Views
7 months ago

atailke

Atatürk İlkeleri ve

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA yönünden devlete, gerektiği zaman her türlü aracı kullanabilme yetkisi sağlıyordu. Kısacası Türkiye hem savaşa girmek istememiş, hem de ateş sıçrarsa, diye tedbir almıştı. Hatta savaş ortamında bile Almanya’ya 96 milyon liralık bakır ve krom göndermiş, karşılığında gerekli savaş malzemesi almıştık. Bu da müttefikleri kızdırıyordu. Türkiye bu alış-verişi yapmak zorundaydı çünkü Türkiye’yi kendi saflarında savaşa çekmek isteyenler Türkiye’ye yardımdan kaçıyorlardı. Kısacası, tarafsız bir politikayla, kime nazımız geçerse, ondan alışveriş yapıyorduk ve bunu da herkese uygun bir dille anlatmaya çalışıyorduk. Köy Enstitüleri (17 Nisan 1940) Köy Enstitüleri, ilkokul öğretmeni yetiştirmek ve Türk köylerinin cehâlet ve maddî geriliğinin kısa zamanda giderilmesi amacıyla 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılmış okullardır. Tamamen Türkiye’ye özgü olan bu eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde milli eğitim bakanı olan Hasan Ali Yücel bizzat yönetmiştir. Köy Enstitüleri’nin kuruluş kanunu meclisten geçirilirken de beklendiği kadar ilgi ve hevesle karşılanmadığı ortaya çıkmıştır. Tek parti yönetimi dönemi olmasına rağmen kanun 278 oyla meclisten geçmiş, 148 milletvekili oylamaya katılmamıştır. Köy Enstitüleri’nin temelindeki fikir kızlı erkekli köy çocuklarını devlet hesabına okutmak, Enstitü’den mezun olduktan sonra onları, köylülere ve köy çocuklarına daha iyi tarım metodları ve sağlık bilgisi öğretmek üzere köylere göndermekti. Köyün toplumsal hayatına karışıp, köylülerle kaynaşabilmeleri için Enstitü mezunu öğretmenlere gittikleri köyde toprak ve ev veriliyordu. 1948 yılında Türkiye’de şehir merkezlerinden uzak ancak tren yollarına yakın, toprakları tarım yapmaya elverişli 21 bölgede Enstitüler kurulmuştur. 1950 yılına gelindiğinde bu Enstitülerin mezun ve öğrencilerinin sayısı 25 bine ulaşmıştı. Köy enstitülerinin bazı eksiklikleri de elbette vardı. Meselâ beş yıllık öğretim devresi öğrencilere, köy hayatının karışık sosyal ve ekonomik problemlerinin hakkından gelebilmek için gerekli formasyonu veremiyordu. Enstitü mezunlarının bir kısmı, gerçeklerle ve köy problemlerinin çözümü ile uğraşacak yerde kendilerini teorik tar- Sayfa 142 / 174

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ders Notları Öğr. Gör. Ali YAYLA tışmalara ve siyasî spekülâsyona vakfetmiş bir köy eliti oldular. Öte yandan Mezunların nerede ise hayatları boyunca köy öğretmeni kalmaya mecbur olmaları kendilerinde gadre uğradıkları ve hor görüldükleri duygusunu yarattı, bu da şehirle köy arasındaki farklar daha da derinleştirdi. Her şeye rağmen şunu söyleyebiliriz ki, Türkiye’deki en orijinal eğitim projesi Köy Enstitüleridir. Tarlada ve sınıfta, fedakârlık ruhu içinde pratik eğitim gören Enstitü mezunları, köylerdeki cehalet, yoksuluk, taassub ve köhne geleneklere karşı yeni rejimin açtığı savaşta kendilerini bu rejimin sancak taşıyıcıları ve temsilcileri sayıyorlardı. Birçok kız Enstitü mezunu gönderildikleri köyün öğretmeni, ebesi ve sağlık memuru olmuş, zaman içinde köy hayatının vazgeçilemeyen bir parçası haline gelmişlerdir. Köy Enstitüleri’nin ifade etmeye çalıştığımız bu özellikleri, özü bakımından, demokratik gelişmelerden ve komünizmin yarattığı korkudan faydalanarak hâkimiyetlerini yeniden kurmak yolunda olan muhafazakârların dinî, mistik, zihniyetiyle çelişiyordu. Cumhuriyet idaresinin henüz devrimci bir karaktere sahip olduğu dönemlerde, “şarklı” diye isimlendirilen bu zihniyete Atatürkçüler devamlı olarak hücum etmişlerdi. Fakat iktisadî gücün, siyasî iktidarın ele geçirilmesi bakımından gitgide önemli bir rol oynaması, bazı orta sınıf çevrelerine siyasî bir kuvvet sağlamış, bu kuvveti ellerine geçirenler toplumun ilerici niteliğini kendi zihniyetlerine uygun olarak, muhafazakâr-dinî bir tutum lehine değiştirmek fırsatını ele geçirmeye başlamışlardı. Köy Enstitülerinin öğrencilerine kazandırdığı akılcı ve analitik tutumun köylüleri de etkileyerek onları sosyalist görüşlere doğru götüreceğinden korkuluyordu. Köylerin kötü sosyal ve ekonomik durumları karşısında, bu görüşlerin de sınıf mücadelesi doğuracağından korkuluyordu. Böylece, “sol”culuğun yarattığı korku istismar edilerek, Enstitülerde bir ara görülmüş bazı komünizm olayları da bahane edilerek Enstitülerin başlıca ilerici özelliklerine saldırılmağa başlandı. Nitekim Hasanoğlan ve Hamidiye Köy Enstitüleri’nde cereyan eden iki komünizm propagandası olayını esas tutarak Enstitülerin ders programının ehliyetli öğretmen yetiştirmeğe elverişli olmamanın yanında tehlikeli ideolojilere yer verdiği ileri sürüldü. Bu şikâyetler sonucunda Enstitülerde karma eğitim kaldırılarak kız öğrenciler iki Sayfa 143 / 174