Views
3 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA olarak çizmek üzere, antlaşmanın imzalanmasından bir ay sonra bir karma komisyonun kurulması kararlaştırılmıştı. Lozan Antlaşması da, bu hükümleri teyit etmişti. Bununla beraber, karma komisyon ancak Eylül 1925’de kurulabildi ve sınırların çizilmesinde anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Bunun üzerine, Türkiye ile Fransa arasında, Suriye sınırı konusunda, Şubat 1926’da, doğrudan görüşmeler başladı. 18 Şubat 1926’da da Ankara’da, iki devlet arasında “Dostluk ve İyi Komşuluk” sözleşmesi adını alan bir anlaşma yapıldı. Bununla Türkiye ile Fransa, aralarındaki anlaşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemeyi esas almaktaydılar. Ayrıca, buna ekli protokollerle Türkiye Suriye sınırı çizilmekte ve Fransa, Türkiye lehine bazı sınır düzeltmeleri yapılmasını kabul etmekteydi. Ancak bu sözleşme, parafe edilmekle beraber, Fransa tarafından hemen imzalanmadı. Bunun nedeni Türkiye ile İngiltere arasında Musul uyuşmazlığının sürmesiydi. Fransa, San Remo Antlaşması’na göre İngiltere’yi destekliyordu. Bu bakımdan Türkiye Musul konusunda Milletler Cemiyeti’nin aldığı kararı kabul etmeye yönelince, Fransa da, Türkiye ile İstanbul’da,30 Mayıs 1926’da “Dostluk ve İyi Komşuluk” sözleşmesini imzaladı. Bundan sonra, sözleşmeye göre, tarafsız bir başkanın yönetiminde bir Türk-Fransız karma komisyonu kurularak, Cizre-Nusaybin sınırının saptanması için çalışmalara başlandı. Fakat bu konuda da anlaşmazlık çıktı. Ancak Haziran 1929’da her iki tarafı memnun edecek bir çözüm bulunabildi. Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkileri etkileyen diğer sorun da Osmanlı borçlarının ödenmesi konusu idi. Osmanlı borçları konusu, aslında yalnız Fransa’yı değil, birçok ülkeyi de ilgilendiriyordu. Fakat Osmanlı İmparatorluğu’nun vermiş olduğu ayrıcalıklardan, yani kapitülasyonlardan en çok yararlanan devlet Fransa idi. Aynı zamanda Fransa, Osmanlı İmparatorluğu’nun en çok borçlandığı devletti. Bu nedenlerle, Osmanlı borçları en çok Fransa’yı ilgilendiriyordu. Nitekim bu konuda, Lozan Barış Konferansı’nda Türkiye’nin karşısına en çok çıkan devlet de Fransa olmuştu. Lozan’da Osmanlı borçları sorununa bir çözüm yolu bulunamamış ve bu borcun Türkiye tarafından ödenme şeklinin, alacaklılarla Türkiye arasında yapılacak görüşmelerle saptanması kararlaştırılmıştı. Sayfa 108 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA Bundan sonra Türkiye ile çoğunluğunu Fransızların teşkil ettiği alacaklılar arasında, 1926 yılının ilk aylarında görüşmelere başlandı. Fakat bir sonuca varılamadı. Sonuçta, 13 Haziran 1928’de, Paris’e, Türkiye Büyükelçisi ile “Osmanlı Düyûn-u Umûmîyesi adına hareket eden kimseler” arasında bir anlaşma imzalandı. Bununla ödenecek borcun miktarı ve ödeme şekli bir esasa bağlandı. Böylece de, Osmanlı Düyûn-u Umûmîyesi’ne son verilmiş oldu. Fakat anlaşmada öngörülen borcun ödenmesinde, Türkiye, özellikle 1929 dünya ekonomik bunalımından sonra güçlüklerle karşılaştı. Bu da Türk-Fransız ilişkilerini tekrar olumsuz yönde etkiledi. Ancak yapılan görüşmeler sonucunda, Türkiye ile alacaklılar adına hareket eden kimseler arasında, 22 Nisan 1933’de, Paris’te yeni bir sözleşme imzalandı ve bununla borçların ödenmesi daha uygun koşullara bağlandı. Böylece, Türkiye ile Fransa arasında anlaşmazlık konuları çözüm yoluna girmiş oldu. Bu da, Türkiye ile Batılı devletler arasında yakın ilişkilerin gelişmesine yol açtı. 5.Türkiye-İtalya İlişkileri: İtalya, iç sorunları ve müttefikleriyle olan ilişkileri sonucunda, Mondros Mütarekesi ile girdiği Anadolu topraklarından askerlerini geri çekmiş ve bir süre Anadolu üzerindeki isteklerinden vazgeçmişti. Bu da, Türkiye ile İtalya arasında iyi ilişkilerin kurulmasına yol açmıştı. Ancak, 1922’de, Mussolini’nin iktidarı ele geçirmesinden sonra, İtalya yeniden genişleme ve yayılma politikasına başladı. Mussolini’nin, “Büyük İtalya, Bizim Deniz, Akdeniz” gibi sloganlarla ortaya çıkması, uluslararası alanda olduğu gibi, Türkiye’de de endişe uyandırdı. Bu arada İtalya, Adriyatik kıyıları ile yakından ilgilenmeye başlamış ve Musul bunalımı sırasında Fransa gibi İngiltere’yi desteklemiştir. Hatta 1925’de, Türkiye’nin Musul’u kuvvet yoluyla almak istemesi halinde, İtalya’nın da Anadolu’ya asker çıkaracağı söylentileri dolaşmaya başlamıştı. Bunlar da Türkiye’de, İtalya’ya karşı duyulan güvensizliği çoğaltmıştı. Musul sorununun çözümlenmesi üzerine, 1926’dan itibaren, Türkiye’nin İngiltere ve Fransa ile arasının düzelmeye başlaması, Türk-İtalyan ilişkilerini de etkilemiştir. Diğer yandan, İtalya’nın Arnavutluk’u etkisi altına alması Yugoslavya’da endişe uyandırmış ve bu devlet Fransa ile bir ittifak imzalamıştır. Fransa ise, Orta Av- Sayfa 109 / 174