşünce, iki taraf bu sorunun çözümünü konferanstan sonraya bırakmayı kabul ettiler. Bunun üzerine, Lozan Antlaşması’nın 3. maddesinin 2. fıkrasında, Türkiye ile Irak arasındaki sınırın dokuz ay içerisinde Türkiye ile İngiltere arasında barışçı yollarla saptanması öngörüldü. Ayrıca, belirlenen zaman içerisinde, iki devlet arasında bir anlaşma sağlanamazsa, anlaşmazlık Milletler Cemiyeti’ne sunulacaktı. İngiltere, 5 Ekim 1923’de, Türkiye’ye başvurarak, Lozan Antlaşması’nın bu maddesine göre, Musul sorunun görüşülmesine başlanmasını istedi. Yapılan görüşmeler sonucunda da, Türkiye ile İngiltere arasında, 19 Mayıs 1924’de, İstanbul’da, Haliç Konferansı toplandı. Ancak, burada da taraflar, Lozan Konferansı’ndaki isteklerinde ısrar ettiler ve konferans, bir sonuç almamadan 5 Haziran 1924’te sona erdi. Türkiye, yine Musul ve civarının Türk sınırları Sayfa 102 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA içerisinde kalmasında direndi. İngiltere ise, buna yanaşmadıktan başka, Hakkârı ilinin yarısını da istedi. İngiltere, Haliç Konferansı sırasında olduğu gibi, Konferans’tan sonra da anlaşmazlık konusu olan Türk-Irak sınırında karışıklık çıkarmaya çalıştı 59 . Bunlar da Türkiye-İngiltere ilişkilerini iyice gerginleştirdi. Bundan sonra İngiltere, sorunu Milletler Cemiyeti’ne götürdü. 20 Eylül 1924’de de Cemiyet konuyu görüşmeye başladı ve sonuçta, sorunu incelemek üzere tarafsızlardan meydana gelecek bir Komisyonun kurulmasına karar verdi. Bunun üzerine Macar, Belçikalı ve İsveçli’den meydana gelen bir Üçlü Komisyon kuruldu ve bu 13 Kasım 1924’de göreve başladı. Komisyon, incelemelerin sonucunda hazırladığı raporu, 16 Temmuz 1925’de Milletler Cemiyeti’ne verdi. Bu raporda, Musul’da plebisit yapılmasının imkânsız olduğu ileri sürülerek, Musul’un Irak’ın bir parçası sayılması ve Irak’ın 25 yıl süre ile İngiliz mandası altında kalması tavsiye edilmekteydi. Ayrıca, Mu-sulun Irak’a bırakılmasının en iyi çözüm yolu olduğu bildirilmekteydi. Komisyonun, İngiltere’nin istekleri doğrultusunda aldığı bu tavsiye kararları ve önerileri, Türkiye tarafından tepkiyle karşılandı ve Cenevre’deki Türk temsilcileri geri çekildi. Buna karşılık, İngiltere’nin etkili olduğu Milletler Cemiyeti Konseyi, 16 Aralık 1925’te, Türkiye’nin bütün çabalarına, karşı koymalarına rağmen ve Türkiye’nin gıyabında, Üçlü Komisyon’un tavsiye kararlarını aynen kabul etti. Ayrıca, Cemiyet Konseyi’nin Türkiye-Irak sınırı hakkında verdiği kararın taraflar için bağlayıcı olduğu açıklandı. Milletler Cemiyeti’nin, Musul’u Irak’a bırakma kararı, Türkiye’de büyük tepki uyandırdı ve İngiliz aleyhtarlığını daha arttırdı. Fakat Türkiye, üyesi dahi olmadığı, ancak siyasî bir kuruluş olan ve İngiltere’nin en nüfuzlu üyesi bulunduğu Milletler Cemiyeti’nin bu kararına karşı bir şey yapmadı. Başlangıçta direttiği halde, daha sonra tutumunu yumuşattı. Çünkü uzun ve yıpratıcı bir savaştan çıkmıştı. İçeride çözüm bekleyen birçok sorunu vardı. Ayrıca, Fransa ve İtalya’nın da, İngiltere gibi, Türkiye’den istekleri bulunuyordu. Üstelik dış politikada yalnızlık içerisindeydi. Bu durum, Musul sorunu sırasında Milletler Cemiyeti’nde açıkça görülmüştü. 59 Hakkâri ve dolaylarında Nasturî, Çapakçur’da Şeyh Sait isyânları. Sayfa 103 / 174