Views
2 weeks ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA Bu iç ve dış nedenlerin sonucu olarak da Türkiye, İngiltere ile görüşmeye yanaştı. Sonuçta Türkiye, İngiltere ve Irak arasında, 5 Haziran 1926’da, Ankara’da, Sınır ve İyi Komşuluk Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre; Türkiye ile Irak arasındaki sınır, esas itibariyle Milletler Cemiyeti’nin aldığı karara uygun olarak, yani Musul Irak’ta kalacak şekilde olacaktı (Madde 1). Taraflar, sınır bölgesinde birbirleri aleyhinde hiç bir propaganda örgütüne ve toplantıya izin vermeyecekti (Madde 12). Irak Hükümeti, Antlaşma’nın yürürlüğe girmesinden itibaren 25 yıl süreyle, petrolden elde edeceği gelirin %10’unu Türkiye’ye verecekti (Madde 14). 5 Haziran 1926 Antlaşması’nın yapıldığı gün, taraflar arasında teati edilen ve Antlaşma’nın bir parçası sayılan notalarla, Antlaşmanın 14. maddesine şöyle bir ek hüküm getirilmiştir : “Antlaşma’nın yürürlüğe girmesinden itibaren 12 ay içinde, Türkiye Hükümeti, 14. maddede öngörülen %10 hissesini sermayeye çevirmek istediği takdirde, Irak Hükümeti’ne haber verecek, Irak Hükümeti de 30 gün içinde, bu maddenin yerini almak üzere, Türkiye’ye 500.000 İngiliz lirası ödeyecektir”. Böylece, Musul sorunu dolayısıyla Türk-Irak sınırı, İngiltere’nin istediği ve Milletler Cemiyeti’nin kararlaştırdığı şekilde çizilerek çözümlenmiş oldu. Bundan sonra Türkiye ile Irak arasındaki ilişkiler olumlu yönde gelişme gösterdi. Fakat Türk-İngiliz ilişkileri bir süre daha soğukluğunu korudu ve ancak 1929’dan itibaren gelişmeye başladı. Türkiye-İngiltere yakınlaşması ise, diğer Avrupa devletleri tarafından farklı şekilde karşılanmakla beraber, Türkiye’nin bu devletlerle ilişkilerinde yeni gelişmelere yol açtı. 3.Türkiye-Sovyet Rusya İlişkileri: Türkiye Kurtuluş Savaşı’nı sürdürdüğü sıralarda, Sovyetler Birliği de hemen hemen aynı devletlerle mücadele halinde bulunuyordu. Bu da iki devleti birbirine yaklaştırmıştı. Bunun sonucunda da, 16 Mart 1921’de, Moskova’da Türk-Sovyet Dostluk Antlaşması imzalanmıştı. Sovyetler Birliği, Lozan Barış Konferansı sırasında da Türkiye’yi İngiltere ve Fransa’ya karşı desteklemiş ve Boğazlar üzerinde mutlak Türk egemenliği tezini savunmuştu. Sayfa 104 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA Lozan Antlaşması’ndan hemen sonra, Türkiye’yi en çok uğraştıran ve zorlayan Musul anlaşmazlığı sırasında, İngiltere’nin ve Milletler Cemiyeti’nin tutumu Türkiye’yi Sovyetler Birliği’ne daha çok yaklaştırdı. I. Dünya Savaşı’nın yenen devletleri ile Almanya’yı birbirine yaklaştırmak amacıyla, 1 Aralık 1925’de, Locarno Antlaşması’nın yapılması Sovyetleri de Türkiye’ye yaklaştırmıştır. Çünkü bu antlaşma Almanya’yı Sovyetler’den uzaklaştırmıştı. Sovyetler, Avrupa’da meydana gelen bu yeni gruplaşmayı kendilerine yönelmiş bir hareket olarak görmüşlerdi. Bu sırada da Milletler Cemiyeti, 16 Aralık 1925’de, Musul hakkında Türkiye aleyhine kararını verdi. Bu gelişmeler ise iki devleti birbirine daha çok yaklaştırdı. Bunun sonucunda, 17 Aralık 1925’de, Paris’te, Türk-Sovyet Tarafsızlık ve Saldırmazlık Antlaşması imzalandı. Buna göre; a. Taraflardan biri aleyhine bir veya birkaç devlet tarafından bir saldırı olursa, diğer taraf birinci devlete karşı tarafsızlığını koruyacaktı. b. Taraflardan her biri diğerine karşı her türlü tecavüzden kaçınacak, bir veya birkaç devlet tarafından diğeri aleyhine yönelen bir ittifaka veya siyasî nitelikte bir antlaşmaya, aynı şekilde diğer devletler tarafından girişilecek düşmanca hareketlere katılmayacaktı. c. Antlaşmanın süresi üç yıl olacaktı. Bu sürenin sona ermesinden altı ay önce bir tarafça feshedilmediği takdirde antlaşma bir yıl uzatılmış sayılacaktı. İki tarafın çıkarları göz önünde tutularak yapılan bu antlaşmadan sonra, iki devlet arasında politik ve ekonomik ilişkiler gelişme yoluna girmiştir. Ancak, bu dönem içinde Türkiye ile Sovyetler Birliği ilişkilerinde bazı görüş ayrılıkları da ortaya çıkmıştır. Türkiye, başlangıçtan itibaren Sovyetlerle ilişkilerini komünizmden ayrı olarak düşünmüş ve buna göre davranmıştı. Nitekim Türkiye’de komünistlere karşı alınan önlemler ve Osmanlı borçlarının tasfiyesi için Türkiye’nin Batılılarla yaptığı anlaşma Sovyetler tarafından hoş karşılanmamıştır. Çarlık Rusyası’nın borçlarını tanımayan Sovyetler Birliği, bir emsal yaratılmasını sakıncalı saydıkları için, Türkiye’nin de kendileri gibi hareket etmesini istemiştir. Diğer taraftan, 1925 Antlaşması imzalandığı sırada Türkiye ile Sovyetler Birliği Milletler Cemiyeti’nin üyesi değillerdi. Musul soru- Sayfa 105 / 174