Views
2 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA niyetindeydiler. Nitekim 12 Mayıs’ta İngilizlerle imzaladığımız işbirliği antlaşmasında bu niyetin az çok belirtileri göze çarpıyordu. Hatay’ın Anavatana Katılması Bu arada, Atatürk’ün sağlığında kurulan bağımsız Hatay Devleti’nin Türk yöneticileri, 29 Haziran’da Meclisi olağanüstü toplantıya çağırarak Türkiye’ye ilhâk kararı aldılar. Ertesi gün toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu kararı onayladı. 23 Temmuz 1939’da törenle Hatay’daki Fransız bayrağı indirilerek yerine Türk bayrağı çekildi. Her an patlak vermesi beklenen savaş öncesinde Hatay’ın sınırlarımıza katılması, Ankara’ya derin bir nefes aldırmıştı. II. Dünya Savaşı’nın Başlaması (1 Eylül 1939) Dünyayı kana boğacak büyük savaş, 1 Eylül 1939 günü Alman ordusunun Polonya’ya girmesiyle başladı. Çok geçmeden, Fransa, İngiltere ve İngiltere’ye bağlı ülkeler Almanya’ya karşı savaş durumunda bulunduklarını açıkladılar. Savaşın başladığı günlerde tarafların ilk hesapları, Türkiye’nin vakit kaybetmeden savaşa itilmesi yolundaydı. Sık sık buluşan Fransız ve İngiliz başbakanları, Türkiye’den, kara, deniz ve hava üsleri istemeyi düşünüyorlardı. Ayrıca Türkiye’nin İtalya’ya karşı savaşa girmesi için her fırsatı kullanacaklardı. Yapılan hesap, Avrupa’daki Alman ordularının bir kısmını doğuda açılacak yeni cephelerle oyalamak, yıpratmaktı. Dünyada bu gelişmeler olurken, Türkiye’de 1939 yılının bitmesine yakın, 27 Aralık gecesi Erzincan depremi meydana geldi. Son elli yılda yer yüzünde meydana gelen en ağır 15 deprem arasında kabul edilen bu depremde Türkiye 40 bin vatandaşını kaybetti. Türkiye, II. Dünya Savaşı başladığında, savaşın dışında ve tarafsız kalarak, toprak bütünlüğünü korumayı amaç edinen bir dış politikayı esas almış bulunuyordu. Fakat Türkiye’nin jeopolitik durumu ve öneminden dolayı, savaş süresince Mihver ve Müttefik Devletler Türkiye’yi kendi yanlarında savaşa sokmak için büyük çabalar harcadılar ve baskılarda bulundular. Ancak her iki taraf da istediği sonucu alamadı ve Türkiye savaşın sonlarına kadar tarafsız kal- Sayfa 134 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA mayı başardı. Bununla beraber Türkiye, savaşın başlarından itibaren güvenliğini sağlamak üzere, her iki taraf ile çeşitli diplomatik ilişkilerde bulunmaktan geri kalmadı. Türkiye, II. Dünya Savaşı’nın başlayıp, hızla geliştiği ilk günlerde, her iki blok ile olan iyi ilişkilerini bozmamak istiyordu. Fakat yukarıda belirtildiği gibi, 1939 yılında, Avrupa’da ve Orta Doğu’da meydana gelen gelişmeler üzerine Batılı devletlerle bir yakınlaşma içerisine girmişti. Sovyet Rusya’nın da buna katılacağını ummuştu. Türkiye’nin bu hareketi Almanya ve İtalya tarafından sert tepkiyle karşılanmıştı. Bu sırada Sovyetlerle, İngiliz ve Fransızlar arasında görüşmeler yapılıyordu. Türkiye de bu görüşmelerle olumlu sonuca varılacağını umuyordu. Görüşmeler kısa süre sonra kesildi. Diğer yandan, 23 Ağustos 1939’da Alman-Sovyet Dostluk Anlaşması’nın yapılması, Türkiye için yeni ve beklenmedik bir politik durum meydana getirmişti. Türkiye, Sovyetlerle silâhlı bir çatışmaya sürüklenmek istemiyordu. Bu arada ise Türkiye ile İngiltere ve Fransa arasında sözleşme görüşmeleri yeniden başlamıştı. Bu bakımdan iki blokla da dostluğu sağlamlaştırmak istiyordu. Bu sırada Sovyetler de, Türkiye ile bir anlaşma yapmak için Türk Dışişleri Bakanını Moskova’ya davet etmişlerdi. Bu davet üzerine Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu, Sovyet yöneticileriyle görüşmek üzere 25 Eylül 1939’da Moskova’ya gitti ve 17 Ekim’e kadar burada kaldı. Bu sırada Alman Dışişleri Bakanı da Moskova’ya geldi. Şükrü Saraçoğlu ile Sovyet yöneticileri arasında yapılan ilk görüşmeler olumlu geçti ve Türk temsilcileri, Sovyetlerle bir sözleşme yapmak için gerekli koşulların tamamlanmış olduğunu sandılar. Ancak tam bu sırada Sovyetler Birliği, Montreux Sözleşmesi’nin hükümlerinde kendilerinden yana değişiklik getirecek maddeler öne sürdüler ve sözleşmeye Almanya için rezerv koymak istediler. Sovyetler Birliği’nin, Almanya’nın da etkisiyle, Türkiye’ye yaptığı bu istekler özetle şöyleydi: a. Boğazların ortak savunulmasına dair bir anlaşmanın yapılması, b. Montreux Boğazlar Sözleşmesinde, Karadeniz’de kıyısı bulunmayan devletlerin savaş gemilerine Boğazların Sayfa 135 / 174